Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Sivil toplum kuruluşlarını anla(ya)mamak

10.12.2018 12:39

 Kıymetli dostlar, sendikal seçim süreçlerimiz nedeniyle uzun bir ara vermek zorunda kaldığım köşe yazılarıma yeniden dönüş yapabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Ülkemizdeki siyasi muhalefet algısının toplumsal hafızalarımıza kazımaya çalıştığı yeni nesil muhalefet modelinin yerel yansımalarını yaşadığımız bir seçim sürecini alnımızın akıyla geride bıraktığımız için Rabbime hamdediyorum.


 Yoğun mesai harcadığımız bu dönemimizde yeteri kadar üzerine düşemediğimiz ve belki de sesimizi yüksekçe duyuramadığımız sorunlar yaşanmadı değil elbette. 1992 yılında ilk tohumu atılan koca bir çınarın köklerine sımsıkı tutunarak, güçlünün değil haklının yanında yer alan duruşumuz ile birlerimizi bin, binlerimizi yüzbinler yaparak, önümüze koyulan engelleri disipliner bir çalışma anlayışıyla aşan bir teşkilatın mensubu olarak, yaşanan sorunları seslendirmeye ve sorunların çözümü noktasında önerilerimizi sunmaya bundan sonra da devam edeceğiz.

 

 Son dönemlerde özellikle atanmışların yönetim anlayışlarına, söylemlerine ve faaliyetlerine baktığımız zaman, dikkatlerimizden kaçmayan ve ülkemizin içinde bulunduğu bu puslu ortamda tedirginlik yaratan bir durumla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz maalesef. Yerelde ilimiz genelde ise ülkemiz adına kaygı verici bir durum olan sivil toplum kuruluşlarını anlayamamak hastalığı yavaş yavaş bazı bürokratlarımızı bir sarmal gibi sarmakta ve benlik duygularıyla hareket ederek hata yapmalarına sebebiyet vermektedir.


 Sivil toplum kuruluşlarının ülkemizdeki rolünü anlayabilmek için 28 Şubat sürecini iyi okuyabilmeliyiz. Millet olarak karşısında dimdik durduğumuz 15 Temmuz sürecinde bertaraf ettiğimiz darbe girişiminin, sivil toplum kuruluşları marifetiyle vücut bulmuş ve amacına ulaştırılmış şekliydi 28 Şubat. "Bin yılda kendilerine gelemezler artık" sloganlarının çığırtkanlığını yapanların tarihe gömülmelerinde ve bugünlere gelmemizde siyasi iradeye en büyük desteği verenler de sivil toplum kuruluşları olmuştur.


28 Şubat sürecinde de, 17-25 Aralık operasyonlarında da, 15 Temmuz kanlı darbe girişiminde de sahaya inerek haksızlıkları tüm gücüyle haykıran; kamusal alan garabetiyle uygulanan başörtüsü zulmünün sona erdirilmesi, katsayı adaletsizliğinin ortadan kaldırılması gibi demokratikleşme adına, milletimizin gasp edilmiş haklarının geri alınması için kelle koltukta mücadele veren sivil toplum kuruluşlarının, kaos seviciler tarafından ve uşaklıklarını yaptıkları emperyalistlere ülkemizi teslim etmeye çalışan gruplar tarafından anlaşılamamasını kabul ederim lakin, bu süreçlerde mağdur olduğunu iddia eden ve bugün belirli makamlarda olanların, bizim gibi hiçbir virajda savrulmayan yoluna dimdik devam eden sivil toplum kuruluşlarını anlayamamalarını hazmedemem.


Coğrafyamızdaki dinamikleri göz ardı ederek, sivil toplum kuruluşlarını ve siyaseti hiçe sayarak mesafe kat etmeye çalışanlar tarih boyunca abad olamamışlardır. İstişarede hayır vardır düsturundan uzak olanlar hata yapmışlardır ve hata yapmaya da devam edeceklerdir. 2002 Türkiye'sinin karanlık ve puslu ortamında kurulmuş olan Ak Partinin kurucusu ve ülkemizin birinci başkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN sivil toplum kuruluşlarını önemsemiş ve onlarla birlikte büyüye büyüye gelmişken, bazı bürokratların sivil toplum kuruluşlarını görmezden gelmesinin ancak akıl tutulması ve makam hastalığıyla izah edilebildiğini belirtmek isterim.


Devletin ve Milletin bekası söz konusu olunca sivil toplum kuruluşları meydanlara inecek, mücadele verecek, onurlu duruş sergileyecek, eylemleriyle söylemleriyle ve toplumsal olaylara gösterdiği refleksleriyle Millete öncülük edecek fakat belirli makamlara atananların 'bana sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gelmeyin' söylemleriyle muhatap olacaklar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!


Zihnimizde canlandırabildiğimiz demokrasinin önemli unsurlarından biri olan yönetilenlerin yönetime müdahil olabilmesi, denetim mekanizmasının tam olarak işlemesiyle mümkün olabilir. Denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesi ve tam demokrasi kavramının soyuttan somuta geçirilmesinin en büyük teminatı da sivil toplum kuruluşlarıdır. Sağlıklı bir sivil toplum bilinci oluşmamış toplumlarda ise demokrasiden bahsetmek söz konusu olmayacaktır.


Türkiye'nin en büyük emek hareketinin bir yöneticisi olarak buradan açıkça belirtmek istiyorum ki, sivil toplum kuruluşlarını görmezden gelmeye çabalayan, her defasında "bırakın işimizi yapalım" diyerek enaniyet gösteren ve mutlak gücün sadece kendilerinde olduğunu zannedenler, istişareden uzaklaşarak yaptıkları hataların farkedilmediğini ya da önemsenmediğini zannetmesinler çünkü eninde sonunda bu hatalarının bedelleriyle yüzleşmek zorunda kalacaklardır vesselam..


Medyabar.com bugun 144255 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1501 kere okundu
YORUMLAR 3 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
biyomedikalci
12.12.2018 09:42
Sizi niye dinlesin ki hükumet' in ağzının içine bakıyorsunuz. Her şeye evet efendim diyorsunuz. Memur enflasyon altında inim inim inliyor sesiniz çıkmıyor. Sonrada sendikacılıktan bahsediyorsunuz. Üniversitede çalışan memurlar sayenizde AÖF ve ÖSYM görevi alamıyor. Şimdi de adaletten bahsediyorsunuz. Kendinizi çok komik duruma düşürüyorsunuz. Hükumetin sözcülüğünü yapan bir sendika yetkilisi olarak yazı yazmanızın amacı ne anlamadım.
Ali yılmaz
10.12.2018 22:57
Baskanım ço guze duygulara tercüman olmussun
Turgay özten
10.12.2018 19:16
Başkanım eline sağlık güzel bir yazı olmuş vesselam
Online Ziyaretçiler