Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Ekonomi alarm veriyor

24.02.2019 11:14

2018-19 ekonomik krizi, geçmiş krizlerden farklı olarak; devalüasyonu, revalüasyonu, enflasyonu ve resesyonu içerisinde barındıran; işsizleri, ev hanımlarını, emeklileri, esnafları, iş insanlarını, toplumun hemen hemen her kesimini aynı anda etkileyen, git gide refah düzeyini de düşüren bir Stagflasyon'a sahip.

 

***

Stagflasyon, devalüasyon yaşanması sonrasında resesyon ile beraber işsizliğin ve enflasyonun aynı anda görüldüğü durumdur. Stagflasyon sürecine giren ülkelerde bir yandan işsizlik ve hayat pahalılığı artarken, diğer yandan da yeni vergiler oluşmakta, zamlar ortaya çıkmakta sonucunda ise refah düzeyi düşmekte ve hayat pahalılığı oluşmakta ve hayat yaşanmaz hale gelmektedir.

 

***

2018 yılında gerçekleşen ve etkilerinin 2019 yılındada hissedildiği döviz ve borç krizinin Stagflasyon'un temel nedenlerine bakıldığında ise;

 

***

Bankalar yurt dışından sermaye getirterek, yani borç alarak, dış borçlanma gerçekleştirerek; müşterilerine döviz ve krediler dağıtmaktalar. Kredi kartları ve kredi ürünleri ve döviz hesapları ile bankacılık ürün ve hizmetleri; insanların üretmeden ve çalışmadan para kazanmalarına ve borçlanma kültürüne dayalı olarak yaşamalarına sebep olmakta. İnsanlar arasında yaygın bir tüketme kültürü oluşmakta, neticesinde ise; ithal ürünlere rağbet çok olmakta ve ithalata bağımlılık gerçekleşmekte yani döviz ile alışveriş yaygınlaşmakta cari açık ve dış ticaret açığı ortaya çıkmaktadır. İthal harcamaları ve ithal tüketimi durdurmak ve cari dengeyi yakalamak içinde tedbir amaçlı devalüasyonlar gerçekleştirilmekte; buna rağmen yüksek enflasyon ve yüksek faiz oranları, yüksek cari açık ve yabancılara borçlanma, dış borç yükü oluşmaya devam etmektedir.

 

***

Aslında çalışarak ve üreterek, ürettiklerimizi satarak para kazanacağımız halde; devamlı borçlanarak ve borçlu yaşayarak; dövizle ticaret yaparak, başka ülkelerin altın, dolar veya euro gibi para birimlerini alarak, elimizde tutarak, al-sat yaparak, kâr amaçlı faizcilik yapmamız aynı zamanda (elektronik aygıtlar, cep telefonları, bilgisayarlar, lüks otomobiller ve yedek parçaları, makineler, demir çelik ürünleri, tekstil hazır giyim ürünleri ile alkol ve tütün ürünleri, güneş gözlükleri, parfümler, et ve et ürünleri ile gıdalar, baklagiller, sebze ve meyveler vb.) ithal ürünlere de rağbet göstermemiz, ekonomide ki döviz kur fiyatlarının artmasına, ithalat ürünlerinin değerinin, ihracat ürünlerinin değerinin üzerine çıkmasına yani dış ticaret açığına cari açığa neden olmaktadır.

 

***

Dış ticaret açığının, cari açığın azaltılması ve cari dengenin tutturulması için önlem amaçlı bilinçli bir şekilde zaman zaman devalüasyonlar gerçekleştirilmekte ve devalüasyonlar ile ilgili ülkenin vatandaşlarının ithal satın alma gücü zayıflatılarak, kredi kartları ve tüketici kredilerine sınırlandırılmalar getirtilmekte, taksitle altın döviz, cep telefonu alımı engellenmekte, teknolojik ürünlere ve arabalara ve alkol ve tütün ürünlerine ayrıca ek vergiler konulmaktadır. Bu şekilde İnsanların en çok satın aldığı ithal mallardaki taksit sayıları azaltılarak daha fazla ihracat, daha az ithalat hedeflenirken cari denge yakalanmaya çalışınılmaktadır.

 

***

Biraz cari denge tutturulduğunda ise altın,döviz ve kur fiyatları da düşünce, revalüasyonlar gerçekleştirilerek; insanların en çok satın aldığı ithal mallar için kullanılan kredi kartları ve tüketici kredilerindeki taksit sayıları tekrardan yükseltilerek, insanlar tekrardan lüks tüketime özendirilmekte bu şekilde ithalat fazlalığına ve döviz fiyatlarında ki artışa neden olunmaktadır.

 

***

Açıkçası ekonomik kriz başladı mı müdahalelerde başlamakta, devalüasyon-revalüasyon kısır döngüsü oluşmakta her ne yapılırsa yapılsın yetersiz kalınmaktadır.

 

***

Açıkçası üretime teşvik etmek yerine üreten fabrikaları kapatarak; tüketime yani kazanmadan borçlanmaya ithal ürünlere paramızı harcamaya yani enflasyona neden oluyoruz.

 

***

Enflasyon diye bildiğimiz şey aslında paramızın diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesi ile diğer para birimlerinin (dolar,euro,altın vb.) daha çok talep görmesidir. Kur fiyatları yükseldikçe, dövize daha çok talep gerçekleşmekte neticesinde ise yüksek enflasyon tehlikesi ortaya çıkmakta ve fiyatlar hızla yükselmekte, enflasyon yükseldikçe de beraberinde resesyonu getirmektedir.

 

***

Resesyon piyasalarda durgunluğa ve para döngüsünün kısır olmasına, ekonomik daralmalara ve küçülmelere, üretimin ve büyüme oranlarının sürekli art arda düşmesine, işsizliğin devamlı artmasına, ülke para biriminin diğer ülke para birimleri karşısında dalgalanmalar hâlinde büyük oranda değer kaybetmesine, döviz fiyatlarının ve vergilerin aşırı artmasına, herşeyin aşırı pahalı olmasına neden olan bir zaman dilimidir.

 

***

Resesyonu ortadan kaldırmak, enflasyonun yükselmesini önlemek, ülke para biriminin tekrardan değer kazanmasını sağlamak, altın ve döviz ve kur fiyatlarının ucuzlamasını sağlamak ve sabit kur sistemine geçmek için devalüasyonlar denenmekte işe yaramayınca da revalüasyonlara başvurularak cari denge yakalanmaya çalışılmaktadır. Fakat sağlam bir ekonomik altyapı olmadığı için yani ithalatın ihracatdan fazla olması, dış borcun kamu ve reel sektör ve finans kesiminin üzerinde aynı anda bulunması üstüne bir de vatandaşın kredi kartı ve kredi borçlarının çok olması ile cari açık ve dış ticaret açığı sürekli devam etmekte, yaşanan bu durumlara geliştirilen revalüasyonlar ise, kalıcı çözümler olamayıp, geçici çözümler üretmektedir.

 

***

Revalüasyonlar ile geçici bir şekilde ülke para birimine değer kazandırılsada, ülke para birimi değerlenince, yerli ürünlerin fiyatları artmakta, yurtdışındaki mallar yurtiçindekilere göre daha cazip daha ucuz hale gelmektedir. Bu sebepten ötürü tekrar kısır döngüye girilmekte ve ithalat yeniden artmakta dolayısıyla revalüasyonlarla beraber tekrar kredi kartlarında taksit sınırı ve bireysel tüketici kredilerinde de vadeleri uzatma yönünde çalışmalar gerçekleştirilmekte, uzatmalar sonucunda yeniden enflasyona ve resesyona sebebiyet verilmektedir.

 

***

Ayrıca çözüm aranırken gerçekleştirilen revalüasyonlar neticesinde; insanların ihtiyaç duyduğu malların, gıdaların, ilaç vb. ürünlerin fiyatları da stokçuluk ve karaborsacılık yapan fırsatçılar tarafından yükseltilmektedir.

 

***

Yine de devalüasyon-revalüasyon kısır döngüsü neticesinde cari denge tutturulmaya çalışılarak; enflasyonun daha da yükselmesi engellemeye çalışılmakta, enflasyon belirli bir seviyede çakılı kalıncada hayat pahalılığı tekrardan oluşmakta, yerli ticaret azalmakta, yerli ticaret azalınca da yabancılar ile yapılan ticaret yani ithalat artmakta, ihracat azalmaktadır.

 

***

Paranın tam olarak değeri belli olmadığı için, merkez bankası tarafından paraya devamlı müdahaleler yapıldığı için; yani paranın değeri artırıldığı için, para devamlı merkez Bankası'nın kontrolünde olmakta ve sonucunda günün birinde para merkez bankasının kontrolünden çekildiği anda hızlı değer kaybetmekte ve tekrardan düşüşe geçmektedir.

 

***

Ayrıca bunlar dışında küresel ekonomideki belirsizlikler ve ABD ile yaşanan gerilimler sonucu gerçekleştirilen yaptırımların ekonomiye anında etki göstermesi, Brexit Anlaşması ve Almanya'nın beklentilerin altında kalan büyümesi, Fransa'daki gösteriler ile İtalya'daki siyasi ve ekonomik sorunlar, Suriye Savaşı ve sonucunda yaşanan göçmen krizi ekonomide alarmların çalmasına sebep olmaktadır.

 

***

Sonuç olarak; kamuda başlanılan inşaat projelerinin, yol, köprü, baraj, fabrika vb.çalışmaların ödeneklerinin zamanında ödenmemesi nedeni ile işlerin yarım kalması bitirilememesi, inşaat sektöründe ve konut satışlarında ki durgunluklar, özel sektörde ki konkordatolar, iflas kararları,batmalar, küçülmeler, işçilerin işten çıkarılması ve maaşlarının ödenmemesi sonucu başlayan işten ayrılmalar, ayrıca eğitimli insanların eğitiminin artık 5 para etmemesi yani lisans diplomasına sahip nitelikli iş gücünün değerlendirilememesi ve doğru istihdam edilememesi sonucu tamamen sistemin liyakate dayalı olmadan yani alanında uzman olmayan haketmeyen insanların torpil yapılarak bazı yerlere getirilmesi neticesinde ki işsizlik sorunu ve intiharlar, orta sınıf ve alt sınıfın modern köle haline gelmesi yani patron zulmü, zengin ile fakir arasındaki uçurumun artması, dar boğaz yaşanması, bankaların dış borç ödemeleri, şirket sahiplerinin maaşları ve kiraları öderken zorluk çekmesi, kur fiyatlarındaki artış, ithalat sebepli döviz sıkıntısı, milyonluk lüks makam araçlarına binerken halktan çeyiz hesabı, bireysel emeklilik hesabı açtırma talebi, altın dolar vb. bozdurma gibi imar affı, vergi affı vb.aflar ile fedakarlıklar beklenilmesi bu şekilde hazineye bütçe girdisi sağlayarak verilen açıkların kapatılmaya çalışılması, piyasalarda ki para döngüsünün kısırlığı, Imf'in ilerleyen zamanlarda tekrardan devreye girecek olması, şirketlerin başına kayyumların atanması, dolaylı vergilerin arttırılması, elektrik, su, doğalgaz, petrol fiyatlarındaki artışlar, devlet arazilerinin 2B arazilerinin özelleştirilmesi, öğretmen istihdamının sözleşmeli olması vb. Devlet kurumlarında ki özelleştirmeler, atanmalarda ki beklemeler, işçilerden kesilen fonlar, ayrıca dışa bağımlılık neticesinde ABD ile yaşanan gerilimler sonrasında ortaya çıkan yaptırımlar yüzünden dolar ve euronun artması sonrasında gerçekleştirilen pazarlıklar ile rahip brunson ve Cemal Kaşıkçı olaylarında ki verilen tavizler ve orta doğu bataklığı, terör örgütleri ile verilen mücadeleler...

 

***

Çözüm olarak; Mehmet Akif'in de İstiklal Marşı'nın mısralarında belirttiği gibi, bağımsızlığımıza asla pranga vurdurmamalı, hiç bir şekilde dış güçlere bağımlı kalınmamalı, başka ülkelerin gerçek veya tüzel kişilerinin yani bankaların bizlere borç olarak sunduğu sermayelere itibar etmemeli, acilen kredi kartı ve kredi ürünlerini kullanmaktan vazgeçmeliyiz. Bilime ve sanayiye teşviklerde bulunarak üretime değer vermeli, çalışarak üreterek; ürettiklerimizi de satarak yerli sermayeyi arttırmalıyız. Krediler ile Kredi kartları ile borç alarak borçlu bir şekilde yaşamaktan ve lüks tüketimden ithal ürünleri kullanmaktan vazgeçmeliyiz. Yerli ürünlerin üretilmesine ve tüketilmesine tekrardan fırsatlar vermeli ve yerli ve milli algıyı yaygınlaştırılmalıyız.

 

Bu arada fabrikalar asla kapatılmamalı, özelleştirmelerden uzak durulmalı, yerli yatırımcılara teşvikler arttırılmalı, vergilerde tekrardan düzenlemelere gidilerek indirimler sağlanmalı, adil seçim düzenine geçilerek, gerekli ihtiyaç duyulan hukuki iyileştirmeler acilen yapılarak; yatırım yapacak yerli gerçek ve tüzel kişiler için güvenoyu tazelenmeli, işsizlik sorunu kalıcı olarak çözümlenmeli, eğitimli ve nitelikli işsiz gezen üniversite öğrencileri doğru bir şekilde ekonomiye kazandırılarak onlar ile barışılmalı, devamlı seçimlere giderek hazineden siyasi partilere milyonlarca lira yardım almak yerine, danışmanlara 8-10 bin lira maaşlar vermek yerine, vatandaşlara faydalı olacak kamusal yatırımlara önem verilerek eskisi gibi istikrar sağlanmalı, çalışmadan kazanmayı yani faiz belasını bu milletin başından veda hutbesinde de dendiği gibi defetmeli.


Medyabar.com bugun 48985 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1307 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler