30 Ağustos 2014 Cumartesi
IMKB 100 : 80.313 %(-0,65)
Dolar : 2,1595 TL
Euro : 2,8455 TL

ÇAĞDAŞ OLMAK NE DEMEK?

Ben merak ettim bu hususta yazılan yazılara baktım ve "çağdaş" kelimesinin sözlük anlamını araştırdım.

Sözlük ve ansiklopedilerde:

1-Aynı çağ içinde olan veya yaşayan, hemasır.

2-Çağımızda yaşayan veya muasır.

3-Yaşadığımız çağa uygun.

4-İçinde bulunulan zaman da yakın bir dönemde yer alan şey yada yaşayan kimse.

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde çağdaş kelimesinin karşılığında söyle yazıyor:



Ayni çağda yaşayan, asri, muasır…



Yani bu durumda Freud ve Hitler çağdaştır.



Ya da Atatürk ve Mussolini de çağdaştır.



Ya da 2009'da Viyana Belediye Başkanı Häupl ile Van'da çoban Ali de çağdaştır.







Yani bu durumda dünyada çağdaş olmayan insan yoktur.



Ayni çağda, ayni zaman diliminde yasayan herkes çağdaştır.





Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan, çağcıl, modern, asri…



Sözlükteki bu ikinci anlam kafamı oldukça karıştırmakta.



Peki, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın anlayışı nedir?

Bu çağda çağdaş olmak için hangi anlayışı benimsemek, nasıl yaşamak gerekir?

Günümüzde çağdaş kelimesinin altındaki anlam ile genellikle, batılı normlarla yaşamak anlaşılmakta.

Batının değerlerini benimsersen çağdaş oluyorsun.

Yani türban takmazsan çağdaşsındır.

Van'daki çoban şalvar giydiği için çağdaş değildir.

Veya Mozart dinlersen çağdaş olursun.

Nitekim cumhuriyetin ilk yıllarında, çağdaşlık adına radyolarda Türk sanat müziği yasaklanmıştı.

Çağdaş insanlar opera dinlerler, Proust okurlar, şarap içerler, kravat takarlar…

Kısaca tekrarlarsak, çağdaş yaşam kavramının kökeninde batılılaşma vardır.

Bizim tarihimizde çağdaşlaşma yani batılılaşma süreci 3. Selim zamanında başlar aslında.

Ve bu tarihten itibaren bu kavram "aydınlarımız" için sihirli bir kelime olmuştur. Çağdaşlaşmak, batılılaşmak, Amerikalaşmak, Avrupalılaşmak kelimeleri aynı yola çıkarlar.

Ve bu bizim yok olmamızdır.

Bize ait olan her şeyin yerine, batının ve emperyalizmin değerlerini koymamızdır.

Batı da aynı anlamı yükler bu kelimeye.

Kendi değerlerini baz alır.

Zaten küreselleşme de bu değil midir?

TDK sözlüğüne bakmaya devam ediyorum.

Medenileşme kelimesinin karşılığı ise aynen şöyle:

Kentleşme, kırsallıktan kurtulmuş, uygar…

Bitmedi, devam ediyor:

Şehirli, terbiyeli, görgülü, kibar…

Çağdaş yaşamın karşılıklarından biri de modernlik olduğuna göre burada kafalar epeyce karışıyor.

Yani şehirlerde yaşayan herkes çağdaş mı oluyor bu durumda?

Yani görgülü isen çağdaşsın.

Görgülü ne demek?

Yemekte bıçağın sağa çatalın sola koyulacağını bilmek bir görgü kuralı mesela.

Yani bunu bilmezsen çağdaş değil misin?

Bizler büyüklerimizin ellerini öperiz, bir saygı ifadesidir bu.

Bunu Avrupa'da yapmaya kalksak gülerler bize ve hatta kızarlar ve hatta seni ilkellikle bile suçlayabilirler.

Yani kabul edilmiş görgü kurallarına göre, el öpmek değil, el sıkışmak lazımdır!

Atatürk'e göre, çağdaşlaşmada esas ilim ve fen idi.

İlim ve fennin dışında rehber aramak gaflet, cehalet, dalaletti.

Bu konuda Atatürk'ün sözleri şöyledir:

"Gözlerimizi kapayıp, yalnız yaşadığımızı farz edemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile ilgisiz yaşayamayız. Aksine, ileri, uygar bir millet olarak uygarlık sahasının üzerinde yaşayacağız. Bu hayat, ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur." Bilim ve teknik rehber alınmadıkça, onun kuralları ve yöntemleri benimsenmedikçe hiçbir alanda ilerlemeden söz edilemez…"

"çağdaş olmak (batılı olmak) yabancılaşmak değildir. Çağdaş kabul ettiğimiz batılı ülkelerle bilimde, sanatta, iktisadi hayatta yarışmak onları yakalamak ve geçmektir…"

Çağdaş, 'muasır' kelimesinin karşılığı olarak türetilmiştir.

'Aynı asırda yaşayan' anlamındaki 'muasır' ın karşılığı olan çağdaş 'aynı çağı paylaşan' anlamına gelir.

Atatürk ve İsmet İnönü çağdaştır. Tıpkı Fuzûlî ve Nesîmî'nin çağdaş olmaları gibi. Aynı devirde, aynı zaman diliminde yaşamışlardır. Anlam budur fakat anlanan bu değildir.

Bir gün Bayburt'a senfoni orkestrası gelir. Tüm Bayburt halkı bu konseri izlemek için davetlidir. Konser sonunda bir gazeteci, Bayburtlu bir vatandaşa senfoni konserini nasıl bulduğunu sorar. Bayburtlu cevap verir: "Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi"

28 Şubat döneminde karşısında 9. Senfoni'yi çalacak orkestrayı görünce "İşte çağdaş Türkiye" diyerek sahneye fırlamıştı Demirel.

Demirel'in kendi başına kaldığında bir kez olsun 9. Senfoni'yi dinlemiş olduğunu sanmam!

Böyle olduğu halde Demirel çok yüzlülüğünü göstermişti.

Hıncal Ulucun da gözleri yaşarmıştı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı iken Onur Öymen, Vatan'dan Devrim Sevimay'a verdiği röportajda siyaseti balo ve dans boyutuna getirip ‘Tayyip Erdoğan ya da Abdullah Gül bir balo düzenleyip bir kadını dansa kaldırabilir mi? Kaldıramaz. Peki, böyle çağdaş bir parti olur mu?' diye sormuştu.

Öymen'in mantığıyla dünyanın en çağdaş insanları gece gündüz demeden dans eden Afrikalılar oluyorlardı.

Ben bir Müslüman isem ve dinim başörtüsü için 'âdâba uygun olanı, yakışanı' diyorsa Başörtüsü en modern kıyafettir nazarımda. Bundan kime ne?



Yazı Tarihi : 27 Eylül 2012 Perşembe
Bu yazı 2151 kere okudu
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. Medyabar Multi Medya Haber Hizmetleri sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve Medyabar Multi Medya Haber hizmetleri sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.
Online Ziyaretçiler