Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Düşünce Fabrikası

05.10.2013 00:34
ÇIKTILAR DÜNYASI

Altı doldurulmadan dilimize pelesenk olmuş kelimeler var hayatımızda…
Mesela marka...
Mesela değişim...
Mesela vizyon sahibi...
Mesela dürüst, güvenilir...
Mesela projeci...

Ama bakıyoruz kelimenin altı boş, insanları etkilemek için, kulağa hoş geldiği için, insanlarda olumlu bir etki bıraktığı için kullanılıyor.
Ama artık insanlar altı boş laflara itibar etmiyor.
Sonuca bakıyor.
Boş laflarla karnının doymadığını görüyor.
Ne konuşulduğuna değil, ne çıktısı olduğuna bakıyor.

ŞERİT DEĞİŞİKLİĞİ

İnsan hayatında zihni ve fiziksel sınırlar vardır.
İnsanın toplum içindeki pozisyonu, yetiştiriliş tarzı, kişisel özellikleri, genel toplum yapısı gibi etkenler kişinin hem fiziksel hem de zihinsel sınırlar içinde kalmasına sebep olmuştur.
Statüko kavramının çıkışı da buradan ortaya çıkmış oluyor böylece.
İnsanın fiziksel ve zihinsel sınırlamaları statükoyu oluşturuyor.
İnsanlar ve dolayısıyla toplumlar hayatlarını statüko üzerine kuruyorlar.
Alışkanlıklarını değiştiremiyorlar.
Giyimlerini değiştiremiyorlar.
Siyasi görüşlerini değiştiremiyorlar.
Tuttukları takımdan vazgeçemiyorlar.
Yeniliklere karşı çıkıyorlar v.s
Son yılların moda lafı ise değişim.
Değişim herkesin ağzında...
Ama altı ne kadar dolu?
Peki değişmek için ne yapıyoruz?
İnsanoğlu gördüğüm kadarıyla büyük bir paradoks yaşıyor.
Statüko ile değişimin savaşı...
Kişi ve toplumların geleneksel yapısı ile bugünün dünyasının gerçeklerinin savaşı...
Değişim sloganıyla gelenler hep statükoyu korumaya çalışıyorlar.
Enteresan değil mi?
Bu ne yaman çelişki...
Çünkü zihinsel sınırlar insanı ve toplumu statükoyu korumaya itiyor.
Elde olanı koruma çabası...
Dünya gerçekleri ise insan ve toplumları şerit değişikliğine gitmeye zorluyor.
Peki, zihinsel sınırları aşıp değişimi ve gelişimi nasıl yakalayacağız?
Yani şeriti nasıl değiştireceğiz ve gelişeceğiz,büyüyeceğiz ve güçleneceğiz?

THINK TANK...
Çok duyduğumuz ama büyük şehirler dışında kullanmadığımız, faydalanamadığımız bir organizasyon.
Aslında sivil toplum kuruluşu.
Demokratik toplumun önemli aktörlerinden think-tank kuruluşları..
Çok basit tanımı ile düşünce kuruluşlarıdır think-tankler.
Bağımsızdırlar.
Bilgi tabanlı hareket eden aktörlerdir.
Beyin fırtınası yaratırlar.
İşte zihni sınırları böyle açarlar. Değişimi gerçek anlamıyla yaşatırlar.
Karar verici kurumlar değildir think-tanklar.
Devlete, kamuya, mahalli idarelere, sanayicilere ve diğer sektörlerdeki aktörlere, saha çalışması ve projelerle yol gösteren kurumlardır.
Yukarda saydığım aktörlerin politika üretmesine yardımcı olan sivil toplum kuruluşlarıdır.
ABD 140 yıl önce tanışmış think-tanklerle.
O günkü çıkış noktaları " akılcı bilimsel yönetim "olmuş Amerikalıların.
Ülkemiz ise Amerika'dan 130 yıl sonra tanışmış bu kurumlarla.
Ne kadar geç değil mi?
Daha önceki yazılarımda da söyledim.
Hiçbir başarı rastlantı değildir.
Mutlaka bir altyapısı vardır.

SAKARYA MARKA ŞEHİR

Dedim ya dilimize pelesenk olmuş kelimeler var...
İşte marka...
Hep duyuyoruz Sakarya marka şehir olacak...
Ama lafla olmuyor işte...
Dünya ile mücadele edecek, Türkiye'de söz sahibi olacak bir şehir olmak istiyorsak önce bunun altyapısını iyi oluşturmamız lazım.
Gökdelen çıkacaksınız ama temeli sağlam değil, sonra 20.kata gelince bir bakmışsınız bina çökmüş.
O zaman ne yapmamız lazım?
Sağlam bilimsel temeller üzerine oturan bir şehir politikası üretmeniz gerekiyor.
Yine çok duyduğumuz bir terim, ORTAK AKIL...
Ortak akıl bilimsellikle senkronize olunca sinerji yaratır ve bir çıktısı olur.
Hayaller kuracaksınız, beyin fırtınası yaratacaksınız, düşünce fabrikası oluşturacaksınız; genç, birikimli, bilimsel ve entelektüel altyapısı olan insanlar bulacaksınız. Bunları toplumsal değerlerimizle doğru orantılı olarak, bilimsel yöntemlerle anlamlandırıp, yeni dünya düzenine uygun şekilde senkronize ederek bir program çıkaracaksınız.
Peki, bütün bunlar için ne lazım?

SAKARYA'DA THINK TANK KURULUŞU...

Sakarya'da think-tank kurmak..
Bence çok reel.
Şehrin, kamu kurum ve kuruluşlarının, sanayicimizin, çiftçimizin, ev hanımımızın, gençlerimizin sorunlarına yönelik bilimsel raporlar hazırlanmasını, yeni projeler ve araştırmalar yapılmasını, panel, kongre ve konferanslarla sorunların tartışılmasını istemez misiniz?
Araştırma yapan, analiz yapan, yayınları ve raporları olan, beyin fırtınası yapıp sorunlara çözüm üretecek bir sivil toplum kuruluşunu ihtiyacımız olduğu açıktır.
Zihni sınırlarını aşmış kadrolardan oluşacak think-tank kuruluşunun hem idarecilerimize, hem halkımıza, hem üreten kesime büyük yardımları olacaktır.
Şehrin çöp sorunu için alternatif çözüm önerileri.
Şehir için ulaşım sorununa alternatif formüller.
Ev hanımlarının sosyal hayata ve işgücüne katılması.
Sanayicilerimize yeni ufuklar ve pazarlar açacak pazarlar ve fikirler bulunması.
Şehri bir lojistik merkezine dönüştürecek yatırımların tespiti.
Sakarya'nın rekabetçiliğini artıracak sektörlerin belirlenmesi, yatırım teşviklerine yönelik çalışmalar yapılması.
Çevre sorunlarının çözülmesine yönelik politika önerilerinin tasarımı.
Şehirle ilgili aktörleri bir araya getirecek platformların kurulması.
Ankara'daki politika yapıcıları etkileyecek önerilerin ortaya koyulması.
İşte bu ve bunun gibi yüzlerce soruya bilimsel ve analitik bakış açısı ile gerçek anlamda ufuk ve vizyon katarak çözümler üretecek think tank kuruluşu bu şehrin marka şehir olması için olmazsa olmazıdır.
Bu konu tartışılsın isterim.

Nasıl kurulacağı, bu kuruluşa gelecek beşeri sermayenin nasıl getirileceği, ayakta nasıl kalacağı ise ayrı bir yazı konusudur.

Medyabar.com bugun 115251 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1530 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler