Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Şiddetle mücadele eden masum medya

29.03.2015 18:25
Şiddete dikkat çekmek ve bir daha yaşanmaması için gündeme getirilen şiddet haberleri, tartışmalar, programlar, diziler?

"Ne kadar da masum, iyi ki varsın medya"

Medyanın hassasiyetini gösteren (!) bu yaklaşım gerçekten şiddetin ne kadar kötü olduğunu ve bununla ilgili önlemlerin alınması için mi yapılıyor?

1990'lı yıllarda özel televizyonlar hayatımıza girdiğinde, tek taraflı yayın yapan ve devletin sabit mesajlarından öteye geçmeyen TRT'nin yanına birkaç kanal daha eklemenin mutluluğunu yaşamıştık.

Üniversitede basın programı öğrencilerime en fazla dikkat çektiğim konuların başında da bu çokluk gelir. "Bazen televizyon kanalları arasında canımız sıkılır, yüzlerce kanal arasında hangisini izleyeceğimize karar veremeyiz; ancak siz doğmadan önce bu ülkede tek bir kanal vardı, bu kanallar yoktu. Dünya'ya kapalı bir yapıdaydık, şimdi ise her şeyi her konuyu bize ulaştıran medya var" diye mevcut zamanın ne kadar özel olduğunu ve bu kazanımların kıymetinin bilinmesini vurgulardım.

Ancak madalyonun bir de arka yüzü olduğunu da boş geçmemek gerekir. Özel kanallarla birlikte yeni yaşam tarzları sunulurken toplum aşama aşama başkalaştırılmaya doğru itildi.

Nerelerde yemek yenilmeli, ne giyinmeli, salon ve yemek takımları nasıl olmalı, nasıl aşk yaşanmalı, evlilik nasıl olmalı, nasıl para kazanmalı, nasıl borç vermekten kaçmalı, nasıl yardım edersen zora girersin işlenmeli, nasıl öldürmeli, nasıl hırsızlık yapmalı?..

İnsanların kendi ailelerinde görmedikleri, hatta sokaklarında ve mahallelerinde görmedikleri birçok olay ve yaşam tarzı, toplumda merak uyandırmaya başlarken, bir taraftan da bilinç altını ve sonra da bilincini ve davranışlarını şekillendirmeye başladı.

Bu "nasılları" o kadar çok arttırabiliriz ki, sonuçlarının yansımalarını bu zamanda zorlanmadan bulabiliyoruz.

90'lı yıllarda şiddet içerikli yayınlarla ne izlenilmesi istendiğinden çok ne izlenilmesi gerektiği anlayışıyla toplumun değerler ve beklentiler sistemi alt üst edildi. Son yıllarda ise bu şiddet içerikleri kabuk değiştirerek kadın ve çocuk üzerinde yoğunlaştırıldı.

Öyle ya, iktidarda dindar olduğunu ifade eden, muhafazakar bir yapıya sahip insanlar var. Hal böyle olunca kadınlara yönelik şiddetin de bir nedeni olmalı. Kadına değer vermeyen ve kadını evine hapsetmek onlardan en az 4 çocuk yapmalarını isteyen(!) bir anlayış bu şiddetin de kaynağı olmalıydı.

Aksine, birçok yasa çıkartılarak, birçok eğitim sunularak kadınlar, iş ve siyaset hayatında bu denli imkan ve pozitif ayrımcılıkla buluşturulmuşken, ev de dahi çalışma olanakları geliştirilmişken?

İktidardan haz etmemiş olunsa da bu çok tehlikeli bir yıpratma yoludur.

"7 yılda yüzde 1400 arttı; Kadın Cinayetlerinde Patlama" gibi başlıklarla neredeyse her gün bir kadına şiddet haberleriyle karşılaşıyoruz.

Medya, bu haberlerle olayların vahametine dikkat çekmeyi hedeflediklerini iddia etse de, medya profesyonellerinin bu hassasiyette olduğunu düşünmek biraz saflık olur.

Avrupa'da kadın cinayetlerinin, taciz ve tecavüzlerinin Türkiye ortalamasından yüzde 7-8 fazla olduğu halde, Avrupadakiler bile "Türkiye'de kadınlara çok kötü davranılıyormuş" şeklinde düşünmelerinin mimarı kimler acaba?

"Freedman ve Sears (1993) adlı iki sosyal bilimci televizyonda şiddet eylemlerini gözlemenin saldırganlıkla ilgili düşüncelerin uyarılmasına yol açacağı bunun davranışsal eğilimlere yayılmasıyla gözleyenleri eyleme daha hazır hale getireceğini vurgulayarak medya-şiddet ilişkisini açıklamaktadır. (Prof.Dr.Refia PALABIYIKOĞLU)"

Birçok medya mensubu haklı gerekçelerle bu tür olayların haber değeri taşıdığını düşünebilir. Öyledir de; ancak medya mensuplarının mesleki ilke ve sorumlulukları düşünüldüğünde neyi ne ölçüde vermesi gerektiği de ayrı bir tartışma konusu.

Bir taraftan potansiyel suçlulara yol gösteren, bir taraftan da çirkin olayları olağanlaştıran medya profesyonelleri biraz da toplumsal birlik ve değerlerine yönelmelidir.

Gerek kültürel değerlerimiz, gerek inanç kaynaklarımız bırakın şiddeti, kadına değer verdiği ve gerektiğinde onu fiziksel saldırılardan korumayı emrettiği halde, canilerden, tecavüzcülerden bahseder hale gelmişsek medya başta olmak üzere toplumun bütün dinamikleri ellerini başlarının arasına koyup düşünmelidir.

İstediğiniz kadar yasa çıkartın, insanın değer ve vicdan sistemi kadar caydırıcı olamayacaktır. Onu kaybettirmeyelim.

Medyabar.com bugun 126834 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1432 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler