Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Kazan var aşure pişirilir, kazan var katran kaynatılır

01.07.2015 12:40
Bizim kültürümüzde yolda kalanı evinde ağırlamak, eve gelen misafiri hoşnut etmek ve sofralar hazırlamak adettendir.
Sofra hazırlamak derken, zannetmeyin ki kuş sütünün bile eksik olmadığı sofralardan bahsediyoruz. Bahsettiğimiz sofralar "Allah ne verdiyse yeriz" denilerek oturulan ve sonunda da "Rabbim Halil İbrahim bereketi versin" denilerek dua ile kalkılan sofralardır.
Elbette ki kişinin mali durumu çok iyidir sofrasında kuş sütü bile eksik değildir. Bu duruma da (İsraf edilmediği takdirde) diyecek tek sözümüz "Allah ziyade etsin" olur.
Geçtiğimiz hafta sonu iftardan sonra koltuğa uzanıp televizyon kanallarını dolaşırken bir programa rastladım. Programda Osmanlı saray mutfağını, kazanları, kap-kacakları, tabak-çanakları, çatal-kaşıkları, bardakları, sürahileri tanıtıyorlardı.
Osmanlı saray mutfağında (Matbah-ı Âmire) kullanılan eşyalar O kadar büyüktü ki şaştım kaldım. Devasa kazanlar,kepçeler, siniler, tepsiler, ocaklar, sahanlar...
Bunları izlerken bir anda o dönemi hayal ettim. Bulunduğu coğrafyanın tek hakîmi olan, hükümdar olduğu topraklarda dirliği ve düzeni sağlayan Cihan Padişahlarının, ailesinin, maiyetinin ve saray halkının yemekleri elbette ki küçücük tencerelerde pişirilemezlerdi. Onun için saray mutfağının kazanları, kepçeleri, tepsileri, tabakları, çanakları devasa olmalıydı.
Saray mutfağında kullanılan mutfak eşyaları bizim bildiğimiz mutfak eşyalarından büyüktüler ama bu eşyalar arasında en devasaları hiç şüphesiz ki kazanlardı. Saray mutfağında kocaman ocakların üstünde ki dev kazanlarda kaynayan çorbanın, demlenen pilavın, yahninin, hoşafın, dinlendirilen irmik helvasının, aşurenin, eminim tadına doyum olmazdı. Tabi ki tadına doyum olmayan lezzetlerin ortaya çıkmasında ki tek unsur kazan değildi. Kazanı yapan ustadan, Kazanın içine giren yemek malzemesinin kalitesinden tutunda yemeği pişiren aşçıbaşına kadar herkesin bir katkısı vardı.
Ama Kazan vardır, kazan vardııır!...
Evet...
Kazan vardır; Allah'ın adını yaymak için fetihten fetihe koşarak, zafer kazanmak için canlarını hiçe sayan Osmanlı askerine kelime-i tevhidler eşliğinde yemek pişirilmesine vesile olur, dualarla anılır..
Kazan vardır; İstanbul'un fethi esnasında Bizans'ın surlarını kuşatan yeniçerilerin damarlarında dolaşan gücün peydahlanmasına sebep olan aşın pişmesine vesile olarak, bin yıllık Bizans saltanatına son verir. Şanlı ecdadımın şehadeti ve İstanbul'un fethi bugün hem dualarla hem de şölenlerle anılır....
Kazan vardır; İstanbul'un fethi esnasında surların ve burçların tepelerinden ecdadımın üstüne kızgın yağ dökülmesine sebep olur, Günümüzde o kazanı yapana da, oraya taşıyana da, surdan aşağıya dökene de lanet yağar...
Kazan vardır; Hz. Nuh (a.s)'ın her hayvandan birer çift alıp kendisine inananlarla birlikte bindiği gemide tufanın bittiği gün Aşure pişirilmesine vesile olur, günümüzde dualarla anılır. Hayırla yâd edilir.
Kazan vardır; Hacı Bayram-ı VeliDergâhı'n da müritlere, sevenlerine, ahaliye tekke pilavı pişirilmesine vesile olur, yiyen doyar, günümüzde o yemeğin tadına muhtaç nesil ise dualarla anar...
Kazan vardır; Hasan Sabbah'ın Alamut Kalesi'ni kendine merkez edinerek yetiştirdiği Haşhaşi müridleri doyuran yemeğin pişmesine sebep olur, bu gün ise hem Sabbah hem de müridleri olan Haşhaşiler lanetle anılır...
Kazan vardır; Üzerinde yaşadığımız ülkemizi iç ve dış hainlerden korumak için kışlalarda eğitim gören, tüm sınır boylarında gece-gündüz, yaz-kış demeden nöbet tutan Mehmetçik'e aş pişirilmesine vesile olur, her zaman dua ve minnetle anılır...
Kazan vardır; Bu memleketin suyundan içen, ekmeğinden yiyen, her türlü imkanından faydalanan ama dış mihraklara biat eden, göbekten tapınakçı zihniyete bağlı zavallıların sofrasına gelen yemeğin pişmesine sebep olur, lanetlerle anılır yüzüne dahi bakılmaz...
Kazan vardır; Diktatörlerin zulmü sebebiyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin kaldıkları kamplarda yaşlılara, kadınlara, çocuklara sıcak bir çorba pişmesine vesile olur, Gözyaşları içinde minnetle dillerde dua ile anılır...
Kazan vardır; Bu devletin parasıyla bu milletin vergisiyle sağlanan burslar karşılığında okuyan öğrenci kardeşlerimin kaldıkları yurtlarda yemek pişmesine vesile olur, Türkiye'nin geleceğinin sırtına yükleneceği nesil tarafından hep hayırla yâd edilir...
Kazan vardır; Geleceğimizi emanet edeceğimiz neslimizin devamını sağlayacak olan evlatlarımızın erkekliğe ilk adımını atacağı sünnet düğünü yemeği pişmesine vesile olur, O önemli günde dostlukları pekiştirip birlik ve beraberliği tesis eder...
Ancaaak!!..
Bazı kazanlar vardır ki, onların içinde insanlığa pek de faydalı olacak bir şey pişmez.
Evet, evet aslında yemek pişirilmesi için imal edilmiştir ama maalesef asli görevi dışında kullanıma sunulmuştur.
Bu tip kazanlarda genelde katran kaynatılır.
Bu tip kazanların içinde kaynatılan katranlar aslında insan sağlığına zararlıdır.
Her ne kadar insan sağlığına zararlı da olsa hem insanların hem de hayvanların üstünde yürüdüğü, üzerine tükürdüğü, arabasıyla bir yerden bir yere gitmek için kullanılan ve hasretlikleri sona erdiren yolların yapımında kullanılan asfaltın ana malzemelerinden birisidir.
Ha unutmadan;
Bir de bu kazanlarda kaynatılan katranlar uyuz olan köpeklerin yaralarının üstüne sürülerek kaşıntısının giderilmesine, yaranın hava ile temasının kesilmesini sağlayarak da uyuzlu bölgenin iyileşmesine sebep olur.
Yalnız şunu asla unutmamalıyız ki, içinde katran kaynatılan kazanın içi de dışı da kapkara olur dokunan herkesin eline, ayağına, üstüne başına bulaşır. Bu yüzdendir ki içinde katran kaynatılan kazanın, halkın gözünde pul kadar bile değeri, bir itibarı yoktur.
Eeeee eskiler boşuna dememişler...
"Katranı kaynatsan da olmaz şeker, Cinsine tükürdüğüm cinsine çeker...."
Sağlıcakla kalın.....

Medyabar.com bugun 15119 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 8917 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler