Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Erken seçim kapıda

03.07.2015 10:26
Genel Seçimlerden bu yana yaklaşık bir ay geçti. Seçim sonuçlarının açıklandığı geceyi herkes hatırlıyordur. Bütün siyasi parti liderleri yaptığı konuşmalarda "mutlu"ydular. Ancak ters giden bir şey vardı. Hükümet kurabilecek sayıya hiçbir parti ulaşamamıştı; ama olsun, Tayyip Erdoğan kaybetmişti ya (!)

Seçim sonuçlarının açıklandığı gece AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun konuşmasını bir kez daha okumanızı tavsiye ediyorum. Ben o gece kendisini dinlerken, tabanını teskin ve motive etmeye çalıştığını düşünerek pek de önemsememiştim. AK Parti'siz bir şey olmaz ve AK Parti bu seçimin birinci partisidir" gibi vurgularda bulunmuştu. Belki de bu duygumun temel nedeni diğer siyasi partilerin ve özellikle hiç oyunu arttıramamış hatta geriletmiş CHP'nin sevincinden kaynaklandığını düşünüyorum. Öyle ya " Oy verin gitsinler" ve "milletçe alkışlıyoruz" sloganlarıyla etkili bir propaganda gerçekleştirmişler, önemli vaatlerde bulunmuşlardı. Ancak çıkan tabloya bakıldığında AK Parti gitsin diye kimse CHP'ye oy vermemişti. Yine de CHP çok mutluydu.

MHP'nin durumu da pek farklı sayılmazdı. "Birlikte Yürüyelim" sloganıyla sürdürdükleri propaganda da halkın büyük kesimi MHP'yle birlikte yürümek istememişti. MHP liderinin bahçe konuşmasında nazlı ifadelerle "biz yokuz, git onunla koalisyon kur" tavırları da CHP'ye göre biraz daha duruma hakim duyguları gösterse de MHP yine de mutluydu.

HDP ise en çok mutlu olan siyasi partiydi. CHP ve MHP AK Parti'nin tek başına hükümet kuramamasından dolayı mutluyken, onlar barajı geçmenin doğrudan mutluluğunu yaşıyorlardı. İlk açıklamalarla bir devrin sonuna gelindiğini, gerile gerile ilan ediyorlardı.

Günler geçtikçe gerçekler de kendisini belirginleştirmeye başladı. İlk günün havası inen siyasi partiler, baktılar ki oy verilmiş; ama gitmemiş bir AK Parti var. Yok sayılamayacak bir AK Parti var.

AK Parti oylarından ciddi bir düşüş olsa da kendisine en yakın partiye yüzde 16 oranında fark atmış ve birinci çıkmış bir parti. Elbette bu düşüşün makul gerekçelerini ilgililer değerlendirmeli ve gerekli çıkarımları hayata geçirmelidir. Ancak kimsenin inkar edemeyeceği gerçek şu ki halkın büyük çoğunluğu hala AK Parti'nin eksiklerini tamamlayıp devleti yönetmesinden yana.

"Halk uzlaşın" dedi şeklinde çıkan yorumları da açıkçası pek dikkate almıyorum. Elbette uzlaşılmalı, dayanışma gösterilmeli. Ancak bizim ülkede dış meselelerde bile birlik bütünlük gösteremezken, siyasi ve cemaati yaklaşımlarla iyiye kötü, kötüye iyi bakan bir yapımız varken bu sonuçları böylesine okumak iyimserlikten başka bir şey değildir.

Her siyasi parti kendince bir çıkarım içinde. Birisi de halk yüzde 60'a hükümet kurdurmak istiyor der.

Birisi HDP'yi kastederek Meclis'te sol tarafı flu görüyorum diyip, bir taraftan da hükümeti onlarla kursunlar, başbakan yardımcılığını verin gibi devlet yönetimini bile sunabiliyorlar.

Belli ki MHP, HDP'nin bu yükselişinden rahatsız olan milyonların tepki oylarının MHP'ye döneceği umuduna kapılmış. Öyle ki ilkeleriyle ters düşmesine rağmen HDP'yle koalisyon kurun diyecek kadar "milliyetçiliğinden" vazgeçebilmişler.

AK Parti de ilk anda biz geri duralım, bunlar ne yapıyorsa yapsın, millet de görsün görüşleri yükselirken aklı başında bazı yöneticiler bu düşünceye karşı çıktılar. Çünkü yapılan çalışmalar vardı ve Devlet Hazinesi hiç dolmadığı kadar para dolmuştu. Eğer bu birikim diğer siyasi partilere bırakılırsa hazinedeki paraları bir güzel dağıtırlar, bir sonraki seçimde de "bakın biz sizi zenginleştirdik" diyip oy alırlardı. Seçim sonrasında hazine boşalmış, enflasyon artmış olsa da iş işten geçmiş olacak AK Parti'de de dağılma yaşanma ihtimalinden dolayı siyasi tablo değişecekti. Diğer taraftan Suriye ve Filistin sorunları, balkanlar ve Türki Cumhuriyetlerle olan yakın ilişkilerin sekteye uğrayacağı kaygısı da eklenince geri çekilme düşüncesinden vazgeçildi.

Seçim sonrası sert mesajlarla AK Parti'yi yok sayan ve Cumhurbaşkanı'na alaylı gülüşler atanlar, şimdi üçü bir araya gelemeyince ne yapacaklarının telaşına düştüler.

Bu belirsizlikten üç partiye oy veren büyük bir çoğunluk da rahatsız. Siyasi istikrarsızlık, ekonomik güvensizlik kapıyı aralamaya başladı.

Ben ilk gece Davutoğlu'nu tabanına moral veren bir lider olarak görüyordum; geldiğimiz noktada haklı olduğunu net bir şekilde görür hale geldim.

Belli ki bu seçim AK Parti'nin sakalını kesti. Eğer kolunun kesilmesini istemiyorsa parti içindeki AKP'lileri ayıklamalı, devletine, ülkesine, toplumuna hainlik yapanları iyi analiz etmeli, etnik, dini ve siyasi bağnazlıklarla daha güçlü mücadele etmeli sonucu çıkıyor.

Mevcut tabloya göre bir hükümet kurulamayacağı ortaya çıktı. Her ne kadar görüşmeler başlamasa da sonbaharda erken seçim kapıda. İlk haftanın sevinenleri şimdi ne yapacağını şaşırmış durumda. AK Parti ise oyunu kuran en son gülen konumunda.

Medyabar.com bugun 138869 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1990 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler