Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Saz kadar silah da sempatikleşti

08.09.2015 09:57
Amerika'nın Körfez Katliamını çoğumuz hatırlarız. Algı yönetimi denilen kavramın en iyi şekilde uygulandığı bu şavaşı, 2000 yılı öncesinde doğmamış veya çocuk dönemlerini yaşayan genç kardeşlerimiz için bir kez daha hatırlatalım.

Cani diktatör Saddam, Kuveyt'e saldırmış, halkına zulmediyor ve en önemlisi kimyasal silah kullanmaya hazırlanıyor. Ortadoğuya demokrasi gelmesi lazım ve bunu da elbette Amerika yapmalıdır. Ayrıca yakılan petrol tesislerinin Körfezi kirletmesi de büyük bir çevre katliamıdır. Körfez kıyılarından hayata tutunmaya çalışan petrole bulanmış bir karabatak da vardır. İşte koca savaştan çoğumuzun hafızalarında kalan tam da budur. Hepimiz, bu acıya bir son verilmesini bu fotoğrafla anlattık.

Savaş bitti, kimyasal silah bulunamadı; ancak petrol tesisleri kurtarılarak denize değil Amerika'ya ve Avrupa'ya faydalı bir şekilde kazandırıldı(!) O canım karabatak kuşları da kurtarıldı. Ancak 1. ve 2. Körfez Savaşı'ndan bugüne kadar ölen Iraklıların sayısı 1 milyonu geçti.

Amerika, onca katliamlarına, işkencelerine rağmen demokrasinin ve insanlığın savunucusu imajını iyi bir algı yönetimiyle sürdürdü. Şimdi Türkiye'de olup bitenlere bakınca terör örgütü liderleri barıştan bahsedebiliyor, siyasi uzantıları ölen şehitlerimiz için gariban çocuklarımız ölmesin diyorlar. Dersiniz ki bu saldırıları bunlar yapmıyor.

Türkiye'de olup bitenleri acıyla ve kızgınlıkla takip ediyoruz. Şehitlerimizin aziz mirası olan vatanımız için tek yürek olunacak yerde, sürdürülen Algı Yönetimine düşenleri hayretler içinde izliyoruz.

Teröre ve onların savunucuları siyasilere sempatiyle bakılıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanına ve Başbakanına suçlamalar ötesi hakaretlerle saldırılmasını anlamakta zorluk çekiyorum. Ne kadar eksikleri ve hataları da olsa bizlerin yakasına yapışması gereken kişilerin onlar olmadığını ne zaman anlayacağız.

Neymiş, Başkan seçilmemiş diye savaş başlatmış; neymiş 400 vekil çıkmadı diye intikam alıyormuş. Çıldırmamak elde değil, duyan da Yunanistan'a veya Gürcistan'a savaş ilan etti sanacak. Vatan içindeki hainlere sabredilip üstelik onların saldırılarından sonra harekete geçilmesinden daha doğal ne olabilir. Bu hainler terörist değil mi? Bu hainleri savunan siyasiler belli değil mi? Şimdi tüm bu gerçekler dururken, Erdoğan nefretiyle gözlerin dönmesi de neyin nesi?

AK Parti tek başına iktidar olsaydı da olmasa da bu teröristler yine vardı. Tıpkı 30 yıl boyunca oldukları gibi. Onların bu eylemlerini nasıl Erdoğan'a bağlayabilirsiniz? Onlar saldırıyor Erdoğan suçlanıyor. Yani adeta denilen şu, "PKK'lılara bulaşmasaydın şehitlerimiz olmayacaktı." Yani bir evde bir terörist olacak ve gözümüzün içine baka baka silah hazırlayacak, ev halkını huzursuz edecek, yeri gelip saldıracak; ama ona bulaşıp mücadele edilmeyecek.

Erdoğan, iyi niyetle başlattığı Çözüm Süreci'yle Kürt vatandaşlara ve Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelere ulaştırdığı demokratik ve ekonomik iyileşmeler bölge insanını memnun etse de terör örgütünü memnun etmedi. En büyük istismarları "Kürt Halkına ikinci sınıf insan muamelesi yapılıyor, yatırım yapılmıyor" gibi tezleri elinden alınan terör örgütü siyasi uzantılarıyla birlikte "özdenetim" adı verdikleri özerklik planlarıyla meşgul oldu. Eğer buna izin verilmezse de silahlı mücadeleye girilecekti.

Nitekim tehditlerin de yer aldığı fakat birçok Kürt vatandaşın da ırkçı yaklaşımla eğilim gösterdiği, sırf AK Parti'nin sayısal çoğunluğu azalsın diye birçok siyasi partiden destek verildiği HDP barajı geçti.

7 Haziran sonrası Meclis'e giren HDP'yle artık bu işin zamanı gelmiştir diye düşünen örgüt, tüm şehir yapılanmalarına talimat vererek "özgürlük savaşı"nın başlatılmasını istedi. Çünkü onlara göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesi Türkiye tarafından işgal altındadır ve başkentleri Diyarbakır olacak şekilde Kürt Devleti veya en azından özerk bir devlet kurulmalıdır.

Tayyip Erdoğan'dan kurtulmanın yöntemi kandan baruttan medet ummak olmamalı. Seçimler olmalı. Hatası dahi olsa, terör örgütüne yöneltilen tepkilerden daha fazla tepki devlete gösterilmemeli .

Çünkü örgütün algı yönetimi bunu öngörüyor. Onların tam da istediği zaten bu: Eylemler medyada bolca yer almalı ve vatandaşlar da devleti bolca eleştirmeli. Amaç buyken herkesin teröre karşı net tavır almaları gerekiyor. Kürt vatandaşlardan teröre tepki görürken, Türk vatandaşların terörden çok devlete tepki göstermesini akıl tutulması olarak görüyorum.

Acaba şu meşhur Demirtaş'ın bağlamasında subliminal bir mesaj mı vardı da, tüm eli kanlı hainlere rağmen bazı çevrelerin derdi hala Erdoğan? Meğer hırs ve kin saz kadar silahı da sempatikleştiriyormuş. Bunların sazları kadar silahları da sempatikmiş.

Medyabar.com bugun 12760 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1523 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler