Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Anadolu'da Türk İşgalinin Sonu (!)

03.02.2016 13:04
"Her şey yolunda gidiyordu, hasta adam ölmek üzereydi. Organları ise çoktan paylaşılmıştı. Artık bin yıllık "ur" kazınıyordu. Ne bu toprakların sahipleriydiler, ne de yakın toprakların. Üstelik hep daha fazlasını isteyip ilerlediler. Velhasılıkelam çok çektirdiler; lakin artık bin yıllık işgalin sonuna gelindi..."

1 Kasım seçimleri öncesinde kaleme aldığım " Suçlu Tayyip Erdoğan" başlıklı yazımın ardından (http://medyabar.com/koseyazilari/7921/suclu-tayyip-erdogan.aspx ) güçlü bir hükümetin avantajlarıyla yeni dönemi ve gelişmeleri gözlemlemek, siyasi restleşmelerin azalması, toplumsal ilişkilerin olumlu seyretmesi umuduyla yazılarıma ara vermiştim.

Türkiye'nin içinde bulunduğu buhranlara dikkat çekmeye çalıştığım bir önceki yazımı daha da ileriye taşıyacak bir değerlendirmeyi sizlerle paylaşmak istedim.

Her halde, herhangi bir vatandaşa " vatanın neresi?" diye sorsanız "tabi ki Anadolu, Türkiye" cevabı alırsınız; ancak bu sorunun cevabı başkaları için hiç de öyle değil.
Türklerin Anadolu'ya girişlerini anlatan bolca kaynaktan söz etmek mümkün, ancak bu satırları kronolojiye boğmak da istemem. Her ne kadar 1071 tarihi önemli bir başlangıç olsa da, Türk Boyları yavaş yavaş Anadolu'da ilerlemeye başlamıştı.

Tamamen farklı din ve ırka mensup bir coğrafyada ilerleyen Türk Boyları gün geçtikçe güçlenip ilerlemeye devam ederek birkaç yüz yıl sonra Anadolu'nun tamamına hakim olup oraya yerleşmişlerdi. Avrupa'da kafalar iyice karışmıştı. Çünkü bazı kaybedilen topraklar, genelde oradaki halkın kurduğu devletlere dönüşüyordu; ancak bu Türklerin burada işi ne? buraya ait değiller. Hem Ayasofya, Meryem Ana Kilisesi, Sümela Manastırı, Ürgüp, Antakya'daki Saint Pierre Kilisesi hem de yetmezmiş gibi Kudüs'ü de himayesine geçirdi...

Neyse ki son direnişçi Osmanlı Padişahı Abdülhamid Han'ı da, sırf okuyup aydınlansınlar diye Avrupa'ya gönderdiği 'aydın'lar eliyle tahttan indirttiler, sıra geldi son noktayı koymaya. Sonrası malumunuz... Osmanlı Padişahı Vahdettin'in görevlendirdiği Mustafa Kemal Atatürk'ün Anadolu'da başlayan milli mücadeleyi örgütleyip idare etmesiyle organları paylaşılmak istenen "hasta adam" yeniden ayağa kalktı.

Ancak bu durum yine de Avrupalılar tarafından kolayca kabul edilmedi. Ne yazık ki savaştığımız değerlerin bir kısmından vazgeçip Avrupalı olmamız koşuluyla hasta adam olarak nitelendirdikleri Osmanlı'nın ayağa kalkmasına razı oldular. Fakat sadece ayağa kalkacak, koşmayacak, hele ki hiç savaşmayacak, yurtta barış dünya da barış diyecek, üstüne başına çeki düzen verecek, şu Osmanlı soyunu Avrupalılara teslim edecek, Osmanlı kafalıları da anlata anlata, olmadı sallaya sallaya azaltacak... Yoksa kötü olacak!

Şunun şurasında 100 yılını bile doldurmamış bir Türkiye'den bahsediyoruz. Geleneğinden, tarihinden ve medeniyetinden koparılmaya çalışılsa da ırkçı ve dini tuzaklara düşmeden tüm dini ve milli kökenleriyle Anadolu'nun vatanları olduğu bilincinden şaşmayan, çalışan, üreten ve yeniden koşmaya başlayan bir Türkiye, haliyle geçmişin tecrübeleriyle bazılarını harekete geçirdi.

Arap Baharı'nın "masum" bir özgürlük ayaklanışı olduğunu sandığımız o günlerden bu günlere geldiğimizde, fotoğrafın daha da netleştiğini görebiliyoruz. Arap Baharı'nın son durağı Türkiye'ydi. Kürtler ayaklanmayı beceremeyince, birçoğumuzun yanıltıldığı malum "Gezi Olayları" devreye girdi...

Türkiye, bir taraftan çözüm süreciyle toplumun birçok kesimine ve özellikle Kürtlere yönelik adımlar attı, bir taraftan da savunma sanayiye ağırlık vererek askeri gücünü arttırmaya devam etti. Bu süreçle zaman kazandığını düşünürken "Paralel Yapı" ve PKK'nın uygulamalarını geç fark etti. Birini Referandum sonrası, birini de 6-7 Eylül olayları sonrası anlayan devlet, yaralar alsa da durumu toparlayabildi.

Güneydoğudaki terör faaliyetlerini şirin gösterip, devletin mücadelesini katliam yakıştırmasıyla ifade eden zihin yapısı toplumda karşılık bulmasa da ısrarla bunun propagandasına yönelik çalışmalar ve açıklamalar ne yazık ki devam edebilmektedir. Elinde silah ve bomba taşıyan teröristleri görmezden gelip "barış" istiyoruz, silahlar sussun, çocuklar ölmesin gibi olumlu cümleler arkasına saklanan sorunlu bir yaklaşımla karşı karşıyayız. Açıkçası ben barış istemiyorum, teröristlerin bu topraklardan temizlenmesini veya bir daha gelmemek üzere sınır dışına gitmelerini istiyorum. Pişman olanların topluma kazandırılmasını arzuluyorum. Ayrıca bölge halkının bu hainlere cephe almasını, halkın sorunlarının ve yaşam alanlarının düzeltilmesini bekliyorum.

Şu açık ki, Türkiye eğer bu topraklarda hak iddia etmeye devam edecekse eğitimden, sağlığa, ekonomiden teknolojiye, sinemadan edebiyata, mimariden astrolojiye veya askeri güce uzanan her alanda çok ama çok yol alarak toplumunu ve devletini güçlendirmelidir.

Öncelikle tüm etnik, ideolojik ve dini yapılar yanı başımızdaki Suriye ateşine yaklaştırılmaya çalışıldığımızı çok iyi görmelidir. 100 yıl önce yarım bırakılan işi tamamlamak amacında olanlara karşı yapılacak iş siyasi çekişmelerden sıyrılıp devletin şemsiyesi altında toplanmak olmalıdır.

Bu toprakları vatan kabul eden herkesi rahatsız etsin diye başlığı " Anadolu'da Türk İşgali'nin Sonu" şeklinde attım. Çünkü ister kızın, ister umursamayın, önümüzdeki yaşanacakları besleyen en önemli gerçek budur.

Medyabar.com bugun 258392 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1891 kere okundu
YORUMLAR 2 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
adnan makedonyalı
02.03.2016 15:05
E5 Dörtyol kavşağında TARİHİ BEŞKÖPRÜ levhası vardı. Dün geçerken bakmışam ki değişmiş. Jistinyanus olmuş. Bu nasıl bir belediye anlayışıdır ki, yüzyıllardır bizim olan ve yüzyıllardır adı BEŞKÖPRÜ olan adı gavurcaya çeviriyorsunuz. Bu anlayış İstanbul'u da konstantinepoles yapar.Sakaryayı sangaryoıs yaper.Bir akıllı belediye başkanımız da! bir iş yerine bu ismi vermiş, çok tepki almıştı.Erbakan hocanın gavur aşıkları sözü geldi aklıma. Öyle ya, bu gavurca hevesi ne?Hasanı da Hans mı, Yusufu da josep mi yapicez.Burası Türkiye, burda Türkçe olur, gavurca olmaz.Kaldırın şunu şurdan.Haram olsun oylarımız.Biz size bizdensiniz diye oy vermiş!tik.eY BASINIMIZ BUNU YAZIN, HABER YAPIN, KINAYIN, TEPKİ KOYUN.İŞGAL BU
muhammet ulkar
03.02.2016 14:37
Dış polatika da sefilleri oynamaya devam ediyoruz.Uçak düşürme olayı bir muamma.Biz mi düşürdük, ABD/NATOM'u şüpheli.Düşürüldü de ne kazandık?Düşlürmeden sonra Yardım tırlarımızı habire vurdu Rusya, İHH'nın fırınını bile bombaladı.Türkmenleri kıydı katletti, adeta meydan okudu.Daha çok zarara uğradık.Üstelik randevu için peşinde dolaştık durduk, Rus uçağı olduğunu bilseydik vurmazdık dedik.Galiba, Rudyanın Suriye de ki katliamlarını Türk halkı görmesin, uçakla uğraşsın, biraz da düşürdük kahramanlığına kapılsın diye zannımız var.Başikaya asker işini de yönetemedik.Geri adım atıp durduk.Şamar oğlanına döndük.İsraile posta atarak kahramanlık ve oy devşirirken, şimdi dostumuz oldu.Suriye de de öyle gaza geldik ve mahvettik bu halkı.
Online Ziyaretçiler