Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

'Yavuz' mücadele

29.04.2016 09:39
Mecliste fezlekesi bulunan tüm milletvekillerinin dokunulmazlıklarıyla ilgili komisyon görüşmelerinde çıkan kavga birkez daha gösterdi ki, dağdan inip kravat takmakla veya saçlara fön çekmekle demokrat olunmuyor.

Açıkçası görüntüleri üzülerek ve kızgınlıkla izledim. HDP'li vekillerin gözü dönmüş durumunun karşısında komisyon başkanını korumak amacıyla mücadele veren Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz, aynı anda birçok HDP'linin saldırısına uğradı.

Kendisinin Uzak Doğu Sporları konusunda da tecrübeli olduğunu bildiğim Yavuz, orada farklı bir saldırıya geçebilirdi; ancak saldırıları geri püskürtmekle yetinmeye çalışarak ve özellikle kadın vekillerin tahrikine düşmeme pahasına savunmaya geçince hafif sıyrıklarla yaralandı.

Yavuz'un Meclis'teki bu mücadelesi, Güneydoğuda operasyonlara devam eden güvenlik güçlerimizin de tahriklere düşmeyerek sırf sivil halka zarar gelmesin diye zorluklarla gerçekleştirdikleri mücadeleyi hatırlattı.

Söylenecek çok söz var, bir o kadar da hiçbir şey yok. Devlet içinde devlet yapılanması, halkı ayrıştırmaya zorlamak kabul edilemez.

Diğer taraftan ise mevzunun geçmişini irdelemeden olmaz. Haklı ve olması gereken çözüm sürecinin bu çapta istismar edilmesinin önüne anında geçilmeliydi. Bölge halkını rahatlatalım, ayrımcılığa son verelim derken, başta bölge halkının teröristlerden yıldığı isyanını duyamayacak kadar kör ve sağır olunmamalıydı. O dönemler, hükümet tedbiri elden bırakmamak adına kalekol inşaatlarını sürdürse de iyi niyetinin kurbanı olacağını da görmeliydi.

Bölge halkının ilk yıllardaki sevinci, çözüm sürecinin ikinci yılında "devlet nerede" haykırışlarına dönüştü. Ancak ne hikmetse hükümete sunulan raporlarda bu haykırışlara yer verilmezken, bazı televizyon kanallarında bölgedeki yaylalarda halay çeken sözde halkın görüntüleri işlenerek, halkın mutluluğu gösterilmeye çalışıldı. Şimdi anlıyoruz ki meğerse, silah ve bomba depolamalarının ardından keyiften halay çekiyorlarmış!

Terör örgütünün hapisteki liderinin silah bırakma çağrısına umut bağlayan hükümet, gördü ki örgüt, liderini umursamıyor adeta dalga geçiyor. Terör örgütünün bırakın ülke dışına çıkmasını beklemeyi aksine silah ve terörist yığınağı yapması kabul edilemez bir durumdu. Nitekim başlatılan operasyonlar ikinci bir İstiklal Mücadelesi örneğini de sunmaya devam ediyor.

Devlet, net bir duruş sergilemiş ve "nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" diyerek kararlı bir mücadeleye başlamıştır.

Acı olan ise Erdoğan karşıtlığıyla terörün veya teröristin duygularını paylaşan, yayan bir kesimin halen var olmasıdır. Dünya'nın en büyük yayın gruplarından TİMES ve BBC'nin örgüt liderlerine geniş yer verdiği, Türkiye'deki yayınların ve tartışma programlarının benzer yaklaşımlarla terörden veya teröristten çok devleti hedef alan çalışmaları teröristten daha hain bir eylem sergilemektedir.

Terör örgütü liderlerinden birinin etkin yayın organlarıyla tüm Dünya'ya açıkladığı " Türkiye'deki demokrasinin önündeki en büyük engel Erdoğan'dır" sözü, başta sosyal medyada olmak üzere ulusal ve uluslar arası basında oldukça taraftar toplayabilirken "acaba Erdoğan'ı devirirsek yerine bu demokrasi aşığı teröristi mi getirmeliyiz? diye sormadan geçemiyorum.

Özellikle sosyal medyadaki algı yönetimleriyle devleti ve onun yöneticilerini aşağılayan ve suçlu çıkartan yayınlar, kravatlı ve saçları fönlü teröristleri de meşrulaştırır hale geldi.

Öyle ki terör örgütünü destekleyen fiil ve söylevlerde bulunanları da kapsayan dokunulmazlıkların kaldırılması gündeme geldiğinde ilginç çıkışlar meydana geldi. Bazı kesimler, bunun doğru olmadığını, 1994'te benzer bir karar sonrası polisin milletvekillerini gözaltına alırken ortaya hoş olmayan tablolar çıktığını belirterek, aman HDP'deki bazı terör yandaşı milletvekillerine dokunulmamalı öğütleri veriyorlar.

İçerideki dostlarından da moral bulan ve dokunulmazlık tartışmasının hayata geçmeyeceğine inanan HDP'li Demirtaş, Ocak ayında aynen şu özgüveni ortaya koyarak : "550 kişi değil miyiz? Anayasa teklifimiz orada duruyor. Biz hazırız dokunulmazlık kaldırmaya. Milletvekilleri kürsü dokunulmazlığı dışında dokunulmazlığa sahip olmamalıdır... Bütün vekillerin zırhı kalksın"

Aynı Demirtaş, işin ciddiyetini görünce: "Dokunulmazlıkların kaldırılması halinde kendi ayağımızla ifade vermeye gitmeyeceğiz. Bu iş o kadar kolay değil. Seçeneksiz değiliz" diyerek hem çark etti, hem de meydan okudu.

Meclis'teki komisyon görüşmelerini sabote edip kavga çıkartmalarından da hangi seçenekleri uygulayacakları şimdiden netleşmiş gözüküyor.

1994'e dönmeyelim diyen Erdoğan nefretçileri ve terörist seviciler, madem öyle 2016'da Meclis Komisyonu'nda dokunulmazlık kalkmasın diye saldıran bu kişileri ayakta alkışlasınlar; ama şunu unutmasınlar ki Erdoğan gider, başka biri gelir; ancak devlet ve vatan giderse,siz de gidersiniz.

Medyabar.com bugun 179648 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1586 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler