Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Ne kadar onurlu sunuz?

22.07.2016 13:06
"Karşılıklı siperler arasındaki mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına, hepsi düşüyor; ikincidekiler onların yerine giriyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğuk kanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor; Sarsılmak yok. Okuma bilenler Kur'an-ı Kerim okuyor, bilmeyenler Kelime-i Şehadet getirerek yürüyorlar."

Bu cümleleri hatırladınız değil mi? Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Çanakkale'de destan yazan Mehmetçik'le ilgili anlatımları bunlar.

Her defasında birçoğumuzun " vay be" diye başlayan cümlelerinde takdir ettiği, duygulandığı bu anı yüz yıl sonra Boğaziçi Köprüsü'nde tüm dünya bir kez daha gördü. Üstelik, daha da fazlasını; çünkü onların siperi yoktu, tek silahı iman ve vatan dolu yüreğiyle düşmana karşı kararlı bir şekilde yürüdüler. Lütfen herkes o görüntüleri defalarca izlesin ve arşivlesin.

Köprü girişinde vatanı ele geçirmeye çalışan hainlerin üzerine ağır adımlarla yürüyen kahraman vatandaş şehit ediliyor. Arkasında yüzlercesi, önünde şehit düşmüş vatan evladının arkasında Türk Bayraklarıyla yürümeye devam ediyor. Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir duraksama bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler Kur'an-ı Kerim okuyor, bilmeyenler Kelime-i Şehadet getirerek yürüyorlar.

Buna benzer binlerce görüntü yurdun birçok yerinde yaşandığı gibi Sakarya'da da yaşandı. Boğaz Köprüsü'nün asker tarafından kapatıldığı görüntüleri kaygıyla takip ederken eşime " madem bomba ihbarı var veya terör önlemi alınmış, köprü de askerin ne işi var, orası polis bölgesi, ayrıca yolun bir kısmı güvenli de diğer kısmımı güvensiz" yorumlarımın ardında gizlenen ama dilimin uzanamadığı darbe girişimi kaygımı arttırıyordu.

Saat 23.00 civarında Başbakan'ın açıklamalarıyla kaygım kızgınlığa dönüştü.

"Bu millete bunu nasıl yaparsınız? Alçaklar" diyerek göz yaşlarına boğuldum. İlk anda ne yapacağımı şaşırdım, ancak önceki deneyimlerden sosyal medyanın ne kadar önemli olduğu bilinciyle hemen darbe karşıtı paylaşımlar yaparak bu millet bunu affetmeyecek ifadeleriyle kamuoyu oluşturmaya çalıştım.

Henüz Cumhurbaşkanımızın çağrısını duymamışken 6 aylık hamile eşim, ben ve ablam Kent Meydanı'na doğru harekete geçtik. Alana geldiğimizde bizim gibi vatan evlatlarının terlikle, pijamayla, açığı, kapalısı, sarıklısı, şortlusu binlerce kişinin akın akın meydanda toplandığını ve darbe karşıtı slogan attığını gördüm. Bir taraftan da valiliğin işgal altına alındı bilgisi verilince, meydan neredeyse on dakika içinde boşaldı.

Ben böyle bir motivasyon, böyle bir cesaret görmedim. Biz de hemen arabamızı alıp Valilik işgalini püskürtmeye gittik. Eşim hamile olduğu için, durumun çok ciddi olduğunu, kendisinin gelmemesi gerektiğini söylesem de dinletemedim. 3 kişilik ekibimize mahalleden bir teyzemiz de eklendi. Ve on binlerce Sakaryalı 15 kilometrelik bir yolu doldurdu.

Karaman'a kadar ulaştığımızda sağlı sollu, terk edilmiş araçlar, orta refüjde alalacele park edilmiş araçları gördüm. Belli ki trafik tıkanınca koşarak valiliğe yetişilmeye çalışılmış.

Ancak dikkatinizi çekmem gereken bir durum şu, tüm olağanüstü durumlara rağmen ne bir trafik kazası, ne bir trafik kavgası, ne bir hırsızlık söz konusu. Bildiğiniz arabanın kapıları açık ve hiç kimse yok. Ufak tefek araç sürtmeleri, sadece "hakkını helal et kardeşim" sözleriyle sonlandırıldı.

Fethullahçı Terör Örgütü'nün darbe girişimi püskürtülmüştü.

Eminim yüz binlerce kişinin hatıralarına kazınan bir 15 Temmuz gecesi yaşandı. Ben açıkçası, çocuklarım yıllar sonra " anne, baba, sen darbeye karşı gelebildin mi, o gece ne yaptın, fırından ekmek almaya mı, marketten erzak almaya mı, bankadan para çekmeye mi koştun, yoksa benim onurum, şerefim ve istiklalim için mücadele mi verdin? diye sorduğunda " evet" diyebileceğim bir gece yaşadım. Keşke daha fazlası da nasip olsaydı, ancak benim nasibim bu kadarmış, en azından o yolda ilerleyebildim.

Acaba her fırsatta sosyal medyada paylaşım yapan, oturduğu koltukların sıcaklığıyla her yere ahkam kesen, halka tepeden bakan, sözde başkan, sözde akademisyen, sözde bürokrat, sözde vatansever, sözde sağcı-solcu,sözde demokrat o gece ne yaptınız? Çocuklarınıza ne anlatacaksınız.

Ertesi gün ki kınamalarınızı mı, meydanlardaki gösterilerinizi mi?

Bu olaylar bir köşe yazısına sığmaz, önümüzdeki aylarda, yıllarda daha çok ele alınacaktır. Bu arada bir gazeteci olarak başta NTV ve CNNTÜRK olmak üzere Sakarya Basınını kutluyorum.

Ben son olarak yüz yıl önceki Başkomutanımızın Sakarya Meydan Muharebesi sırasında verdiği "Her karış toprak vatandaş kanı ile sulanmadıkça terk edilemeyeceği" sözünün ardından yüz yıl sonra bir Başkomutana daha sahip olmanın gururuyla Allah bu milleti korusun diyorum.

Medyabar.com bugun 178155 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 3261 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler