Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

FETÖ ile mücadelede tehlikeli olan...

06.09.2016 13:08
Olağanüstü hal yaşadığımız bir gerçek, her gün terörle yatıp terörle kalkıyoruz, her gün şehit haberleri, gazi haberleriyle üzülüyor, güvenlik güçlerimizin başarılı operasyonlarıyla, emniyet ve savcılıkların çalışmalarıyla moral buluyoruz.

FETÖ terörünün ardından yaklaşık iki ay, PKK'nın şehir işgali terörünün ardından da bir yılı aşkın süre geçti. DAEŞ'in "Konstantaniyye" olarak tanımladığı İstanbul'un dolayısıyla Türkiye'nin işgal terörü de yıllardır devam ediyor.

Daha önceki yazılarımda da defalarca vurguladım. Bu topraklarda Türkiye adında bir ülke ve içinde bağları binlerce yıla uzanan bir toplum yaşasın istenmiyor.

Yüz yıl önce bu amaç, milli mücadele engeline takıldı. Dualarla, şehitlerle kurulan Türkiye, yorgunluğun ve yoksulluğun da etkisiyle Batı'nın öngördüğü bazı tavizleri de vererek devletinin tanınmasını sağladı. Lozan Antlaşması ve sonraki uygulamalar da bunun belgesi oldu.

Ancak örtülü veya açık anlaşmaların ruhuna aykırı hareketler her defasında yakından izlenen Türkiye'ye neredeyse on yılda bir "ayar" yapılarak bugünlere gelindi.

Yüz yıl sonra ise "adamın biri" çıkıp yaptırdığı köprülerine Osmanlı Padişahlarının adını vererek, Alparslan'dan Gazi Mustafa Kemal'e kadar bin yılı sahiplenerek, "Dünya 5'ten büyüktür" diyerek, "sizler çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz" diye haykırarak; onların deyimiyle "yardakçılık" yapmayıp çelişkilerini yüzlerine vurarak "rahatsızlık" vermeye başladı.

Ilımlı İslam adı altında şekillenmesi planlanan, ekonomik ve siyasi anlamda dışa bağımlı bir ülke olması istenen Türkiye, planlananın dışına çıktı.

Haliyle 15 Temmuz ayarı için düğmeye basılmıştı.

Ancak "Tankın önüne çıkmayı bilmez, cami avlusundan camiye bile geçemez, ateş açıldığında yere yatmayı beceremez" denilen halk yine büyük bir milli mücadele örneği göstererek 15 Temmuz işgalini de engelledi.

Peki bitti mi? Hayır. Bitmedi, bitmeyecek?

15 Temmuz sonrası birkaç ülke haricinde şaşkın ve telaşlı ülkelerin, derin örgütlerin kararlı duruşu devam ediyor. Ancak işin rengi artık değişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın duruşu,Başbakan ve MHP Genel Başkanı'nın desteği ve kararlılığına toplumun yüzde 80'nine varan ortak bilinç ve irade de eklenince şu an için planların süresi uzamış gözüküyor.

Tehlikeli olan ise zaman geçtikçe bu mücadelenin sulandırılması ve önemsizleştirilmesi?

Fetö'yle mücadelede net bir hedef varken, medya ve sosyal medyada terör örgütü liderinin donunun nasıl öpülüp koklandığı, yediği portakal kabuklarının nasıl kapışıldığı, sadaka ve zekatların "himmet" adı altında nasıl toplandığı, vaazlarındaki İslam'la bağdaşmayan ifadeleri gibi birçok detaylarla meşgul ediliyoruz.

Bunlar bir yana, aslında ne kadar güçlü bir örgüt olduğu, daha örgütün asıl yapısının anlaşılamadığı gibi kaygı oluşturacak ifade ve haberler, yapılan mücadeleye ve sosyal algıya olumsuz etki ediyor.

Halbuki bunların hiçbirine gerek yok, sadece 15 Temmuz gecesi nasıl bir gözü dönmüşlükle milletin değerlerine ve canına kastettiğinin üzerinde dursak yeterli.

Bu örgüt yüzlerce sivilimizi katletmiş, darbeye zemin hazırlayıcı toplumsal olayları beslemiş, diğer terör örgütleriyle dirsek temasında bulunmuş, güvenlik güçlerimizi şehit düşürtmüş, binlerce gazi yaptırmış eli kanlı sinsi bir örgüt.

Sayın Cumhurbaşkanı çok ciddi bir mücadele veriyor ve herkesi bu örgütle mücadeleye çağırıyor, ihbar edilmelerini istiyor; ama kimi kime ihbar edeceği noktasında halkta da kaygılar oluşuyor.

O nedenle Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yeniden açık çağrımı arz ediyorum. Bu defa dere geçerken ya at değiştiriniz, ya da atsız geçiniz. Zira bugüne kadar zafiyet içinde olanlar, iki yüzlü olanlar, makam ve mevki hırsıyla hareket edip sizin hedeflediğiniz Türkiye derdinde olmayanlar yüzünden bu mücadele yavaş ilerledi. Sizin cesaretiniz ve vizyonunuz bu milleti birleştiriyor ve güçlendiriyor. Sizin vurguladığınız "tek devlet, tek bayrak, tek vatan, tek millet" ilkeleri ana kriter olmak şartıyla, bu ilkelere gölge düşüren dini ve milli değerlerin dışına çıkmış tüm kesimleri sistemin dışına çıkarınız. Yargı da terör örgütleri üyesi veya sempatizanı kişi ve kurumlara yönelik hukuki tüm adımları hızla atmalıdır.

Bu taleplerim hiçbir zaman muhalefetsizlik anlamına gelmemelidir. Aksine ortak değerlerde ve çıkarlarda birleşecek, aksaklıklarda uyaracak farklı görüşler her zaman güçlü bir şekilde olmalıdır.

Ancak içinde bulunduğumuz durum :Atatürk'ün"Mevzu vatansa gerisi teferruattır; ya istiklal ya ölüm" sözlerine uygundur.

Dolayısıyla FETÖ, PKK,DAEŞ gibi terör örgütleriyle ilgili verilen mücadele hakkında gerek hükümet sözcüsü gerekse bir bakan her hafta bir bilgilendirme toplantısı yapmalıdır. Gün içinde on farklı yerden farklı açıklamalar, neyin ne olduğunu, ne aşamada olunduğunu ortaya koyamamaktadır.

Sayın Başbakan Binali Yıldırım'ın görevlendireceği bir kişi her hafta basın toplantısı yaparak terör örgütleriyle ilgili atılan ve atılacak adımlara yönelik açıklamaları yapması gerekmektedir.

Hiç kimse 15 Temmuz'u unutmamalıdır!..

Medyabar.com bugun 97925 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 4668 kere okundu
YORUMLAR 1 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
sakaryalı
07.09.2016 12:12
'' Cumhurbaşkanı ve MHP' nin desteği ...'' demişsiniz, CHP' nin de kararlılığı ve desteği yok muydu? Niye onu yazmıyorsunuz, ya da LDP örneğin, yani sadece Cumhurbaşkanı ve MHP kararlı duruş sergilemedi, CHP de sergiledi, asıl kahraman olanlar sadece halktı, kararlı duruş sergileyenler ise tüm partilerdi.
Online Ziyaretçiler