Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Elest Bezmi - Kalü Bela

16.12.2016 10:13
Küçük yaşlardan beri bize öğretilen bir tekerleme vardı.

Neydi o?

Ne zamandan beri Müslümansın?

Kalü beladan beri.

Kalü bela ne demek?

Allah ruhları yarattığında hepsini toplayıp onlara ELESTÜ BİRABBİKÜM (ben sizin Rabbiniz değil miyim) dedi, onlar da KALÜ BELA, (evet sen bizim Rabbimizsin dediler) işte o zamandan beri Müslümanım.

Buna da BEZMİ ELEST veya ELEST BEZMİ adı verildi.

Allah ile ruhlar arasındaki sözleşmenin meydana geldiği toplantıya "Bezmi Elest" yani "Elest Toplantısı" yani " Sizin Rabbiniz Değil miyim" toplantısı.

Gerçekten bu böyle mi diye baktığımızda hiç de öyle olmadığı, pek çok ayete takla attırıldığı gibi bu ayete de takla attırıldığı ve mananın rayından çıkarıldığını görürüz.

Eğer bize sorulmuş bizim tarafımızdan da cevap niteliğinde bir söz verilmişse Allah aşkına bundan neden haberimiz yok?

O zaman inkârcıların, müşriklerin suçu ne?

Onların haberi olmadan bu işler olmuşsa kim suçlanacak?

Buna benzer pek çok argümnan ileri sürülebilir.

İslam dini aklın, mantığın ön planda olduğu bir dindir.

Aklın olmadığı, akla görev verilmediği yerde İslamdan söz edilmez.

NEDİR BEZMİ ELEST?

Bezm-i Elest, Farsça'daki "sohbet meclisi" anlamına gelen bezm sözcüğüyle Arapça'da "ben değil miyim" anlamındaki bir fiil olan elestü'den oluşan bezm-i elest terkibi "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" hitabının yapıldığı ve ruhların da "belâ / evet" diye cevap verdikleri meclis anlamında kullanılmaktadır.

Yukarıda ifade ettiğim gibi takla attırılan ayete bir bakalım Allah böyle mi diyor:

... وَإِذْ أَخَذَ رَبُّكَ مِن بَنِي آدَمَ مِن ظُهُورِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَأَشْهَدَهُمْ عَلَى أَنفُسِهِمْ أَلَسْتَ بِرَبِّكُمْ قَالُواْ بَلَى شَهِدْنَا

"Rabbin, Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkarmış ve onları kendilerine şahit tutarak: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti.) Onlar da: "Evet (Rabbimizsin) şahit olduk" demişlerdi."(Araf 172)

Ayetin başlangıç bölümü adeta görülmedi.

Allah, Âdem oğullarının bellerinden zürriyetlerini aldığımda" diyor, bunlar ise ruhlar alemi diyor.

Allah, Âdemoğullarının neslini yarattığımda derken bu olay ana karnında oluyor.

Bu sorunun sorulması demek, Allah ana karnında insan ruhunun, Allah'ı, İslamı kabul edecek şekilde formatlanması demektir.

Bunu sevgili Peygamberimiz "Her doğan İslam fıtratı üzre doğar" ifadesiyle çok güzel açılamıştır.

Yani İslamı kabul edecek şekilde içine bir duygu konduğunu, bu şekilde formatlandığını beyan ediyor.

Bizler dünyaya gelince ana-baba-çevre ve çeşitli etkenlerin tesirinde kalarak bu formatı yani fabrika ayarlarını bozmuş oluyoruz.

Başka bir ifadeyle formata virüs bulaşıyor.

Bu programların neden yapıldığını Allah (cc) ayetin sonunda açıklayarak

أَن تَقُولُواْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّا كُنَّا عَنْ هَذَا غَافِلِينَ ...

"...kıyamet gününde, "Biz bundan habersizdik" demeyesiniz diye," böyle yaptık diyor.

Yani Allah, İslam anlayışını ve inancını aslında Allah insanın kabiliyetine yerleştirmiştir.

Yani Allah bu programı ruha koymuştur.

Allah, ana çocuğunun yaratıldığı yere RAHM diyor yani merhamet teknesi.

Allah merhamet ederek, o tekne içindeki varlığı Allahı bulacak, onun tek varlık olacağını kabul edecek şekilde merhamet ederek RAHMe yani merhamet beşiğine yerleştirerek programlıyor.

Ayet, insan fıtratının doğuştan tevhidi kabul etmeğe hazır olduğunu, Rab olan bir yaratıcıyı inkarın mazeret olamayacağını ifade eder.

Zemahşeri bu diyaloğu mecazi sayar ve Tahyil (canlandırma, dramatizasyon) olarak niteler.

Ayetin, Âdemden değil, Âdemoğullarından söz ettiği açıktır.

Razi, ayetteki diyaloğun mecazi olduğu görüşünü karşı çıkmazsızın dile getirir.

İbn Kesir, ayetin insanın yaratılıştaki saf ve temiz fıtratına dikkat çekerek der ki buradaki anlatımın Fussilet 11 ve Ahzab 72 de olduğu gibi temsili bir diyalog olduğu açıktır.

Bu ayet, insanoğlunun doğuştan "aşkın bir Yaratıcı Varlık"ı algılamaya yatkın yapısına yani "Fıtrat"a atıfta bulunmaktadır".

Durum bu iken ruhlar âlemindeki "oturum"dan bahsetmek gülünçtür.

İslami öğreti ile alakası yoktur. 16.12.2016

-----------------------------------------------------------------------------------------

NOT:
Türkiye Cumhuriyetinin çabalarıyla dünyanın gözü önünde katliama göz yumulan Halep'teki insanların tahliye edilmesi için verilen ateşkes anlaşması İranlı milislerce bozulmuş, tahliye otobüslerine ateş açılması neticesinde 4 masum insan öldürülmüştür (15.12.2016).

Bunu üzerine İsrail, İrana bir mesaj göndererek teşekkür eder ve kendilerini anlarlarsa dost kalacaklarını bildirir.

Türkiyeyi ağlatan 4 yaşındaki Al Mina kadar olamayanlar var.

Türkiyeyi ağlatan 4 yaşındaki Al Mina nın yüreği kadar yüreğe sahip olamayanlara yazıklar olsun!

Müslüman görünümlü İranı ise hiç anlamış değilim (aslında çok iyi anladım).

İranın derdi İslam değil, Şiilik ve Şiiliğin yayılmasıdır.

Mezhebiniz batsın!

Medyabar.com bugun 142251 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1442 kere okundu
YORUMLAR 1 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Kazım Turuncu
01.03.2017 00:03
mecazcılık hastalığına yakalanmışsınız hocam. Bahsettiğiniz konularda mecaz yok. Allah insanların ruhundan dünyaya göndermeden önce söz alıyor. Doğunca unutuyor insan. Beyinde tüm bilgi yüklü aslında. Fussilet 11.Ayette mecaz değil. Cansız maddeler de Allah ile konuşabilir. Ahirette elin ve ayağın konuşmayacak mı? (Yasin 65) Konuşacak. Buda onun gibi.
Online Ziyaretçiler