Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Ölüsüne kopya veren din!

23.12.2016 10:08
Nasıl yani, böyle şey olur mu, diyenler olacaktır.

Yazımın başlığını okuyunca inanıyorum ki çoğunuz anlamıştır meseleyi.

Ölüye nasıl kopya verilir?

Dini öğretide yok böyle bir şey ama, uygulamada var maalesef

Mezarda olana kopya verilir mi, nasıl olur?

Riv-ayetleri merkeze alıp böyle bir dine sahip olanlar varsın olsun, Kuranı, ayetleri din kabul eden bizler böyle bir dine sahip değiliz, hamdolsun.

Telkin, kabre konan ölüye, sorgu meleklerine vereceği cevabı öğretmek veya anımsatmak yani bir çeşit kopya vermek demektir.

Din adamları arasında gelenekleşmiş olan uygulamanın kitapta yeri yoktur. Definde sünnete uygun olan, defin işi bitince cemaat hemen dağılmaz. Kabrin başında oturup ölünün hatalarının affı için dua edilir. Hz. Peygamber, vefat eden Ebu Seleme'ye şöyle dua etmiştir: "Allahım, Ebu Seleme'yi bağışla, doğru yolda olanlar arasındaki derecesini yükselt. Geride kalanlar arasında onun yerine, hayırlı birini geçir. Bizi de, onu da affeyle ey âlemlerin rabbi. Onun kabrini genişlet ve aydınlat" (Müslim, Cenaiz: b. 4, h. 7).

Hz. Muhammed'e hitaben,

وَمَا أَنتَ بِمُسْمِعٍ مَّن فِي الْقُبُورِ ...

"Sen kabirlerde bulunanlara işittiremezsin" (Fatır: 22),

إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتَى

"Sen ölülere işittiremezsin" (Neml: 80; Rum: 52) buyurmaktadır.

Peygamber, ölülere söz işittiremezken sıradan insanların, kabrin başında durup, iradesi elinde bulunmayan, Allah'ın yönetimine geçmiş olan ölüye dışarıdan direktif veya kopya vermeleri mümkün değildir.

Fakat buna rağmen Taberani, İbn Asakir ve Deylemi, Ebu Ümame'den telkini anlatan bir rivayet çıkarmışlardır. (Kenzul-Ummal: 15/605, h. no: 42406).

Bu hadis zayıf olduğu için metruktür yani terk edilmiştir.

Sadece Ebu Ümame'ye bağlanan ve meşhur muhaddislerin, senedinde (rivayet zihcirinde) mechul ve zayıf kimselerin bulunduğunu söyledikleri bu rivayet, dinde kanıt olamaz. Nitekim cenaze defnedilince birinin, başında durup "Ey falan kadının oğlu falan" şeklindeki telkin uygulamasından sorulan Ahmed ibn Hanbel "Şamlılardan başka kimsenin böyle yaptığını görmedim" demiştir.

Telkine dair delil getirilen rivayetlerin sahih hadis kaynaklarında geçmediği ve bunların hadis âlimlerince "zayıf" görülerek hüccet olmadıkları belirtilmektedir. Delil olarak belirtilen ayetler ise bağlamlarından koparılmışlardır.



Anlaşıldığı üzere, ölüye verilen telkin bidattir. Bu konuda delil olarak getirilen rivayet, İbn Kayyım'ın (v.1350) Zâdu'l- Meâd adlı eserinde belirttiği gibi sahih değildir. en-Nevevî (v.676/1277) ve başkaları da zayıf görmüşlerdir. San'ânî (v.1182/1768) de Subulu's-Selam adlı eserinde bu görüşe katılmaktadır. Aslında telkini yapan, ölüye telkin yaparak yeniden Müslüman olmasını istemekle alay konusu olmaktadır. Hz. Peygamber'in bu konudaki sünneti, cenazeyi gömme sırasında oradaki insanlara yapılan telkindir." (Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2004, cilt: 4, sayı: 2, s: 201-222.)

Telkin denen şeyde kopya verilmeyenlere haksızlık değil mi?

Ölüsü bulunmayan, cesedini balıkların yedikleri ne olacak?

"AZABÜDDÜNYA-AZABÜL AHİRE Dünya ve ahiret azabı" var, başka bir azaptan Kuran bahsetmiyor.

Dinimiz bize bunu açıkça bildiriyor

رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

""Ey Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru" diye dua yapmamızı istiyor.

Başka bir azap var da Allah (haşa) unuttumu?

وَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ فِي هَذَا الْقُرْآنِ مِن كُلِّ مَثَلٍ فَأَبَى أَكْثَرُ النَّاسِ إِلاَّ كُفُورًا

"Biz bu Kuran'da her konuyu insanlığın (yararı için) değişik açılardan örneklerle açıklamış bulunuyoruz! Hal böyleyken, yine de insanların çoğu inkarcı bir tavırdan başkasını benimsemekten inatla kaçınmaktadır"(İsra 89)

Allah her konuyu açıkladık diyor, bazıları ise eksik görüp ilaveler yaparsa buna islam denir mi?

"ölünün ruhu mezara gelir, ziyaret edeni şu şu günlerde görür" anlayışı, reenkarnasyon anlayışıyla farkı yoktur.

Okunmuş Yasin, yakmayan okunmuş kefen pazarlanıyor Müslüman mahallesinde!

Bu ve buna benzer uydurma kültürler Hristiyan, Yahudi kitaplarına girdi ama hamdolsun Müslümanın Kuranına girmedi.

Şu ayet, ilaveler yapanlar için ibretamizdir:

وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًا يَلْوُونَ أَلْسِنَتَهُم بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ اللّهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ اللّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

"Onlardan bir grup vardır ki, kitaptan olmadığı hâlde kitaptan sanasınız diye (okudukları) kitaptanmış gibi dillerini eğip bükerler ve: "Bu, Allah katındandır" derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler."(Ali İmran 78)

Din uydurmuşlar, sırat köprüsü cehennemin üzerine konmuş, kıldan ince, kılıçtan keskinmiş o köprü.

Sırat köprüsü ahirette değil, dünyadadır ki Allaha her rekatta diyoruz ki

اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ

" ( Ya Rab) bizi doğru yola ilket" (Fatiha 6)

Allah cc İslamda önemli maddeleri bir bir saydıktan sonra der ki:

وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِ ذَلِكُمْ وَصَّاكُم بِهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

"İşte benim dosdoğru yolum (İslam) budur, bu yola uyunuz. Sakın sizi Allah'ın yolundan ayrı düşürecek yollara girmeyiniz! İşte (Allah), kötülüklerden sakınasınız diye size bu direktifi verdi." (Enam 153)

Allah, bu islamdır, imandır dediği şeyleri Kuranda saymıştır. Onlardan başkasını hangi makamda olursa olsun kim imandandır, islamdandır derse hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur,

Bunun tersi de böyledir.

Peygamberlerin ateşe gireni ateşten çekip çıkarıp kurtarma gibi bir görevi yoktur.

أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ وَيُخَوِّفُونَكَ بِالَّذِينَ مِن دُونِهِ وَمَن يُضْلِلِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ

"Allah, kuluna yetmez mi? Onlar seni, O'ndan başkaları ile korkutuyorlar. Allah, kimi saptırırsa artık ona doğru yolu gösterecek hiçbir kimse yoktur."(Zümer 36)

SONUÇ

Peygamberimiz zamanında din olan, kıyamete kadar dindir.

Peygamberimiz zamanında din olmayan kıyamete kadar din olmayacaktır.

İmam Mâlik, "Ölülerinize Lâilâhe İllellah telkin edin."3 hadisindeki "ölüler" den, "ölüm döşeğindeki hastaların" kastedildiğini belirterek, definden sonra telkine dâir sahih bir haber bulunmadığı için, ölüye telkin vermek mekruhtur, demektedir. (el-Ceziri. I, 501; Seyyid Sabık. I, 548; Hasan el-Idvi, s. 9-10)

Sonradan buna başka bir telkin katılmıştır ki bu, bidattır. Teamül haline gelen bu uygulama, gerçekte Kur'ân'ın ruhuna da aykırıdır.

Kabir başında TELKİN denen şeye dikkat ederseniz "ey falan oğlu falan" derken ana adıyla seslenilir, baba adıyla değil, nedeni ise, diyorlar ki anne şüphesiz bellidir ama baba bilinen ya baba değilse.

Yani af edersiniz başka birinden peydahlandıysa.

Sonra başlar Arapça okumaya, çeşitli şekillerde düzmeceler var ama ben birazından bahsedeyim.

Kopya verilirken der ki:

"Biraz sonra sana Allah tarafından gönderilen, gözleri masmavi şimşek gibi çakan, vücut tüyleri yerlerde sürünen iki melek gelecek (meleği maymuna çevirdiler), sana rabbin kim, nebin kim, dinin ne" diye soracaklar, (biraz daha geniş şeklinde ise şu ilaveler var, dinini, kitabını, erkek kardeşini, kız kardeşini soracaklar9 rabbın yardımıyla onlardan korkma,

Rabbim Allah, Nebim Muhammed, dinim İslam, kitabım Kuran, kıblem Kabe, dinimden olan erkekler erkek kardeşim, kadınlar kız kardeşim...." de, diyerek başka birkaç şeyinde kopyası verilir.

Buna sünnet diyorlar,

Peki sünnetse Peygamberimişz yaptı mı, hayır.

Bu uydurukçular şunu bilsinler ki sünnet yarım anlatılıyor, Peygamberimizin kendiliğinden yaptıklarını yapmak sünnet olduğu gibi, yapmadıklarını yapmamak da sünnettir.

Mecmeuzzevahirde zayıf,uyduruk bir rivayete dayanarak telkine kılıf bulmaya çalışıyorlar.

Kişi öldükten ve karnesi mühürlendikten sonra ona kopya verip öğretmek ne işle yarar?

Ölünce insani fonksiyonları bitmiştir.

Ne telkin veren biliyor ne dediğini ne de ölü anlıyor denilenlerden?

Böyle bir din olur mu?

Şeri ve akli deliller telkinin olmadığını gösterir.

Rabbinin, nebinin kim olduğunu, dinin ne olduğunu bilmek ve tatbik etmek dünyaya aittir.

Bunlar öldükten sonra öğrenilecek şeyler değil.

Bunların hiçbiri yapılmamışsa bir değil birkaç imam sana kopya verse ne işe yarar?

TELKİN bidattır.

Telkin verilecekse ölmeyen kişiye dünyada verilir ki faydası olsun. 23.12.2016

Medyabar.com bugun 29511 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 3061 kere okundu
YORUMLAR 3 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
melih pekçetin
27.12.2016 10:25
Peki... kabirdekiler işitmez de neden ?kabir ziyaretinin başında esselamü aleyküm ya ahlel kubur diye meyyid ve meyyiteleri selamlayarak söze başlıyoruz ?s.a.v.cevap alamayacağını bile bile Allahın selamını verirmiydi ?
sabri AKDOĞAN
30.12.2016 12:01

Peygamberimiz mezarlık ziyaretinde: ?Selam üzerinize olsun Ey müminler yurdunun halkı, İnşaallah bizde (yakında) size katılacağız. Allah?dan bizim için de sizin için de afiyet dilerim?. Diye buyurmuşlardır. Bu selam çok güzel bir duadır. Ölülere selam vermek mezardakilerin bizi duydukları, selamı aldıkları anlamına gelmez.Evde kimse olmasada girerken selam veriyoruz. Yapılan yukarıda belirttiğim ayetlerden de anlaşılacağı üzere Kur?anın öğrettiği duayı ,rahmet okumayı gerçekleştirmektir. Kabre eğilip ?aleyküm selam? sesi beklemek değil? Diriyken ALLAH? a başkalarının hazırladığı ezber kopya dualarla yakaran insanın,Ölüyken kopya talkın beklemesine şaşırmamak gerekiyor.

dinimiz islam
23.12.2016 15:08
Sual: Sen ölüye işittiremezsin âyeti delil gösterilip, ölüye telkin vermenin bid'at olduğu söyleniyor. Telkin sünnet değil midir? CEVAP Telkin sünnettir. Sünnete bid'at demek, helale haram demek küfrü gerektirir. Muhaddislerden imam-ı Deylemi ve imam-ı İbni Asakir?in bildirdiği hadis-i şerif şöyle: (Kardeşlerinizden biri ölüp de, toprakla örtülmesi tamamlanınca, biriniz kalkıp kabrin başında "Ey filan kadının oğlu filan" desin! Çünkü o vefat eden kimse, "Bizi irşad et de Allah da sana rahmet etsin!" der. Fakat siz bunu duyamazsınız. Telkin veren kimse "Dünyadan çıkarken, Allah?ın birliğini, Muhammed aleyhisselamın Onun kulu ve Resulü olduğunu, Allah?ı Rab, İslamiyet?i din, Kur'anı İmam kabul ettiğini hatırla!" desin! Çünkü münker ve nekir meleklerinden biri diğerine "Gel bunun yanından çıkalım. Çünkü Hücceti kendisine telkin edilen kimsenin yanında durmamıza lüzum yok" der. [Oradaki] bir zat (Ya Resulallah annesin adını bilmezsek ne yapalım?) diye sual etti. Peygamber efendimiz (Ey Havva?nın oğlu filan dersiniz) buyurdu. (Ramuz) İmam-ı Gazali hazretleri İhya?da, (Sad bin Abdullah, can çekişen Ebu Ümamenin ziyaretine gittim. "Ben ölünce Resulullahın emrettiği gibi [telkin verip] beni defnedin diyerek Resul-i ekremin telkin şeklini bildirmiştir) diye nakledip, yukarıdaki hadis-i şerifi bildiriyor. (c.4) Fıkhi hükümlerden bazıları: Kabirdeki meyyite telkin vermek meşrudur. (Cevhere) Ölüye, definden sonra telkin vermek sünnettir. (Nur-ül yakin fi mebhas-it telkin) Resulullah, definden sonra telkin vermeyi emretti. Kendisi de telkin verdi. (Cila-ül-kulub) İmam-ı Saffer hazretleri, "Ölü kabre konunca, ruhu ve aklı geri gelir. Kendisine verilen telkini anlar. Telkin meşrudur" buyuruyor. İnaye sahibi "Hocam Kadıhan?dan işittim ki, imam-ı Merginani telkin verirdi ve telkini bize vasiyet ederdi" buyurmuştur. (Mevkuffat) Merakıl-felah ve Tahtavi haşiyesi?nin tercümesi olan Nimet-i İslam kitabında telkinin nasıl verileceği anlatıldıktan sonra deniyor ki: 1- Telkin meşrudur. Bu Ehl-i sünnetin kavlidir, (Mevtanıza telkin edin) hadisine göredir. 2- Definden sonra telkin olunmaz. Bu söz, mutezilenin görüşüdür. 3- Meyyite telkin ne emredilir, ne de nehyedilir. Redd-ül Muhtar ve Birgivi vasiyetnamesi?nde de, telkinin meşru olduğu ve yapılış şekli yazılı. Tenvir-ül kulub, Mugnil muhtac, İanet-üt-talibin, Tuhfe-ül-habib, Tuhfet-ül-muhtaç gibi Şafii kitaplarında da telkinin sünnet olduğu bildirilmektedir. Bid'at ehline vesika olması bakımından İbni Teymiye?yi öven ve ölünün işitmediğini söyleyen Alusi bile Galiyye-tül-mevaız kitabında Peygamber efendimizin telkin verdiğini ve telkin vermeyi emrettiğini bildirmektedir. Görüldüğü gibi telkin meşrudur. Abduhçuların, İbni Teymiyecilerin bid'at demelerinin hiç kıymeti yoktur. İşittirmek kabul ettirmek demektir Vehhabiler, ruhun ölmediğini söyledikleri halde, Resulullah da ölüdür, işitmez, şefaat ya resulallah diyen kâfir olur diyorlar. Mecazı bilmiyorlar. Bu konudaki birkaç âyet-i kerime meali şöyledir: (Savaşta öldürülenleri siz değil, Allah öldürdü. Attığın zaman da, sen değil, Allah attı.) (Enfal 17) Birileri, ötekileri öldürüyor, Allah, ben öldürdüm diyor, Resulullah atıyor, sen atmadın ben attım buyuruyor. Aşağıda da kabirdekilere sen değil, ben işittiririm buyuruyor. (Kâfirler, sağır, dilsiz, kör oldukları için doğru yola gelmezler.) [Bekara 18], (Kâfirler sağır, dilsiz ve kör oldukları için, akledemezler, düşünemezler.) [Bakara 171] Yani hakkı işitmedikleri için sağır, doğruyu söylemedikleri için dilsiz, gerçeği görmedikleri için kör, denilerek hidayete kavuşmadıkları bildirilmiştir. Buradaki işitmek, kabul etmek demektir. (Beydavi) (Bu dünyada kör olan, ahirette de kördür.) [İsra 72] (Bu âyette de yaşayan ve ölen kâfirlere kör deniyor. Yoksa dünyadaki körler ahirette kör olmayacaktır. (Sağırlara işittiremezsin. Körleri ve sapıkları doğru yola eriştiremezsin.) [Zuhruf 40] Bu âyette işittiremezsin demek, sen hakkı kabul ettiremezsin demektir. Kabirlerdekilere işittiremezsin demek de, inatçı kâfirlere işittiremezsin, yani hakkı kabul ettiremezsin demektir. (Beydavi) (Körle gören [kâfir ile mümin] karanlıkla aydınlık [Bâtıl ile hak], gölge ile sıcak [Cennetle Cehennem] bir olmaz. Dirilerle ölüler de bir olmaz. Elbette Allah, dilediğine işittirir. Sen kabirdekilere [inatçı kâfirlere] işittiremezsin, sen sadece bir uyarıcısın.) [Fatır 19-22 Celaleyn, Beydavi] Bu âyette, kâfire kör, mümine gören, Cennete gölge deniyor. Resulullah kabirdekilere ne söyleyecek de işittirecek? Hâşâ bu abes, boş söz olmaz mı? Kabirdekileri niye hidayete kavuşturmaya uğraşsın ki? Hemen âyetin devamında, (Sen sadece bir uyarıcısın), yani vazifen kâfirleri hidayete kavuşturmak değil, sadece tebliğdir buyuruluyor. Demek ki kabirdekilerden maksat, yaşayan inatçı kâfirlerdir. (Beydavi) (Kâfirlerin gözleri değil, göğüslerindeki kalbleri kördür.) [Hac 46] Cenab-ı Hak burada kâfirlerin gözleri değil, basiretlerinin kör olduğunu açıkça bildiriyor. Yani öteki âyetleri de açıklamış oluyor. Yukarıdaki âyetlerde sadece onlar kör, sağır ve dilsiz diye geçiyordu. Bu âyette ise kör demek, maddi gözün olmadığı, kalblerinin kör olduğu yani kâfir oldukları bildiriliyor. O halde kör denilince baş gözü anlaşılmadığı gibi, ölü veya kabirdekiler denilince de, mezardaki ölü anlaşılmamalıdır. (Sen, ölülere işittiremezsin; arkalarını dönüp giden sağırlara da daveti duyuramazsın. Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin; ancak âyetlerimize inananlara duyurabilirsin.) [Neml 80, 81 Rum 52 53] Burada diri olup, gözü kulağı ve beyni olan kâfirler ölüye benzetiliyor, (Ölüleri [kâfirleri] imana kavuşturamazsın) deniyor. (Ölülere, sağırlara işittiremezsin) ifadesinden sonra, (Sen ancak âyetlerimize iman edeceklere işittirebilirsin) buyuruluyor. Kâfirlerin işitmeyeceği, yani hakkı kabul etmeyeceği, ancak iman edeceklerin işitecekleri, yani kabul edecekleri açıkça bildirilmektedir. Eğer gerçekten kabirdekilerden maksat ölü olsa idi, ölü de işitmeseydi iman edenlere işittirebilirsin ifadesi yersiz ve yanlış olurdu ve kâfir ölü işitmez, mümin ölü işitir anlamı çıkardı. Halbuki Buhari?deki hadis-i şerifte kâfir ölü de işitir buyuruluyor. Not: (Ruh ölmez, ölü işitir) hususunda geniş bilgi için Vehhabilik maddesine bakınız. Telkin sünnettir Sual: Meyyite [ölüye] telkin verilmesi yanlış değil mi? Birincisi ölü işitmez. İkincisi, işitse bile, kâfir olarak öldüyse telkinin ona ne faydası olur ki? CEVAP Telkin sünnettir. (Cevhere) Telkin kâfir ölüye değil müslüman ölüye yapılır. Ayrıca, Müslüman ölünün değil, kâfir ölünün de işittiği hadis-i şerifle sabittir. (Buhari) Erkek için telkin örneği: Falan oğlu filan, Allah?ın selamı üzerine olsun. (3 defa) (Ondan başka her şey yok olacaktır. Mülk Onun, hüküm Onundur. Ona döndürüleceksiniz.) [Kasas 88] O halde bil ki, bu, senin dünya konaklarının sonuncusu, ahiret konaklarınınsa ilkidir. Yine bil ki, bu alçak dünya yurdundan çıktın. Ebedi olan ahiret yurduna ulaştın. Aldanma yurdundan çıktın, sevinç ve ferahlık yurduna ulaştın. Bu fani dünyadan çıktın, ebedî âleme ulaştın. Yine bil ki, şimdi şu an sana refîk, şefkatli, yüzleri siyah, gözleri mavi iki melek gelecek. Biri Münker, diğeri Nekir?dir. Onlardan korkma! Mahzun olma; çünkü onlar, Rahman olan Allahü teâlâ tarafından memur iki kuldur. Sana sual sorarlar ve derler ki: Rabbin kim, peygamberin kim, dinin ne, imamın ne, kıblen nedir, arkadaşların kimlerdir? Açık bir dille, o iki meleğe şöyle cevap ver: Rabbim Allahü teâlâdır, Peygamberim Muhammed aleyhisselamdır, dinim İslam?dır, imamım Kur?an-ı kerimdir. Kıblem Kabe-i şeriftir. Arkadaşlarım müminlerdir. Yine bil ki, ölüm hak, kabir hak, Münker ve Nekir?in suali haktır. Haşır hak, neşir hak, hesap hak, mizan hak, sırat hak, müminler için Cennet hak, kâfirler için Cehennem haktır. (Biz sizi topraktan yarattık. Yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.) [Taha 55] Hani sen dünyadayken Allahü teâlâdan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın onun resulü olduğuna şehadet etmiştin, işte o ahdini hatırla! Allah?ım, bu ölüyü, bu cevap üzerine sabit kıl. Ona doğruyu söylet! Allah?ım, eğer o iyi bir kimseyse, iyiliğini artır. Kötü bir kimseyse, onu affeyle, ona merhamet eyle, onu muaheze etme! Âmin, velhamdülillahi rabbil âlemin... (3 defa)
Online Ziyaretçiler