Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Belediyenin dağıttığı kitap

06.01.2017 11:58
Gerek tv programlarımda gerekse bu ve buna benzer sayfalarda siz değerli okur ve dinleyenlerime ısrarla söylediğim, aman ha, uyduruk dinden uzak olun" çabalarımın ne denli haklı olduğu bir kere daha tescillendi.

Bir il Belediyesinin bu doğrultudaki faaliyetini birkaç haberden alıntı yaparak incelemek istiyorum.

Kütahya Belediyesi'nin yeni evlenen çiftlere dağıttığı "Evlilik ve Aile Hayatı" adlı kitap yılbaşından iki üç hafta öncesinde basında yer almış, benim de ilgi alanıma dahil olduğundan bu konuya bir bakayım dedim. İnceleyince gördüm ki skandal kitap, kadınları cinsel köle olarak tasvir ediyor.

Araya meşum İstanbul Ortaköy'deki terör saldırısı girdiğinden yazımı paylaşmak gecikmiştir.

Belediye, bir dönem Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çalışan Hasan Çalışkan'ın kaleme aldığı 'Evlilik ve Aile Hayatı' adlı kitabı dağıttığından gündeme gelen bu konu birkaç gündür bazı TV programlarında haklı olarak tenkide tabi tutulunca bu konuya bigâne kalamazdım.

Mezkür belediyenin başkanının bir iki tv programında, Bu kitabı biz basmadık, biz belediye olarak başka kitaplar da dağıtıyoruz" gibi kaçamak ifadeler kullanıp kitabı tenkit etmemesi bir yana sahiplenmesine şahid oldum.

Bir inceleyeyim, konunun aslı esası nedir diye baktığımda itiraf etmeliyim ki fecaatle karşılaştım.

Edindiğim bilgiye göre, yeni evli çiftlere nikâhın hemen ardından hediye edilen kılavuz kitaptaki skandal bazı ifadeler şöyle:

-Çalışma hayatı kadının kocasına karşı olan cinsel görevini olumsuz etkiler.
-Çalışma hayatında kadın iş yerinde kocasından daha yakışıklı erkeği görürse gönlü ona kayabilir, kırsın dizini otursun.
-Kadın ev işinde ve kocasının hizmetini görmede maharetli olmalıdır.
-Kadının çalışması faydasızdır. Kadının çalışması ailede krize neden olur.
-Kocası için süslenmeyen, erkeğin reisliğine itaat etmeyen kadın dövülebilir, (dövmek)kadına evin hâkimini hatırlatır, ilaç gibidir.
-Çok eşlilik yararlıdır, hatta huysuz karısı olan erkek kadını boşayıp başka bir erkeğe bela etmek yerine, ikinci eşi alıp ilk eşin rekabet duygularını harekete geçirip onu dize getirse daha iyi olmaz mı?

-Çalışan her iki kadından biri tacize uğrar, çalışma hayatı kadının kocasına karşı olan cinsel görevini olumsuz etkiler.

-Evin erkeği öfkelendiğinde evin hanımı hemen susmalı, özür ve af dilemeli, kocasını kızdırmamalı.

Cinsel faydalanma hakkından, kocaya itaatten, 'iyi kadın itaatkâr olandır' diyen, kocadan habersiz kadının dışarı çıkamamasından, kocası dövdüğünde işveli kıyafetler giyip, kocasına kahve götürüp gönlünü almasından bahsediyor.
Bu kitaba göre kadın fazla şikâyet etmemeli" diyerek kadın bir eş değil adeta bir köle.

"Çocukları evlendirmek için acele edin"

Kitapta "Evlendirilmediği taktirde yoldan çıkacağı sezilen gençlerin izdivacında acele etmek gerekir" diye başlayan bölümde çocuk yaşta evlilik de özendiriliyor.

Çocuk yaşta evlilik, kadına şiddet ve çok eşliliği özendiren bazı ifadeler:
-Vücudunda sağlık ve afiyeti yerinde olduktan sonra erkeklerin 22-24, kadınların 16-18 yaşlarına doğru evlenmeleri uygun olabilir. Gençlerin hem ruhen hem de bedenen gelişmeleri iyi ise bu sınır daha aşağı çekilebilir.

Geçenlerde Facem'de paylaşmıştım, hoca kılıklı adam, 6 yaşındaki bir kız çocuğun 70-80 yaşındaki bir erkekle nikâhlanabileceğini Kuran, ergenliğe ulaşmayı şart koştuğu halde Kurana değil, mezhebe dayandırarak söyleyebiliyordu.

Allah,

...مَّا فَرَّطْنَا فِي الكِتَابِ مِن شَيْءٍ...

"Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık..." (En'am Suresi, 38) buyurur. Noksanı olmayan Kuran'da, evlilik gibi önemli bir konunun zamanına da elbette işaret edilmiştir.

...وَابْتَلُواْ الْيَتَامَى حَتَّىَ إِذَا بَلَغُواْ النِّكَاحَ فَإِنْ آنَسْتُم مِّنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُواْ إِلَيْهِمْ أَمْوَالَهُمْ

"Yetimleri, nikâha erişecekleri çağa kadar deneyin; şayet kendilerinde bir (rüşd) olgunlaşma gördünüz mü, hemen onlara mallarını verin. .. (Nisa Suresi, 6)

...وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ

"yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın..." (En'am Suresi, 152)

Ayette, manada müteradif (eş anlamlı) olan Eşüdd-Rüşd kelimeleri geçiyor.
"Rüşd: Doğru yolu bulabilme yeteneği
Reşid: Doğru yolu başkalarına gösteren kişi.

Allah, evlenme yaşının asgarisini böyle açık seçik bildirirken ayete değil riv-ayete bakan kişi ise evlenmede yaş sınırlaması yoktur diyebiliyor.

Çok eşlilik yararlıdır, hatta huysuz karısı olan erkek kadını boşayıp başka bir erkeğe bela etmek yerine, ikinci eşi alıp ilk eşin rekabet duygularını harekete geçirip onu dize getirse daha iyi olmaz mı?

"Doğurgan kadınlarla evlenin ama bakire olsun"

Hurafe uydurmalarla dolu kitapta kadının cinsel ilişki sırasında uygulaması gereken öğütler 'Cinsel yasaklar' bölümünde şöyle anlatılıyor:

-Kadın ölü gibi soğuk ve katı olmamalı, sıcak ve hareketli olmalı, çekici davranışlarıyla erkeğine güç ve kıvanç vermelidir. Doğurgan ve sevimli kadınlarla evlenin ama bakire olsun.

-Cinsel ilişkide kadın da arzulu olmalıdır. Çünkü kadınla arzulanmadan cinsi ilişki kurulursa çocuk ahmak olur...

-Cinsel ilişki esnasında çok konuşmak da iyi bir şey değildir. Peygamberimiz şöyle buyururlar: 'Kadınlarınızda cinsi münasebette bulunduğunuzda çok konuşmayın. Zira çok konuşmadan ötürü (sizlerde veya doğacak çocuklarınızda) dilsizlik-kekemelik oluşabilir."
Ve daha nice saçmalıklar.

2001 yılında çıkan ve içinde birçok sapıklığı barındıran "Evlilik ve Aile Hayatı" kitabı ne yazık ki kamuoyunda isim yapmış birçok alışveriş sitesinde satılıyor.
Konu tv lerde işlenmesi üzerine Diyanet İşleri Başkanı bir açıklama yaparak böyle işlerde bize sorun" diye konuyu kapatma peşinde.
Bu kitebi Diyanet, yeni mi farketti?

Bu kitabın 15 yılda fark edilmemiş olması da oldukça tuhaf değil mi?
Tuhaf değil çünkü geçen ki günlerde (28.10.2016) KURANDA KADININ DÖVÜLMESİ başlıklı yazımda Diyanetin Kuran Mealinde ve tefsirinde, mezkûr ayete "kadınlarınızı dövün" şeklinde yanlış mana verildiğini anlatmağa çalışmıştım.

Kitabın yazarının Diyanet'te çalışmış olması daha da vahim

Kitabın yazarı Hasan Çalışkan, bir dönem Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde din görevlisi olarak çalışmış. İttifak gazetesi, Vahdet, İmza, Milli Gazete gibi gazetelerde yazılar yazan Çalışkan'ın "Evlilik ve Aile Hayatı" kitabının yanı sıra aile içi ilişkileri ele alan başka pek çok kitabı da var.

Adını vermek istemediğim bu kitaplar da hurafelerle dolu.

Kitap da kadınlar ikinci sınıf vatandaş olarak gösterilmekte, kadını cinsel köle olarak sunan bir kitap.

Kadın bir cinsel köle olarak ve bir erkeğin tamamen egemenliği altında tanımlayan bir kitap ve içinde son derece mantık dışı fantezi boyutlarına varan kadını aşağılayan söylemler var.

"Bunlardan bir tanesi, 'Kadının kocaya karşı görevleri nelerdir? Kocası ne zaman isterse onun cinsel olarak isteklerini karşılamak zorundadır. Bunu yapmaz ise bundan imtina ederse melekler sabahlara kadar lanet eder' gibi söylemler var. Kocanın kıskanma hakkı diye bir şey var. Erkek kadını kıskanır bu nedenle kadın yabancı erkeklerle kocasının izni olmadan konuşamaz evden çıkamaz, çalışamaz gibi söylemler var.

Onun dışında boşanma ile ilgili bazı çağ dışı söylemler var. Bunlar 'erkek karısını üç defa boş ol diyerek boşar ise tekrar evlenmek için bir başkasıyla gerçek bir evlilik ve cinsel birliktelik yapmak zorundadır' diye bir söylemler var. Bunlar tamamen kadını aşağılayan, kadını tabiri caiz ise tam anlamıyla cinsel bir köle olarak sunan bir kitap.

Bu kitabın kamu eliyle, belediye vasıtasıyla evlenen çiftlere dağıtılması son derece sakıncalıdır.

Kadın eğer eşinin isteklerini yerine getirmiyor ise bunlar dövülebilir şeklinde tanımlamalar anlatımlar da var."

Buna benzer bir kitap, Kütahya Merkez Vaizi Mustafa Gazal'ın hazırladığı ve 2002 yılında Kütahya Belediye Başkanı Süleyman Canan döneminde yeni evli çiftlere verilmişti.

Kitapta "Kadın, kocasının evinde oturup, yemek ve temizlik gibi ev işlerinde kocasına ve çocuklarına hizmet etmekle mükelleftir. Kadının anne ve babasından başka hısımlarını senede bir defa ziyaret etme hakkı vardır. Koca yabancıları ziyaretten ve düğünlere gitmekten hanımını men edebilir" ifadeleri yer almıştı.

Peygamberimiz zamanında gerek Cuma gerekse cenaze ve bayram namazlarında Cuma Süresinde geçen
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِي لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
"Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağırıldığı zaman, hemen Allah'ı anmaya koşunuz ve alış-verişi bırakınız. Eğer bilseniz bu sizin için çok hayırlıdır" (Cuma 9)

Oruç, namaz, hac, zekat emirlerinde geçen éey inananlar" ifadesinde olduğu gibi bu ayette de kadın erkek ayırımı yapmadan İman edenlere emir veren bu ayet uygulanır, kadınlar her toplu ibadete hatta seriyye, gazve, harplere katılırdı.

Peygamberimizden sonraki yıllarda "kadın fitnedir" diyerek kadınlarımızı bu ve benzeri katılımlardan mahküm ederek evlere hapsettiler.
Peygamberimizin uygulamadığı yaptırımları ayete değil, riv-ayetlere bakarak kadınlarımıza uyguladılar.

Böyle saçma saban ifadelerin yer aldığı sayısız kitaplar peynir ekmek kibi satılıyor benim ülkemde.

Mesela, Erzurumlu İbrahim Hakkının Marifetneme adlı kitabı,
Aman Allahım, öyle saçma şeylerle karşılaşırsınız ki şaşırıp kalırsınız.

Eşi ile cinsi temas esnasında güzel gözlü bir bayanı gözünün önüne getirip hayal eden kişinin çocuğunun göz rengi aynı o bayan gibi olur, ifadesinden alın da şu şu meyveyi yiyenin erkek çocuğu olur" gibi deli saçması ifadesine varıncaya kadar daha nice saçmalıklarla karşılaşırsınız.

Eşi ile birlikte iken namahrem bir kadını hayal etmeyi İslam'la bağdaştırmak en hafif deyimiyle ahmaklıktır, şeref ve haysiyetten nasip almamaktır.
Bu ne ahlaksızlıktır, bu ne hayâsızlıktır!

Dinini ayetlerden değil de riv-ayetlerden oluşturanlar bunun gibi daha nice gülünç durumlara düşmeleri kaçınılmazdır.

Alın size bir riv-ayet:
وروي عن أبي هريرة - رضي الله عنه - أنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «يقطع الصلاة المرأة والحمار والكلب،

Ebu Hureyre rivayet eder, Peygamber a.s. şöyle buyurur: "Namaz kılan bir adamın önünden eşek, köpek ve kadın geçerse namazı bozulur" (Buhari 8/102; Hanbel 4/86)
Bu hadisin benzerini Ebu Zer ve İbn Abbas da rivayet eder.

Hani Buhari batarsa İslam batar diyenler var ya, sözüm onlara, bakın hadis demiyorum bu riv-ayet sizin dininizi oluşturduğunuz Buharide geçiyor diye bunu kabul mü edeceğiz?
Görüldüğü gibi kadını, merkep ve köpekle eşitliyor.

Bunu, her hal ve davranışlarında kadınlara değer veren peygamberimiz söyler mi?
Söyler diyen, Peygamberimize en büyük iftirayı atan müfterilerdir.

Onların eserlerinde kadına böyle bakılırsa, kadına aynı bu şekilde bakan Kütahya Belediyesinin dağıttığı mezkür kitapta da deli saçmalarının yer alması normaldir.
Üstelik Kamil Saraçoğlu adlı Başkanın İlahiyat mezunu olması da işin ayrıca acı bir yönü.

Hani halk arasında, "kıyamet hocalardan kopacak" deniyor ya, işte öyle bir şey.
Allah islah etsin! 06.01.2017

Medyabar.com bugun 89385 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 2124 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler