Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Saidi Nursi ayetlerdeki tahribatı hadislerde de yapmış

03.02.2017 10:13
SAİDİ NURSİ AYETLERDEKİ TAHRİBATINI HADİSLERDE DE YAPMIŞ

Konuya girmeden önce derim ki, koruma altına alınan İslamın tek kaynağı Kurandır.

Bu korumayı Allah bizzat üzerine almıştır.

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَاِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

"Kur'ân'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız" (Hicr 9)

Ayetlerde şüphe yok, rivayetlerin tamamı şüphelidir.

Kuran mihenk taşıdır, kurana uygun olan rivayetler için peygamber söyledi demeyiz, söyleyebilir deriz.

Kurana uygun olmayan rivayetleri ise peygamberimiz söyleyemeyeceği için elimizin tersiyle iter, reddederiz.

Hadis konusunu böylece izah ettikten sonra konuya girmenin faydalı olacağı inancındayım.

Bir önceki yazımda Risale-i Nur denen eserlerde ayetlerin nasıl tahrif edildiğini hiçbir ilave yapmadan aynı eserden birkaç misal vererek izaha çalıştım.

Said Nursi'nin ebcet yoluyla tahrif ettiği bazı ayetlerden sonra şimdi de tahrif ettiği hadislerden bir ikisine bakalım:

"Ve vasfuke's-Sa'îdu fi'l-Kitâbi'l-Mecîd. Ente mevsûfun yâ Sa'îde'n-Nâsi min Rasûlillâhi (...) Yani: (Ey Said Nursî!) Senin Kitab-ı Mecid'de vasfın "es-Said"dir. Sen, Rasulullah tarafından vasfedilmişsin, ey insanların saidi!

Bu cümleye "Hâşiye" düşülür ve orada denir ki: ﻦﺘﻓﻠﺍﺏﻧﺠﻦﻤﻠﺪﻴﻌﺳﻠﺍﻥﺇ cümle-i celilesi hadiste üç def'a tekrar edilerek, nazar-ı dikkati bu ism-i pâkin sahibine şiddetle tevcih etmekte olduğu gibi, o zâtın icra-yı faaliyette bulunacağı tarihleri ve ilminin hükümranlığı tarihlerini aynen göstermektedir. (...)" (Tılsımlar Mecmûası, 186)

"Mes'ut kimse, fitnelerden uzaklaştırılmış kimsedir. (...)" mealindeki bu hadiste geçen "es-Sa'îd" sözcüğünden kastedilenin "Said Nursî" olduğunu iddia etmek kadar komik ve çarpık bir başka anlayış var mıdır acaba?

"Binâenaleyh bu Zât (Said Nursî), cismaniyet noktasında mir'at-ı Peygamberî'dir." (Tılsımlar Mecmuası, 205)

diyerek kendisini (fiziki olarak) Muhammed (s.a.v.)'in aynası olarak göstermektedir. Hâşâ ve kellâ... Said Nursî, ne cismaniyet ne de ruhaniyet noktasında Muhammed (a.s.)'in aynası olabilir. Bu ancak Peygamberi suistimal etmektir. Aynı yazının devamında ebced hesabına dayanılarak şu terbiyesizlik yapılır:

"Üstelik ancak iki Muhammed, bir Bediüzzaman ediyor. Şöyleki; Muhammed (92) Âyine karşısına koyarak Muhammed (92); Bedîüzzaman (184)'dır. (Ebcede göre Muhammed adının sayı değeri 92'dir, Bedîüzzaman adının sayı değeri 184'dür. Yani 92+92=184)

Peki, sizin bu ahmakça çıkarsamanızı esaslı bir şey zanneden muzırın biri çıksa da dese ki:

" Kur'an'da Tebbet suresinde adı geçen Ebu Leheb'in cifri değeri 46'dır. Ebu Leheb'in sağına, soluna, önüne, arkasına ayna koysak ( Yani 46 x 4= 184) kim görünür acaba?"

Bu münasebetsize ne cevap vereceksiniz? Hadi biz verelim cevabı: Bediüzzaman (!) Said Nursî görünür. Çünkü: Ebu Leheb (46) x 4 = Bediüzzaman (184) eder.

Bir diğeri ise çıkıp Ebced ile şöyle bir yorum yapsa;

"Bakara 220'. ayette وَاللّهُ يَعْلَمُ الْمُفْسِدَ مِنَ الْمُصْلِحِ "(...) Allah, müfsidi muslihten ayırt etmesini bilir. (...)" buyurulmaktadır. "Müfsid" (Ara bozucu, karıştırıcı) kelimesinin "Bediüzzaman"a tam tamına tevafuk etmesi cihetiyle (Çünkü Müfsid'in cifri değeri 184 iken Bediüzzaman'ın cifri değeri de 184'tür.) ayet, Bediüzzaman'ın fesâd-ü ifsadına ima, belki remz ediyor. Hatta bunu delâlet, belki sarahat derecesine çıkarıyor. Nitekim, Said-i Nursi'nin cümleleri de bunu hem lâfzen hem de mealen tasdik edercesine diyor ki:

" Hiçbir müfsid ben müfsidim demez, daima suret-i haktan görünür. Yahud bâtılı hak görür. Evet, kimse demez ayranım ekşidir. Fakat siz mihenge vurmadan almayınız..." dese ne yaparsınız?

Ramazan-ı Şerif'te onuncu günün ikinci saatinde birden bu Hadîs-i Şerif ("Ümmetinden birtakım insanlar, kendilerine Allah'ın emri (kıyamet) gelinceye kadar galip gelmekte devam edeceklerdir. (Allah'ın emri) onlar galip olduğu hâlde (gelecektir)." hatırıma geldi. Belki, Risale-i Nur şâkirdlerinin tâifesi ne kadar devam edeceğini düşündüğüme binaen ihtar edildi:

..... Ve'l-ilmu indallahi lâ ya'lemu'l-gaybe illallâhu. Hattâ ye'tiyallahu bi emrihi (şedde sayılır) fıkrası dahi, makam-ı cifrîsi bin beşyüz kırkbeş (1545) olup kâfirlerin başında kıyamet kopmasına îmâ eder. Cây-ı dikkat ve hayrettir ki; üç fıkra bil'ittifak bin beşyüz (1500) tarihini göstermeleriyle beraber, tam tamına mânidar, mâkul ve hikmetli bir surette bin beşyüz altıdan (1506) ta kırkbeşe (1545) kadar üç inkılâb-ı azîmin ayrı zamanlarına tetabuk ve tevafuklarıdır. Bu îmalar gerçi yalnız bir tevafuk olduğundan delil olmaz ve kuvvetli değil, fakat birden ihtar edilmesi bana kanaat verdi. Hem kıyametin vaktini kat'î tarzda kimse bilmez; fakat, böyle îmalar ile bir nevi kanaat bir gâlip ihtimal gelebilir. (...)

Tılsımlar Mecmuası, 205

Said Nursî, hadiste belirtilen topluluğunun Risale-i Nur şakirtleri olduğundan (?) öylesine emindir ki, artık çıkarımlarını Nurculuğun ne kadar devam edeceği üzerine yoğunlaştırmıştır. E, Said Nursî'nin muhtırası durur mu, hemen ihtar eder hadisi...

Said Nursî'nin, hesap aralarına "Allah'tan başka, hiç kimse gaybı bilmez" anlamına gelen "lâ ya'lemu'l-gaybe illallâhu" cümlesini koymasının da üzerinde durmak gerekmektedir. Hem bu cümle konulacak, hem de hâlâ kıyamet gibi en gizli gayba muttali olunmaya çalışılacak... Bu, fasıkların büyük günahları bile bile işlerlerken "tövbe, tövbe" demelerini andırmaktadır.

Esasen Nur Risaleleri'nde yapılan ebced ve cifir hesaplarında asla kural tutarlılığı yoktur. Bu hesaplarda şeddeler, tenvinler bazen sayılmış, bazen de sayılmamıştır. Bu hesaplar yapılırken eldeki sayıya ulaşılabilmek için, ayetlerdeki harfler bile çeşitli gerekçelerle değiştirilmiştir. Bu hesaplarda dikkati çeken diğer bir unsur, hem Said Nursî'nin hem de Nur Risaleleri'nin birden fazla ismi olmasıdır: Said-i Nursî, Said-ün-Nursî, Said-i Kürdî, Molla Said... Risale-i Nur, Resail-in-Nur, Risalet-ün-Nur, Risale-in-Nur, Risalet-ün-Nuriyye, Bediüzzaman...

İsimlerdeki bu çeşitliliğin, hesaplarda kolaylık sağlayacağı aşikârdır. Bu hesaplamalarda öylesine keyfî davranılmıştır ki, aynı isim ya da isim tamlaması için farklı yerlerde farklı sayı değerleri verilmiştir. İstenilen rakamı elde edebilmek için keyfî davranılmıştır; ayetlerdeki cümleler anlamını yitirecek şekilde bölünmüştür. Ebced hesaplamalarından çıkan sayı, bazen hicrî, bazen rumî ve bazen de milâdî tarihin senesi sayılmıştır ki, bu da tamamen indî bir uygulamadır.

Eğer ebced hesabı, Said Nursî'nin ileri sürdüğü gibi gaybî bir anahtar ise, yüce Allah'ın kendisine edilmesini istediği "hamd", "köpek"le tevafuk etmiştir. Böyle bir anahtar, gaybın kapıları bir yana adî bir kapıyı bile açamaz.

Nurcular Risalelerdeki bütün bu çarpıklıklarını örtmek için Said-i Nursi'nin İşari tefsir yaptığını iddia ederler.

Ne yazık ki Said-i Nursi, ayetlerde anlatılan Yahudiler gibi Allah'ın ayetlerini tahrif, tağyir ve te'vil etmiştir. İşin daha kötü tarafı ise müridleri de Said'e kanıp Risalelere iman ederek İslam adına yeni dinlerini körü körüne savunur olmuşlardır.

Said-i Nursi bu güne kadar hiçbir akıllı insanın yapamayacağı bir metod olan Kur'an-ı Kerim tefsirinde Kur'an-ı Kerim'i delme metodunu uygulamış.

Bir zaman Yahudi ulemâsından bir kısmı, Peygamber Aleyhissalâtu Vesselam'a demişler: "Senin ümmetinin müddeti azdır ki, Elif lam mim işaret ediyor."

Peygamber Aleyhissalâtu Vesselam ferman etmiş ki: " kef he ye ayn sad , ha mim , ayn sin kaf gibi daha çok var." Onlar bu cevabtan sonra susmuşlar... Demek işârât-ı Kur'aniyenin cifir ile münasebeti var. (Siracü'n-Nûr, 215; Müdâfaalar, 120, Denizli Müdâfaası.)

Bu hadis, sahih değildir. Bunu naklettikleri şeyin gerçek olup olmadığını araştırmayan bazı müfessirler, İbn İshak'ın Siyer'i gibi makbul olmayan siyer ve meğazî kitaplarından almışlardır.

İmam İbn Kesir de şöyle der:

Bu harflerle vakitlerin bilindiği, olayların, fitnelerin ve savaşların zamanlarının çıkarılacağını öne sürenler ise; Kur'an'da olmayan şeyler iddia etmekte ve uçulması gerekmeyen yerde uçmaya kalkışmaktadırlar. u/ebced-ve-cifir-yahudi-kabalasinin-sirkidir.7852/

Bu ve buna benzer eserlerden kendinizi uzak tutun ki hem bu dünyada hem ahirette uçuruma yuvarlanmayasınız! / 03.02.2017

Medyabar.com bugun 125618 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 2724 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler