Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Kadın Hakları - İzdivaç Programları

10.03.2017 10:02
Konuya Kuranın kadına bakışıyla girmek istiyorum.
Din, kadının ikinci sınıf insan olgusunu bozmak için önemli uyarılarda bulunmuştur.

Din, kadına şahsiyeti ile seslenen, dişiliğini değil, kişiliğini öne çıkarıp önemli bir muhatap görür.

İnsanlığın iki kişiden biri olarak görür.

Yani 1 in 2.si olarak değil, 2 den biri olarak bakar ve tarihte kadına karşı tutumu törpülemek için bize önemli malzemeler verir.

Mesela, vahy almak önemli bir husustur. Vahyi, peygamberler alır. Peygamber olmadığı halde vahy alan olarak Maide süresinde "ve iz evhaytü ilel havariyyine" diye geçen ayette havarilere vahy edildiği anlatılır.

Doğrudan şahıs olarak Hz. Musa'nın annesine vahyedildiğine dair bilgiler vardır.(Kasas 7, Taha 38.ayetler)


Hatta Meryem anamızın anasından bahseder Kuran. Onun sözlerini ayetleştirir.

Kuranın 19.suresinin adı Meryem süresidir.

176 ayetlik 4.süre olan Nisa süresi ki 'kadınlar' demektir, müstakil bir süredir.

Kuran da Rical yani 'erkekler' diye bir süre yoktur.

Kuranın 3.süresi Ali İmran dır, yani İmran ailesi.

İmran ise, Hz. Meryem'in babasıdır.

Kuran bize, Hz. Meryem'in babasının değil, annesinin sözlerini nakleder.

Kuran, sözü söyleyene değil, söze itibar eder.

Her ne kadar adını vermese de Meryem anamızın annesinin adının Hanne olduğunu biliyoruz.

Ali İmran 35.ayette Hanne'nin şöyle söylediği anlatılır:

إِذْ قَالَتِ امْرَأَةُ عِمْرَانَ رَبِّ إِنِّي نَذَرْتُ لَكَ مَا فِي بَطْنِي مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّي إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

"Hani, İmran'ın karısı, "Rabbim! Karnımdaki çocuğu, hürriyeti elinde biri olarak sırf sana hizmet etmek üzere adadım. Benden kabul et. Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin" demişti.

Baba olarak çocuklarını Allah'a adama örnekleri mesela Hz. Zekeriya'nın hayatında var ama burada her anne için vazgeçilmez bir söylemden bahsediliyor.

Erkek egemen bir toplumda Hz. Meryem, erkek olmadan bir çocuğa sahip olma ayrıcalığına mazhar kılınmıştır.

Allah, her türlü yaratabilir, erkeksiz de yaratabilir.

Erkek olmadan dünyanın olmayacağını zannedenlere Allah ders vererek, erkeksiz de dünyanın olabileceğini Hz. Meryem'in örnekliğinde ortaya koymuş, bize öğretmiştir.

Mabede kadınların girmesi uygun olmayan bir zamanda Hz.Hanne, Hz. Meryem'i mabede adayarak dini hayatta kadın erkek ayırımı olmadığı örneğini veriyor.

Sadece bu değil, Kuran-ı Kerim, Firavunun hanımından olumlu kadın olarak söz eder.

Beri taraftan, olumsuz kadın olarak da Hz. Nuh ve Lud as.ın hanımlarından bahseder.

Hz. Yusuf'a sataşan Azizin hanımı kötü örnek olarak verilir.

Kuranda Allah'ın emir ve yasaklarında özel haller hariç kadın-erkek ayırımı olmaz, buna benzer onlarca ayet var, biri şöyledir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ

"Ey iman sahipleri! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı da?" (5/ Maide 6).

Bu abdest emri yalnız erkeklere değil, kadınlaradır da.

مُنِيبِينَ إِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكِينَ

"Hepiniz O'na yönelerek O'na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın" (30/ Rum 31).

Ayetteki emir, bütün müminleri kapsar.


وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

"Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Resûle itaat edin ki size merhamet edilsin"(24/ Nur 56).
Emir, kadın erkek ayırımı yapmaksızın bütün müminleredir.
Abdest böyle, namaz, oruç, zekat böyledir.
Allah, Cuma namazı ayetinde de erkek kadın ayırımı yapmaz,
Peygamberimiz devrinde de yapılmadı ama sonraları maalesef kadınlarımıza Cuma,bayram gibi namazlar adeta yasaklandı.
Bu ayrı bir konu, geçiyorum.

İZDİVAÇ DENİLEN PROGRAMLAR
Değerli okurlarım!
İzdivaç: Evlilik, evlenmek, nikâh, birleşme manalarında Arapça bir kelimedir.
Allah, Kuranda der ki:
... وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ
"İçinizdeki bekarları evlendiriniz" (Nur 32)

Bir rivayet şöyledir:
"Kadın dört şeye yönelik nikah edilir:
Soyu sopu için
Malı için
Güzelliği için
Dindarlığı için.

İzdivaç programları sizce bunlardan hangisine yöneliktir?
Biri veya hiçbiri,
Takdir sizin.

Evvelden beri arzum o ki Ayette de emir kipi ile gelen evlendirme işini dernek mi dersiniz ne dersiniz bilemem ama bir topluluğun adabı ile deruhte etmesidir.
Bu olmadıysa sağduyu sahibi yayın kuruluşlarının bu işi üstlenmesi.
Ama gördüğünüz gibi bu arzum henüz yerine gelmiş değil.

İzdivaç adı altında fütursuzca kepazelikler sergilenmektedir maalesef.
Saf, temiz Anadolu insanını medya maymunu yaptılar.

Bu programların İZDİVAÇ olan adını değiştirmeleri lazım,
Senaryodan ibaret olan bu programlarda çok zamandır bir evlenme yapılmadı.
Kutsal olan EVLENME nin içine ettiler bu utanmazlar!


Türkiye de kadın haklarını savunduklarını zanneden dernekler, kuruluşlar, izdivaç adı altında sergilenen kepazeliklere neden ses çıkarmazlar?
Milletin kutsallarıyla alay ediliyor, dalga geçiliyor.

Ben inanıyorum ki izdivaç programları bir projenin tezahürüdür.
Bu projeler yabancı kaynaklıdır.
Bir milleti mağlup etmek için önce onların inançlarını, kutsallarının ellerinden alınması gerektiğini çok iyi biliyor bu hainler.

İzdivaç programları şirazesinden çıkmış, bir tiyatro seyrettiriliyor.
Bu milletin çocukları kobay gibi kullanılıyor.

Başörtüsü için yıllardır mücadele veren, okullara alınmayan, tıp fakültesi son sınıfında iken başörtüsü yüzünden okulundan atılan, ikna odalarında türlü baskılara maruz kalan, itilen kakılan, hakaret edilen, bu baskılara dayanamayıp intihar eden kızlarımız bu günlere kolay gelmedi.

Başı açık başı kapalı diye kızlarımıza bir ayırım yapılmasını asla kabul etmem, edemem ama başörtüleri için bunca mücadele veren kızlarımızı ekranlara çıkarıp türlü rezaletlere alet etmek bu milletin sinir uçlarını harekete geçirmektir.

Bir gün başka biri öbür gün bir başkası ile beraberliklerini utanmadan sıkılmadan peşlerine kamera takarak kayıt altına alıp millete izletmek midir bu milletin örf ve ananesi?

Saldım çayıra Mevla'm kayıra misali günlerce beraberlikler oluşturup sonra da ayırıp bir başkasına rol icabı pazarlamak mıdır evlenmek?
Sayısız kişilerle haftalarca ilişki kuranlara talip olmak mıdır delikanlılık?

Televizyonlardaki evlilik ve izdivaç programlarında aile bütünlüğünü bozan unsurlar var. Hukuka, kadın haklarına ve ahlaka aykırı yayınlar var. Meclise ulaşan dilekçelerle bu konuda inceleme yapma zarureti doğdu." dedi.

Genç kızların, manavdan portakal alınır gibi seçildiklerini görüyoruz.

Aile ve evlilik birlikteliğinin sevgi, karşılıklı saygı, muhabbet, özveri ve medeni ilişkileri içermesi gerektiği halde, evlilik programlarında kavganın hiç eksik olmadığı, insanların birbirini aşağıladığı, fiziksel müdahaleye varan şiddet görüntülerinin yaşandığı, birbirlerini kıskanmanın düşmanlık derecesine çıktığı ortadadır.

Evlilik ve izdivaç programlarına yönelik toplumda ciddi bir infial oluşmuş durumda, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) televizyon kanallarına verdiği cezalara rağmen verilen cezalar kazanılan paralar yanında çok az olduğu için bir netice alınamadı.

Bazı şirketlerin de aile kurumunu bozan unsurlar içeren bu programlara sponsor olması işin başka bir yönü.
Dinimize ve milletimize aykırı böyle programlardan etkilen gençlerimizin onlar gibi olmayı arzulamayacaklarını kim garanti edebilir?

İyi bilinmeli ki bu programlar, kültür emperyalizmin ülkemize açtığı dejenere etme savaşıdır.

Geçte olsa TBMM Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonunun konuyla ilgili araştırma yaptığını ve hazırladığı raporla RTÜK'e, medya kuruluşlarına, Adalet Bakanlığına ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına önerilerde bulunduğunu, TBMM Dilekçe Komisyonu bünyesinde kurulan alt komisyonda ise sadece evlilik ve izdivaç programlarının aile kurumuna olumsuz etkilerinin araştırılıp inceleneceğini öğreniyor, ümitleniyoruz.

Evlilik ve izdivaç programlarının aile kurumuna olumsuz etkilerine yönelik kamuoyu baskısı oluşturmak, bazı şeylerin karşılığının sadece para olmadığının herkes tarafından bilinmesi lazım.


Kadın haklarından dem vuranlar kadınların kimliğini değil, dişiliğini ön plana çıkarıp sakız reklamından araba lastik reklamına kadar pek çok eşya da kadının çıplak bedeninin kullanılarak istismar edilmesine karşı çıkmıyorlarsa kimseyi kandırmaya kalkmasınlar, kendilerini çekap etsinler.

Açılmaya alabildiğine hoşgörülü, kapanmaya şaşı bakanlar kadın haklarını savunamazlar.

Açık giyinene çağdaş, kapalı giyinene çağ dışı diyen ahlâksızlar, ne kadından ne de kadın haklarından anlamaları mümkün değildir.

Bunlar, çıplak poz verenlere "cesur poz verdi" diyenler değil mi?

Bu çarpık fikri savunanların makamı, mevkisi, meşrebi, mezhebi ne olursa olsun çağ dışıdırlar, yobazdırlar.

Açık giyinilerek görev yapılan bütün alanlarda kapalı olan kadınlar görev yapamıyor, yasaklarla karşılaşıyorlarsa orada eşitlikten ve kadın haklarından bahsetmek aldatmacadan öte bir şey değildir.
Kadınlarımızı pazarda domates satar gibi pazarlayanların kadın haklarından bahsetmeye hakları yoktur.

İzdivaç adı altındaki rezaletlikleri sergileyenlerin 8 Mart kadınlar gününü kutlamaları arsızlığın, utanmazlığın danışkasıdır.
Fahişenin adı hayat kadını olmuş,

Eğer birileri "fahişe" ye 'hayat kadını' diyor, sonra da kadın haklarından bahsediyorsa zurnanın ZIRT dediği yerdeyiz!

Merhum, mütefekkir Ali İzzet Bekoviç der ki,

Savaşı, galip geldiğin anda değil, düşmana benzediğin anda kaybedersin. / 10.03.2017

Medyabar.com bugun 111161 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1821 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler