Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Allah'ın yasakladığına rahmet dedik

24.03.2017 11:19
Hepinizin duyduğu, bize de öyle öğretilen, Kurana ters bir rivayet var, biz de vaazlarımızda bunu hep dillendirdik maalesef.

Bu rivayet:


اختلافُ أمَّتي رحمةٌ

"Ümmetimin ihtilafı rahmettir".

Elbani, her ne kadar bu rivayete, zayıf, uydurma, sahih değil dese de böyle bir rivayet vardır ve Din Görevlileri arasında meşhurdur.

Şimdi ne yapacağız?

Din adına bir söz söylendiğinde onun doğru olup olmaması adına bir ölçü olması gerektiğine göre ve bu ölçünün şüphesiz Kuran olduğuna göre bakacağız bu söylemler Kurana uygun mu, değil mi?

Yalnız bu rivayet değil, Hz. Peygambere isnat edilen bütün rivayetler Kurana uygun olma veya olmama şartına dâhildir.

Zira peygamberimiz as. bir rivayette:

ما جاءكم عني فاعرضوه على كتاب الله ، فما وافقه فأنا قلته ، وما خالفه فلم أقله

" Benden size bir şey geldiğinde onu Allahın Kitabına arz edin, (Allahın kitabına) uyuyorsa ben onu demişim, uymuyorsa dememişimdir".

Kuran biliniyorsa bu gibi rivayetlerin doğru olup olmadığını anlamak zor değil.

Kuranı yarım yamalak bilen kişilerin işi değil bu.

Bu konular onlara namahremdir.

Üzerinde duracağımız rivayette İHTİLAF kelimesi vardır.

Mademki bunu Kurana vuracağız (arz), Kuran bu hususta ne diyor diye bakmak zorundayız.

Kuranda aynı kalıpta geçtiği yerlere bakalım.

وَمِنْ آيَاتِهِ خَلْقُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافُ أَلْسِنَتِكُمْ وَأَلْوَانِكُمْ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّلْعَالِمِينَ


"O'nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin ihtilaflı(değişik) olmasıdır. Şüphesiz bunda bilenler için (alınacak) dersler vardır". (30/ Rum 22).

Bu ayette ihtilaf kelimesi olumsuz olarak kullanılmıyor.

Fatır süresinde İHTİLAF kelimesi MUHTELİF olarak başka kalıpta geçiyor.


أَلَمْ تَرَ أَنَّ اللَّهَ أَنزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاء فَأَخْرَجْنَا بِهِ ثَمَرَاتٍ مُّخْتَلِفًا أَلْوَانُهَا وَمِنَ الْجِبَالِ جُدَدٌ بِيضٌ وَحُمْرٌ مُّخْتَلِفٌ أَلْوَانُهَا وَغَرَابِيبُ سُودٌ


"Görmüyor musun ki, Allah gökten su indirdi. Biz onunla türlü türlü ürünler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı (birbirinden farklı) çeşitli renklerde yollar (katmanlar) var, simsiyah taşlar da var" (35/ Fatır 27).

Bu ayette Allah, tabiata koyduğu yasalar bağlamında çeşitli kudretlerini ifade eden bir anlatım var olup olumsuz anlamda kullanılmamaktadır.

Bu kelimeyi başka bir kullanımla Bakara 164.ayette kâinat kitabından örnek vererek kullanıyor Allah.

Kainat kitabına yazdığı (koyduğu) kanunu anlatıyor.


... إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ


" Yerin ve göklerin yaratılmasında, gece ve gündüzün birbiri ardına gelmesinde? ( akıl sahibi toplum için deliller vardır).

Bu kelime Furkan süresinde HİLFETEN diye geçer, yani peş peşe, ardı ardına, biri öbüründen sonra gelmek demektir.

Yukarıda geçen hadis, hadis tekniği ve tenkidi açısından sahih olmadığı, güvenilir olmadığı söyleniyor.

Diyelim ki hadis doğrudur, bu sefer ayetlerle taban tabana zıt olduğu aşikârdır.


Eğer iHTİLAF dan maksat ümmetin değişik renklerde olması ise ki Hücürat 13 de geçer:


يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ


"Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden (hücre)yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O?na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır" (49/ Hücürat 13).

Kastedilen bu ise bir sorun yok ama hadis hiçbir yerde bu manada kullanılmıyor.

Böyle olunca da 30 civarındaki ayetle çelişmektedir.

Dünya üzerinde 7 Milyar insanın takriben 1,5-2 Milyarı Müslüman olduğu halde neden bu Müslümanlar hep takip edilen değil de takip eden oluyor

Ortak adı İSLAM ÜMMETİ olan bu kitle dünya konjektöründe neden bir ağırlık teşkil etmez?

Kıymeti harbiyesi neden yok, neden hesaba katılmaz bu ümmet?

Bunlarla ilgili kararları neden başkaları alır?

Neden, şimendifer değil de vagon olarak kalındı sorusu önemli bir sorudur.

Bunun cevabı neden Kuranda aranmaz? Neden buna kafa yorulmaz?

İslam, TEVHİD dinidir ama bu tevhid yalnız itikatta değildir.


Neden ahlakta tevhid olmasın?


İtikad ve ibadette, ahlakta tevhidi bozan her şey ihtilafın bir biçimidir.


Öyleyse tevhid ( itikad) başta olmak bu ihtilaf biçimine karşı durmak zorundayız.


Bu satırları okuyanlar diyecekler ki, ihtilaftan maksat amel-i mezheplerdir yani uygulamaya yönelik mezhepler.


Şafii, Maliki, Hanefi, Hambeli mezhepleri gibi.

Bir de kalkmış 4 hak mezheb diyorlar.

Bunun sayısını belirlemek kimsenin hakkı değil.

Başka görüşler de ortaya koyanlar var, bunların sayıları çoktur.

Müslümanların birliğini bozan ve mezheb diye kabul edilen başka oluşumlar var.

Ehli Sünnet, Şia, Mutezile, Hariciyye, Cebriyye, Cehmiyye, Kaderiyye gibi gruplar var.

Bunlara da mezheb deniyor.


İşin garibi, hangi tarafta duruyorsanız öbür tarafı batıl olarak görüyorsunuz.


Ameli Mezheblerde karşı tarafın yanlış olduğu aşikâre pek dillendirilmez ama itikadi yani inançla alakalı olan mezhebler de öbürü de doğrudur diyen yoktur.

Böyle olunca da herkese göre bir tane doğru var, gerisi olduğu gibi yanlış.

Karşı tarafa geçtiğinizde o da beri taraf için aynısını söylüyor.

Kimse öbürüne doğru demiyor.

Herkes kendine ehl-i sünnet, karşı tarafa ehl-i bidat diyor.

Dışlayıcı korkunç bir mantık.


Kuran, böyle bir anlayışa müsamaha göstermiyor.


Kuran, inançta, ibadette, ahlakta tevhid ilkelerinin gözetilmesini öğretir ve ister.

Kuranın, ihtilafın karşıtı olarak şöyle bir ayeti vardır:


وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولاً أَنِ اعْبُدُواْ اللّهَ وَاجْتَنِبُواْ الطَّاغُوتَ فَمِنْهُم مَّنْ هَدَى اللّهُ وَمِنْهُم مَّنْ حَقَّتْ عَلَيْهِ الضَّلالَةُ فَسِيرُواْ فِي الأَرْضِ فَانظُرُواْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ


"And olsun ki, her ümmete: 'Allah'a kulluk edin, tağuttan (azdırıcılardan, şeytani algılardan) kaçının' diyen peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı haketti. Yeryüzünde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunugörün" ( 16/ Nahl 36).

Tevhid, bütün ilahi öğretilerin ortak değeridir.


Bunu zedeleyen her bir algı, Müslümanların birliğini, dirliğini bozmaya sebep olmuştur.

İhtilafı, zararsız göstermeğe kimsenin hakkı yok.

Herkes kendine göre referans da buluyor.


Biz diyoruz ki kardeşim, bizim tek kitabımız var, dönüp dolaşıp dini kabulleri Kurana soracağız.

Doğruluyorsa doğru, doğrulamıyorsa yanlıştır.



Uyduruk bir rivayete bakıp ihtilafın rahmet olduğunu söyleyenlerin, Bakara 140, 174-176.ayetlerini okumalarını isterim:


قُلْ أَأَنتُمْ أَعْلَمُ أَمِ اللّهُ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن كَتَمَ شَهَادَةً عِندَهُ مِنَ اللّهِ وَمَا اللّهُ بِغَافِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ?

"-De ki: "sizler mi daha iyi bileceksiniz, yoksa Allah mı? Allah'ın şahitlik ettiği bir gerçeği bilerek gizleyenlerden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir" ( 2/ Bakara 140).

إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنزَلَ اللّهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِهِ ثَمَنًا قَلِيلاً أُولَئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فِي بُطُونِهِمْ إِلاَّ النَّارَ وَلاَ يُكَلِّمُهُمُ اللّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلاَ يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

"Allah?ın indirdiği kitaptan bir kısmını gizleyip onu az bir bedel ile değişenler (var ya); işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla ne konuşacak, ne de onları arıtacaktır. Onlar için elem dolu bir azap vardır" ( Bakara 174).

أُولَئِكَ الَّذِينَ اشْتَرَوُاْ الضَّلاَلَةَ بِالْهُدَى وَالْعَذَابَ بِالْمَغْفِرَةِ فَمَآ أَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ


"İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!) ( Bakara 175).

ذَلِكَ بِأَنَّ اللّهَ نَزَّلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُواْ فِي الْكِتَابِ لَفِي شِقَاقٍ بَعِيدٍ


"Bu (azab) da, Allah?ın, Kitab?ı hak olarak indirmiş olması (ve onların bunu örtüp gizlemeleri) sebebiyledir. Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise derin bir ayrılık içindedirler" ( Bakara 176).

Mezheblerin varlığını meşrulaştırmaya çalıştılar.

Ümmetin ihtilafı rahmettir ifadesi, mezheblerin başta Kuran olmak üzere birbirlerine karşı söylemlerini meşrulaştırma çabaları olduğu aşikardır.


MEZHEBLERİ MEŞRULAŞTIRMAK İÇİN İHTİLAFA RAHMET DEDİLER,

BAKALIM ALLAH, TEFRİKA İLE İLGİLİ NE DİYOR:



وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكِينَ...


?...müşriklerden olmayın" (Rum 31)

Ayette Allah, müşriklerden olmayın diyor, ne yapıyor bu müşrikler?

مِنَ الَّذِينَ فَرَّقُوا دِينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ

"Dinlerini parçalayan ve bölük bölük( şia, şiyean: Taraftar) olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir" ( 30/ Rum 32).

Her grup kendisinin doğru olduğuna inandığından dolayı mutludur.

Kimmiş bunlar? Müşrikler.

Bu ayetler bize inmemiş, ölülere inmiş gibi okuyor, ölülere gönderiyoruz.

Bu ayetlerden daha dehşetli bir ayet var

إِنَّ الَّذِينَ فَرَّقُواْ دِينَهُمْ وَكَانُواْ شِيَعًا لَّسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ إِنَّمَا أَمْرُهُمْ إِلَى اللّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَفْعَلُونَ

"Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir"(6 / Enam 159).


وَلاَ تَكُونُواْ كَالَّذِينَ تَفَرَّقُواْ وَاخْتَلَفُواْ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَأُوْلَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

"Kendilerine apaçık deliller (ayetler) geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır" (3/ Ali İmran 105).

Gruplara ayrılmanın felaket olduğu daha nasıl söylensin?

Bu ne büyük ikaz ve ihtardır.

Ümmetimin ihtilafı rahmettir rivayetini hadis olarak karşımıza çıkaranlar bunu mezheplere ve müçtehitlere atfederler

Ve derler ki, mücdehid, içtihadında hata ederse 1, isabet ederse 10 sevab alır.

Rivayeti kurtarmak için yorum yapıyor adam.

Ne Allah'ı tanıdılar ne Peygamberi!

Peygamberle işi olmayanın Allah ile işi olmaz.

Allah'a nasıl hesap verecekler?

Medyabar.com bugun 13457 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1549 kere okundu
YORUMLAR 1 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Yusuf Mutlu
28.03.2017 10:01
Size ve yazdıklarınıza karşı bir iki sefer yorum yazdım. Medyabar a ayrı mail attım lakin yayımlamadı ve pek kale almadı. Olsun ben yine yazayım . Hasan bey yine çuvallamış mezhepleri yok saymış . Hatta olmaması gerektiğini savunmuş. Hatta ALLAH'ü Taalayı cisimdir diyen bir gurup topluluğu da mezheplerin içine katmış. Bunun Yanında eğer hadisleri kabul ediyorsa '' Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir . Hangisine tutunsanız feleha (kurtuluşa) erersiniz '' buyurmuştur. Yanlış yoldasın Hasan bey . Medyabar bu günaha ortak oluyorsun . Lütfen daha dikkatli ve insanı küfre götürmeyecek yazılar yazınız .
Online Ziyaretçiler