Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

RTEXİT ve referandum

03.04.2017 13:59
İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılma sürecine verilen ad Brexit, yani Britanya ve exit sözcüklerinin kısaltımı.

Şimdi gelelim Türkiye'ye, Avrupa Birliği'nde olmasa da kapısında bekletildiği için Trexit olması gerekirken neden Rtexit?

İşte cevapları:

Birleşik Krallık'ın eski Başbakanı David Cameron, Avrupa Birliği'nde kalma gayretinin en önemli propaganda malzemesini "Türkiye Düşmanlığı" üzerine kurmuştu.
İngiliz gazetesi Financial Times'da yayınlanan habere göre Cameron, İngilizleri Türkiye konusunda rahatlatmak için : "Türkiye'nin bu gidişle 3000 yılından önce Avrupa Birliği'ne giremeyeceğini" söyledi.

AK Parti iktidarı sürecinde Avrupa Birliği(AB)konusunda önemli adımlar atıldı, ancak Erdoğan bu adımları temkinli sürdürüyordu.
Zira AB'nin koşul üstüne koşul sunduğu sürecin bazı detayları "taviz" noktasına geliyor, bazıları ise sosyal ve ekonomik refah düzeyimiz açısından yapılmasında bir sorun görünmüyordu.

O nedenle Erdoğan, her fırsatta "Kopenhag Kriterleri'ni Ankara kriterleri yapar yolumuza devam ederiz" vurgusu yapıyordu.

Geçenlerde Almanya'ya kaçıp Türkiye aleyhine propaganda yapan Can Dündar ile bir televizyon programında tartışan eski AB Genişlemeden Sorumlu Başkan Yardımcısı Verheugen, "Türkiye'yi AB'ye yakınlaştıralım diye Almanya olarak biz rapor ettik. Ben o yıllarda Başbakan olan Erdoğan'ı her aradığımda 'Türkiye olarak demokratikleşme alanında daha neler yapabiliriz' diye sorardı. Ben de çeşitli önerilerde bulunurdum. Erdoğan, benim önerdiğim tüm demokratikleşme çabalarımı yerine getirdi" dedi.

Verheugen, "Soruyorum değişen nedir? Türkiye mi değişti? Biz de mi bir şey var? Şimdi Erdoğan için diktatör diyoruz. Çok yanlış ve hatalıyız ve bir an önce bu hatadan dönmeliyiz" ifadeleriyle Can Dündar'ı Almanya'da ve bir Alman kanalında eleştirmişti.

Cameron'dan önceki başbakan Tony Blair ise 2010 yılında "Bir Yolculuk" adlı kitabında şöyle diyor: ''Brezilya ve Türkiye'nin kendine olan güveni büyüyor, artık dünya siyasetinde oynayacakları rolün iznini almıyor, istedikleri rolü sormadan oynuyorlar." (2010) (http://www.bbc.com/turkce/haberler/2010/09/100901_turkey_blair.shtml)

Tony Blair, kitabının kapanış sayfalarında, yeni dünya düzeninde güç dengelerinin yer değiştirdiğini yazarak, Brezilya ve Türkiye'yi örnek gösteriyor.

Şimdi gelelim fotoğrafın genel değerlendirmesine. Yaklaşık 50 yıldır süregelen Avrupa Birliği kapısındaki bekletilişimizin nedeni, ipleri elinde tutmak isteyen Avrupa güçlerinin Türkiye'yi yönetme ve yönlendirme stratejisi olduğu çok açıktır.

Bu sürecin olumlu katkıları inkar edilemez, çünkü Avrupalıların kendi refahı için öne çıkardıkları birçok standardı Türkiye olarak uyarlama fırsatı bulduk.
Özellikle ekonomi, eğitim, sağlık ve hukuk düzenlemeleriyle yaşamsal ve biliçsel kazanımlarımız oldu. Ancak Avrupa'nın entelektüel ve demokrasi yanlısı yöneticilerinin dışında kalan asıl güçlerin amacı bu değildi. Biz bu kazanımları kendi insanımız için sağladık.

Avrupa, ne yazık ki Türkiye'nin geçmişinden de kopmasını bekledi, zira Lozan Antlaşması'nın ruhu ve sonraki bazı uygulamalar bunun kanıtıdır. "Türkiye'nin tapusu" olarak adlandırılan bu antlaşmada kimsenin "ne tapusu? Burası zaten bizim vatanımızdı" demeyişini de anlamakta zorlanıyorum.

Sözün özü, 15 Temmuz darbe girişiminden birkaç yıl önce başlatılan işgal girişimi Erdoğan'ı "DAEŞ" e yardım ediyor propagandasıyla başladı, ardından PKK'nın Güneydoğu'yu işgali sırasında "Kürt katliamı" propagandasıyla devam etti. Her iki sürecin sonunda Recep Tayyip Erdoğan, savaş suçlusu ilan edilip yargılanacaktı, ancak FETÖ'nün deşifre olmasıyla işler karıştı. Son hamle ise darbe girişimi oldu.

Uzun zamandır Avrupa'da İslam ve Türk karşıtlığının yansıması Referandum'a kadar uzandı. Öyleki Avrupa Basını sayfa sayfa Türkçe yayınlarıyla " Hayır" propagandası yapmaktan bile kaçınmadı.

Çünkü yeni sistem Lozan ruhuna aykırıydı ve dünün "hasta adamı" Avrupa için bir tehdit haline gelebilirdi.
Bu işin mimarı Recap Tayyip Erdoğan ise referandumdan destek almamalıydı. Dolayısıyla RTEXİT.

Medyabar.com bugun 164952 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 2602 kere okundu
YORUMLAR 3 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
israfil kalecik
11.04.2017 15:56
Trenimiz yine ertelendi. 15 yıldır ilimize tek fabrika açmayanlar, birçoğunu kapatanlar, en önemli ve en eski ulaşım aracımızı elimizden aldılar. GAR'a gelmesi gerekirken, tüm Sakarya bunu beklerken ve bunda ısrar ederken, birilerinin inadı yüzünden Gar'a gelmedi.M.Paşa dediler, o da ertelendi. Şimdi yapılması gereken; referandum da kuvvetli bir HAYIIIR vererek, onlara cevap vermek, ders vermek. Haydi Sakarya, hep beraber HAYIIIR diyelim.Diyelim ki, trenimiz M.Paşaya değil, GAR'a gelsin.
kandırılan vatandaş
04.04.2017 08:36
adaletin olmadıgı hiç bir sistem basarılı olamaz cunki rabbim insanlara adaletli olun diye emrediyor en ufak bir goreve gelen sasırıyor kendini kaf dagında goruyor son gunlerde buna ornek akp tarafından kurulan ogretmen sendikaları butun bakanlıgı onlar idare ediyor sakaryada onlar soz sahibi milli egitim mudurleri onların onunde nerdeyse emir bekler bir halde duruyor eger hayır cıkarsa en buyuk sebep vatandasa adil davranmayan burokrat ve kurum amirleri ve akp tarafından bir yerlere getirilen hiç bir ozelliği olmadıgı halde bişeymiş gibi havalara giren zavallıların yuzunden olur ve akp yoneticilerine soyluyorum vatandas hayır ı bunların yuzunden veriyor ALLAH SİZE ADALETİ UYGULAYIN DİYOR KENDİ ADALETİNİZİ DEĞİL ALLAHIN ADALETİNİ UYGULAYIN
Sakaryalı
04.04.2017 00:33
Bu nasıl bir bilinç ya:) Okuyan da sanır ki avrupa bizim korkumuzdan titriyor, ve bu da erdoğan sayesinde:) yav o yazdığın bilgisayardan, kullandığın arabaya, tohumdan samana, teknolojinden kullandığın kaleme kadar avrupadan ithal ediyorsun. Ülkecek bi üretimimiz mi var? avrupa senin neyine niye düşman olsun? adama zaten her konuda bağımlıyız. 15 yıldır satmadığımız devlet kurumu kalmadı. üretim nerde? hani? samanı ithal eder olduk. yahu sen bu yazdığına kendin de inandın mı, avrupa oturmuş Türkiye' yi nasıl yapsak da diz çöktürsek diye sabah akşam düşünüyor sanıyorsun değil mi? devleti tarikatlere teslim ettikçe, Atatürk yolundan, bilim yolundan uzaklaşıp üretmedikçe onların düşünmesine gerek yok zaten. sizin bu zihniyetiniz yeter.
Online Ziyaretçiler