Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Allah'a iftira - Kabir Azabı

14.04.2017 10:36
Uydurulan islamın bir iddiası ve inancıdır kabir azabı.

Geleneksel inanca bakarsanız azap kabirle başlar.

Peki, azap ile ilgili bunca ayet neden kabir azabından bahsetmez?

Allah Teala, ahirette ki azaptan sayısız ayette bahsettiği halde kabir azabından bahsetmeyi haşa unuttu mu?

Kurana bakıyoruz

وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِياًّۚ ?

"Senin Rabbin unutkan değildir" (Meryem 64) buyrulmakta.

Peki, nereden çıktı bu?

Gelene değil de, gelen ek-lere itibar edenler, delilden hükme gitmezler, aksine önce hükmü verirler sonra verdikleri bu hükme ait sözde delil gösterdikleri ayetlere takla attırırlar, yetmez, uyduruk rivayetleri baş tacı ederler.

Kabir azabına Mümin süresinde Firavunla ilgili şu ayeti delil getiriyorlar:

النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ

"Onlar sabah akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)! ( 40/ Mümin 46).

Önce kafalarda bir hüküm oluşturuluyor, sonra da bu oluşturulan hükme göre ayetler yorumlanıyor.

Yani delilden hükme gidilmesi gerekirken bunun tersi olan hükümden delile gidiliyor.

Allah, buna zulüm diyor:

فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِآيَاتِهِ إِنَّهُ لاَ يُفْلِحُ الْمُجْرِمُونَ

"Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Suçlular elbette saadete erişemezler" ( 10/ Yunus 17).

Firavunla ilgili verilen ayette deniyor ki:

Onlar sabah-akşam ateşe koyulurlar?

Sabah-akşam kavramı dünya ile ilgilidir.

Kabirde sabah-akşam olur mu?

Güneş dünyada vardır.

Ayette anlatılan, Firavunun elinden iktidarın gittiğini, Musa ve Harun a.s. ın bu iktidarı onun elinden yavaş yavaş aldığını anlıyor ve ızdırap çekiyor.

Kuranda önemli bir kavram var ki Allah, parçayı anarak bütünü kasteder.

Arapça olarak buna "zikru cüz, irade-i kül" denir.

Sabah demek gündüz, akşam demek ise gece kastediliyor.

Yani gece gündüz demekle bütün 24 saat kastediliyor.

Elinden saltanatı gittiğini anlayan Firavunun haleti ruhiyesi anlatılıyor.

Ne yazık ki bu ayeti kabir azabına delil gösteriyorlar.

Kuran da عذاب القبر = Kabir azabı diye bir tabir veya kavram yoktur.

Kuranda dünya ve ahiret azabı geçer.

Dünya azabına الْعَذَابِ الْأَدْنَى yakın azap, ahiret azabına ise الْعَذَابِ الْأَكْبَرِ büyük azap denir.

Bazı insanlar yaptıkları kötülüğün bir kısmını dünyada çekerler.

Bu durum ayetlerde açıkça ifade edilir.

Kabir azabının var olduğunu söyleyenler 12-13 ayet ileri sürerek konuyu delillendirmeye çalışırlar.

Bu ayetlerin hepsini burada zikretmek uzun olacağından birkaç ayetle yetinmek istiyorum.

Yanlışların birincisini oluşturan bir kelime üzerinde durmak istiyorum.

Bir kere bu kanaate varanlar, ayetlerde geçen BERZAH kelimesinden çıkardıkları mana ile bu kanaate varıyorlar.

Kabir âlemi veya kabir hayatı diye öne sürülen bu hayat anlayışına Müminun süresinde yer alan bir kelimeden hareketle BERZAH ÂLEMİ diye adlandırılıyor.

Berzah âlemi denilince, kabir âlemi kastedilir genellikle.

Dünya hayatı, ahiret hayatı dışında Berzah Âlemi, üçüncü bir hayat olarak adlandırılıyor.

BERZAH kelimesi kuranın Rahman, Furkan Ve Müminun surelerinde olmak üzere üç yerde geçer.

Rahman ve Furkan sürelerinde bu kelime tatlı su ile tuzlu suyun birbirlerine karışmasını engelleyen perde anlamında kullanılıyor.

BERZAH kelimesinin anlamı da ENGEL manasındadır.

وَهُوَ الَّذِي مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ هَذَا عَذْبٌ فُرَاتٌ وَهَذَا مِلْحٌ أُجَاجٌ وَجَعَلَ بَيْنَهُمَا بَرْزَخًا وَحِجْرًا مَّحْجُورًا

"Birinin suyu tatlı ve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı iki denizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmaz bir sınır koyan O'dur" ( 25/ Furkan 53).

مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ

بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ

"İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir. Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar" ( 55/ Rahman 19-20)

Bu iki ayette BERZAH kelimesi ENGEL olarak kullanılıyor.

Bu engel nasıl bir engelmiş onu bilim adamlarına, fizik-kimyacılara bırakalım.

Bu engel, tabiat gücü müdür, tabiata konan kanun mudur, bilenlere bırakalım.

Moleküler yapıdaki bu özellik benim bilgim dışındadır.

لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّا إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَائِلُهَا وَمِن وَرَائِهِم بَرْزَخٌ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ

"Belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır" ( 23/ Müminun 100).

VERA kelimesi Kuran da ARKA anlamında kullanılır.

ÖTESİ anlamına da gelebilir ama asıl anlamı ARKA dır.

Bu kelimeye ARKA anlamı verilince:

" Onların arkasında diriltilecekleri güne kadar bir BERZAH vardır".

Ayetin öncesini yani 99.ayeti beraber almaz iseniz tam anlamıyla mesele kavranamaz.

İnsanlar ne istiyor, ne cevap veriliyor?

حَتَّىٰ إِذَا جَاءَ أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ

(Şeytanın şaşırttığı, şeytanın hemezatına alet olan insanlar) "Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir der " (23/ Müminun 99).

Bu ayeti okumadan direk 100.ayeti okursanız konuyu anlayamazsınız.

" Hayır, onların arkasında bir engel vardır, dünyaya dönemezler" diyor Allah.

Buradaki BERZAH (engel) ölüm sonunda tekrar dünyaya dönememe dir.

Bu ayet aynı zamanda Reenkarnasyon olayının olmayacağını ifade eden ayettir.

Allah bu ayete metafizik bir mana yüklemektedir.

Ölen insanın geriye dönmesinin mümkün olmadığını ifade eden bir engel anlamına geliyor.

Ne yazık ki ayeti böyle yorumlamıyorlar ve 99.ayette onların ne istediğini ele almıyor ve diyorlar ki:

" onların önünde diriltilecekleri güne kadar bir berzah âlemi vardır".

Böyle olunca da VERA ve BERZAH kelimelerinin manası gitmiş oluyor.

Böylece, delilsiz, belgesiz yeni bir âlem ihdas edildi.

Ayet gayet açık, ölen adam geri gönderilmez.

Böyle olmasına rağmen ayet yanlış anlamlandırılıyor.

BERZAH ÂLEMİ ifadesi bu yanlış anlamadan kaynaklanıyor.

Birinci düğme yanlış iliklenince diğer düğmelerin de yanlış olması kaçınılmaz oluyor.

Yani hareket noktaları yanlış olunca varılacak yerler de yanlış oluyor.

Ayetin biri bu.

İkinci ayet de, kabirde sorgulamanıyı delillendirdikleri ayet.

يُثَبِّتُ اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ بِالْقَوْلِ الثَّابِتِ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الآخِرَةِ وَيُضِلُّ اللّهُ الظَّالِمِينَ وَيَفْعَلُ اللّهُ مَا يَشَاء

"Allah Teâlâ sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar (destekler). Zalimleri ise Allah saptırır. Allah dilediğini yapar" ( 14/ İbrahim 27).

Bazı âlimler maalesef, dünya hayatı kabir, ahiret hayatı da ahiret hayatıdır diyorlar.peki Kuran da 100 den fazla yerde bu dünya hayatı için kullanılan "el-hayatüddünya" kelimesini ne yapacaksınız?

"el-hayatüddünya" dünya hayatı tamlamasını başka bir hayat için kullanmak ayetin anlamıyla oynamak demektir.

Böyle olunca da güya Peygamberimize isnat edilen rivayetlerle de Allah kabirde bu insanları destekler gibi manalar verilmektedir.

Ayette, dünya ve ahiret hayatının dışında üçüncü bir hayattan söz edilmiyor.

Üçüncü bir hayata dair en ufak bir delil, işaret olmamasına rağmen bu ayeti kabir hayatı diye delil olarak kullanıyorlar.

İbrahim süresinin 24-26.ayetlerine bakmadan 27.ayete bakarsanız böyle olur.

Berzah Âlemi için sundukları 3.ayet de şu:

وَلَنُذِيقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْأَدْنَى دُونَ الْعَذَابِ الْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

"En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler" ( 32/ Secde 21).

İbn Receb, kabir azabı ile ilgili müstekıl bir kitap yazmış.

Kabir azabının Kurandan delilleri diye bu ayeti ilk delil olarak saymış.

Büyük azaptan önce yakın azap diye söylenen azabı kabir azabı olarak yorumluyorlar.

Tamam da ayetin devamında لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ gerçeğe geri dönsünler" için bu azabın tattırılacağı açıkça ifade edilmektedir.

Kuranda buna benzer ayetler vardır.

Bunlardan birisi de:

ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِي النَّاسِ لِيُذِيقَهُم بَعْضَ الَّذِي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

"İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler" ( 30/ Rum 41).

Dönsünler diye dünyevi bir azap tattırılıyor.

Bu dönme dünyada olur.

Kabirde dönme olabilir mi?

Gerçek bu kadar açık olduğu halde bu ayeti BERZAH ALEMİ ne delil getiriyorlar.

Başka delilleri de var:

قَالُوا رَبَّنَا أَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَى خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ

"Onlar: Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mıdır? Derler" ( 40/ Mümin 11).

Diyorlar ki, iki ölüm ve iki diriltmekten biri kabirle alakalıdır.

İnsan bir defa dünya da bir defa kabirde ölüyor diyorlar.

Ölüm de aynı, hem bu dünyada hem kabirde ölünüyor diyorlar.

Ölüm ve hayatla alakalı bütün ayetlere bakmadan bir ayeti delil alıyor ve içini istedikleri gibi dolduruyorlar.

Bu ayeti anlamak için diğer ayetlere ihtiyaç var:

1-Bakara 28

كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَاتاً فَأَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

"Siz cansız iken (yok iken)size can veren Allah'ı nasıl inkâr edersiniz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz".

Ayetteki YOKLUK manasına ÖLÜM manası verince işleri karıştırdılar.

2-Mülk 2

الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ

"O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ( yokluğu ) ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır" ( 67/ Mülk 2).

أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ

إِلَّا مَوْتَتَنَا الْأُولَى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ)

" Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek ve bir daha azap görmeyecek değil miyiz?"( 37/ Saffat 58-59).

Burada Birinci ölümden kasıt dünya hayatındaki ölümdür.

Bununla ilgili başka ayetlerde var ama ayetlerde kastedilen iki hayatın biri dünya biri ahiret hayatı olup üçüncü bir hayattan (berzah hayatı) bahsedilmediğine bu kadar ayet herhalde yeterli olacaktır.


SONUÇ VE ÖZET
Allah, mahşerde sorgulamadan kimseye ceza vermez.
ahiret hayatı kabirle başlamaz,

Ahiret hayatı, yeniden dirilişle başlar.

Yani kıyamet (kalkışla) başlar.

Sorgulama ondan sonradır.
Kabirde sorgulama olmaz.
Sorgulama ahirette olacaktır.

Allah, şu kadar ayetlerde yargının ahirette olacağını bildirir.
Kabirde sual ve ceza, yargısız infazdır.
Allah, yargısız infaz yapmaz.
Mesele bundan ibarettir.

Medyabar.com bugun 14771 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 3315 kere okundu
YORUMLAR 2 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
semih ak
13.05.2017 21:47
PEYGAMBER EFENDİMİZ A.S. BUNCA HADİSİ ŞERİFİ VAR. HEMDE KAÇ TANE ALİMİN KİTABINDA...YANİ BUNU PEYGAMBERİMİZ İNSANLARA YALAN SÖYLEDİ ÖYLEMİ...YAZIKLAR OLSUN SANA...
yorumsuz
14.04.2017 11:25
1404 tl asgari ücretle kirada yaşayıp çocuk okutmaya ve kalanınla geçinmeye çalışıyorum. Kabir azabı varımdır bilmem ama bu memleket zaten bu Sartlarda kabirden farksız..gerisi boş beleş işler..
Online Ziyaretçiler