Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Zararlı mescid ve camiler

02.06.2017 09:52
Zararlı mescid veya cami mi olur, diyenler olacaktır.

Olduğunu ben değil Allah söylüyor.

Zararlı mescide MESCİD-i DIRÂR (مسجد الضرار) diyor Allah.

Sözlükte "zarar vermek, muhalefet etmek, sıkıntı vermek" anlamına gelen dırâr kelimesi mescid kelimesiyle birlikte Kur'ân-ı Kerîm'de "mesciden dırâren" şeklinde geçmekte (et-Tevbe 9/107) ve âyette münafıkların yaptığı bu mescidden bahsedilmektedir. İslâm literatüründe yaygın olarak Mescidü'd-dırâr adıyla bilinen mescid, nâdiren Mescidü'ş-şikâk veya Mescidü'n-nifâk diye de anılır (İbn Hişâm, IV, 530; Taberî, XI, 18, 19).



Peygamberimiz as. Medineye hicretinden sonra, Münafıklar, müminlerin Mescid-i Nebevî'de saf tuttuğunu, birlik ve dayanışmalarının giderek arttığını görüyor, İslâmiyet'in Medine'de güçlenerek yayılmasından rahatsız oluyorlardı.

İçlerinden Vedîa b. Âmir denen zata Câhiliye devrinde hıristiyan olan ve o sırada Suriye'de bulunan Ebû Âmir er-Râhib'den bir mektup gelmişti. Ebû Âmir münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selûl'ün yakın akrabasıydı. Müslümanlara karşı hilelerinden dolayı Resûl-i Ekrem'in "Ebû Âmir el-Fâsık" dediği bu kişi Bedir Gazvesi'ne müşriklerle beraber katılmış (İbn Sa?d, III, 540-541), Uhud'da da müşriklerin safında yer almıştı.

Mekke fethedildikten sonra Tâif'e sığınmış, Huneyn (Hevâzin) Gazvesi'nden ve Tâif seferinin ardından burada duramayarak Suriye'ye gitmişti. Giderken de münafıklara işlerini görüşebilecekleri bir mescid yapmaları ve güçlerinin yettiği kadar silâh ve mühimmat toplamaları için haber yollamış, kendisinin Bizans makamlarına gidip oradan asker getireceğini ve Muhammed'le ashabını Medine'den çıkaracağını bildirmişti.

Ebû Âmir mektubunda Bizans valisiyle görüştüğünü, kendileri destek olurlarsa Bizanslılar'ı Medine'yi kuşatmaya ikna edebileceğini söylüyordu. Münafıkların bu konuyu görüşebilmeleri için dikkat çekmeyecek bir mekâna ihtiyaçları vardı.

Vedîa bu mekânın nasıl yapılacağı konusunda bir öneride bulundu. Buna göre bir mescid inşa edip cemaate devam etmeyi kolaylaştırdıkları izlenimi uyandıracaklar, böylece hem Mescid-i Nebevî ile Mescid-i Kubâ cemaati arasında bir tefrika çıkarmış olacaklar, hem de Ebû Âmir ile gizlice görüşebilecekleri bir mekâna kavuşmuş olacaklardı.

Vedîa b. Âmir'in teklifinin kabul edilmesinin ardından, münafıklar, Medine'de müslümanlara zarar vermek amacıyla Kubâ Mescidi'nin karşısına süratle bir mescid yaptılar.


Hz. Peygamber, Medine dışında Tebük Seferi'nin son hazırlıklarıyla meşgulken münafıklardan beş kişilik bir heyet gelip yağmurlu ve soğuk kış gecelerinde hasta ve özürlü olanların namaz kılması için bir mescid inşa ettiklerini ve kendilerine namaz kıldırarak burayı ibadete açmasını istediler.

Resûl-i Ekrem sefere çıkmakta olduğunu, dönüşte orada namaz kıldırabileceğini söyledi. Sefer dönüşü ordusuyla birlikte Zûevan'da konakladığında bazı münafıklar gelerek Hz. Peygamber'i mescidlerine götürüp namaz kıldırmak istediler. Bu sırada mescid ve onu yapanların niyetleri hakkındaki âyetler nâzil oldu

وَالَّذِينَ اتَّخَذُواْ مَسْجِدًا ضِرَارًا وَكُفْرًا وَتَفْرِيقًا بَيْنَ الْمُؤْمِنِينَ وَإِرْصَادًا لِّمَنْ حَارَبَ اللّهَ وَرَسُولَهُ مِن قَبْلُ وَلَيَحْلِفَنَّ إِنْ أَرَدْنَا إِلاَّ الْحُسْنَى وَاللّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

"Ayrıca, zarar vermek, inkarda direnmek, inananlar arasına ayrılık sokmak ve öteden beri Allah ve O'nun Elçisi'ne savaş açan kimseler adına gözetleme yapmak amacıyla ibadethane inşa edenler var. Üstelik onlar, "Amacımız daha güzelini ortaya koymaktır" diye ısrarla yemin ederler; ama Allah şahittir ki onlar, kesinlikle yalancıdırlar"

لاَ تَقُمْ فِيهِ أَبَدًا لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى التَّقْوَى مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِ فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُواْ وَاللّهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّرِينَ

"(Ey Resulüm!) Böyle bir yerde (Mescid-i Dırar'da) asla namaz kılma! İçinde namaz kılacağın en uygun mescit, daha ilk günden beri Allah'ın emrine ve rızasına uygun olarak yükseltilen mescittir (Kuba Mescididir). Onda, (manevi kirlerden) arınmayı içten arzulayan kişiler vardır. Allah da günahtan arınmış tertemiz (kulları) sever"

أَفَمَنْ أَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلَى تَقْوَى مِنَ اللّهِ وَرِضْوَانٍ خَيْرٌ أَم مَّنْ أَسَّسَ بُنْيَانَهُ عَلَىَ شَفَا جُرُفٍ هَارٍ فَانْهَارَ بِهِ فِي نَارِ جَهَنَّمَ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

"Binasını, Allah'tan sakınmak ve O'nun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını, çökmek üzere bulunan bir yar kenarına kurup da onunla beraber cehennem ateşine yıkılıp giden mi? Allah zulmeden topluluğu doğru yola eriştirmez."

لاَ يَزَالُ بُنْيَانُهُمُ الَّذِي بَنَوْاْ رِيبَةً فِي قُلُوبِهِمْ إِلاَّ أَن تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

"Yaptıkları bina, kalblerinde şüphe ve ızdırap kaynağı olmakta kalbleri paralanana kadar devam edecektir. Allah bilendir, hakimdir." (et-Tevbe 9/107-110)

Bu âyetlerde mescidi inşa edenlerin niyetlerinin müminlere zarar vermek, hakkı inkâr etmek, müminlerin arasına nifak sokmak ve daha önce Allah ve Resulü'ne karşı savaşmış olan bir kişiyi (Ebû Âmir er-Râhib) beklemek olduğu belirtiliyor, bunların gayelerinin iyilik olduğuna dair yemin bile edebilecekleri, halbuki yalancı oldukları vurgulanıyor, Hz. Peygamber'e Mescid-i Dırâr'da asla namaza durmaması, buna karşılık takvâ üzerine kurulmuş mescidde (Mescid-i Kubâ veya Mescid-i Nebevî) namaz kılmasının daha uygun olacağı bildiriliyordu.

Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Medine'ye ulaşınca Âsım b. Adî (veya Ma?n b. Adî) el-Aclânî ile Mâlik b. Duhşüm es-Sâlimî'ye mescidi yıkmaları için emir verdi (Vâkıdî, III, 1046; İbn Hişâm, IV, 530).

Âsım ve Mâlik yatsı vakti sıralarında Mescid-i Dırâr'ı yaktılar. Münafıklar ertesi sabah mescidin yıkılmış olduğunu görünce Allah'ın, sırlarını ifşa ettiğini ve gizledikleri gerçek amacın Peygamber'e bildirildiğini anladılar.(DİA)


GELELİM BİZDEKİ MESCİDLERE

Mescidler, camiler, müminlerin birlik beraberliğinin remzidir. Zamanımızda böyle mi diye baktığımızda yer yer öyle olmadığını görüyoruz.

Pek çok konuda birbirlerinden ayrılan tarikat mensupları kendilerine camiler yaptılar.

Şu tarikat müntesibi, bu tarikat müntesibinin camisine pek gitmez.

Ülkemizin muhtelif yerlerinde bunları görmek içimi sızlatıyor.

Bilhassa Avrupada bizzat görevli olarak gittiğimde gördüm ki tefrikaya dayanan mescidler, camiler açılmış.

Cami dediğime bakmayın siz, çoğu yerlerde 1-2 odayı birleştirmiş, cami dedikleri mescid haline sokmuşlar.

Bu faaliyet, ilk bakıldığında hoş, güzel, duyarlı bir hareket olarak gözüküyor, Allah Teala, iyi niyetli, dinine, vatanına sahip çıkan gurbetçi kardeşlerimizden razı olsun.

Tarikat, meşrep, mezhep, terfrikasına düşmeden bu hayr işine teşebbüs edenlere hem saygı hem sevgim var.

Avrupada böyle olanların az olduğunu gördüm.

Gurbette olmanın verdiği menfi etkenler sebebiyle bir cemaate, bir tarikata mensup olmayı adeta kurtuluş simidi gibi görmüşler.

Mescide çevrilen yerlerin çoğunda biri, diğerinin camisine gitmez.

Milli görüş camisi, Menzilciler camisi, Süleymancılar camisi, MHP liler camisi, Ömerciler, Hüseyinciler vs vs vs camisi.

Diyarbakırda bir cami içinde 4 mezhebin mihrabı var. Burayı insanlara gururla gezdirmeleri var ya, şuursuzluğun dik alası.

Mekke de bile Mescid-i Haramda cemaate uyduktan sonra namazlarını iade eden tarikat mensuplarının bazılarını bizzat görüp müşahade ettim .

Bu nasıl Müslümanlık Ya Rab!

Allah cc şöyle der:

إِنَّ الَّذِينَ فَرَّقُواْ دِينَهُمْ وَكَانُواْ شِيَعًا لَّسْتَ مِنْهُمْ فِي شَيْءٍ إِنَّمَا أَمْرُهُمْ إِلَى اللّهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُواْ يَفْعَلُونَ

"Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah'a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir."(Enam 159)

Kim bir mescid bina ederse Allah da ona cennette bir köşk bina eder " diye bir uydurmayı adam duyar da durur mu, kısa yoldan köşeyi dönecek garibim, avlusu olmayan, daracık yerlere cami temeli atmış, çantasını alan camiye yardım için yollara düşmüş.

Öyle yerleşim yerleri var ki bir cami ile öbür cami arası sadece 100-200 metre.

Benim caminin minaresi senin minareyi döver misali minare uzunluğunda yarışa girmişler.

Seninki iki şerefeli, benim ki üç.

Sizin köyün minaresi 40 metre, bizim köyün ise 50,

İhtiyaç olduğu yerde tabi ki ibadet hane açılmasına bir mümin olarak bir şey demem ama bir köyün bir başında, bir ortasında, birde öbür başında cami varsa durup düşünmek gerek.

Yapanlara sorsanız yukarıda verdiğim Tevbe süresi 107.ayetin sonunda olduğu gibi, bizim niyetimiz iyi deyip yemin ederler.

Allah da diyor ki

وَاللّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ

"Allah şahid ki onlar yalancıların taaa kendileridir".

Allahın bu ikazı yalnız münafıkları mı bağlar?

Allah bize bunu neden anlatır?

İbret alıp biz de aynı hataya düşmeyelim diye Allah bizi uyarıyor.

Mescidi Dırar (zararlı mescid) hangisi derseniz, bunu anlamak gayet kolay,

Mescid olduğu halde ihtiyaç olmadan sonradan yapılan mescid, mescid-i dırardır.

Takva (kulluk bilinci) üzere yapılan mescidlerde bulunan insanlar رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُواْ arınmak için bulunur,

Tefrika mescidlerini inşa edenler, oraya gidenler arınmak için mi gidiyorlar?

Asla!

Yukarıda Tevbe 109 da geçtiği üzere Allah, mukayese yapıyor, "Binasını, Allah'tan sakınmak ve O'nun rızasını kazanmak temeli üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını, çökmek üzere bulunan bir yar kenarına kurup da onunla beraber cehennem ateşine yıkılıp giden mi?"

Allah cc böyle binaların devam edeceğini, onlarda yürek acısı olarak kalacağını söylüyor.

Aman ha, mescid-i dırarlardan uzak duralım! 02.06.2017

Medyabar.com bugun 13754 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 2430 kere okundu
YORUMLAR 2 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
kemal
07.06.2017 16:58
HASAN KARDEŞİM ALLAH DERKİ AYETLERİMİ ÇARPIŞTIRMAYIN SEN NE YAZDIĞINIDA BİLMİYON. KİMSİN SEN BUNLARI YERDENYERE VURUYORSUNİ İLMİN NE YADA YAZMAK OLSUN DİYEMİ YAZDIN AYIPTIR ECDADIMIZ KİMSENİN DİNİNE GÖZ DİKMEMİŞ SEN NİYE DİKİYON MERAK EDİYORUM DİNLE UĞRAŞACAĞINIZA İŞİNİZE BAKIN ÜRETİM YAPIN ÜLKEDE YATMAYIN AVRUPAYA Bİ GİT İSTERSEN HERYERDE KİLİSE VAR ADAMLAR GERİMİ GİTMİŞ ONLAR BİZİM DİNİMİZ GİBİ YAŞIYOR BİZDE ONLARIN DİNİ GİBİ YAŞIYORUZ. ÖNCE EĞİTİM LAZIM FASARYADAN DEĞİL GERÇEK EĞİTİM İSTERSEN ONLARI YAZDA
TAVUK ÇOBANI
02.06.2017 14:24
BİR ÖNCEKİ YAZINIZDAN SİZE SİZİN KALEMİNİZLE CEVAP . Elma ile armudu karıştırma hasan bey . Koskoca alanda doğru dürüst bir mescidin olmaması üzüntü verici. Anlaşılır gibi değil, 4-5 metre kare, ilkel bir konteyner de ancak 5-6 kişinin sığacağı kadar namaz kılabileceği küçücük bir baraka odası. Bir tarafta erkekler, bir tarafta bayanlar 5-6 kişinin namazı bitirip sıranın kendilerine gelmesi için kuyruk oluşturmuşlar. Sırada bekleyen bizler baktık ki olmayacak akşam namazını çimen üzerinde kılmak zorunda kaldık.
Online Ziyaretçiler