Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Müftülük ilanı; 11 Bin Lirası olan zenginmiş meğer...

16.06.2017 10:22
Müftülükler, her yıl olduğu gibi bu yıl da zenginlikte asgari sınırı ilan etmiş.

Onlar da inanmaz bu ilana ama ne yapsınlar, mecburdurlar aynı söyleme uymaya.

Yanlışta israr ediyorlar,

Tıpkı imsakta fahiş hata yaptıkları gibi,

Allah, "fecr de (güneş doğduğu taraf) beyaz iplikle siyah iplik yani aydınlıkla karanlık arasındaki çizgiyi çıplak gözle görene kadar yiyin için" (Bakara 187) dediği halde anlaşılamayan bir inatla doğu ile batı arasında hiçbir farkın olmadığı zifiri karanlıkta imsak vakti ilanlarındaki israr gibi zenginlik ölçüsündeki kıstaslarında bütün ikazlara rağmen inat ediyorlar.

Araştırma, belge işe yaramıyor maalesef.

Diyanet Başkanlığı ne derse ona uyma, onu seslendirme zorunluluğu var.

Resmi fetvaya aykırı hiçbir görevli gıkını çıkaramaz.

Hele aykırı bir ses çıksın da görsün.

Herkes Hasan Hoca değil ki resmi görevde iken bile yerleşik nizama karşı çıksın!


Ramazan ayında sık sorulan sorulardandır zekât konusu.

Bir malın zekâta tabî olması için hem borçtan hem de sahibinin aslî ihtiyaçtan fazla bir mala sahip olması şartı aranmaktadır.


Borç ve ihtiyaç ile meşgul olan mal, yok gibidir. Temel ihtiyaçlar kişinin hayatını korumak ve insan onuruna yakışır bir şekilde hayatını sürdürmek için muhtaç olduğu şeylerdir. Yeme, içme, barınma, hizmetçi, sağlık, meslek edinme, seyahat, dinlenme ve eğitim gibi temel ihtiyaçları içinde yaşadığı toplumun seviyesine göre lükse kaçmadan karşılamaktır. İnsanın her arzu ettiği, zaruri ihtiyaç değildir.

İsrafın yaygınlaştığı, lüks tüketim yarışına girildiği günümüzde toplumun asgari geçim ve hayat standardı göz önüne alınarak bir ihtiyaç belirlemesi yönüne gidilmelidir.


Bu ihtiyaçların neler olduğunu belirleyen klasik dönem fakihleri o dönem şartlarını göz önüne alarak bu belirlemeyi yapmışlardır.


Nisab: İşaret, sınır ve kök anlamlarına gelen nisab, zekâtın farz olmasına ölçü olmak üzere belirlenen miktar demektir.


Asgari zenginlik ölçüsü de diyebileceğimiz nisab'ı zekâta tabi olan her mal için Peygamberimiz bizzat göstermiştir. Hz. Muhammed (as) bunu tesbit ederken o dönem İslam toplumunun ortalama hayat standardını göz önüne almıştır.



FIKIH KİTAPLARINDA ŞU RAKAMLAR YER ALIR:



Bir kişinin zengin sayılabilmesi için aşağıda kıymetleri birbirine eşit olan değerlerden birini karşılayan bir mala sahip olması gerekir.

Bu malların değerlerinin birbirine eşit olduğu üzerinde kafa yormanızı öneririm.



Gümüşte nisap miktarı 200 dirhem = 595,takriben 600 gr



Altında: 20 miskal yahut 20 dinar takriben 80 gr



Devede: 5



Sığırda: 30



Koyunda: 40 adettir.


Yukarıdaki farklı rakamlarla açıklanan nisab miktarları kaynaklara göre Peygamberimiz devrinde aynı kıymette idiler. Bugün aralarında önemli fark olmasına rağmen Resululllah döneminde bunların aynı kıymette olmaları tabîdir. Eğer bu günki gibi aralarında önemli farklar olmuş olsaydı, farklı kişilere farklı nisabı tayin etmek gibi bir yola Peygamber (a.s) girmiş olurdu-ki bu, peygamberimiz ve peygamberler için mümkün değildir.


Adalet, zenginlik sınırının herkes için aynı olmasındadır. Aksi halde adaleti tesis etmek mümkün olamaz. Peygamberler için şart olan "Adalet " sıfatının hiçbir değeri olmamış olurdu.



Peygamberimiz döneminde haklı olarak değerleri aynı olan bu mallar arasında, yaşamış olduğumuz çağda uçurum denecek kadar fark ortadadır.

Bu mallara aynen sahip olan veya olmayan fakat başkaca mala sahip olan bir kişi zekât vermek istediğinde bu temel malların hangisini ölçü alacaktır sorusu önem arz etmektedir.



Tekrar söylemek isterim ki bir kişi zenginlik sınırına eriştiğini bu mallardan hangisini temel alarak tesbit edecektir?



Koyunun değeri mi,

Sığırın değeri mi,

Altının veya gümüşün değeri mi?


İnceleme yapıldığında peygamber zamanında beş dirheme bir koyun alındığı görülecektir. Nisab miktarı tayin edilen 200 dirhem gümüş içinde 40 adet 5 vardır. O da koyundaki nisabtır.

Resulüllah zamanında bunların değerleri eşit olduğuna göre 40 koyunun kıymeti 30 sığıra denk olduğu gibi, 20 miskal altın 5 deveye, 200 dirhem =595 gr. gümüş, 20 miskal =80?85 gr altına eşit idi. Bu mallar arasında günümüzde uçurum denecek kadar farklar oluşmuş olduğu halde o zamanın nisab miktarını günümüzde de kabul etmek mümkün değildir.


Peygamber (as) zamanında 595 gr gümüş ile 40 koyun alınabiliyordu. O zamanda altın ve gümüş madeni çok zor şartlarda temin edilebildiği için kıymetleri de yüksekti. Gittikçe teknik imkânlar yükselince bugün bu madenleri elde etmek kolay hale geldiğinden maliyetleri pahalıya mal olmamaktadır.


Bugün, o günde olduğu gibi 80 gr altınla veya 595 gr gümüşle 40 koyun almak mümkün değildir. O gün tespit edilen altın nisabı ile günümüzde ancak 5-10 koyun alınabilirken, gümüş nisabı ile bir koyun alınabilmektedir.

Resulullah zamanında adil olan yukarıdaki mal tespiti ve oranlarını, bugün adaletle ilgisi olmayan, geçerliliğini çoktan yitirmiş olduğu halde (eski nisab birimini ölçü olarak) tavsiye etmeye kimsenin hakkı olmasa gerek.


Her yıl olduğu gibi bu yıl da Sakarya Müftülüğü Zekat Nisabını 80.18 gr.altından hesaplayarak yaklaşık 11,500 lira olarak ilan etti.

Halbuki Müftülüklerde satılan Diyanet Vakıf İlmihalinde bunun aksine güzel bir tesbit vardır.


O hakkaniyete uygun tesbitte şöyle denmektedir:


"Kaynaklar, yukarıda ayrı ayrı sayılan ve bugün için aralarında önemli bir değer farkı ortaya çıkmış bulunan nisab miktarlarının Hz. Peygamber döneminde birbirine denk olduklarını bildirir. O dönemde değişik mallar için belirlenen bu nisab miktarının bir ailenin yıllık ortalama harcamaları tutarı, âdeta asgari geçim standardı olduğu düşünülecek olursa, günümüzde nisab miktarının karı, koca ve çocuklardan oluşan en küçük bir ailenin yıllık asgari harcamaları tutarı olarak belirlenmesi ve böyle bir ölçünün esas alınması isabetli olur" (Diyanet "İSAM" İlmihal "Divantaş" İstanbul 1999, c.I,s.434)


Zekât vermek isteyen bir kişi hangi ölçüye göre nisabını hesaplayıp verecektir? Bir kişi altın nisabına göre zekât verdiğinde (bu günün hesabına göre 2017 yılı için) müftülüğün açıklamasına göre 80 gr altının karşılığı 11.500 TL. zenginlik sayılırken koyunları olan bir kişi koyun nisabından zekâtını vermek istediğinde ise bir koyunun 1000 TL olduğunu hesap edersek en az 40 000TL üzerinden zekâtını vermiş olacaktır.


Yine, zekât vermek isteyen kişi gümüş miktarındaki nisabı temel alacak olsa yine ortalama 1000 TL parası olan zekât vermek zorunda olacaktır. Bu, şu demektir. Birisi için 40 000TL zenginlik ölçüsü olurken bir başkası için bu ölçü 1000 TL olmaktadır. Böyle bir tespit için adalet ve eşitlikten söz edilebilir mi?.


Ölçüyü 30 sığır dan yaparsanız bir sığır en az 5000 TLden 30 sığır 150 000 TL yapmaktadır.


5 deveyi temel alırsanız yine farklı rakamla karşılaşırsınız.

Hal bu ki bunların değeri Peygamberimiz zamanında aynı kıymette idi.

Gümüş değer kaybettiğinden ölçü alınmadığı gibi altın da değer kaybetmiş olduğundan zekâtta ölçü olarak alınması Peygamberimiz (as) zamanındaki değerlendirmeye aykırıdır.



Burada en uygun hesap ne gümüş için nisap miktarı temel alınıp çok düşük olmalı, ne de 5 deve veya 30 sığır nisap kabul edilerek çok yüksek olmalıdır. Bu husustaki hesaplamada orta yol olan koyun için konan nisap miktarı göz önüne alınmalıdır.

Zira koyun, altın ve gümüş gibi teknik imkân ve âletlerle elde edilmemektedir. Böyle olunca yıllık temel ihtiyaçtan fazla (orta büyüklükte) 40 koyun alacak kadar maddi imkânı olan zekâtını vermelidir.


Ticaret erbabı, borçlarını çıktıktan sonra eldeki malın satış değerini değil alış değerini hesaplar, yukarıda anlatmaya çalıştığım değeri aşması durumunda zengin olmanın gereğini yapar.

Ticaret için olmayan yani alım satımını yapmadığı üretimde kullanılan alet, edevat, makinalar vs nisaba dahil edilmez, onlar asli ihtiyaçtan sayılır.


Günümüzde bir ailenin yoksulluk sınırını zenginlik ölçüsü saymak ne derece doğru kabul edilebilir? O dönemde temel alınan mallar için belirlenen ve eşit olan yukarıda geçen nisap miktarının bir ailenin yıllık ortalama harcamaları tutarı, asgari geçim standardı olduğuna göre, günümüzde nisap miktarının karı koca ve çocuklardan oluşan en küçük ailenin yıllık asgari harcamaları tutarı olarak belirlenmesi gerekmektedir.


Günümüzde 80 gr altının değeri ortalama 11 000 - 12 000 TL olduğuna göre, karı- koca, çocuklarıyla beraber bu para ile bir yıl müddetle zaruri ihtiyaçlarını karşılama imkân ve ihtimali mümkün değildir. Bu kadar bir kıymeti nisap (zenginlik ölçüsü) kabul etmek realiteye ve hakkaniyete uygun değildir. 80 gr altının değeriyle çocuklarıyla beraber bir ailenin bugünkü şartlarda bir yıl geçinmesi bir yana, ancak 6-7 ay bile geçinmesi zor olacaktır. İleri yıllarda buda mümkün olmayacaktır.

Tekraren söylemek istiyorum: Zenginlik ölçüsü olarak 40 koyun kıymeti temel alınmalıdır.


Bir kişinin veya bir ailenin zekâtla yükümlü sayılabilmesi için bir yıllık zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak kadar bir yekünün yanında bir o kadar da fazla olup bu fazla üzerinden bir yıl geçmesi gerekmektedir.


Bir kişinin zekât ile mükellef olması için yıllık zaruri ihtiyaçlarından fazla bir o kadar da ( en az 40 koyun kıymetinde) bir mala sahip olup bu mal üzerinden bir yıl geçmesi gerekmektedir. Meselenin aslı budur.


NETİCE

Yıllardır her Ramazan ayında müftülüklerin bastırdığı imsakiyelerdeki kişinin günlük doyumu olan şu arpa, buğday, hurma, üzüm gibi gülünç muhabbetlerden vazgeçin, Maide 89 ayetine bakın diye yazdım, çizdim.

Bu yıl ki imsakiyelerinde gördüğüm kadarıyla bunların olmaması olumlu bir gelişmedir.

Beri tarafta, 80 gr altın = 11 500 TL. zenginlik ölçüsü(nisab) olamaz!

Fakirden yana tavır konuluyor deniyorsa bu işin kolayı var, 600 gr gümüşü ölçü kabul edersiniz, böylece 1000 lira civarında parası olanı zengin sayar, zekatla mükellef kılarsınız olur biter!

Tabi ki böyle bir şey olamaz ama yapılan bundan farklı değil.

TÜİK verileri temel alınarak yapılan hesaplamaya göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı bu rakamın çok üzerindedir.


2017 yılı için yapılan araştırmalara göre açlık sınırı 1.500 TL,

Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 4.000 TL nin üzerinde.


Bu duruma göre ve buna rağmen Diyanete uymak zorunda olan Müftülüğün açıkladığı yıllık kazancı 11.500 TL olan bir aile nasıl oluyor da zaruri ihtiyaçlarını karşılayabiliyor?

Bir o kadarda birikmiş değeri varsa zekât vermekle mükellef oluyor.


Bu da, asgari ücretlinin bile maaşının altında olduğuna göre asgari ücretlinin zekât vermesi demek oluyor.

Bu şu demektir:

31-32 Lira yevmiye ile çalışan rahatlıkla geçinebilir.


Buna göre aylığı 950 - 1000 TL olan yoksul değildir.

Bir bu kadar da birikmiş parası varsa (11.500 TL) bu kişi zekâtla mükelleftir.

Değerli okurlarım, müftülük imsakiyesinde açıklanan bu hesap, Allah şahidim olsun benim psikolojimi bozdu.

Bu gece uyuyamadım, defalarca yatağımdan kalkıp aklıma geleni not alma zorunda kaldım.

2017 nin ilk yarısı şu an asgari ücret net 1.404 TL.

Asgari ücretliyi zengin saymak, insanların akıllarıyla dalga geçmektir.

Söyler misiniz, nerede yaşıyorsunuz?

Gerçekleri görmenize ne mani oluyor?

Şu gelenekçiliği ne zaman bırakıp aklınızı çalıştıracaksınız?

Yukarıda adını ve sayfa numarasını verdiğim Diyanet Vakıf İlmihaline uygun fetva verin.

TÜİK verilerine göre yoksulluk sınırının bile altında bir geliri yıllık zaruri ihtiyaçları karşılamada yeterli saymanın ve zenginlikte temel almanın akılla, mantıkla izah edilecek bir yanı yoktur.

Aklımızı bir kenara bırakmayalım,

Akıllarını çalıştırmayanlar Kuranda hiç de iyi anlatılmıyor.

Sizi onlardan tenzih ederim ama iyi düşünün!

Söyledikleriniz, halkımız tarafından İslami kural olarak algılandığını unutmayın.

Diyanet Teşkilatı benim emekli olduğum kurum.

32 yıl şerefle çalıştığım bu teşkilata karşı menfi bir tavır içinde olmam, olamam ama doğruları söylemek zorundayım.

Yanlarındayım, yeter ki doğru iş yapsınlar.

Böyle büyük hatalar yapmasından üzüntü duyuyorum.

Yazdıklarımı dost uyarısı kabul edin,

Dost acı söyler! / 16.06.2017

---------------------------------------------------------------

Not: Bu akşam (16.6.2017) Bosna Caddesi Ak Parti İl binası girişi yanında olan İLİM HİKMET VAKFI binasında yatsı namazından önce saat 22 00 de ilgili dostlara sohbetim olacaktır.

Medyabar.com bugun 55532 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 2419 kere okundu
YORUMLAR 2 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
hasanoğlu
20.06.2017 11:34
yukarıdaki tespitler ilk etapta doğru gibi görünse de biraz daha derinden meseleye bakınca öyle olmadığı anlaşılır. bir kimse ev, yiyecek, içecek giyecek binek diye bilinen asıl ihtiyaçlarını temin etmiş ve 80,18 gr altın para veya dövize sahip olursa bu kimsenin zekat vermesi gerekir. zira İslam fakirleri ön plana almıştır. yani fakirlerin, yetimlerin, kimsesizlerin göz önünde bulundurulmasını ister. bu manada her türlü ihtiyacını karşılamış ve bu kadar da parası olanların fakirlere destek olmasını vurgular. yazar fakirleri savunayım derken onlara bu imkandan mahrum olacak bir kapı aralamaktadır. bir tarafta her türlü imkanı olan bir tarafta da evi yiyeceği olmayan yetimler kimsesizler. sizce ne yapılmalı. sizce hangisi fakirin lehinde
Ertan Şen
16.06.2017 18:17
Hocam çok teşekkürler. Yazınız çok aydınlatıcı Allah razı olsun. Gerçek din adamlığı bu işte.
Online Ziyaretçiler