Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Salat ve Salavat

30.06.2017 10:29
Yanlış mana verdiğimiz kelimelerden biri de, her gördüğümüz yerde NAMAZ manası verdiğimiz SALAT kelimesidir.

Kuran'da çok sayıda "Salat" kelimesi geçmektedir. Meallerimizin çoğunda bu kelimeye standart olarak ya namaz yada salavat manası verilmiştir.

Ancak Kuran'a tarihsel boyutu ve anlam bütünlüğü çerçevesinde bakıldığında "salat" kelimesinin tek manada değil de başka manalarda da kullanıldığı görülmektedir.


Birkaç Örnek Verelim:


مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ

(Ahirette cehennemliklere sorulduğunda) "Sizi cehenneme sokan nedir''? "Derler ki: Biz, namaz kılanlardan değildik..." (Müddessir 42-43)

Yani bu ayete müfessirler tarafından "namaz kılmadıkları için cehenneme girdikleri.." manası verilmiştir.

Ayette geçen "Musallin" kelimesine yanlış mana verilmesi yüzünden, o insanlar namaz kılmadıkları için cehenneme atılmış hükmü çıkmakta ve toplum da böyle bilmektedir.

Halbuki Kuranın genel anlamına baktığımız zaman, namaz kılmayanlar cehenneme girer diye bir anlam çıkmamaktadır. Kuran kendi kendini tefsir eden bir kitaptır. Ayetlere mana verilirken önce ayette geçen kelimelerin kök anlamı bulunarak ayetin manasına ulaşılır.

Şayet ayet bu şekilde anlaşılmazsa ayet topluluğu ile anlaşılmaya çalışılır. Yani kardeş ayetler, yani müteşabih ayetler, bir üst bir alt ayet okunarak konuya vakıf olunur.

Şayet ayet yine de anlaşılmazsa konu, sure ve Kuran bütünlüğünde ele alınarak manaya ulaşılır. Bir de ayetlerin iniş sebeplerine göre sonuç elde edilir. Şimdi de başka bir mealden müddessir suresinin ayetlerini okuyalım.

42-'Sizi Sekar'a sürükleyen nedir?

43-Dediler ki: 'Biz musallînden/destekçilerden [sosyal yardım yapanlardan/sosyal destek sağlayanlardan] değildik."

44- miskini de yiyeceklendirmiyorduk.

45- Ve dalanlarla birlikte dalar idik.

46- Ve Din Günü'nü yalanlıyorduk. 43. ayette geçen "مصلّين - musallîn" sözcüğü "namaz kılanlar" anlamında olmayıp sözlük anlamıyla destekçi, sosyal yardım için koşan, çalışan demektir.

Bu durumda âyetin anlamı, "imkânları olmadığı için muhtaç durumda bulunan [miskinlerin] karınlarını doyurmaya, ekmeklerini kazanmalarını sağlamaya yanaşmıyor, buna karşı bir istek duymuyor, birbirimizi de bu konuda teşvik etmiyorduk" olmalıdır. (Tebyun-ul kuran)


Görüldüğü gibi Kuran'da salat kelimesi sadece namaz manasına gelmemektedir. Kuran'ın anlam bütünlüğüne göre; dua, zikir, destek, niyaz gibi manalara da gelmektedir. SALATı yatay ve dikey olarak ele almamız gerekir.

Salatın dua, zikir, niyaz namaz anlamına gelen manaları iki boyutlu olarak ele alınmalıdır.

Günde 5 vakit olarak kıldığımız namazlar bizi dikey olarak Allah'a doğru yaklaştırırken, yatay olarak da topluma karşı sorumlu hale getirir.

İkinci misal:
Hepinizin bildiği Maun süresi, الَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ

"Yazıklar olsun şu salat edenlere ki onlar, (yaptıklarını sandıkları) ibadetlerinden habersizdirler.

Pek çok mealde "yazıklar olsun namaz kılanlara" diye mana verilmekte. Bu süre Kafirun süresinden önce indirilmiş olup risaletin ilk yıllarında Mekkeli müşriklerin düşmanlıklarının ortaya çıktığı dönem olduğuna göre kınananlar öncelikle Mekkeli müşriklerdir.

VEYL kelimesi cehennemlikler için kullanılan bir kelimedir, bunun Müslümanlar için kullanıldığına Kuranda rastlamayız.

SALAT-MUSALLİ kelimelerin türetildiği S-L-Y kökünden gelen sözcüklerde "yaslanmak" anlamı vardır.

Ayette geçen sahte ibadet olup Mekke müşriklerine ait içi boş görüntülerdir. Tıpkı Enfal 8/35 te olduğu gibi, buradaki MÜSALLİN de, "salatını ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibaret tutanlar"dır.

Üçüncü Misal:

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

Diyanetin mealinde bile bakın bu ayete nasıl mana verilmiş:

"şüphesiz Allah ve melekleri peygambere salat ediyor, siz de ey inananlar salat selam edin" (Ahzab 56)

Yani Allah ve melekleri Peygamberimize "Allahümme salli ala Muhammed" diyerek salatü selam mı okuyorlar haşa?

Doğru mana şöyledir: " Allah ve melekleri peygambere destek oluyorlar. Ey iman edenler! Siz de peygambere destek olunuz, ona yürekten bağlılığınızı ifade ediniz".

Şimdi bu ayetler ortadayken nasıl olur da Peygamberimizin "Bana salatü selam getirmeyenin burnu sürtülsün" diye beddua ettiği söylenebilir?


NETİCE

SALAT kelimesine yanlış mana verildiğinde bakın ne oluyor:

عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «رَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ دَخَلَ عَلَيْهِ رَمَضَانُ ثُمَّ انْسَلَخَ قَبْلَ أَنْ يُغْفَرَ لَهُ وَرَغِمَ أَنْفُ رَجُلٍ أَدْرَكَ عِنْدَهُ أَبَوَاهُ الْكبر أَو أَحدهمَا فَلم يدْخلَاهُ

الْجنَّة» . رَوَاهُ التِّرْمِذِيّ

(صَحِيحٌ)

مشكاة المصابيح Cüz 1,s.292


1-Yanında anıldığımda bana SALAT etmeyenin burnu sürtülsün,

2-Ramazan ayına girip de af olmayanın burnu sürtülsün,

3-Ana babası veya her ikisinden birine yetişip te onlar sebebiyle cennete girmeyenin burnu sürtülsün".

Hem rahmet peygamberi diyeceksin hem kendisine salat getirmeyenlerin burnu sürtülsün diyeceksin, bu nasıl iş?

Kaldı ki peygamberimiz zamanında bizim gibi salatü selam getirme olayı yoktu.

Peygambere salat deyince bizler "Allahümme salli ala Muhammed" demeyi anlıyoruz.

Salatın ne olduğunu sahabe çok iyi biliyordu.

Salat denince, peygamberin yanında olmayı, ona yardımcı olmayı anlıyordu sahabe.

SALAT kelimesi yalnız ifade edildiğinde Namaz manasına gelmez, yardım etmek, destek olmak manasına gelir.


YUKIMUNESSALATE-EKIMUSSALATE gibi tek değil ek alan yerlerde Namaz manasınadır, tek olduğu yerlerde ise taraf olamak, yardım etmek manasındadır.

Bedenle yapılması gereken SALAT ifadesini SALAVAT anladık ve dile indirgedik.

Oh ne rahat, çek bin salavat kurtul!


Efendimize destek, onu şu kadar anmak, salavat çekmek değildir.

Sevdiğin adamın adını günde şu kadar anmakla ona bir şey kazandıramazsın.

Sevdiğinin tezahürü onun yanında yer almak, ona yardım etmekle olur.

Peygamber zamanındaki sahabeler onun yanında yer alıp ona yardım etmekle SALAT ediyorlardı.

Bizler ise Onun bıraktığı Allahın Vahyini, vahye uygun sünnetini tanımak ve yaşamakla mümkündür.

Kuru kuru SALAVAT ile değil. 30.06.2017

Medyabar.com bugun 178264 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1981 kere okundu
YORUMLAR 2 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
ömer bıçakçıoğlu
30.06.2017 12:54
sayın hocam elinize sağlık,ellerinizden öpüyorum.
mertali
30.06.2017 11:46
Allah (c.c) salatınızı arttırsın, biz gayretinize şahitiz..
Online Ziyaretçiler