Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Tek başına namaz kılarken Kamet getirilmesinin nedeni

15.09.2017 10:02
Konuya sağlıklı yaklaşmamız için EZAN ve KAMET (ikamet)kelimelerini iyi bilmemiz gerekir.

Ezan, vaktin geldiğinin ilanı demektir.

Kaamet, namaza başlanıyor ifadesinin kısaltılmış şeklidir.

Yazının da başlığından anlaşılacağı üzere, tek başına namaz kılanın ezan ve kamet okuması gerekir mi meselesi üzerinde durmak istiyorum.

Mezheb yorumlarına baktığınızda önümüze kısaca şöyle bir tablo çıkıyor:

İmam Şâfiî ile Ebû Hanife'ye göre cemaat için de tek başına kılan için de ezan ve kamet müekked (kuvvetli, farza yakın) sünnettir.İmam Malik kametin müekked sünnet olduğunu, fakat ezanın, tek başına kılanlara ne farz ne de sünnet olduğunu söylemiştir. Ona göre ezan, cemaatle namaz için çok kuvvetli bir sünnnettir.

Bir mahallede ezan okununca yani vaktin girdiği ilanı yapılınca, vaktin geldiği anlaşıldığı için aynı mahallede başkaca ezan okumaya gerek kalmaz.

Müctehidlerin çoğuna göre kadınlara ezan da, kamet de sünnet değildir. İmam malik'e göre kadınlara kamet, Şâfiî'ye göre ise hem ezan hem de kamet "istihsan" derecesinde uygun bir ameldir yani güzeldir. Hz. Aişe'nin hem ezan okuduğu hem de kamet getirdiği rivayet edilmiştir.

Ezan ve kamet sünnet olduğu için bunlarsız kılınan namaz geçerlidir.

Mazeretsiz geçirilmiş namazların kazası konusunda doğrudan âyet, hadis ve Hz. Peygamber devrine ait örnek uygulama yoktur. Çünkü her namaz o gün içinde kılınırdı.

Sonraki zamanlarda insanlar mazeretsiz namaz geçirip bunu telafi etmek isteyince müctehidler, oruca kıyasla kazanın da farz olduğunu söylemişlerdir.

Bizim ulema, ibadette kıyas olmaz der sonra da bu kıyası yapar maalesef.

3-5 ayette oruçtan bahseden Allah, orucun hangi şartlarda sonradan (kaza) yerine getirileceğini söyledi de 100 civarında ayette namazdan bahseden Mevla namazın kazasını ifade etmeyi unuttu sanki haşa.

Namaz, gününde ve vaktinde kaza edilmesi yani yerine getirilmesi gereken bir ibadettir.

Bu günün namazı bugün kılınacaktır.

Namaz, oruç gibi olmayıp hafifletici yönleri vardır, mazerete göre oturarak, yatarak, yürüyerek, binek üzerinde, baş ile, göz ile hatta kalb ile, elbisesiz dahi kılınabilecek bir namaz yarına bırakılamaz; bırakılmışsa o artık fevt olmuştur, tevbe etmek gerekir.

Peygamberimiz zamanında olmayan bu sonradan namazların kazası fetvasında kaza farzdır denilince, farz namazların edasında yapılanlar, kazasında da yapılacaktır fetvası verildi; çünkü ezan ve kamet vaktin değil, namazın sünnetidir, namaza bağlıdır. Ancak kaza namazlarında vakit çıkmış/geçmiş olduğundan, kaza namazı kılınan mekân ve kılma süresi esas alınmış ve "Bir kişi kaza namazı kılmak istediğinde önce - kendisi duyacağı kadar - bir ezan okur, sonra kılacağı her kaza için bir kamet getirir" denilmiş.

Yukarıda beyan ettiğimiz gibi bir müslümanın yaşadığı yerleşim bölgesinde/kesiminde ezan okunuyorsa, bu ezanın fiilen duyulduğu alanda namaz kılmak için -ezanı duyanın ve duymayanın - yeniden ezan okumaları gerekmez.

Ezan ve kamet sünnettir. Okunmasa da kılınan namaz geçerlidir.

Evde tek başına vakit namazlarında veya kılamadığı namazı kılacak olanların da kamet yapması gerekir deniyor.

Fetvada deniyor ki, bir camide ezan ve ikametle vakit namazı mu`tad vechile kılındıktan sonra, tekrar cemaatle veya münferiden aynı namazı kılacak kimseler, ne ezan okurlar ne de ikamet getirirler.

Düşünebiliyor musunuz, bu şekilde cemaatle namaz kılan ne ezan ne kamet okumaz denirken evinde tek başına namaz kılana kamet getireceksin deniyor.

Bazıları bununla da yetinmeyerek diyorlar ki müteaddit kaza namazları başka başka yerlerde kaza edildiği takdirde, her biri için ayrı ezan ve ikâmet lâzımdır. Aynı mecliste kaza edilirse, her biri için ayrı ezan ve ikamet efdal ise de, ilk kaza namazı için ezan ve ikamet, diğerleri için sadece ikâmet de kifâyet eder.

Bu fetvalar islam öğretisinde olmayan, sonradan kişilerin ortaya attığı söylemlerdir.

Hiçbir vakitte çift ezan ve ikamet okunmaz, Cuma namazında ise, iki ezan okunur. Biri dış, diğeri iç ezandır. İtibar iç ezanadır. Zira Hazret-i Peygamber (asm) zamanında yalnız içte okunan ezan vardı. Sonra insanlar çoğalınca Hazret-i Osman (ra) devrinde ikinci bir ezan daha okunmaya başlandı.



BEN DERİM Kİ

Kamet farz namaza başlamanın ilanıdır yani "vakt-i salât" namaz vakti, namaza başlanıyor demektir. Tek başına kılan kimse isterse kametin başındaki tekbir ve şehadeti getirebilir ama burada tekbir ve şehadet ifadelerinden sonra "Hayye alessalah-hayye alel felah" haydin namaza, haydin felaha diye davet etmenin manası, mantığı yoktur.

Namaz kıldığı yerde onun namazına iştirak edecek olmadığını bile bile namazına davet etmenin ne manası var?

Efendim, melekler iştirak eder, onun için okunmalıdır diyenlere derim ki,

Aynı camide ikinci bir cemaat yapanlar kamat getirmez diyorsunuz, peki bu ikinci cemaate meleklerin katılmama nedeni size göre nedir acaba?

Geleneksel fetvaya göre kadınlar kamet getirmez deniyor, kadınların namazına melekler iştirak etmediği için mi onların kaametine gerek kalmıyor?

Melekler yalnız erkeklerin namazına mı iştirak eder?

Kamet getirmeyi bir zikr olarak telakki ederseniz, bidat ihdas (adet)etmemek şartıyla başta bulunan tekbir ve şehadetleri getirmekte erkek olsun kadın olsun bir mahsuru yoktur.

Görüldüğü gibi ortaya konulan tezler aklın alacağı şeyler değil.

Siz siz olun, kayıt dışı islamı değil, KAYITLI İSLAMı öğrenmeye ve yaşamaya bakın. 15 Eylül 2017

--------------------------------------------------------------------------

NOT:

Kayıtlı İslamı öğrenme yolunda gayret sarf eden, yazılarımın sıkı takipçisi değerli insan Ömer Bıçakçıoğlu Beyefendi dün tarafımı arayarak, Adapazarı Gümrük önünde kurulan Kızılay çadırına kan vermeye gittiğini, Kızılay elemanlarının, Adapazarı'nda verilen kanların bu şehre bile kâfi gelmeyeceği ifadelerinin tarafımdan duyurulması ricasında bulundu.

Böyle önemli bir konuyu gündeme taşıdığı için Ömer kardeşime teşekkür ediyorum.

Önceleri ben de defalarca eşimle birlikte kızılaya kan verdik. Son gidişimiz de kan sayımı maddesini maalesef geçemedik, kanımız ancak bize yeteceği söylenerek kanımız alınmadı. Keşke verebilsek.

Kan vermenin oruca bir zararı olmadığını önceki yazılarımda ifade etmiş ve kan vermek bir yana organ bağışının büyük sevab olduğunu şu ayete dayanarak ifade etmiştim:

... مَن قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا ...

"...Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkartmaya karşılık olmaksızın, haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir can kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur..." (Maide 32)

Dikkat ederseniz ayette ?kim bir insana can verirse veya öldürürse' denmiyor, "kim bir cana kıyarsa veya hayat verirse" dendiğine göre canlı olan her şeyi mazeretsin öldürmeyi Allah yasaklıyor.

Kaldı ki gerek kan ve gerekse organ bağışı bir ve birden fazla insanın kurtuluşuna vesile oluyor.

Bilinmelidir ki bu, sadaka-i cariyedir.

Ayete göre hasene yani güzel bir iş yapana enaz on misli hasene yazılır (Enam 160), azamisi için hudut yoktur (Bakara 261).

2-3 yıl önce sağlık müdürlüğüne telefon ederek organ bağışlamak istediğimi ifade etmiştim, telefon ve adresim alındığı halde bir daha aranmadım maalesef...

Organlarımı bağışlamak istediğimi, protokol için gerekli imzayı atmaya hazır olduğumu tekraren beyan etmek istiyorum, ilgililere...

15.09.2017

Medyabar.com bugun 17659 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 7207 kere okundu
YORUMLAR 5 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
İkram Bedr
01.10.2017 19:21
Ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Organ bağışı için bizzat merkezlere gidip imza vermeniz gerekiyor. * Sağlık Müdürlüklerine, * Hastanelere, * Emniyet Müdürlüklerine (Ehliyet Alımı Sırasında), * Organ Nakli Yapan Merkezlere, * Organ nakli ile ilgilenen Vakıf, Dernek vb. kuruluşlara
ardaa
19.09.2017 13:48
Bırakın bu isleri .Miileti zehirlemeyin.Takılmısınız Mustafa İslamoglu'nun pesine;Kadere inkar,şefaat yoktur,mut'a nikahı vs..Amacınız nedir?
ömer bıçakçıoğlu
15.09.2017 14:19
Sayın Hasan Karagüzel hocama aydınlatıcı yazıları için ve kan bağışı konusunu dile getirdiği için çok teşekkür ederim.maide suresi nin 62. ayetinden anlaşılacağı üzere,bir can kurtaran insan ,tüm insanları kurtarmış gibi olur.Yüce rabbimiz in vaadi budur.Hal böyle iken insanların koşarak ,can kurtarmaya vesile aramaları ,kan bağışlamaları çok yerinde olacaktır.Bu sevabı kaçırmayınız.
Ertan Şen
15.09.2017 13:21
Kan bağışı konusuna dikkat çektiğinizden dolayı teşekkür ederim. Dini yorumunuzda gayet aydınlatıcı, ufuk açıcı. Aslında müslümanları akıl ve mantıklarını kullanmaya çağırıyorsunuz. Ama başlarında, kerametleri kendinden menkul bir "alim", "şeyh" olan bazı yapılar şefleri ne derse onu din zanediyorlar.
Özgür
15.09.2017 10:24
Rabbim bizi kendimize getirsin sapkınlıktan ve sapıklığa uğrayan ve uğratmaya çalışanların şerrinden muhafaza eylesin.
Online Ziyaretçiler