Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

İslam'a İftiralara Kurandan Cevaplar - I

01.12.2017 10:35
Mektebini okumadan doktor, mühendis vs... olunamayacağı gibi kulaktan dolma bilgilerle dini İslamı öğrenmeniz mümkün değildir, din adına ahkam kesmenizin ise asla imkanı olmaz.

Haddini bilmek, insanlığın vazgeçilmez kuralıdır.
Kulaktan dolma veya okuduğu her şeye inananlar çarpık din anlayışına sahiptirler.
Hem kendileri sapık yoldadır hem de başkalarını saptırmaya çalışırlar.
Kaynağınız Kuran olmayıp masallar, hikayeler, rivayetler olursa zihinlerde sayısız din anlayışı oluşması kaçınılmazdır.

Böyle olunca Kuran dini bunlara yetmiyor, her kafadan bir ses ve itiraz sözkonusu.
Her itiraza cevap yazmış olsam kendi gündemime zaman bulamam.
Dostlarımın ısrarla cevap yazmamı istemesine fazla direnemedim,
Bir kereye mahsus ileri sürülen argümanlara,uzun tutup sizi sıkmamak için üç (hafta)yazı dizisiyle ayetlerle cevap vermek istiyorum.
Ayetlerin kesmediği kişileri Allaha havale edip kendi hallerine bırakmak istiyorum.

BİR AYETLE HÜKM OLUŞTURANLAR
Bahsettiğim zevat, bir ayeti gördüğünde o konu ile ilgili başka ayetlere bakmadan hemen hükmünü veriyorlar.
Bilmez ki zavallı, ayetlerin açıklamasını yine ayetler yapar.
Bir konuda bir ayet varsa muhakkak o ayeti açıklayan, onu da açıklayan...başka ayet, ayetler vardır.
Buna, ayetlerin müteşabih-mesani ilişkisi diyoruz.
Allah cc ayetlerin açıklamasını kendi üzerine almış, peygamberimize dahi bırakmamış bu işi.
İşte isbatı:
الَر كِتَابٌ أُحْكِمَتْ آيَاتُهُ ثُمَّ فُصِّلَتْ مِن لَّدُنْ حَكِيمٍ خَبِيرٍ
"Bu bir kitaptır ki, Hâkim ve Her şeyden Haberdar olan, ayetlerini hüküm ifade edici (muhkem) kılmış ve sonra detaylandırıp (fussilet) açıklamıştır".
Allah, bizzat kendi tarafından açıklama sebebini ise 2.ayette beyan ederek şöyle der:
أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ اللّهَ إِنَّنِي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ وَبَشِيرٌ
" Allahtan başkasına kulluk etmemeniz için bu böyledir, ben ise Onun tarafından uyarıcı ve müjdeleciyim" (11-Hud Suresi 1-2).
Allah, bu iki ayette diyor ki:
Kuranı Allah açıklar, başkası açıklarsa kendini tanrılaştırmış olur.

İDDİA-1
HADİS ? MASAL MESELESİ

Kalıplarını gördüğünüzde takva sahibi olduğunu zannettiğiniz bazı kişiler hiç kul hakkından çekinmeden, Allah'tan haya etmeden rahatlıkla iftira atabiliyorlar.
Güya ben, hadislere hikâye, masal demişim.
Yazılarımdan göstersinler, isbat etsinler yazmayı bırakacağım.

Peygamberimiz as Kurandan konuşur, Kurana aykırı bir şey söylemez, söyleyemez, Kurana aykırı olan rivayetler uydurmadır, masaldır, hikayedir diyorum, bunun neresi yanlış?
Bu ifadeyi, hadisler masaldır dedi diye aktarmak Müslümanlıkla bağdaşır mı?
Kaldı ki ben o ifadeleri, kendiliğimden değil, Kurandan aktarıyorum.

...وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ
"Rabbinden sana vahyolunana uy..!(Ahzab 2)
Allah cc Kuranı için Peygamberimize diyor ki:
وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِ
""Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyunuz, başka yollara uymayınız; zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır..."(Enam 153)

Allahın dinine ufak bir ilave yapılmasını Allah Peygamberine şöyle açıklar ve ikaz eder:
وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ الْأَقَاوِيلِ
لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِالْيَمِينِ
ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ الْوَتِينَ

"Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmaya kalkışsaydı, elbette onu bundan dolayı kıskıvrak yakalardık; sonra da onun şah damarını keser atardık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız."Hakka 44-46)

Hani siz rivayetleri Kuranla eşitliyordunuz ya,
Hani siz, hadislere inanmasam, kurana da inanmam diyebiliyorsunuz ya,

İşte Kurana uygun bir rivayet:
ما جاءكم عني فاعرضوه على كتاب الله ، فما وافقه فأنا قلته ، وما خالفه فلم أقله
"Benden size geleni Allahın Kitabına arz edin, kitaba uygunsa ben onu demişimdir, kitaba uygun değilse ben onu (zaten) demem.
Bu rivayete ne diyeceksiniz?

İDDİA-2
RESÜLE İTAAT ALLAH'A İTAATTİR MESELESİ

Kuranın pek çok ayetinde Allah ve elçisine itaat etmemiz emredilir.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَرَسُولَهُ
"Ey güvenenler, Allah ve elçisine itaat edin". (Enfal 20)
مَّنْ يُطِعِ الرَّسُولَ فَقَدْ أَطَاعَ اللّهَ
"Kim Elçi'ye itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.(Nisa 80)
Peygambere tabi ki saygımız, sevgimiz var ama ayette ifade edilen elçiye itaat, onu gönderene itaattir.
Yaşamış olduğumuz dünyada da devlet elçileri o devleti temsil eder, güven mektubunu devleti adına sunar.
O elçiye yapılan yanlış bir hareket, onun temsil ettiği devlete yapılmış olmaz mı?
Elçi, aldığı emri karşı tarafa ilave yapmadan, eksiltmeden aktaran demektir.
Elçinin görevinin bu olduğunu Allah şöyle açıklar:
... يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ
"Ey Elçi, Rabbinden sana indirileni (olduğu gibi) tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun..." (Maide 67)

İDDİA-3
O KENDİ ARZUSUYLA SÖYLEMEZ İFADESİ

Hadislerin de vahy olduğunu bazı zavallılar şu ayete dayandırır:
اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰى وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ
"(3-4) O (Elçi) keyfine göre konuşmaz. O ancak kendisine vahyolunanı söyler (söylediği her şey vahye dayanır). (Necm 3-4)
Ayetin devamını bu şaşkınlar okumaz, ayetin devamı şöyledir:
عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى
Bu vahyi ona müthiş güçleri olan (Cebrail) öğretti. (Necm 5) ve devam eden diğer ayetlerde besbelli ki Hira dağında vahyedilmeye başlanan vahy den bahsediliyor.
Bunu anlamak için fazla bilgiye de gerek yok aslında.
Ayette deniyor ki Onun size aktardığı vahydir,(ayettir), o vahyi Ona Melek Cebrail öğretti.
Peygamberimizin vahyin haricindeki ifadeleri de vahy olmuş olsaydı, onlarında yazılması kaçınılmaz olurdu.
Biliyoruz ki vahy katipleri vahy mahsulü ayetten başka hiçbir şeyi yazmamışlar, peygamberimiz de vahy (ayet)ten başka hiçbir şeyi yazmalarına müsaade etmemiştir.
Peygamberimizin kendi sözleri vahy olmuş olsa, çok kere peygamberimizin beşer olarak yanılması haşa Allahın yanılması olmaz mı?

"Hz. Peygamber (asm), aşılama yapan bir topluluğa uğradı. Onlara "Siz bunu yapmamış olsanız da (hurma) olur!" buyurdu. Peygamberimiz sonraları onlara (tekrar) uğradı ve "Hurmalarınız ne durumdadır?" diye sordu. Onlar da "Şöyle şöyle buyurmuştunuz, (biz de öyle yaptık ve sonuç böyle koruk oldu)" dediler. (Bunun üzerine Resûlûllah): "Siz dünyanızın işini daha iyi bilirsiniz" dedi." (Müslim, Fedail, 141)
Bu rivayetin dışında Müslim'de iki rivayet daha söz konusudur. Hz. Peygamberin (asm) bunlardan bir rivayetteki ifadeleri çok açık olduğundan konumuza ışık tutacaktır. Şöyle ki:

Talha b. Ubeydullah anlatıyor: "Resulullah ile birlikte hurmalıklarının başında bulunan bir topluluğa uğradım." Allah'ın Resulü (asm), (orada bulunanlara bahçelerinde çalışanlarla ilgili olarak) "Bunlar böyle ne yapıyorlar?" dedi. Onlar da, çiçeğin erkeğini dişininkine aktarmak suretiyle aşılama yaptıklarını söylediler. Bunun üzerine Resûlüllah Efendimiz, "Bunun bir fayda sağlayacağını zannetmiyorum" buyurdular. (Aşılamayla uğraşan kişiler) Resûlüllah'ın bu haberini alınca yapmakta oldukları işi terkettiler. Sonra (onların aşılamayı) terkettikleri haberi Resûlüllah'a ulaştırılınca şöyle buyurdu: "Bu, onlara bir fayda temin ediyorsa bunu yapsınlar. Ben sadece bir zannımı (kanaatimi) ifade ettim, beni zannımdan dolayı muaheze etmeyin. Ancak size Allah adına konuştuğumda onu alınız/tutunuz, zira ben O'na asla yalan isnat etmem." (Müslim, Fedail,139; İbn Hanbel, 1/162; İbn Mace, Ruhûn, 15)

Bu hadisten anlaşılan şudur ki, Hz. Peygamberin dünya işleriyle ilgili bütün konularda diğer insanlardan daha bilgili olması gerekmez. Hz. Peygamber (asm), beşeri yönü itibariyle bizim gibi bir insandır. O da yer, içer, sıcaktan soğuktan etkilenir. Allah bildirmedikçe, yarın ne olacak, ilerde neler olacak bilemez. Risalet yönüyle ise, vahye mazhardır. Allah'dan gelen mesajlara bir alıcı durumundadır.

Sahabiler, Hz. Peygamber (asm)'in beşeriyet ve risalet yönlerini ayırt edebiliyorlardı. Nitekim, Bedir savaşı öncesi Rasulullah (asm) orduyu bir yere yerleştirdiğinde sahabilerden Hubab b.Münzir "Ya Rasulullah, eğer buraya yerleşmemiz Allah'dan sana gelen bir vahiyle değilse, suları tutup düşmana göre avantajlı bir durumda olmamız daha uygundur." der. Hz.Peygamber (asm) uygun görür. Hubab'ın görüşüne göre hareket edilir. (bk. İbn Hişam, Sire, 2/ 272)

İDDİA-4
ALLAH ve ELÇİSİNİN HÜKMÜ MESELESİ

Çarpık islam anlayışına sahip olanlar, Elçinin de hüküm vereceğini iddia ederek mesela şu ayeti delil gösterirler:
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ
"Allah ve Resulü bir iş hakkında hüküm verdiği zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendiişleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur..." (Ahzab 36)

Eyvallah, tamam da, peygamberimizn verdiği hüküm Allahın hükmü değil midir.
Veya Peygamberimiz ne ile hükmeder?

Yukarıda Hud 1-2 ayetin icabını yerine getirip bu hususu açıklayan başka ayete ihtiyaç var,

İşte o ayet:
وَأَنِ احْكُم بَيْنَهُم بِمَآ أَنزَلَ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعْ أَهْوَاءهُمْ وَاحْذَرْهُمْ أَن يَفْتِنُوكَ عَن بَعْضِ مَا أَنزَلَ اللّهُ إِلَيْكَ
"(Ey Resulüm!) Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet! Onların arzu ve heveslerine uyma! Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmında seni şaşırtmalarından sakın.."(Maide 49)

Yetmedi mi
İşte bir ayet daha:
إِنَّا أَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِتَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ بِمَا أَرَاكَ اللّهُ وَلاَ تَكُن لِّلْخَآئِنِينَ خَصِيمًا
" (Ya Muhammed) Biz sana, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hüküm verebilesin diye hakikatin ifadesi olan bu vahyi indirdik; sakın hainlere taraftar olma!(Nisa 105)

Demek ki peygamber as kendiliğinden hüküm veremez, Allahın verdiği hükmü, Allahın istediği ve gösterdiği şekilde aktarırmış,
Anladınız mı ey akıl sahipleri!

01.12.2017


(konuya haftaya devam edeceğiz inşallah)

Medyabar.com bugun 14972 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1764 kere okundu
YORUMLAR 2 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
mevlüt
05.12.2017 08:44
İmam Şafii, Peygamber Efendimiz (asv)?in sünnetini, Kur'an?dan anladıklarıdır, diye açıklaması son derece önemlidir. Bu sebeple sünnetin Kur'an?a olan zıtlığını bahane ederek reddetmeyi cahillik saymıştır.İmam Şafii gibi düşünen Ahmed b. Hanbel?de Kur?anın zahiri ile sünnet reddedilmez. Zira Kur?anın manasını ve delaletini sünnet tayin eder. Bu yüzden Kur?anın umumuna muhalif diyerek hadis reddedilmez. Böyle bir hadis, aslında Kur'an?ı beyan ve tefsir etmiştir der. Şu halde O?na göre sünnet-Kur?an bir bütündür. Görülen muhalefet zahiridir; izah edilebilir. Bu sebeple Kur?an?a muhalif bahanesiyle hadis terk edilemez.
Kur'an ve Sünnet-1
04.12.2017 10:20
Biz, her peygamberi mutlaka kendi kavminin diliyle gönderdik ki onlara (emredildikleri şeyleri) açıklasınlar... (İbrâhîm,14/4)---Sana bu zikri (Kur'ân'ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayâsın, tâ ki düşünüp öğüt alsınlar. (Nahl,16/ 44)---Biz sana Kitâb'ı indirdik ki, hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklayasın ve inanan bir kavim için, (o kitap) yol gösterici ve rahmet olsun (Nahl, 16/64)-Kur'an, kendisine indirilen ve ilahî vahyin kaynağı olan Yüce Allah ile irtibat halinde olan Efendimiz in, Kur'an'ı anlama ve açıklama hususunda en yetkili kişi olduğunu ve dolayısıyla mü'minlerin O'nun sözlü ve fiili açıklamalarına sarılmaları gerektiği hususunda bir şüphe yoktur.Efendimiz Allah ın izni ile Kur'anı açıklar.
Online Ziyaretçiler