Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Sünnet olmazsa namaz nasıl kılınır?-III

15.12.2017 14:40
Rivayet hadislerini Kuranla eş tutanların bu iddiasına yazı dizimizin üçüncüsü olan bu bölümüyle cevap vermeden önce bir iki konuyu açıklığa kavuşturmalıyım ki mesele anlaşılsın.

İDDİA-10

HİKMET - HADİS İMİŞ

Hikmet (الحِكْمَةُ), hüküm (حكم) kökünden mastar-ı nev'dir; hükmün doğru olanı anlamındadır.

Allahü teala Enam 83.ayette 18 nebi saydıktan sonra der ki;

?أُوْلَئِكَ الَّذِينَ آتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ

"Seçilenlerin hepsi, kendilerine kitap, hikmet ve nebilik verdiğimiz kimselerdir." (En'âm 6/89)

Allahü teala peygamberlere ve peygamberimize Kitab ile birlikte bir de Hikmet verdiğini farklı ayetlerde izah ediyor.

mesela

.. وَأَنزَلَ اللّهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ

"Allah sana bu kitabı ve hikmeti, (doğru hüküm vermeyi) ve bilmediklerini öğretmiştir.."(Nisa 113)

HİKMET kelimesinin ne olduğuna baktığımızda şu anlamlar karşımıza çıkar:

Bilgelik,

İnsanı iyi olana yönlendiren, çirkin ve kötü olandan alıkoyan söz,

Hikmet ve hüküm kelimeleri "bilmek" (ilim) ve "anlamak",

"hikmetün bâliga" terkibi ise bizzat Kur'ân-ı Kerîm'i ifade eder.

el-Bakara 2/231; Âl-i İmrân 3/48; en-Nisâ 4/113), 2. Anlayış (fehm) ve ilim anlamında hüküm (Meryem 19/12), 3. Nübüvvet (el-Bakara 2/251; en-Nisâ 4/54; Sâd 38/20), 4. Kur'an'ın tefsiri (el-Bakara 2/269), 5. Bizzat Kur'an (en-Nahl 16/125).

Râgıb el-İsfahânî ise hikmet terimini "ilim ve akılla gerçeği bulma" şeklinde tanımlamaktadır. Hikmet Allah için kullanıldığında "eşyayı bilmek ve onu en sağlam ve kusursuz biçimde yaratmak", insan için kullanıldığında "mevcûdatı bilip hayırlar işlemek" anlamına gelmektedir.

Kısacası HİKMET, peygamberimiz için kullanıldığında, ayetler arasındaki münasebeti bilip Allahın (Kuranın) gösterdiği şekilde hükm vermektir.

Hikmet, doğru hükümdür, Nebimiz, Kur'ân'dan doğru hükümler çıkarıp uygulamış, bize de onun yöntemini öğretmiştir. Kur'ân'da bütün ayrıntıları ile yer alan o yönteme göre davranılırsa Kitap ile Sünnet arasında tam bir uyumun olduğu görülür.

Görüldüğü gibi bu izahatların hiçbirinde HİKMET hadis anlamına gelmemektedir.

Yukarıda geçen Enam 89.ayette belirtildiği üzere her peygambere HİKMET verildiğine göre, HİKMET hadis olmuş olsaydı hadis yalnız Peygamberimize mi mahsustur, diğer peygamberlerin hadisleri nerede?

"Her Peygambere Kitab ve hikmet indirdik" dendiğine göre diğer peygamberlere indirilen! Hadisler nerede?

Böyle bir şey yok, olamaz.

HİKMET kelimesine sünnet deyip, rivayetlere bağlayanlar var, yukarıdan beri izah ettiğimiz gibi islami terim olan sünnet, Arab adetleri olmayan, Kurana dayalı uygulamalardır.

Sahabenin sorduğu gibi Kurana dayanmayan Peygamberimizin Elçi olarak değil de Arab Muhammed olarak yaptıklarına sahabeler yer yer uymamış, Peygamberimiz de buna müsaade etmiştir.

Ey Fatıma bana su verir misin, hurma ağaçlarına aşı yapmayın gibi sözler sünnet değildir.

İDDİA-11

HADİS OLMASAYMIŞ NAMAZ NASIL KILINACAKMIŞ

Peygamberimizin hadisleri olmasa namazı nasıl kılacakmışız vs.

Esas soru, hadisler varken namazın nasıl kılınacağı şeklinde olmalıydı.

"Resulü şöyle yaparken gördüm" ve "Hayır ben de resulü böyle yaparken gördüm" gibi birbiriyle zıt rivayetler göz önünde bulununca kaç türlü namaz olduğunu siz düşünün.

Allah, cehaletten cümlemizi korusun. Kulaktan dolma bilgi olursa böyle saçma sapan ifadelere başvurur, haklı olduğunuzu zannedersiniz.

Namaz, oruç, zekat, hac, kurban ibadeti sanki Peygamberimizle başlamış.

Adem as dan Peygamberimize kadar gelen din tek dir ve İslam dinidir.

ŞER'U MEN KABLENÂ İFADESİNİ BİLEMEZ BUNLAR

Kelime anlamı itibariyle "bizden öncekilerin dinleri/şerîatları" anlamına gelen şer'u men kablenâ, fıkıh usulünde, fer'î delillerden biridir. "Öncekilerin dinî hükümleri, Kuran ayetleriyle değiştirilmedikçe bizim için de geçerlidir.

Semâvî din tek'dir, aslı bir ve olduğuna göre, hükümleri de herkese şâmildir. Ancak belirli bir millet veya zamana ait olduğuna veya neshedildiğine dair bir delil varsa, o zaman bizim için delil teşkil etmez.

شَرَعَ لَكُم مِّنَ الدِّينِ مَا وَصَّى بِهِ نُوحًا وَالَّذِي أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ وَمَا وَصَّيْنَا بِهِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى أَنْ أَقِيمُوا الدِّينَ وَلَا تَتَفَرَّقُوا فِيهِ

"Allah Nuh?a buyurduğunu, sana vahyettiğini, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya emrettiğini sizin için bu dinin şeriatı yaptı. 'Bu dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.' ?" (Şura 42/13)

Garibim, ölülere değil de azıcık anlamak için kendine Kuranı okumuş olsa orada bu ibadetlerin Adem as dan bu yana olduğunu görür mesela,

وَأَوْصَانِي بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ مَا دُمْتُ حَيًّا

" (İSA as dedi ki) ve (Rabbim) bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti." (Meryem 31)

Zekâtın bizden önceki ümmetlere de farz olduğunu bildiren ayetlerden birçok ayet vardır. Mesela Lut aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam, İshak aleyhisselam ve Yakub aleyhisselamın kıssaları anlatıldıktan sonra şöyle buyurulmuştur: "Onları, emrimize uygun olarak yol gösteren önderler yaptık. Hayırlı işler yapmalarını, namaz kılmalarını ve zekât vermelerini emretmiştik. Onlar yalnız bize kulluk ederlerdi."(Enbiya 21/73) İsmail aleyhisselam ile ilgili olarak ise Kuran'da şöyle buyurulmuştur: "Bu Kitap'ta İsmail'i de anlat. O, sözünü tutan bir kimseydi . Nebi olan elçiydi. Ailesine namazı ve zekâtı emreder ve Rabbinin katında beğenilirdi."(Meryem 19/54-55)

Ehli kitap olarak kabul edilen Yahudi ve Hıristiyanlara emredilen hükümler için de zekâtın da bulunduğu şöyle bildirilmiştir: "Ehli kitap, kendilerine o beyyine gelinceye kadar bölünüp parçalanmaz. Onlara sadece şu emir verilmiştir: Doğrudan doğruya yalnız Allah'a boyun eğerek ona kul olun, namazı sürekli kılın ve zekâtı verin. İşte sağlam din budur."(Beyyine 98/4-5)

Zekat vermek ehli kitabın Allah'a karşı vermiş olduğu sözlerindendir. Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: "Bir gün İsrailoğulları'ndan söz aldık "Allah'tan başkasına kul olmayacaksınız; ananıza babanıza, size yakınlığı olanlara, yetimlere ve çaresizlere iyi davranacaksınız. İnsanlarla güzel konuşacak, namazı tam kılacak ve zekâtı vereceksiniz" dedik. Pek azınız dışında hepiniz yan çizerek sözünüzden döndünüz."(Bakara 2/83) "Allah 12 öncü göndererek İsrailoğullarından kesin söz almış ve demişti ki; "Ben sizinleyim. Eğer namaz kılar zekât verir, resullerime inanır, onları destekler, Allah'a güzel bir ödünç verirseniz kusurlarınızı bağışlar, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra hanginiz nankörlük ederse düz yoldan sapmış olur."(Maide 5/12)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ

"Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı"(Bakara 183)

NAMAZ,ORUÇ,HAC, KURBAN,ZEKAT ibadetleri ilk insandan bu yana var idiyse nasıl icra edileceği de belli olması gerekmez mi?.

Yani bu ibadetler bilinen ibadetlerdi.

Yeniden başlamadı ki Peygamberimize gelen vahy ile anlatılsın.

Yani malümun ilamına gerek yok.

Onun içindir ki bu ibadetlerin nasıl yapılacağı öteden beri bilindiği içindir ki Kuranda açıklanmamıştır.

Bu cühelaya göre bu ibadetlerin nasıl yapılacağını Allah vahy ile peygambere bildirmiş.

Yani Kurandan başka vahy varmış ama yazılmamışmış., ğayri metlüv imiş yani okunmayan vahy.

Bu da kesmedi bu kayıt dışı islama talip akımı, bir de Hadis-i Kudsi diye bir şey uydurdular ki aman Allahım!

Sizin anlayacağınız, ayetlerde kendi kuruntularına uygun arayıp bulamadıklarını, Hadisi Kudsi adını vererek paralel ayetler ihdas ederek bulduklarını ilan ettiler.

Bir nevi paralel kuran, paralel islam.

Adına da hadisi kudsi, sözüm ona mukaddes hadis dediler.

Allah kelamı ama Kuran da yokmuş.

Bu nasıl iş ki hem Allah kelamı hem Kuran da olmayacak.

Manası Allah'a, Lafzı Peygamberimize aitmiş.

Lafız, yani dile dökülmeyen bir ifadenin ki buna ibare denir, nasıl manası oluyor da yazıya dökülmesi (lafız) Peygamberimize ait oluyor, anlayan beri gelsin.

Hadisi Kudsi malümatı, dini öğretimin her sahasında var maalesef,

Kur'an Kurslarından alın,İmam-Hatipe, İlahiyat Fakültelerine kadar.

Allaha iftira,


İslama iftira,


Peygambere iftira.


Güzelim dinimize öyle ilaveler yaptılar ki vallahi billahi Yahudiler, Hristiyanlar bu kadar tahrifat yapmadı.


Allah sizi ıslah etsin.

Medyabar.com bugun 18354 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 3349 kere okundu
YORUMLAR 6 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
TAVUK ÇOBANI
20.12.2017 13:10
İtikadı bozuk zavallı . Buna dua da edilmez bed dua da edilmez. Serkan beye katılıyorum bu yazıları yayımlıyanlar da vebal altındalar . medya bara özel olarak mail attım lakin değişen bir şey yok. . .
serkan
18.12.2017 15:21
Allah asıl seni ıslah etsin. Fitneci. Bu itikadı bozuk yazılarını yayınlayanlar da senin kadar vebal altında.
mertali
18.12.2017 13:18
yorumcu arkadaş bunların sayısı az demiş.. az olduğu için müslümanlar rezillik içinde farkında değil..
Kur'an ve Sünnet
17.12.2017 01:11
Deve misali.Neresini düzelteceksinizki bu yorumların.Adam sünnetsiz din derdinde açıkça.Peygamberimize vermediği Kur'anı açıklama hakkını pekala kendinde bulabiliyor. Alakasız şekilde Ayetleri yazıp altına satırlar dolusu kendi heva ve arzusuna göre vede az ilmi ile yorum yapabiliyor.Ama o Kur'anı en iyi anlayan ve yaşayan Peygamberimizden bir tane hadis paylaşmıyor.Yani diyorki resmen ben Peygamberden daha iyi tefsir yaparım.Bunu bu ifadeyle diyemediği için Hadislere masal diyerek uydurma diyerek o taraftan saldırıyor.Ve fakat o kadar Ayete rağmen Efendimize ittibayı,itaati bir türlü içine sindiremiyor.Hadisleri reddetmek için çırpınıyor.Allah tan bu türedi tiplerin sayısı az.Ümmetin kahir ekseriyeti bunlar gibi düşünmüyor hamdolsun.
ali veli
15.12.2017 23:09
(Hazret-i Cebrail inip, bana imamlık yaptı ve kendisi ile birlikte beş vakit namazı kıldım ve beş vakit namazla emrolundum.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Nesai]----- Peygamberimiz (asm) buyurmaktadır:"Benim (nasıl namaz kıldığımı) gördüğünüz gibi, siz de öylece namaz kılınız."(Buhârî, Ezân, 18)----namaz nasıl kılınacak namazı bozan haller,orucu bozan haller,zekatın nisabı,haccın rukunleri detaylı olarak nerede yazıyor kardeş onu açıkla ama sedece Kur'an dan.en basit meselede Kur'andan delil isteyenler,en önemli ibadetlerin detaylarını eski ümmetlerdede vardı diyerek geçiştiriyorlar.
MOLLA
15.12.2017 17:17
Yazarı ilk defa gördüm ve yazının tamamını okudum. Görünen o ki, herkese bir suçlama var. Şu cümleler zaten yazarın iyi niyetinden şüphe etmemize yeter.".Hadisi Kudsi malümatı, dini öğretimin her sahasında var maalesef, Kur'an Kurslarından alın,İmam-Hatipe, İlahiyat Fakültelerine kadar. Allaha iftira, İslama iftira, Peygambere iftira."....ALLAH AŞKINA ;DİYANETİ,İLAHİYATI,İMAM-HATİPLERİ,KUR'AN KURSLARINI SUÇLAYARAK NEREYE VARACAKSINIZ?...Başalığa bakarsanız sünnetin Kur'anı açıkladığını sanırsınız ama heyhat!...YAZIK BU ŞEKİL YAZI İSLAMLA BAĞDAŞMAZ.
Online Ziyaretçiler