Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Diyanetin mesaj ile eş boşama fetvası

29.12.2017 10:47
Geçen hafta gündem de olan bir mesele vardı, mesajla eş boşamak.

Siz dininizi ayetlerden değil de rivayetlerden oluşturursanız eller aya giderken siz mesajla karı boşamayı tartışırsınız.

Tartışın tartışın, bu ve buna benzer akıl almaz tartışmalarla kişi başı milli gelirimiz artar!

Bazı dostlar sivri dilli olduğumu söyler,

Beşeri münasebetler hariç, Allahın dinini bozanlara sivri dilliyimdir. Zira bu din cinayetine hiç ama hiç tahammülüm yok.

Mesajla, mail ile karı boşamak ha.

Hadi gel de zıvanadan çıkma!

Daha önce "Boş ol" denildiğinde boşanmanın meydana geleceğine dair görüşünde büyük hata yapan Din İşleri Yüksek Kurulu, şimdi de, "Telefon, faks, mektup, mesaj ve internet aracılığı ile de boşanma kararı alınabileceği'' fetvasını verdi.


Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı'nın internet sitesindeki 'Fetva Usulü' bölümünün 'Aile Hayatı-Boşanma' kısmında,

Boşama, kişinin eşine söylediği "Boşsun", "Boş ol", "Boşadım" veya "Karım boştur" gibi boşama iradesini ortaya koyan "şimdiki veya geçmiş zamanlı" ifadelerle, ya da mahkemenin kararıyla gerçekleşir (Mergınânî, el-Hidâye, III, 165 vd.; İbn Kudâme, el-Muğnî,, X, 355)."



"... tehdit niyetiyle "boşadım", "boş ol" gibi sözler kullansa niyeti ne olursa olsun boşama gerçekleşmiş olur. Çünkü bu kelimeler, sarih olarak talakı ifade etmektedir. Sarih lafızlarla gerçekleştirilen boşamada niyete itibar edilmez (Kâsânî, Bedâî, III, 101)."

Diyanet, Mesaj,mail ile boşamanın geçerli olduğu yönündeki fetvayı da İbn Gudame, el-Muğni,×.505 vd.İbn Abidin, Reddül Muhtar IV.456 vd.adresine postalayarak kendileri hiç bir çaba göstermeden daha önce verilen fetvayı vermiş.

Görüldüğü gibi Diyanetin bu Kurulu, diğer konularda olduğu gibi yıllar önce boşama konusunda öncekiler ne demişse onunla fetva vermeyi görev edinmişler, kendi çalışmalarından hiçbir cümle yok.

Ben şimdi soruyorum, bildiğim kadarıyla 16 üyesi, her üyenin mahiyetinde enaz 4 uzmanı, sekreteryası başkanı başkan vekili vs.istihdam eden Din İşleri Yüksek Kurulu ne iş yapar Allah aşkına.

Önceden, o zamanın şartlarına göre doğru veya yanlış fetvalar aktarmaksa göreviniz onlarca insanın orada ne işiniz var?



Kurana göre, nikâhta aranan şartlar ne ise, boşamada da aranan şartlar o dur.

Geçen hafta bu konuyla ilgili bir tv. programındaki tartışmada bilgisi kendinden menkul adı Müfid olan fakat Allahın değil de Mezheblerin dinini ifade etmekten başka bir şey yapmayan, indirilen dini anlatmaktan aciz olan,Yeni Şafak yazarı bu zat, Kuran dinini değil de mezhebler dinini anlatınca programı sabote etti, sinirimi bozdu.

'Nikâhta mazı sığasıyla yani kabul ettim deme zorunluğu vardır, Dini nikâh da bundan dolayı tercih edilmektedir, mazi sığası kullanılmayarak Kabul Ediyorum denirse bu geçersizdir' diyebilme cehaletini göstermesine bizzat şaşkınlıkla şahid oldum.

Aslında şaşırmamak lazım çünkü fıkıh kitabları bu saçmalıklarla dolu,

Özel Arapça derslerinde bu saçmalıkları okuduk hep.

Mesele incelendiğinde görülecek ki, ileri sürdüğü mazi sığasının kullanılması nikâhın şartlarından değildir.

Adam imza atıyor imza,

Hiç bir şey demese bile attığı o imzanın yeterli olduğunu anlayamıyor zavallı.

?Namaz kılanın önünden geçen üç şey namazı bozar, köpek, domuz, kadın' diye rivriv bir dedikoduya hadis diye inananlardan her şey beklenir.

Kuranı da hadisleri de yazan aynı sahabelerdir, Kurana inanıyorsun da hadislere neden inanmıyorsun diyen cühela takımı ile aynı kafayı taşıyandan başka ne beklenir ki.

Zavallı bilmez ki Kuranın muhafızı Allah,

Allah, ayetlerin muhafızı, rivayetlerin değil.

İlim yoksunu bilemez ki Peygamberimiz zamanında yalnız ve yalnız ayetler yazıldı, peygamberimiz as.ayetlerle karışmaması için kendi sözlerinin yazılmasını yasaklamıştı.

Hadis denilen rivayetler ise Peygamberimizden 200-300 yıl sonra söylentiler üzerine toplandı, bir araya getirildi.

İmamı Buhari ve diğerlerinin ne zaman doğduğuna bakın anlarsınız.

Sahihi Buhari müellifi İmamı Buhari Hicretten 194 yıl sonra, Sahihi Müslimin yazarı Müslim b. Haccac ise 206 yıl sonra doğduğunu düşünün.

Buna rağmen ayetle rivayetin yazılmasını aynı insanlar yaptı iddiası zır cahilliktir.

İkisini aynı gören kafadan bir hayr zaten beklenmez.

Dönelim konumuza, Allah diyor ki,

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ لَا تَدْرِي لَعَلَّ اللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَلِكَ أَمْرًا. فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ ذَلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآَخِرِ وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا. وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا.



"Ey Nebi! Kadınları boşadığınızda iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah'tan çekinin; onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar; açık bir fuhuş yapmış olurlarsa başka. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa kendine kötülük etmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bunun ardından yeni bir durum ortaya çıkaracaktır.



Kadınlar sürelerinin sonuna geldiklerinde onları ya mâruf ile tutun veya mâruf ile ayırın. İçinizden güvenilir iki kişiyi şahit tutun; şahitliği Allah için yerine getirin. İşte bu size, içinizden Allah'a ve Ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Kim Allah'tan çekinirse o, ona bir çıkış yolu açar.



Beklemediği yerden ona rızık verir. Kim Allah'a güvenirse o, ona yeter. Allah emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talak 65/1-3)



Allah Teâlâ şöyle buyurur:

الطَّلَاقُ مَرَّتَانِ فَإِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌ بِإِحْسَانٍ.

"O talak iki defadır. Her birinden sonra kadını ya iyilikle tutmak, ya da güzellikle ayırmak gerekir." (Bakara 2/229)



Âyetteki الطَّلاَقُ (el-talaku) ifadesinin başındaki "ال = el" marifelik ekidir; kelimeyi et-talâku şeklinde okutur ve "o talak" anlamı verir. Talakın ne olduğu talak sûresinde açıklanmıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:



يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّا أَنْ يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ لَا تَدْرِي لَعَلَّ اللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَلِكَ أَمْرًا. فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ ذَلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآَخِرِ وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا. وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا.



"Ey Nebi! Kadınları boşadığınızda iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah'tan çekinin; onları evlerinden çıkarmayın. Onlar da çıkmasınlar; açık bir fuhuş yapmış olurlarsa başka. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa kendine kötülük etmiş olur. Bilemezsin, belki Allah bunun ardından yeni bir durum ortaya çıkaracaktır.



Kadınlar sürelerinin sonuna geldiklerinde onları ya mâruf ile tutun veya mâruf ile ayırın. İçinizden güvenilir iki kişiyi şahit tutun; şahitliği Allah için yerine getirin. İşte bu size, içinizden Allah'a ve Ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Kim Allah'tan çekinirse o, ona bir çıkış yolu açar.



Beklemediği yerden ona rızık verir. Kim Allah'a güvenirse o, ona yeter. Allah emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talak 65/1-3)



Allah, her şey gibi, talak için de bir ölçü, bir standart koymuştur. Yukarıdaki âyetler bu ölçüyü gösterir.

Ayete göre eşini boşamak isteyen erkeğin yapacağı şeyler şöyle sıralanabilir:

1. İddet içinde boşamak

2. İddeti saymak,

3. Kadını evden çıkarmamak,

4. Süre içinde veya süre sonunda iyilikle tutmak veya iyilikle ayırmak.

5. Kadını gerek boşarken gerek dönüş sırasında ve gerekse ayrılırken iki kişiyi şahit tutmak.



ŞAHİT BULUNDURMA

Boşamanın şahitler huzurunda olması şarttır. Allah Teâlâ Talak Suresi 2. âyette şöyle buyurur:

وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ

"İçinizden güvenilir iki kişiyi şahit tutun; şahitliği Allah için yerine getirin."

İlgili âyetler dikkatle düşünülürse talakın her safhasının şahitlerle tespitinin şart olduğu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, boşamanın gerçekleştiği andır. Bu andan itibaren müslümanlara yüklenen bir görev vardır.



İDDET İÇİNDE BOŞAMA

Buradaki iddet, boşanan kadının, kocasının evinde geçirmek zorunda olduğu süredir.

Bu da aşağı yukarı üç aydır. Kadın bu süre içinde kocasıyla aynı evi paylaşır ama onunla cinsel ilişkiye girmez. Çünkü iddeti kendi başına beklemesi gerekir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَالْمُطَلَّقَاتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلاَثَةَ قُرُوَءٍ

"(Kocaları tarafından) boşanmış kadınlar kendi başlarına üç kur' beklerler."


Adet halinde ilişki yasak olduğu için kadın zaten kendi başınadır. İddet süresi içinde kocası ile aynı evi paylaşacağından buradaki kur', onunla ilişkiye girebileceği temizlik dönemidir. Öyle ise talakın iddet içinde olması, kadının bu sırada adetten temizlenmiş ama kocasıyla ilişkiye girmemiş olması demektir.



ÜÇ TALAK KONUSU

Mevcut mezhepler, ölçülere uymayan talakı geçerli sayarlar. Bunun sebebi, Talak sistemini kurarken Talak Suresinin ayetlerini temel almamalarıdır



Dört mezhebe göre erkek eşini, adetli iken veya onunla ilişkiye girdiği temizlik döneminde bir talakla boşayabileceği gibi birden fazla talakla da boşayabilir. Eğer eşine; "seni üç talakla boşadım" demişse aynı anda üç talak meydana gelir ve evlilik tamamen sona erer. Şarta veya belli bir zamanın gelmesine bağlanan talâk da geçerlidir. Ne boşama sırasında, ne dönme sırasında ne de iddet bitiminde ayrılırken şahit bulundurma şartı vardır. Erkeğin eşine dönmesi halinde iyi niyetli olup olmadığına da bakılmaz. Bütün bunların Kur'ân'a aykırı olduğu açıktır.


NETİCE,

AYETE GÖRE BOŞAMA NASIL OLUR


Eşinden boşanmak isteyen kişi, üç KURU, ya üş temizlik ya da üç hayız zamanı içinde eşini boşayabilir.

Her şeyden önce

1-Aynı evde otururlar ama yatakları ayrılır.

2-Eşinin temizlik halinde onunla birleşmeden onu boşadığını iki şahidin huzurunda beyan eder.

3-Eşi, adet görür, temizleneceği zamanı bekler, temizlenince yine birleşmez ve iki şahid huzurunda boşadığını ikinci kez ifade eder.

4-Aradan aynı şekilde bir üçüncü hayız ve takiben temizlenmesini bekler, yine cinsel ilişkiye (birleşme) girmeden üçüncü kez boşadığını ifade etmezse geri dönmüş demek olur, yani nikahı kurtarır, boşamaktan vazgeçmiş olur.

Böyle değil de üçüncü defa yine en az iki şahid huzurunda boşadığına karar verirse üçüncü boşamada yukarıdaki kurallar geçerli olmaz. Çünkü hanımın izzeti şerefi söz konusu, bu iş oyuncak olmadığı içinAllah Teâlâ şöyle buyurur:

فَإِنْ طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ حَتَّى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ فَإِنْ طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا أَنْ يَتَرَاجَعَا إِنْ ظَنَّا أَنْ يُقِيمَا حُدُودَ اللَّهِ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ.

"Erkek üçüncü defa boşarsa, artık bu kadın ona helal olmaz.Kadın evlenir, bu koca da boşarsa bakarlar; Allah'ın koyduğu sınırlarda duracakları kanaatine varırlarsa birbirlerine dönmelerinde bir günah yoktur. Bunlar Allah'ın sınırlardır. Allah bunları, bilen bir topluluk için açıklamaktadır." (Bakara 2/230)

Şu inceliğe bakın, boşamak istediği eşi ile aynı evde beraber yaşamasının, yataklarının ayrı olmasının, her temizlik halinden sonra cinsel ilişkiye girme yasağının olması, bir özlem sonu eşine dönmeyi teşvik değil de nedir?

Şahid denince akla hâkim gelir, hakimin olmayacağı yerde şahidin işi olmaz.


SONUÇ

Öteden beri iddiam ve söylemim odur ki, tescil edilmeyen Dini nikah denen nikah caiz değildir.

Hâkimin eş olarak görmediği, kişinin istediği zaman kapının önüne koyduğunda karşı tarafın hiçbir hak elde edemeyecek olduğu bir nikâhı Allah kabul eder mi?

وَلاَ تَرْكَنُواْ إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللّهِ مِنْ أَوْلِيَاء ثُمَّ لاَ تُنصَرُونَ

"Zulmedenlere meyletmeyiniz; sonra ateş size de dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz".(Hud 113)

Allah böyle desin, beri tarafta bu zulme razı olsun öyle mi?

Bunların iman ettiği Allah, Kuranda tarif edilen Allah değil.

Allah cc ayetinde iki şahidi şart koştuğuna göre boşanma hâkim huzurunda enaz iki şahidin şehadetiyle mümkündür.

Ne yazık ki ayet ortada iken boşamada iki şahidin ve hâkimin bulunma zorunluluğu gözardı edilmektedir.

Durum açık seçik ayetlerle açıklandığı halde mail ile, mesaj ile boşamanın geçerli olduğu fetvasını vermek, Kuranı değil de uyduruk rivayetleri temel almak olur.

Allahın ayetinde hem evlenme de hem boşamada iki şahidin olması şart koşulurken üç talak veya üçten dokuza boşsun ifadesini boşamak için geçerli saymak deli saçmasıdır.

Bu saçmalıklara Diyanet İşlerinin alet olması üzüntü vericidir.

29.12.2017

Medyabar.com bugun 142274 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 1129 kere okundu
YORUMLAR 5 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Kılavuz önemlidir !!!
03.01.2018 22:27
bir insanın kılavuzu Hz Meryem validemiz için çift cinsiyetliydi diyen mehmet okuyan, Hz Adem in babası vardır diyen mustafa islamoğlu ve Allah gaybı bilmez diyen Abdülaziz bayındır gibiler olursa, bu yazar gibi İslama tamamen ters yazılar yazmasıda doğaldır.Peygamberiize postacı muameleside yapar,Hadisi Şerifleri kafasına aklına uymuyor diye Kur'anı bahane ederek reddeder,Sahabe,müçtehid Alim Ulema falan takmaz,diyanet imam hatip müftülük ilahiyatlar v.s. hepsini aşağılar ve beğenmez.Bir tek kendisi ve kendisi gibi düşünenler doğru yolda gerisi tamamen sapıtmış durumda der.Bütün bunları yaparken de Peygamberimize vermediği Allah ın Ayetlerini açıklama hakkını, kendi hevasına göre kullanmaktanda haya etmez.Allah ıslah etsin.
copy-paste
03.01.2018 15:22
Ayetleri ve hatta yorumları dahi kendi yazmayıp süleymaniye vakfının sitesinden kopyala yapıştır yaparak yazan birindende böyle fetva çıkar. Süleymaniye vakfı kimin mi? 'Allah gaybı bilmez' diyen ve Ebubekir Sifil hocanın karşısında rezil olan Abdülaziz Bayındır denilen şahsın vakfıdır.Bu yazarda bu kişinin sitesinden kopyala yapıştır yapıyor ve fetva veriyor. Haa onlarda başka yerden kopyaladıysa orası ayrı.O zaman hepsi kopyala yapıştır hocası demekki.!! Yani ne diyeyim bilmiyorum ki.İşte İmamı Azamları,İmam şafiileri beğenmeyenlerin hocalığı!.Hadi hepsini kopyaladın, peki neden altına dipnot düşüp; bu kısım Abdülaziz bayındırın yorumlarından alınmıştır demiyorsun.?? Ama o zaman sen kopyala yapıştır hocasımısın derler değil mi??
Peygambersiz din isteyenler!!
03.01.2018 10:03
Hayatımda okuduğum sözde din adına yazılmış en dayanaksız, en saçma,en nefsani,en boş yazılardan bir tanesi daha.Dikkatimi çeken en önemli detay ise ; O kadar Ayet yazıp altına kendi anladığı şekilde açıklama yapıyor ve Allah bunu demek istiyor diye net bir şekilde hüküm veriyor ve fakat o Kur'anı bizden çok daha iyi anlayan ve anlatan Peygamber efendimiz den (sallallahu aleyhi vesellem) bir tane konu ile alakalı sahih Hadis yazmıyor. Demekki kendisi mealcilerden.Yani Kur'an yeter diyerek Ayetlere kendi aklınca ve nefsani duygularıyla açıklayan 'sözde' Kur'an aşığı kişilerden. Uydurulan din dedikleri işte tamda bunların uydurduklarıdır.Kur'anı Allah Resulünden daha iyi anladığını iddia eden, ancak uydurulan dine iman etmiştir.
Batıl köpük gibidir
29.12.2017 11:47
-Allah?ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi-.(tirmizi) Peygamber Efendimiz(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)?in normal hayatta sarfettiği her sözünün yazılmasının sorun olmaması yani Kur?an ayetleri ile hadis-i şeriflerin karışmaması için evvela böyle buyurmuştur.Ve lakin sonra Kur?an-ı tefsir eden hadis-i şeriflerinin kayda alınmasını ve rivayet edilmesini yasaklamak şöyle dursun teşvik etmiştir.Hemmâm b. Münebbih şöyle demiştir: Ebû Hüreyre?nin şöyle söylediğini işittim: -Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)?in ashabından hiçbir kimse benim kadar hadis rivâyet etmiş değildir. Ancak Abdullah b. Amr bunun dışındadır çünkü o yazıyordu ben ise yazmıyordum.- (Buhârî, İlim: 17; Dârimî, Mukaddime: 27) MUM SÖNDÜ!!
Hadis inkarcılarına
29.12.2017 11:44
Hemmâm b. Münebbih (Radıyalahu Anh)?den rivâyete göre, şöyle demiştir: Ebû Hüreyre?nin şöyle söylediğini işittim: ?Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)?in ashabından hiçbir kimse benim kadar hadis rivâyet etmiş değildir. Ancak Abdullah b. Amr bunun dışındadır çünkü o YAZIYORDU ben ise yazmıyordum.? (Buhârî, İlim: 17; Dârimî, Mukaddime: 27) 'Allah, benim sözümü işitip de benden işittiği gibi (başkasına) tebliğ eden kişinin yüzünü ağartsın.' [Tirmizî 2795, İbni Mace 232]----- (Veda Hutbesi?nde)Sizden burada bulunanlar bulunmayanlara tebliğ etsin.?[Buhârî 4096, Müslim 1679/29]
Online Ziyaretçiler