Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi
Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi Firma Tanıtım Resmi

Medyabar'da Ara

'da Ara

Arama yapmak istediğiniz kelimeyi girin ve robot olmadığınızı onaylayın.

Kadın Cinayetlerinin Azmettiricileri

21.01.2018 15:27

Bu yazıyı okurken o klasik cümleleri bulamayacaksınız.

Neydi onlar; "Kadına uzanan eller kırılsın, kadına şiddete hayır..." Çünkü bu sloganların bir işe yaramadığını istatistikler bağırarak söylüyor.

Sadece 2017 yılında 409 kadın katledildi. Peki katiller kadar, bu katilleri üretenler hiç suçlu değil mi?

Bu ülkede yıllardır "töre cinayetleri" haberleri okuduk, izledik... Hatta filmlere konu edilen ve adına da "töre" denilen bu cinayetler, ne yazık ki Türk Dil Kurumu'nda bile kavram olarak yer alıyor.

Cinayeti "töre" diye yapan katillerin makul cezalarla veya sosyal algıyla olağanlaştırılması bilinçli bir sürecin parçasıydı.

"Töre" kelimesini sadece cinayetle özdeşleştirenlerin amacı genel aile yapısını sarsmak, geçmişten koparmaktan öte değildi. Özellikle 90'lı yılların rutinleşmiş "töre cinayetleri" haberlerine baktığımızda bunu net bir şekilde görüyoruz.

Bir taraftan üzülen, bir taraftan kızan ama bir taraftan da bu haberlerin boy boy, uzun süreli yayınlarda durmasından haz alan bir sistemin samimiyetine güvenemeyiz.

1980 darbesi sonrasında yeni bir sosyal yapı oluşturulma gayreti meyvelerini 2000'li yıllara sundu.

O dönemlerin en çok konuşulan kadınlarından biri Müjde Ar, bir televizyon programında şu ifadeleri kullanıyor: 'Oynadığım 80 filmin 69'ında ırzıma geçildi. Faruk Peker ile oynadığım 'İffet' filmindeki o cam sahnesi en aklımda kalanı. Gençlik benim cam sahnemle büyüdü. Gel de bu gençlikten hayır bekle. İtiraf ediyorum; Türkiye'nin ahlakını ben bozdum'

Töre cinayetleri 2000'li yıllarda bambaşka boyut kazanarak "töresiz" kadın cinayetlerine dönüştü.

NTV'nin Ocak ayı başında yaptığı habere göre "Son 8 senede yaklaşık 2 bin kadın öldürüldü. 2017'de 409 kadın cinayeti işlendi. 'Yemeğe salça koyduğu' için öldürülen kadın bile var. Öldürülen her iki kadından birinin katili kocası ya da erkek arkadaşı."

Medyabar'ın haberine göre de Sakarya'da 2010 yılından bu güne kadar 18 kadın cinayeti işlendi.

Gelelim şimdi bu konularla "dertleniyor" görünenlere!

Sözü meclisten dışarı diye başlatalım, samimi çalışmalar sergileyen dernek, medya ve yetkili organlara çalışmalarından dolayı teşekkür edelim.

Ancak meseleyi uzaktan dertleniyor gibi yapanlar, bir kadın cinayeti olsa da işlesek, şöyle yüksek sesle bağırsak, en ağır cezayı istiyoruz desek" diye bekleyenlere dikkat çekmek istiyorum.

Yakın zamanda bir gazete, sürmanşetinde "kadına şiddette son nokta" başlığıyla bir "anne"nin sırtından bıçaklanmış yarı çıplak fotoğrafını sansürsüz yayınlayabilmişti.
Basın meslek ilkelerine ve sorumluluğuna sahip bir çok gazeteci tarafından eleştirilen bu haber tarzı ne yazık ki farklı şekillerde her defasında yayınlanabiliyor.

Bazı haberler var ki benzer durumda olanlara "yoldaş" olabiliyor.

Medya, "Kapıyı geç açtığı için, ekonomik sıkıntıda olduğu için, boşanmak istediği için" gibi bir sürü gerekçeyle cinayetin nedenlerini paylaşarak cinayetleri gerekçelelendirebiliyor.

Medya, burada çok dikkatli bir dil ve görsel kullanması gerekiyor. Şiddet, maalesef öğrenilebilen bir davranış ve bu davranışı olağanlaştıran bazen de özendiren yaklaşımlar konuya karşı gelindiğini değil, konuya katkı sağlandığını gösterir.

Diğer taraftan kadın dernekleri, birçoğunun bir araya gelmesinin tek nedeni erkeklere gerekli cezanın verilmesi yönünde. Elbette katillere en ağır cezalar verilsin, ancak bizim birincil hedefimiz kadın cinayetlerini azaltmaya yönelik olmalı.

Kadını özgürleştirme adı altında kadın-erkek düşmanlığını körükleyen söylemlerden uzak durulmalı.

Ayrıca mor gözlü, kanlı, sargılı sözde kamu spotlarıyla "kadına şiddete hayır" görselleri de şiddeti öğretici ve teşvik edici yaklaşımlardı. Açıkçası son dönemlerde gördüğüm en isabetli kamu spotu "hayvanların eşlerini ısırmadığı" yönündekiydi.

Neymiş efendim, "kadınlar özgürleştikçe erkek egemenliğinden kurtuluyorlarmış, eğitimli insanlarda şiddet azmış, ekonomisi bozuk olan veya eğitimsiz ailelerde şiddet çokmuş."

Çok merak ediyorum, Kurtuluş Savaşı ve sonrasındaki "fakir ve eğitimsiz" dönemlerde kaç kadın cinayeti işlenmiş?
Bunlar klişe Avrupa ağzı!

Gelelim devlete. Başta Aile ve Sosyal Politikalar olmak üzere devletin bu konuya yaklaşımı maalesef sonuç üzerinden işliyor.
Yani kadına şiddet olduysa, derhal takipçisi olarak, kadın sığınma evleri kurarak, yaptırımı yüksek yasal düzenlemeler yaparak şiddet ve cinayetin önüne geçmeye çalışıyor.

Bu üç grubun sonuçlara kızmak ve gerekli cezaları vermek, verdirmek çabası cinayet ve şiddet sayılarını azaltmıyor.

Halbuki biraz da konunun nedenlerine kafa yorup, sorunu başlamadan çözmeye çalışmalılar.

Mesela öncelikle Avrupa'dan zorlayarak uygulamaya çalıştığımız bilimsel araştırmalar yerine, Türkiye gerçeklerine uygun kadın erkek algıları ve aile yaklaşımlarına yönelik bilimsel çalışmalara ağırlık versek.

Biz de eskiden her mahallenin bir önemli amcası veya teyzesi vardı. Her aileyle selamı ve iletişimi vardı. Bir ayrılık, sıkıntı, sorun olduğunda danışılacak, sonrasında katkı sağlanılacak bir sistem.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, belediyeler, valilikler ve iyi niyetli sivil toplum örgütleriyle bir çalışma grubu oluşturup her mahalleden bir gönüllü seçilip (nüfusa göre sokaktan) ev ziyaretleri, çay sohbetleri geliştirilerek aile içi iletişim sorunlarının giderilmesi; varsa şiddetin önlenmesi veya boşanma sürecinin sağlıklı işlemesine destek olunabilir.

Medya, katilleri veya şiddeti ayıplayan ve cezalarının ne denli ağır olduğunu ortaya koyan bir dille yayın yapabilir.

Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK "değerler" eğitimi dersini anaokulundan üniversiteye kadar zorunlu ders olarak sunabilir.

Sağlık Bakanlığı, evlilik öncesi nasıl ki kan testi uyguluyor, psikiyatr testi de uygulatmalı. Varsa şizofreni gibi bir hastalık bunu belirtmeli.

Çünkü ne güvenlik kameraları, ne yasal yaptırımlar, ne de bağırıp çağırmalarımız şiddeti ve cinayeti durdurmaya yarıyor.

Çözüm; sağlıklı, değerleri olan ve erdemli insanların sayısını arttırmakta...


Medyabar.com bugun 32576 kez ziyaret edildi. Bu yazı ise 3268 kere okundu
YORUMLAR 0 Yorum
Yorum yaptığınız taktirde Kullanıcı Sözleşmesini kabul etmiş sayılıyorsunuz.
×
750 Karakter Kaldı
Göndermiş olduğum mesajın sorumluluğu şahsıma aittir
Online Ziyaretçiler