Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!

Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi, TUBITAK iş birliği ile 3.Uluslararası İletişim Bilimleri Sempozyumu (ICOMS) düzenledi. 3 gün sürecek olan sempozyum, onur konuğu İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’un katılımıyla Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşti.

Dila Kuvat
Dila Kuvat Tüm Haberleri
Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!
Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!
+11
Haber albümü için resme tıklayın

MEDYABAR.COM// DILA KUVAT VE BERAT TAHA UZUN’UN HABERI…

TUBİTAK iş birliği ile düzenlenen sempozyum, bu yıl Doğal Afetler ve Dezenformasyon alt başlığı altında toplandı. 

Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!

Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyumda söyleşi, panel ve akademik bildiriler sunuldu.

Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!

Sabah saatlerinde yaşanan kayıt sürecinin ardından başlayan sempozyumun ilk konuşmacısı İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel oldu. Adıgüzel, “Sesimizi en fazla yükseltmemiz gereken bir çağda yaşıyoruz. Fakat herkes bir vahiy bekliyor. Mazlumu zalim, teröristleri masum gösterecek kadar herkes yalan söylüyor” ifadelerini kullandı ve konuşmasına şöyle devam etti;

Hem kurumsal hem de kişisel olarak hedef olmayı göze alarak küresel medya teknolojilerini terörmatik olaylarla çürütmeye devam eden cesur yürekler var.

Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!

"BÜYÜK BİR AFET YAŞIYORUZ"

Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi olarak sempozyumun ana temasının doğal afetler ve dezenformasyon olarak belirlendiğini hatırlatan Adıgüzel ,"Ama bugün sadece doğal afetler değil, insan önemini aşaran büyük bir trajedi, büyük bir afet yaşıyoruz." ifadelerini kullanarak sempozyumun hazırlık sürecini anlattı.

"SÖZE İNANIYORUZ"

Adıgüzel, "Bildiğiniz gibi özellikle savaş dönemlerinde, gaflet dönemlerinde bilgi kirliliği artıyor. Ancak bizler, iletişimciler olarak her zaman her şartta haktan; doğruluktan ve hakikatten yana olmak zorundayız. Bizler ülkede söze inanıyoruz." dedi.

"BAL GİBİ HABERLER İNSANLIĞI KURTARIR, YALAN HABER ZEHİR GİBİ BİTİRİR"

Güzel bir sözün her zaman meyvesini veren bir ağaca benzediğini, kötü ve yalan bir sözün ise kopartılmış bir ağaca benzediğini ifade eden Adıgüzel, "Bizler sözün hem bal hem zehir olabileceğini biliyoruz. Yerinde kullanılan, doğru kullanılan bilgi veya haber bal gibi bir insanlığı kurtarabilir. Yalan haberler, yalan bilgiler binlerce masum insanı hatta insanlığı öldürebilir. Bu yanlış bilgi, bu yalan bilgi ise zehir gibi bizi bitirebilir" şeklinde konuştu.

"İLETİŞİMİN, SÖZÜN GÜCÜNE İNAN MESLEKTAŞLARIMA SESLENİYORUM:..."

Adıgüzel; iletişimin, sözün gücüne inan meslektaşlarına seslenerek, "Bir sözden ne çıkar demeyin, her şeyin kayıt altına alındığı bu dünyada güzel söz bırakın, doğru bir iz bırakın. Üzerimize bomba gibi yağdırılan uçaklara bir taş atın, taş atın ki tarafınız belli olsun. Bir taş daha atın, bir şiir ateşleyin, sesinizi yükseltin, bir çocuk yetiştirin, bir öğrenci yetiştirin, bir tohum ekin, bir ateş yakın, zehiri bal eyleyecek yeni bir iletişimci kuşağı yetiştimeye gayret edin... " dedi.

Ardından konuşmalarını yapmak üzere Sempozyum Onur Konuğu Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun kürsüye gelerek, “Gerçekten zor bir zamanda yaşıyoruz; krizlerle, belirsizliklerle… ve böyle bir çağda nefes alıyoruz. Küresel alanda vicdanın adeta can çekiştiği ve adaletsizliğin sıradanlaştırdı bir çağ bu. Bu dönem tam da böylesi zorlu bir dönem." ifadeleriyle söze başladı.

Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!

"1990’LI YILLARDA BÖYLE BIR IYIMSERLIK HAKIMDI"

Soğuk savaşın son bulduğu yıllarda; tarihin hızla akmasını, bu hızlanmayı da insanlığın gelişiminin kalkınması için bir imkan olarak gören bir yaklaşımın hakim olduğunu dile getiren Altun, "1990’lı yıllarda böyle bir iyimserlik hakimdi. Ne var ki 200'li yıllardan itibaren küreseleşme; önce küresel terörizmle, 2010'lu yıllardan itibaren küresel finans krizleriyle ve 2020'lerden itibaren ise küresel sağlık ve gıda krizleriyle anılmaya başlandı. Küreselleşme; risklerin, krizlerin küreselleşmesi insan topluluklarını adeta birbirine enfekte etme kapasitesiyle ilişkilendirilir oldu." ifadelerini kullandı.

O günden beri yaşadıkça gördüğümüzü iddia eden Altun, "Ulus devletler hiç de söylendiği gibi önemini yitirmedi. Ekonomik korumacılık yaygın bir uluslararası refleks haline geldi ve terözrizm, vekalet savaşları ve siyasal iktidarsızlık dalgası adeta bir virüs gibi tüm dünya yüzeyine yayılmaya başladı." dedi ve sözlerine şu ifadelerle devam etti:

"İNSANLIK BİR UYKUDAN, DAHA DOĞRUSU BİR RÜYADAN UYANDI"

Son 3 yıldır önce pandemiyle ardından Rusya-Ukrayna kriziyle ve şimdi de İsrail'in Ortadoğu'nun kalbinde büyük bir aymazlıkla sergilediği barbarlıkla insanlık bir uykudan, daha doğrusu bir rüyadan uyandı.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları sırasında uyandığımız ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında insanlık olarak bir kere daha uykuya dalarak gördüğümüz aydınlanma rüyasından uyandık esasında.

" TÜRKİYE, BİR İSTİKRAR ADASI OLMANIN ÖTESİNDE İSTİKRARLAŞTIRICI BİR GÜÇ OLMA GAYRETİ İÇİNDEDİR"

Bugün bizim bölgemizde yaşayan insanların karşılaştığı en büyük sorun, karşı karşıya kaldığımız küresel adaletsizlik sorunudur. küresel adaletsizliğin kaynağında ise Batılı Sömürge düzeni vardır. Türkiye’nin küresel alandaki mücadelesi bu adaletsizliğe son verme mücadelesidir.

"ZOR BIR ZAMANDA YAŞIYORUZ"

Belirsizliklerle, krizlerle kayıtlı bu zor zamanda Türkiye, bir istikrar adası olmanın ötesinde istikrarlaştırıcı bir güç olma gayreti içindedir. Ve bütün bunları zor bir zamanda yapma mücadelesi veriyoruz, zor bir zamanda yaşıyoruz. Fakat dahası, bu zor zamanı bizler çok çetin bir coğrafyada tecrübe ediyoruz.

"ARAP BAHARI OLARAK ADLANDIRILAN DALGAYLA BİRLİKTE BÖLGEMİZ İSTİKRARSIZLAŞTIRILDI"

200 yıldır batılı sömürge düzeninin hedef noktasında yer alan türlü sömürge yöntemleriyle sömürülmeye çalışılan bu coğrafya 2010’lardan itibaren yeni bir kaos dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Arap baharı olarak adlandırılan dalgayla birlikte bölgemiz istikrarsızlaştırıldı. Terörizmin, fanatizmin, bölünmüş toplumların, başarısız devletlerin yenilenme yöntemlerinin büyük güç rekabetlerinin ve katliamların merkezi haline geldi. Ve bölgemizde yaşanan büyük insanlık dramları buna eşlik etti.
Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!

"TÜRKİYE, GERÇEKTEN HATRISAYILIR BİR GÜÇ TOPLADI"

Hiç kuşkusuz Türkiye’de bu süreçte ağır meydan okutmalarla karşı karşıya kaldık. 2000'lerden itibaren dünya siyasetinde yaşanan kriz ve kırılmalara rağmen Türkiye demokratikleşmeyle iç siyasette özerkleşme girişimleriyle dış politikada çevresel entegrasyon girişimleriyle savunma sanayi alanında gerçekten hatrısayılır bir güç topladı.
Türkiye böylelikle içine kapanan, batıdan gelen yönlendirmelerle iç politika, ekonomi ve dış politika alanlarına adım atmak zorunda kalan; sürekli talimat alan bir aktörden bağımsız bir bölgesel aktöre dönüştü ve 2010'lardan itibaren bir küresel oyuncu olma mücadelesi içine girdi. Türkiye, tam da bu noktada birçok dış müdahaleyle karşı karşıya kaldı.

"TÜRKIYE GÜÇ BIRIKTIRMEYE, BÜYÜMEYE DEVAM ETTI"

Ne var ki güçlü bir siyasal liderlik ve istikrar sayesinde bu dış müdahaleler devre dışı bırakıldı, karşı karşıya kaldığımız sistematik tehditler hamdolsun bertaraf edildi. Bu süreçte Türkiye güç biriktirmeye, büyümeye devam etti. Bir yandan küresel ve bölgesel krizlerin çözümüne katkı sunarken, öte yandan bu krizlerle beraber gelen fırsatları değerlendirme yoluna gitti.

"TÜRKİYE, YATIRIMLARIYLA CİDDİ BİR GAYRET İÇERİSİNDEDİR"

İletişim, kuşkusuz bugün devletler arası alanda en önemli rekabet unsurlarından birine dönüşmüş durumda. Türkiye bu rekabette öne çıkmak için hem alt yapı, hem üst yapı yatırımlarıyla ciddi bir gayret içerisindedir ve hem kamu hem özel sektör bu bağlamda ciddi bir kapasite geliştirmiştir. Özellikle kamusal alanda, özellikle kamunun bu alanda kapasite geliştirmesinin çok somut nedenleri vardır.

" GAZZE’DE ÖLÜM KUSAN KATILLER HESAP VERECEKLER"

İsrail, bütün dünyanın gözleri önünde savaş suçu işliyor. İsrail, faşizmin ve ırkçı emperyalizmin en çirkin, en vahşi örneklerini sergiliyor.
Unutmayalım ki 20. yüzyılın ilk yarısında Avrupa’nın ortasında milyonlarca insan, resmi devlet görevlileri tarafından toplama kamplarında, ölüm odalarında katledildi. O caniler unutulmadı, o gün bugün kendilerine lanet ediliyor. Bugünün canileri de unutulmayacaklar. Gazze’de ölüm kusan katiller hesap verecekler. Nasıl ki maşeri vicdanda mahkum edildiler, aynı şekilde küresel adalet nizamı tesis edildiği vakit gerçek mahkemeler tarafından da mahkum edilecekler.

"İSRAIL, HARABEYLE BIZI BAŞ BAŞA BIRAKMAYA ÇALIŞIYOR"

İsrail, sürdürdüğü zalim saldırılarla bir şehri, bir beldeyi enkaza çevirmek ve yaşanmaz hale getirmek istediği gibi hakikat sahasında da bir enkazla, harabeyle bizi baş başa bırakmaya çalışıyor.
İsrail, Filistinli, Gazzeli çocuklara, kadınlara, erkeklere, yaşlılara, gazetecilere, sağlık çalışanlarına, kısaca masumlara yönelik katliamlarını sistematik dezenformasyon kampanyalarıyla adeta meşrulaştırmaya, görünmez kılmaya çalışıyor.
İstiyorlar ki insanlık, dünya kamuoyu, İsrail’e hak vermese dahi en azından ses çıkarmadan bu zulmü sessizce izlesin. İstiyorlar ki herkes, yalanlarla ve dezenformasyon içerikli haberlerin oluşturduğu gündemle meşgul olsun ve Gazze’de yürek parçalayan feryatları duymasın. Fakat bilsinler ki biz, gerek Gazze'de ve Filistin’de gerekse de yakın coğrafyamızda hangi aktörlerin, hangi kirli planları uygulamaya çalıştıklarını çok iyi biliyoruz ve bunlarla sonuna kadar mücadele etmekte kararlıyız.
Gazze nezdinde hangi odakların İslam dünyasını hedef aldığını, hangi odakların bu meseleyi iç ve dış politik menfaatleri için kullanmaya çalıştıklarını çok açık şekilde görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, bu noktada hem insani anlamda hem de dış politika anlamında üzerine düşen her şeyi yapıyor ve daha fazlasını da yapmak için yoğun gayret sarf etmektedir. Bizim ülke olarak bölgemizde ve dünyada barış, istikrar ve adaletten yana tutumumuz, Gazze konusunda da çok güçlü bir şekilde sürüyor ve sürmeye devam edecek.
Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!

"EĞER GEÇ KALIRSANIZ DEZENFORMASYON NE YAZIK KI GERÇEĞIN YERINE GEÇMEKTE VE YALAN HAKIKATI BOĞMAKTADIR"

Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’mizin halen devam eden çalışmaları neticesinde, 7 Ekim'den bu yana İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına dair 100'ün üzerinde kasıtlı yalan haberi ifşa ettik ve doğrusunu ortaya koyduk. Bu süreçte 5 farklı 'Filistin Özel Bülteni' yayımladık. Bu kapsamda dikkat çekici bazı örneklerden bahsedecek olursak örneğin, ABD Dışişleri Bakanlığı Orta Doğu İşleri Sözcüsü'nün Gazze'ye insani yardımların gitmesine engel olmak için yaptığı yalan bilgiler içeren açıklamalarını, BM kanıtları ile çürüttük ve bütün uluslararası medya bunu kabul etmek durumunda kaldı.
Yine eski bakan ve İsrail Parlamento üyesinin, bir video görüntüsüne ilgisiz altyazılar ekleyerek servis ettiği yalanı tek tek tespit ve ifşa ettik. Bir başka sefer, Netanyahu'nun sözcüsünün, yine tanınmış bir İsrailli gazetecinin ve Amerikan medyasına konuşan İsrail ordusu sözcülerinin dezenformasyon içerikli paylaşımlarını tespit ettik ve dünya kamuoyuna gerçeğin ne olduğunu hızlı şekilde paylaştık zira dezenformasyonla mücadelede hız en önemli unsurlardan biridir. Eğer geç kalırsanız dezenformasyon ne yazık ki gerçeğin yerine geçmekte ve yalan hakikati boğmaktadır.

"DEZENFORMASYON KAMPANYALARIYLA DIŞ POLITIKA KOZUNA DÖNÜŞTÜRÜLMEYE ÇALIŞILMAK ISTENMEKTEDIR"

Dezenformasyon kampanyalarıyla Gazze’de oldubittiye getirilmek istenen kırım ve katliamlar, gerek Orta Doğu gerekse Doğu Akdeniz’le ilgili karanlık planlara sahip aktörlerin elinde dış politika kozuna dönüştürülmeye çalışılmak istenmektedir. Zira biliyorlar ki dezenformasyon sorunu bugün toplumların, kurumların ve bireylerin güvenilir bilgiye ulaşma ve doğru kararlar alma yeteneklerini ciddi şekilde etkilemekte, umutsuzluğu, belirsizliği ve kaos duygusunu beraberinde getirmektedir. Bu da eylemin, direnişin önünde engel olmaktadır.

"ARKADAŞLARIMIZIN GAYRETLERİYLE BU DEZENFORMASYONU DA ANINDA YALANLADIK VE ULUSLARARASI MEDYADA İFŞA EDEBİLDİK"

'Hamas tarafından 40 bebeğin kafası kesildi' ya da 'Filistinliler, bir kadının karnını deşti' gibi akıl almaz yalanlarla dolu dezenformasyon kampanyalarını hepimiz bu süreçte gördük. Bu kampanyalar, işgali, sömürüyü, katliamı meşrulaştırmak için yapılan girişimlerdi.
Allah'a hamdolsun, arkadaşlarımızın gayretleriyle bu dezenformasyonları da anında yalanladık ve uluslararası medyada ifşa edebildik. Uluslararası medyada ifşa ettikten sonra nihayetinde bu, İsrail üzerinde baskı oluşturdu fakat İsrail, bütün bunlara rağmen aymaz şekilde ve maalesef Batı'nın da desteğiyle katliamlarına devam etmektedir.
Bunların tümü, esas itibarıyla İsrail’in okul, hastane, sivil yerleşim bölgeleri gibi alanlarda gerçekleştireceği saldırılar için önceden planlanmış iletişim stratejisi dahilinde öne sürülmüş sahte içeriklerdir ki biz, bunların sahte olduğunu, dezenformasyon olduğunu tüm dünya kamuoyunun dikkatine sunmaya devam edeceğiz.
Algoritmalar ve yapay zeka teknolojileri ile kendi yankı odalarına hapsedilmiş, rızaları dışında içerik moderasyonuna maruz kalan bireyler, bir yandan kendi gerçekliğinden uzaklaştırılmakta, diğer yandan yanlış ve yanıltıcı bilgilerle karşı karşıya kalabilmektedir.

"CESARET, UMUTSUZLUĞA RAĞMEN YÜRÜYEBILME, ILERLEYEBILME KABILIYETI, KAPASITESIDIR"

Cesaret, bizi özgürleştirecek, bizi küresel adaletsizliğin pençesinden kurtaracak başlıca duygu olmalıdır. Peki cesaret nedir? Cesaret, umutsuzluğa rağmen yürüyebilme, ilerleyebilme kabiliyeti, kapasitesidir.
Türkiye’nin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın mücadelesi, cesaretle bütün dünyadaki umutsuzluğa rağmen insanlık adına zalimin üzerine yürüme mücadelesidir. Ben, hakkın-hakikatin, zulme-zalime galebe çalabilmesi temennisiyle sempozyumumuzun bilim camiası ve ülkemiz için verimli geçmesini, hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Konuşmasını tamamlayan Altun'a ödülü takdim edildikten sonra fotoğraf çekilme merasiminin ardından program sona erdi.

Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!
Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!


Sempozyuma İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’un yanı sıra Sakarya Valisi Yaşar Karadeniz, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce, Sakarya Üniversitesi Rektörü Hamza Al, Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Yusuf Adıgüzel, öğretim görevlileri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Başkan Altun Sakarya'da konuştu: Hedef Gazze değil, İslam Dünyası ve Türkiye'dir!

13 Kas 2023 - 14:37 - Güncel --- Okunma

Mahreç  Dila Kuvat

Son bir ayda medyabar.com sitesinde 10.526.662 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.

12

Vatandaş Osman - Bu ne muhteşem Vizyon, böyle!... Bu adam tam bir deha!..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 11:21
11

Osmanli - Peygamberimiz tarihini ve dinini bilmeyen milletler kaybetmeye mahkumdur sozune istinaden tarih boyunca araplarin hainliklerine maruz kaldik araplar haindir arkani dönme hancerlenirsin

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 11:17
09

La Fon Ten - Hamaset hamaset hamaset...

Anca nutuk atarlar, bu altun da ibrahim karagül gibi komplo teorisyeni...

Hedef Türkiyeymiş, lan hırsızın hiç mi suçu yok,

7 ekimde durduk yere yüzlerce insanı öldürüp adam kaçırmalar da neyin nesiydi?

reisin ifadesiyle men dakka dukka, çalma kapımı çalarlar kapını...

hamas da hizbullah da ihvan da bakteri üreten cerahat gibi, kesip atacaksın.

neyse biz rabia işareti yapmaya devam edelim :))

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 10:04
08

Atakan - israille ticareti toptan yasaklamadıkları sürece boş laflara karnımız tok.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 10:03
07

Akıllı Adam - Artık medyanın mutfağında pişen ve pişirilene değil kendi mutfağımıza bakıyoruz. Hiç yanıltmıyor.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 01:09
06

Tarafsız - Fahrettin efendi,sen kaç yerden maaş alıyorsun,önce onu bir söyle.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 13 Kasım 21:27
05

Şok Oldum - Şok oldum sn valinin arkasında gri ceketli beyaz sakallı adam, kimya bu adam sakaryada gelecek partisi kurulurken toplantılarına katılıyordu! Ve bayanda aktifti

Şimdi akp sıralarında vaybe kimbilir ne umutlarla gelmişti demek. Önce akp yönetimini eleştir kötüle sonr saflarına poz ver. Ye kürküm ye.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 13 Kasım 18:29
04

Kabakci 54 - Turk dusmani hain filistin yaprigin serefsizliklerin cezasini çekiyorsun

Yanıtla . 7Beğen . 5Beğenme 13 Kasım 16:39
03

Kazım Balta - Suriye sınırındaki mayınlı bölgeler de patates ekmek için temizlenecekti değil mi?

Yanıtla . 13Beğen . 1Beğenme 13 Kasım 16:08
10

Sakaryalı - @Kazım Balta 03 nolu yoruma cevabı: Ve mayın temizleme işlemine İsrail firması gönüllü olmuştu!..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 11:09
02

Ismail - Adamla kanka olmuştunuz, Türkiyeye davet etmiştiniz, olaylar olmasa kasım içinde öpüşüp koklaşıp hasret giderecektiniz, ah Erbakan hocam ah, sen bunları söylemiştin, affet bizi.

Yanıtla . 13Beğen . 1Beğenme 13 Kasım 15:21
01

Kosovalı - Kusura bakmayın ama hep konuşuyorsunuz ama içraat yok.Evet abd israil ve haçlıların hedefi Türkiyedir biliyoruz sizlerde Hükümetve artakları her fırsatta dile getiriyorsunuz ama bir vatandaş larak bende sooysuz soykırımcı abd ve göz yuman haçlı, yahudi israilin inçirlik kürecik ve diğer üslerin ülkemizde halen neişi var neden kapatılıp def edilmiyor, bunu yaptığıız an inandırıcılığınız sahih olur aksi lefta kalıyor bunuda kimseler yemez, vakit içraat zamanıdır.

Yanıtla . 8Beğen . 1Beğenme 13 Kasım 15:15