Eski Bakan Saadettin Tantan, "Hayata Dönüş Operasyonu" davasında ifade verdi: Cezaevleri devletin kontrolünden çıkmıştı

Bayrampaşa Cezaevi'nde 24 yıl önce yapılan ve 12 kişinin ölümü ve 29 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan "Hayata Dönüş Operasyonu"yla ilgili davanın duruşmasında, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan tanık olarak ifade verdi. Tantan, operasyonun yapılma nedenini cezaevlerinin devletin kontrolünden çıkarak örgütün hakimiyet alanına girmesi olarak gösterdi. Tantan, kapalı alanda kullanılması yasak olan silahların kullanılmasıyla ilgili de kendisinin bir talimatı olmadığını söyledi.

Bayrampaşa Cezaevi'nde 19 Aralık 2000'de 12 kişinin ölümü ve 29 kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan "Hayata Dönüş Operasyonu"yla ilgili dönemin jandarma personellerinin de aralarında bulunduğu 194 sanığın yargılandığı davada tanık olarak ifade veren dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan "Tam anlamıyla cezaevlerinin kontrolü devletten çıkmış, örgüt liderlerinin kontrolüne girmişti. Operasyonun gerçekleşmesinin gerçek nedeni budur." dedi

"TAHLİYELERİ GELEN GENÇLERİ ÖRGÜT CEZAEVİNDE TUTTU"

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan ara celsede tanık olarak dinlenen dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, katılanların avukatının dosyaya sunduğu 37 sorunun bir kısmını yanıtladı. Operasyon öncesi, Marmara bölgesindeki cezaevlerinin gezilerek tutukluların olası bir operasyona karşı çıkıp çıkmayacağına ilişkin keşif yapıldığına yönelik iddialara ilişkin Tantan, "O zamanlarda pankart asmak, duvarlara yazı yazmak gibi basit suçlarla yatan gençlerin tahliye şartı gerçekleşmiş olmasına rağmen, örgüt mensuplarınca cezaevlerinde tutuluyorlardı. Buna ilişkin aileler tarafından ve mahkemeler tarafından çokça şikayet vardı. Amaçları örgütün kontrolünü sağlayabilmek ve örgüt mensubu kişiler yetiştirebilmekti. Bunlar arşiv kayıtlarında da vardır. O zaman tam anlamıyla cezaevlerinin kontrolü devletten çıkmış, örgüt liderlerinin kontrolüne girmişti. Örgüt liderleri cezaevlerindeki örgüt mensuplarına da bu şekilde devam etmeleri yönünde talimatlar veriyordu. Aynı zamanda cezaevlerinin mimarisi örgüt mensuplarınca değiştirilmişti. Biz de o zamanlar bu duruma bizzat şahit olmuştuk. Operasyonun gerçekleşmesinin gerçek nedeni budur" dedi.

"ASIL AMAÇ KİMSENİN CANINA ZARAR GELMEDEN OPERASYONU TAMAMLAMAKTI"


Tantan, dava dosyasında bulunan "gizli" ibareli, başlığında "Cezaevleri Müdahale Harekat Emri No:1" yazan belgenin altındaki imzanın kendisine ait olduğunu ifade ederek, "Hükümet kararı icra edilmiştir. Benim tek başıma böyle bir emir düzenlemem mümkün değildir. Zaten emrin altında başka imzalar da vardır. O zaman yetkim gereği bu emre imza atmam gerekiyordu. Buradaki asıl amaç kimsenin canına zarar gelmeden operasyonu tamamlamaktı. Kesin emir bu şekildeydi" ifadelerini kullandı.

"HEP BİRLİKTE ÖN ÇALIŞMA YAPARAK BU OPERASYONUN İÇİNDE YER ALDIK"


Dönemin Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun'un ifadesindeki, "Hayata Dönüş Operasyonu'nun yetkisi ve operasyonun planlamasını İçişleri Bakanlığı yaptı. Operasyonu da İçişleri Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı yaptı, operasyonel güç de bunlardaydı" sözlerinin hatırlatılması üzerine Tantan, "Milli Güvenlik Kurulu ve hükümetin aldığı kararlar doğrultusunda Adalet Bakanlığının cezaevlerinde bu operasyonu gerçekleştirmesi gerekiyordu ve bu operasyon için ilgili kurumların yardımı gerekiyordu. Bu yüzden İçişleri Bakanlığı olarak yetkili olan bizler ve yetkili cezaevi savcılığı ve jandarma komutanlıkları hep birlikte ön çalışma yaparak bu operasyonun içinde yer aldık. Operasyonu gerçekleştirirken bütün ceza infaz kurumlarının mimari planını da göz önünde bulundurarak hiçbir cana zarar gelmemesi adına hassasiyetle hareket ettik" şeklinde ifade verdi.

KAPALI ALANDA KULLANILAMAYACAK SİLAHLAR NEDEN HAPİSHANEDE KULLANILDI?


"Kapalı alanda kullanılamayacak silahların hangi amaç ve nedenle hapishanenin içinde kullanıldığı" yönündeki soruya ise Tantan, "Bu operasyonu yürüten kolluk personelinin, çalışanların ve içeride bulunan tüm mahkûmların can güvenliğinin sağlanması için ne yapılması gerekiyorsa cezaevi savcısı ve jandarma komutanlığı her türlü kararı almakta yetkiliydi. Benim ne tür silahlar kullanıldığına dair bilgimin olması mümkün değildir. Böyle bir talimatımız da yoktur" şeklinde yanıt verdi. Dava, 1 Nisan'da görülmeye devam edecek.

İDDİANAMEDEN


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2010 yılında hazırlanan iddianamede, 19 Aralık 2000 tarihinde gerçekleşen operasyonda Bayrampaşa Cezaevi'nde 12 kişinin öldüğü 29 kişinin de yaralandığı anlatılıyor. İddianamede, 196 şüphelinin "Görev sınırını aşarak gayrimuayyen şekilde birden çok adamı öldürmek" ve "29 kişiyi de yaralamak" iddiasıyla çeşitli oranlarda hapis cezalarına çarptırılmaları talep ediliyor.

01 Mar 2024 - 11:33 - Güncel --- Okunma

Son bir ayda medyabar.com sitesinde 11.811.689 gösterim gerçekleşti.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.

01

Birakin Bu İşleri̇ - CEZA EVLERİNİ NASIL BİR ÖRGÜT YÖNETE BİLİYOR Kİİİ,,SİZ GÖREVİNİZİ YAPMADIGINIZI AÇIKÇA BEYAN ETMİŞSİNİZ ???

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Mart 14:30