Avrupa yasaları ailesel bütünlüğü çözüyor

Sakarya Adalet Girişimi'nin 342. Haftasında 'kadına şiddeti' önlemek için hazırlanan kanun değişikliği ile zorunlu eğitim sistemini kesintili hale getirilen 4+4+4 modeli oldu.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu'nun 342. Hafta basın açıklamasını Vahdet Vakfı Sakarya Temsilciliği yaptı. Kadına yönelik şiddeti önlemek için hazırlanan kanun değişikliği ile eğitim sistemini kesintili hale getirilen ve 4+4+4 olarak ifade edilen kanun değişikliğinin gündeme alındığı açıklamayı Selman Şanalmış okudu. "Bilindiği gibi aile kurumu; neslimizin devamını sağlayan, toplumun sağlıklı gelişimine vesile olan,eşlerin ve çocukların mutlu olabilecekleri yegâne kurumdur.Dolayısıyla alınacak olan bütün tedbirlerin, aile nizamının korunmasına vesile olması gerekir. Hâlbuki bu yasal değişiklikler uzun vadede aile kurumunu tahrip edecek, boşanmaları daha da artıracaktır. En büyük mağduriyeti ise çocuklar yaşayacaktır. Dolayısıyla aile ile birlikte toplumun geleceği de tahrip edilmiş olacaktır." denilerek yapılan değişikliklerin toplumsal doku gözetilmediğinde aile bütünlüğüne zarar verebileceği ifade edildi.

Çocuklarımızın sahibi bürokratlar değildir

Basın açıklamasında eğitim sistemindeki değişikliklerle ilgili olarak ise şunlar söylendi: "28 Şubat Süreci'nde,bazı sivil ve asker bürokratların, sadece ve sadece İmam Hatip Liseleri?ne olan düşmanlıkları, meslek eğitiminin köküne kibrit suyunu dökmüştür.Meslek eğitimini ortadan kaldıran zihniyet,ülkemizi diplomalı ve mesleksiz işsizlerle doldurmuştur... Okullarda milyonlarca öğrenci resmi ideolojinin mankurtları olarak yetiştirilmiştir. Şunu hakikati bir kere daha tekrar edelim: Devleti yöneten sivil ve asker bürokratlar, çocuklarımızın sahibi değildir. Çocukların nasıl eğitileceğine, öncelikle annelerin ve babaların karar vermesi gerekir. Hayati konuların öğretileceği 3-5 yıllık temel eğitimden sonra devlet eğitimden elini çekmelidir. Kesintili eğitimin ilk dört yılından sonra kız ve erkek çocukların okulları ayrılmalı, okullarda eğitim öğretimin başarı seviyesi yükseltilmelidir. Aksi takdirde bugünkü tartışmaların ve kavgaların sonu gelmez."

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 342. Hafta basın açıklaması;

Bildiğiniz gibi son günlerin en önemli iki konusu, ?kadına şiddeti? önlemek için hazırlanan kanun değişikliği ile eğitim sistemini kesintili hale getirilen ve 4+4+4 olarak ifade edilen kanun değişikliğidir.

Son yıllarda 'kadına şiddet' olaylarının artması; Avrupa Birliği normlarını esas alan ve aile kurumunu adi bir şirket gibi değerlendiren yürürlükteki medeni kanundan kaynaklanmaktadır. Aile reisliğini fiilen ortadan kaldıran ve kadının şikâyeti üzerine kocanın evden uzaklaştırılmasını çözüm olarak gören zihniyet, aile kurumunu tehdit etmeye başlamıştır. Boşanma halinde kadına verilen tazminat, nafaka ve mal varlığının eşit olarak paylaştırılması gibi istismara açık olanunsurlar,yeni problemleri beraberinde getirmiştir.Boşanma davasının sonuçlanmasıyla yuvasının yıkılacağını, çocuklarından ayrılacağını ve ekonomik açıdan perişan olacağını gören erkeklerin,şuursuzca şiddete yöneldikleri görülmektedir.Bilindiği gibi aile kurumu; neslimizin devamını sağlayan, toplumun sağlıklı gelişimine vesile olan,eşlerin ve çocukların mutlu olabilecekleri yegâne kurumdur.Dolayısıyla alınacak olan bütün tedbirlerin, aile nizamının korunmasına vesile olması gerekir. Hâlbuki yeni yasal düzenlemeler kadına haklı veya haksız olmasına bakılmaksızın erkek karşısında 'dokunulmazlık' kazandırmaktadır. Kadına adeta "yeter ki sen boşan, senin her şeyini biz güvence altına alıyoruz? denilmektedir. Bu yasal değişiklikler uzun vadede aile kurumunu tahrip edecek, boşanmaları daha da artıracaktır. En büyük mağduriyeti ise çocuklar yaşayacaktır. Dolayısıyla aile ile birlikte toplumun geleceği de tahrip edilmiş olacaktır. Eğer konu kadına şiddeti önlemek ise, kanun içeriği hakkında şu soruları sormak hakkımızdır.

1- YÖK?ün lütfu ile sadece üniversitelerde gevşetilen başörtüsü yasağı kadına şiddet içermiyor mu? Kadına inancına uygun giyinme hakkı yeni yasada güvenceye kavuşturuluyor mu?

2- Beyaz kadın ticareti kurbanı olan kadınları veya tecavüze uğrayan kadınları korumak için yeni yasada hangi düzenlemeler yapılmaktadır.? Kadınları bu yola itenlere verilecek cezalar da arttı mı?

3- Çıkarılan kanunun, eskilerin deyimiyle?esbab-ı mucibesi?kadınları korumak ise; boşanan kadına verilen hakların yarısı kocaları cezaevinde olan kadınlara veriliyor mu? Eşi cezaevinde olan ve hiçbir maddi geliri olmayan, çocuklarıyla birlikte ortada kalan kadınların suçu nedir?

Misalleri daha da çoğaltmak mümkündür. Bunun gibi daha birçok kadın mağduriyetine çözüm bulmayanlar, aile içinde kadına bağırmayı bile suç kapsamına alıp, bir de şikâyetten vazgeçme imkânını ortadan kaldırmak isteyen zihniyet, ne yapmak istiyor? Türkiye'de zinanın suç olmaktan çıkarıldığını ve dini nikâh ile yuva kurmanın suç kabul edildiği herkesin malûmudur. Erkeklerin ve kadınların, evlilik dışı birlikteliklere doğru yönlendirilmesi, aile nizamını tahrip etmez mi? Kadına şiddeti önleme bahanesiyle hazırlanan kanunun ?esbab-ı mucibesi?, boşanmaları teşvik etmek midir?Avrupa Birliği kriterlerini öne süren ve aile nizamını zaafa uğratmayı marifet zanneden zihniyetin, toplum hayatını zehirlediği söylemek mümkündür. Bu zihniyetin işlediği cürümü, yaygın olan bir deyimle ifade edebiliriz:'Zehiri altın kâsede sunarlarmış. Bal da onun suç ortağı?'

Kesintili veya kesintisiz mecburi eğitim konusunda yapılan tartışmalara gelince: 28 Şubat Süreci'nde,bazı sivil ve asker bürokratların, sadece ve sadece İmam Hatip Liseleri'ne olan düşmanlıkları, meslek eğitiminin köküne kibrit suyunu dökmüştür.Meslek eğitimini ortadan kaldıran zihniyet,ülkemizi diplomalı ve mesleksiz işsizlerle doldurmuştur. Şimdi bu uygulamanın kaldırılıp isteyen öğrencinin sanat okullarına, isteyen öğrencinin üniversitede okumaya, isteyen öğrencinin de dini öğrenime yönlendirilebileceği bir uygulamanın gelme ihtimali, laikliği 'sivil din' haline getiren sivil ve asker bürokratların çıldırmasına sebep olmaktadır. Bu memlekette yıllarca din öğretimi, Kur'an öğretimi yasaklandı, ezanlar değiştirildi. Okullarda milyonlarca öğrenci resmi ideolojinin mankurtları olarak yetiştirildi. Yine de o malum çevrelerin İslâm?a olan kinleri bitmedi.

Şunu hakikati bir kere daha tekrar edelim: Devleti yöneten sivil ve asker bürokratlar, çocuklarımızın sahibi değildir. Çocukların nasıl eğitileceğine, öncelikle annelerin ve babaların karar vermesi gerekir.

Hayati konuların öğretileceği 3-5 yıllık temel eğitimden sonra devlet eğitimden elini çekmelidir. Özel eğitimin önü açılmalıdır.

Kesintili eğitimin ilk dört yılından sonra kız ve erkek çocukların okulları ayrılmalı, okullarda eğitim öğretimin başarı seviyesi yükseltilmelidir. Aksi takdirde bugünkü tartışmaların ve kavgaların sonu gelmez.

Bütün insanların can, mal, akıl, nesil ve din emniyetlerinin sağlandığı bir dünyada buluşmak temennisiyle katılımlarınız için teşekkür ederiz.

24 Mar 2012 - 13:58 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.794.968 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket İlerleyen hayatınızda memleketinize (köyünüze) yerleşmek gibi bir planınız var mı?