Balyoz için verilen tahliyelere tepki gösterdiler!

458. adalet ve özgürlükler eyleminde Ergenekon ve Balyoz sanıklarının tahliye edilmesinden hareketle İslami kimliklerinden dolayı cezaevlerinde bulunan Müslüman mahpuslara değinildi.

Haber Resmi
Haber Resmi
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Sakarya Dayanışma Derneği adına basın açıklamasını okuyan Deniz Çelik, "Ergenekoncular ve Balyozcular bir bir çıkarken yalan yanlış davalarla zulmedilen Müslümanlar yaklaşık 20 yıldır cezaevlerinde çile dolduruyor. Bu da yetmezmiş gibi sayıları azalacağına aralarına her geçen gün yenileri katılıyor." ifadelerini kullandı.

Soma'da çıkan olaylarda kameralara bir madenciyi tekmelerken yansıyan Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel'e de değinen Çelik, "İktidarın kibir ve himayesi, pahalı takım elbisesiyle hınçla madenci tekmeleyen bir yüksek bürokratın selamet içerisinde kalmasına yetiyor. Toplumun incinen izzet-i nefsi adına, derhal bu aymazlığa son verilmesi ve Yusuf Yerkel hakkında gereken işlemlerin yapılması gerektiğini hatırlatıyoruz." ifadelerini kullandı.

Açıklamada Irak'ta yaşanan olaylara da değinen Çelik, "Şiisiyle Sünnisiyle bütün Müslümanların IŞİD'e ve diğer tekfirci yapılara karşı birlik içerisinde durmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyoruz. Yalnızca Ümmet'in vahdeti bölgemize musallat olmuş emperyalist ve müstekbirleri geriletebilir." ifadelerini kullandı.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

458. hafta basın açıklaması

"Değerli basın emekçileri, değerli Sakarya halkı,

Perşembe günü Balyoz davası sanıkları tahliye edildi. Alınan kararla toplamda 230 sanık özgürlüğüne kavuştu. Bilindiği gibi daha önce de Ergenekon davasının sanıkları benzer bir kararla tahliye edilmişti. Türkiye'yi bu tahliye kararlarına götüren süreç ise aslında hükümetin kontrolündeki yargı tarafından inşa edildi. Ergenekon ve Balyoz davaları süreci boyunca sanıklar hakkında yalan delillerin türetildiği ve haksızlıklara girişildiği artık herkesin ortak kanaati. Zaten büyük bir cürüm işlemiş olan kişilerin davalarında 'yalan deliller' uydurmaya girişilmesi bu kişilerin aklanmasına hizmet etmiş gözüküyor. Neticede, bugün Türkiye'nin çok büyük bir kesimi Balyoz ve Ergenekon sanıklarına ?haksızlık edildiğine' ikna olmuş durumda. Meselenin geldiği bu nokta hükümetin Balyoz ve Ergenekon sürecini yürütürken sergilediği 'üstün başarıyı' göstermektedir. Olan olmuş, Türkiye'de adalet yine yerini bulamamış, halkın ensesinde boza pişiren darbeciler ?kahramanlar' olarak dışarı çıkmışlardır.

Öte yandan bu kimseler bir bir bırakılırken, suçsuz yere hapishanelere gönderilmiş Müslümanlar ise yaklaşık 20 yıldır cezaevlerinde çile doldurmaya devam ediyor. Günümüzde İslami içerikli davalar sebebiyle 500 civarında Müslümanın mahpus olduğu biliniyor. Bu mahpusların ciddi bir kısmı 28 Şubat döneminin 'brifing yargısı' tarafından uydurma delillere dayanarak verilen kararlar sebebiyle cezaevinde. Salih Mirzabeyoğlu hala içeride. "Noel Baba" davasından dolayı Yakup Köse'nin de bulunduğu 33 kişi tekrar ceza aldı. Son olarak içinde bulunduğumuz haftada Umut Davası mağdurlarından Abdulhamit Çelik ve Mehmet Şahin de tekrar cezaevine girdi.

Kısacası, Ergenekoncular ve Balyozcular bir bir çıkarken yalan yanlış davalarla zulmedilen Müslümanlar yaklaşık 20 yıldır cezaevlerinde çile dolduruyor. Bu da yetmezmiş gibi sayıları azalacağına aralarına her geçen gün yenileri katılıyor.

Bütün bunlar 28 Şubat'ın mağlup edildiği ve Türkiye'de İslamcı bir iktidarın olduğu iddia edilen bir dönemde gerçekleşiyor olmasını ise takdirlerine bırakıyoruz.

Değerli Sakaryalılar,

CHP ve MHP cumhurbaşkanlığı için ortak aday olarak Ekmeleddin İhsanoğlu isminde anlaştı. Bu gelişme, devletin kendisine tehlike arz etmeyen ?ılımlı' bir muhafazakârla çalışmaktan gocunmayacağını tekrar gösterdi. Devletin temel politikalarıyla bir derdi olmayan kimlikten ibaret bir Müslümanlığın makbul olduğunu da tekrar hatırlattı. Yalnızca namaz, oruç, başörtüsü ve benzeri simgelerle görünür hale gelen bir dindarlıktan rahatsızlık duyulmuyor.

Aksine bugünlerde bundan memnun da olunuyor. Fakat Müslümanlığınız kapitalizme, emperyalizme, adaletsizliklere ve haksızlıklara karşı durmak ve mücadele etmek anlamına geliyorsa buna müsaade edilmiyor. Bizler yalnızca görüntüde, kimi sembol ve ritüellerde kalan dindarlıkların Allah katında makbul olmadığını biliyoruz. Bu meydanda kendi dindarlığımızın yalnızca kimi ritüellerde kalmayacağını, bizim için Müslümanlığın haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı bütün hayatı kapsayan bir mücadele anlamına geldiğini tekrar ilan ediyoruz.

Değerli Sakarya halkı,

Hatırlanacağı üzere. Soma'da Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel eylemlere katılan bir madenciyi tekmelemesi kameralara yansımıştı. Yerkel'in madenciyi tekmelemesinin ardından 30 günden fazla süre geçti. Artık Yerkel hakkında en azından makamını kaybetmesini sağlayabilecek idari bir soruşturma açılabilmesi mümkün değil.

Bu durum karşı karşıya olduğumuz adalet tanımazlığı tekrar gözler önüne seriyor.

Türkiye, Başbakan Erdoğan'ın kanatlarının altına sığındığınızda, eylem yapan madencileri kameraların önünde tekmeleyebileceğiniz bir ülke haline geldi. İktidarın kibir ve himayesi, pahalı takım elbisesiyle hınçla madenci tekmeleyen bir yüksek bürokratın selamet içerisinde kalmasına yetiyor.

Toplumun incinen izzet-i nefsi adına, derhal bu aymazlığa son verilmesi ve Yusuf Yerkel hakkında gereken işlemlerin yapılması gerektiğini hatırlatıyoruz.

Değerli Sakaryalılar

Suriye'nin ardından komşumuz Irak'ta da korku verici gelişmeler yaşanıyor. Irak Şam İslam Devleti isimli tekfirci ve mezhepçi örgütün Musul'u ele geçirerek başlattığı yeni saldırı dalgası bölgedeki dengeleri sarstı. Irak'ın akibetinin komşu Suriye'ye benzemesi ihtimali hepimizi korkutuyor. Mezhepçilik gün geçtikçe bölgemizde güçleniyor. Irakta da diğer mezhep mensuplarını kâfir olarak gören IŞİD'in yarattığı terör, tedavisi zor yaralar açacak. Şiisiyle Sünnisiyle bütün Müslümanların IŞİD'e ve diğer tekfirci yapılara karşı birlik içerisinde durmaları gerektiğini tekrar hatırlatıyoruz. Yalnızca Ümmet'in vahdeti bölgemize musallat olmuş emperyalist ve müstekbirleri geriletebilir.

Son olarak 28 Aralık 2011 günü Şırnak'ın Roboski ilçesinin Irak sınırına sıfır noktasında savaş uçaklarının bombardımanı sonucu 34 kişinin hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturmada askeri savcının verdiği takipsizlik kararına, katliam kurbanlarının aileleri tarafından yapılan itirazın da reddedildiğini bildirmek istiyoruz.

Bilinsin ki artık adaletsizliğin sembolü haline gelen Roboski katliamının sorumluları hesap verinceye kadar bu davayı kapatmaya hiçbir mahkemenin gücü yetmeyecektir.

Bizler platform olarak bu katliamın takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Tüm bu yaşanan karanlık tablodan anlaşılan o ki; Adaletin herkes için lazım olduğunu, herkes anlayıncaya kadar daha çok kan ve gözyaşı dökülecek.

Önümüzdeki hafta mübarek ramazanın ilk gününde "Adalet"e şahitlik etmek için yine burada olacağız.

Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu adına

Sakarya Dayanışma Derneği"

21 Haz 2014 - 18:06 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 3.008.985 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sakaryaspor'un yüzde 49 hissesinin satılmasını destekliyor musunuz?