Bir annenin 26 yıldır cektiği vicdan azabısının hikayesini yazdı

Taraklı'da yaşayan 51 yaşındaki Ayşe Güven 26yıl önce bebeğini dereye attığı Göynük Suyu'na atlayarak yaşamını yitirmişti.

Taraklı İlçesinde 1991 yılındaduyanları kahreden bir olay yaşanmıştı

O tarihte25 yaşında olan Ayşe Güven yeni dünyaya getirdiği bebeğini Göynük Suyuna atarak ölümüne sebeb oldu.

Gözaltı,tutuklama ve akıl hastanesi derken bir hafta önceAyşe Güven
bu önce kayıp haberiyle sonra da Göynük Suyu'nda cesedinin bulunmasıyla gündeme geldi.

Hemde tam 26 yıl önce bebeğini Göynük Suyuna attığı yerde cesedinin bulunmasıyla

İntihar olarak kayıtlara geçen bu acı veren olayın hikayesini Taraklıİlçesinde uzun yıllar yaşanHEM eski Müdürü Alaattin Yılmaz geyvemedya.com'da yazdı..

Yılmaz.'Ayşe ve bebeğinin Kocasu Destanı'nda bir annenin evlat özlemi yıllardır süren pişmanlıklarını anlattı...

BU HABERLE İLGİLİ DİĞER HABER


26 yıl önce bebeğini attığı Göynük Suyunda intihar etti. Haberi okumak için

İşte o yazı

Ayşe Güven, 1966 yılında Taraklı'da doğmuştur. Kozcağızlı Hicabi ve Ayşe Güven çiftinin kızıdır.

Ayşe, on iki yaşından itibaren zaman zaman nükseden psikolojik rahatsızlıkları ile mücadele etmeye başlar. Sağlığına kavuşup ilk ve son evliliğini yaptığında yirmi beş yaşındadır.

Nur topu gibi bir oğlu olur. Adını Ali koyarlar.

Her şey yolundadır önce

Fakat gün gelir Ayşe'nin psikolojik rahatsızlığı tekrar nüksetmeye başlar.

O kadar ki bu rahatsızlık, Ayşe'nin sağlıklı bir annelik yapabilmesine bile izin vermez.

Nitekim hem kendisinin hem de çevresinin unutamayacağı o acı olay, yaşadığı şiddetli

bir depresyon halinde gerçekleşecektir.

Dinmeyen tüm fırtınalar beyninde, altı aylık biricik oğlu Ali bebek kucağında evden

ayrılır bir bahar sabahı.

Kim bilir, belki de kaçırdığı aklının peşine düşmüştür Ayşe.

Ali bebek annesinin kucağında, olacaklardan habersiz, çok mutludur.

Yolun sonunda, Taraklı'nın güney cephesinden akan Kocasu Çayı'nın kenarında

almışlardır soluğu

Ayşe'nin aklı başında değildir hâlâ

Ve üstü başı sırılsıklam eve döndüğünde bebeği kucağında yoktur artık Ayşe'nin.

Zira kaçırdığı aklı başına hemen gelmiştir.

Ama bu kez de Ali bebek kaçıp gitmiştir ellerinden.

Kocasu, Ali bebeği alıp götürmüştür.

Ali bebeğin cesedi yoğun aramalardan bir gün sonra bulunarak Taraklı Mezarlığına

defnedilir.

Ayşe ise tutuklanıp cezaevine gönderilir.

Fakat cezai ehliyeti olmadığı için daha sonra hastanede tedavi altına alınır.

Olaydan bir yıl sonra eşinden resmi olarak boşanması gerçekleşir.

Ayşe, baba evine geri döner.

Aynı sokakta ikamet eden amcaları ve evli kardeşleri, yeğenleri Ayşe'ye her zaman

yardımcı ve destek olurlar.

Komşuları da Ayşe'yi sevip kollamalarına rağmen onun bebeğine duyduğu özlem hiç

bitmeyecektir.

Evinin duvarına astığı Ali bebeğin fotoğrafı da dolduramaz içindeki boşluğu.

Ayşe, çevresinde doğan her bebeğe altı aylık iken daha fazla ilgi gösterir, bağrına

basar, fakat çocuklar büyüdükçe onlara olan ilgisini keserdi.

Ayşe, rahatsızlığına rağmen uzun süredir yatalak olan babasının ve iyice yaşlanan

annesinin bakımını üstlenir. Babası üç ay önce vefat edince hastalığı yeniden

nüksedecektir.

Bolu Ruh Sağlığı Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde otuz yedi gün yatarak

tedavi görür ve taburcu edilir. Fakat Ayşe iyi değildir!..

Bir bahar sabahı, kaçırdığı aklının peşine düşecektir yine.

Tam yirmi beş yıl önceki gibi sabahın saat altısında evinden ayrılır ve kayıplara karışır.

Bulunması için çalışma başlatan polis, belediyenin mobese kamerasında Ayşe'nin

Taraklı Mezarlığı yönüne doğru gittiğini tespit eder.

Taraklı Mezarlığı aynı zamanda Ali bebeği elinden alıp götüren Kocasu'ya sınırdır.

Daha önce de gizli gizli ziyaret ettiği bebeğinin mezarını yine ziyaret ettiği tahmin edilir.

Aramalar Kocasu'da yoğunlaşır.

Önce dibinden kesilmiş bir ağaç kökü üzerine bırakılmış terliği, sonra da ağaç dallarına

takılmış cesedi bulunur Kocasu'da.

Evlat acısı ne ana, ne baba, ne de yâr acısına benziyordu.

Acıların en beteriydi. Tam yirmi beş yıl, için için yanmıştı Ayşe.

Ateşini Kocasu söndürebilirdi ancak.

Kocasu'nun kendisinden aldığı bebeğini, yine Kocasu verebilirdi ona.

Ve her bahar, Kocasu'nun deli deli akan sularının sadece bahar yağmurlarından

yükselmediğini yeni anlıyorduk biz.


Ayşe'nin, Kocasu'dan akan gözyaşlarını, yeni fark ediyorduk.

17 Nis 2017 - 14:33 - Yaşam --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.778.672 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.

02

kerim koçak - Evladını kaybetmiş bir anne ile evladını öldürmüş anne arasında fark vardır, kadını evliya yapmadığınız kalmış, o evlat ağaç kovuğundan mı çıkmış, ya babanın durumu ne acaba soran var mı?

Psikolojik sorunlarıda olsa bir cana kıyılmış ya komşusu ahmetin bebeğini öldürseydi aynı satırları yazabilecek miydiniz acaba?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 14:33
01

GÜNEŞ26 - Ağlattın bizleri koca usta ağzına ve yüreğine sağlık .Ayşe ananın hazin hikayi bzleride derinden yaraladı.Bana göre almamız gereken ders şudurki brieysel suçlar ve günahları kınamadan nefsimize göre yargılamadan aşağılamadan kişilerin hatalardan münezzeh olmadığı bilinciyle hareket ederek değerlendirmenin daha doğru olacağı kanatindeyim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Nisan 14:33



Anket İlerleyen hayatınızda memleketinize (köyünüze) yerleşmek gibi bir planınız var mı?