"RTÜK bir sansür kurulu değildi"

Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı'nın Onur Konuğu Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun oldu.

Meclis toplantısının açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Adnan Borazancıoğlu RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun'u SATSO Meclisi'nde ağırlıyor olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısına onur konuğu olarak katılan RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu.

Sakarya Valisi Mustafa Büyük'ün katıldığı toplantıda konuşan Dursun, kurumun işlev, faaliyet ve görevleri ile ilgili meclis üyelerine bilgi verdi. RTÜK'ün bağımsız bir kuruluş olduğunu ifade eden Dursun, "RTÜK, denetleyici ve bağımsız bir kurumdur" dedi. Yayınların denetimi konusunda kanun koyucunun belirlediği yasalar ile hareket ettiklerini ifade eden Davut Dursun " Biz yayınları denetlerken, AB ve Avrupa Konseyi'nde Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelerdeki ilkeler ile ulusal hukuk ilkelerini dikkate alıyoruz" dedi.

Dursun konuşmasının devamında vatandaşlardan televizyondaki yayınlarla ilgili çok sayıda şikayetler aldıklarını ifade ederek bunun işleyişini şu şekilde özetledi; "Vatandaş rahatsız olduğu yayını bize bildirirken, burada ki yayın ilkelerine aykırı olup olmadığına bakmıyor.Vatandaş rahatsız olduğu yayını şikayet ederek "yayını kaldırın" diyor. Kaldırılmadığını görünce parlamentoya gidiyor ya da gazetede yazıyor. Bakın biz herhangi bir yayını kaldırma yetkisine sahip değiliz. RTÜK'ün denetime ilişkin görevi şu; yapılmış olan bir yayının yasa koyucunun ilkelerine göre denetlenmesi. Bizim yaptığımız iş budur."

Son günlerde bir reklam filminde Nazi Lideri Adolf Hitler'in kullanılması konusuna da değinen Dursun, "Buraya gelirken beni Reklamcılar Derneği Başkanı aradı. Biliyorsunuz son günlerde bir reklam prodüksiyonunda Adolf Hitler kullanıldı. Bu konuda Musevi vatandaşlarda dahil şikayetler var. Dernek Başkanımız bana, 'bu konuda bir şey yapmayacak mısınız' dedi. Bende bu konuda hukukçu arkadaşların inceleme yaptığını ancak mevcut yasaya göre bir ihlal göremediğimizi söyledim. Vatandaşın sevmediği bir durum olduğu doğru ancak burada ihlal nedir? Burada biz bunu dikkate alıyoruz" dedi.

Televizyonlarda sıkça dönmeye başlayan Bal reklamları ile ilgili de konuşan Dursun, "Televizyonlarda son zamanlarda oynayan uzun ilaç ve bal reklamları var. Bugünde Tarım Bakanlığı bu bal reklamlarını yayından kaldırın diyor. Biz bir yayını yayından kaldıramayız. Biz yayıncıya bunu yayından kaldırın diyemeyiz. Biz bir sansür kurumu değiliz. Biz kurallara uygunluğuna bakar ve bir müeyyide uygularız" diye konuştu.

Türk izleyicisinin kendisi televizyon ile fazla özdeşleştirdiği eleştirisini yapan Dursun, "Türk izleyicisinin bir şeye dikkat etmesi gerekiyor. Bizim izleyicimiz televizyon dizilerinde izlediğinin; hayatın bizatihi kendisi ve gerçeği olduğuna inanıyor. Bizim en önemli problemimiz kanaat. Bakın televizyon bir eğlence, kurgu ve sanal dünyadır. Ama biz böyle görmüyoruz. Biz televizyonu hayatın dışa vurumu gibi görüyoruz. Televizyonda sevdiğimiz bir dizide karakter öldüğü zaman onun cenaze namazını kılıyoruz. Maalesef bunlar yaşandı. Böyle bir problemimiz var. Yayıncılarla bir araya geldiğimizde içerikler konusunda toplumun rahatsız olduğu dizilerdeki sorunları dile getiriyoruz. Burada şöyle bir duru ortaya çıkıyor.

1 yıllık televizyon reklam pastası 2 milyar 549 bin lira. Geçen seneye göre yüzde 20 büyüme göstermiş. Bu reklam pastasını bin 400 civarında radyo ve televizyon kuruluşu paylaşıyor. Sorun buradan geliyor. Reklam pastası bu kadar ve 23 ulusal yayıncı, 14 kamu yayıncısı, 200'e yakın uydu yayını ve yerel yayınların ayakta durmasının tek kaynağı reklamlar. TRT'yi bir kenara bırakalım. Elektrik faturalarından gelen yüzde 2 ile finanse ediliyor. Bunun dışında kalan tüm yayıncıların finans problem var. Bu problemi aşmak için izlenmek gerekir. Yani reklam almak için ne gerekirse yapmak zorundalar. Dolayısıyla izlenme kabiliyeti olan içerikte program yapmalısınız. Bunun için marjinal konulara ihtiyaç var. Bildiğiniz aile hayatını neden televizyondan izleyesiniz.

Meşru, normal ilişkiyi neden insanlar izlesin. Yayıncılarla konuştuğumuzda bunları söylüyorlar. Biz marjinal konuları işliyoruz, işlemezsek izlenmiyoruz diyorlar. İzlenmemiz için şiddeti ve marjinal konuları öne almamız gerekli cevabı veriyorlar. Böyle bir handikap var Türkiye'de.

Türkiye'de yayıncıların bize yaşanan hayatın kendisini resmetmesini isteme şansımızın olmadığını düşünüyoruz. Biz elimizden geleni yapıyoruz ancak bunun en önemli ayağı izleyiciler. İzleyiciler bu tür programları izlemeyecekler, protesto edecekler, karşı çıkacaklar. Ve dahası sanayiciler olarak sizler bu tür programlara reklam verilmeyeceksiniz. ABD'de Ebeveyn İzleme Komitesi diye bir şey var. Sivil bir teşkilat bu.Tüm programları izliyorlar ve reklam verenlere diyorlar ki 'şu programa reklam verirseniz sizin mamullerinizi boykot edeceğiz'. Bunun üzerine işadamı ona reklam vermiyor ve program yayından kalkıyor. Sivil baskının oluşması lazım. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı müsteşarı geçenlerde bana uğradı. Daha önce ki bakan döneminde bu proje ile ilgili çalışmalar başlamıştı. Bende ona lütfen bu proje ile ilgili çalışmaları tamamlayın. Sivil baskı oluşturmaya çalışalım ve bu baskı yolu ile izleyiciyi daha aktif hale getirilim dedim. Sivil inisiyatifi daha ön plana çıkarmalıyız."

Televizyonlarda bulunan akıllı işaretlerin tek başına yeterli olmadığını, ebeveynlerin bu konuda bilinçli olmasının şart olduğunu aktaran RTÜK Başkanı Dursun, "Biz programları denetlerken içeriklere ayırıyoruz ve yaş gruplarına göre yayın saatleri belirliyoruz. Bulunan en önemli çözümlerden biri bu. Fakat burada problem şu. Hangi tür programlar çocukları etkiler. Bu bir yorum. Şu varsayılıyor. Çocuklar günün belli saatleri ekran karşısında olmalı, belli saatlerde olmamalı. Biz önce ki yasamızda çocukların 23.00'e kadar ekran karşısında olduğunu öngörmüştük. Yeni yasamızda bunu 24.00'e çektik. Ancak bu biraz problem oluşturdu. Onu tekrar 23:00'e çekeceğiz. Bir tele logomuz var. 21.30'da haydi çocuklar yatağa diyerek sadece çocukları değil ebeveynleri de uyarıyoruz. Bu çok tuttu. Yayıncılarda bunu yerine getirdi. Bunu geliştirmek istiyoruz. Fakat çocuklar 21.30'da ekranı terk etmiyor. Çocuklara sorduğumuzda benim o saatte dersim bitmiyor diyor. Yüzde 80'ini yatmıyor. Çocukların belli saatlerde ekran karşısında olmaması için bilinç oluşmuş değil. Bu konuda ebeveyn bilinçlenmeli" diye konuştu.

İlköğretim okullarında okutulan Medya Okuryazarlığı Dersinin amacına ulaşmadığını da söyleyen Dursun sözlerini şöyle tamamladı: "Medya okuryazarlığı konusu çok önemli. Okullarımız bunu ders olarak gösteriyor. Çocuğun izlediği yayın karşısında televizyonda ki konulara eleştirisel yaklaşması gerekiyor. Okulda çocuklarımıza Medya Okuryazarlığı dersi gösteriyoruz ancak bunun çokta başarılı olmadığını görüyoruz. O ders saatinde öğretmenler çocuklara diğer derslerin deneme sınavlarını çözmeleri için fırsat olarak görüyor. Bu dersi seçen öğrencilerde bunu tespit ettik. Dolayısıyla amacına ulaşmıyor."

Dursun son olarak radyoların denetlenmesi konusunda eksiklerin olduğunu belirterek, "Dünyada artık radyo denetleyen hiçbir ülke kalmadı. Bunu belki zamanla halktan gelen şikayetler ile yapabiliriz. Ancak bunun için henüz bir çalışma başlatmış değiliz" şeklinde ifadeler kullandı.

RTÜK Başkanının konuşmasının ardından meclis üyelerinin sorularını yanıtladı. Meclis üyelerinin soruları genellikle izleyicinin yayınlanan program ve dizilerin etkisi altında kalabileceğini ve özellikle çocukların rol model alabileceğini belirterek bu konuda neler yapılabileceği üzerine oldu.

Prof. Dr. Davut Dursun'un cevabı ise konuşmasına paralel olarak programları yayından kaldırma yetkisine sahip olmadığını sansür uygulamadıklarını ifade ederek belli kurallar ve tele logolarla uyarılarda bulunduklarını dile getirdi.

Soru cevap bölümünün ardından SATSO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Kösemusul; RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun'a günün anlam ve önemini belirten bir plaket takdim etti.

Sakarya Valisi Mustafa Büyük ise Sakaryalı Ressam Oğuz Aydın'ın bir tablosunu takdim etti.

29 Mar 2012 - 14:21 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.809.838 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket İlerleyen hayatınızda memleketinize (köyünüze) yerleşmek gibi bir planınız var mı?