Saadet Partisi'nden 'yolsuzluk' çıkışı

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu üyesi İsmet Aksoy Türkiye'de yaşanan son gelişmeler ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.

Büyütmek için resme tıklayın

İsmet Aksoy, iktidarın siyasi irade üzerinde birtakım planlar kurgulandığını hissedip 'boyun eğmeyiz' demesi gerektiğini belirtti.

İsmet Aksoy açıklamasının devamında; "Tam 41 yıldır bu milletin vicdanı olabilmeyi başarmış yegane parti olan saadet partisi milli görüşün, dünyadaki ve Türkiye'deki bütün gelişmeleri bu sorumluluğunun şuurunda ele almaya, analiz etmeye, hak ve hakikatin peşinde koşmaya devam etmektedir.

Milli görüş hiçbir dönemde olayları kişisel düzlemlere indirgememiş; hiçbir kişiye, kuruma, kuruluşa "düşmanca' bir yaklaşım içerisinde olmamıştır. Karşısına hep 'batıl'ı koymuştur. 'Batıl'a karşı, bilerek ya da bilmeyerek 'batıl' adına yapılanlara karşı Hakk'ın yanında saf tutmayı taraf bilmişizdir. Kendimizi hiçbir zaman 'tarafsız' görmedik. Hiçbir zaman 'tarafsızız' diye de kendimizi tanımlamadık. Tarafımızı ilan etmekle kalmadık, "Hak Geldi Batıl Zail Oldu" düsturuyla bütünleşentarafımızın da şerefimiz olduğunu deklare ettik. Çıkar çatışmalarının, şahsi kavgaların, bir takım hesaplaşmaların, ihale savaşlarının o tarafında, bu tarafında, sağında solunda hiç bulunmadık. Taraf olunması gereken bir durum söz konusuysa 'onun', 'bunun' ya da 'şunun' değil hep 'Hakk'ın tarafında olmayı yeğledik.

Helalle-haramın, doğruyla-yanlışın, hakikatle-sanalın birbirine en fazla yaklaştırıldığı, izlerin birbirine karıştığı bu dönemde bu sorumluluğumuzun daha da arttığının bilincindeyiz. Asla kimsenin özel hayatına musallat olmadık. Asla kimsenin şahsiyetini zedeleyici bir yaklaşım içerisinde bulunmadık. Kimseyi karalama derdine hiç düşmedik. Kimseyi tehdit de etmedik. Kimseye şantaj da yapmadık. Kimseye karşı dosya da biriktirmedik. Ama gördüğümüz, bildiğimiz hak ve hakikatleri de hiçbir zaman sümen altına mahkûm etmedik. Hesabımız olmadı kimseye karşı. Ta başından beri bildiğimizi saklamadık, gördüğümüzü de yazdık.

İktidarlara muhalefetimiz oldu... Muhalefetimiz sadece ve sadece milletin derdi, ümmetin sızısı için oldu. Bugün de var... Yarın da olacak. Çok sert nutuklar attık. Kızgınlığımız da oldu, öfkemiz de oldu. Ama bu ümmet için, bu millet için kızdık, öfkelendik. Her yanlışı, her hatayı dahi alkışlamayı vazife sayanlar bir tarafa, biz hataları, yanlışları göstererek Allah (c.c.) indinde bugüne kadar herkese karşı gerçek dostluk sergiledik. O yüzdendir ki, eleştirilerimizi hep zihniyet üzerine inşa ettik. Yapılanlar ya da yapılmayanlar üzerine manşetlerimizi attık! Muhatabımız kişiler değil zihniyet oldu.

Bugüne kadar kimsenin kavgasının da bir tarafı olmadık. Bugün iktidar ile cemaat arasında cereyan ettiğini artık sağır sultanın bile bildiği kavganın da bir tarafında değiliz. Çıkar kavgaları hiçbir zaman bizim taraf olduğumuz bir durum değildir. Eğer bir kavga varsa, eğer bir süreç varsa biz bu kavganın, bu sürecin ancak milletimizi ilgilendiren tarafında bulunuruz.

Şimdi ortalığa dökülenlere bir bakalım:

"Bir Tarafta: Yolsuzluk... Rüşvet... İhaleye fesat karıştırma... Kara para aklama... Kasalar, deste deste dolarlar.

Diğer tarafta: Tehdit... Şantaj... Bel altı kasetler... Dosya biriktirme... Ne ararsanız var. 11 yıllık koalisyon çatlayınca bütün rezillikler ortalık yere döküldü... Üstelik etrafa saçılanlar daha hesaplaşmanın en başındakiler..."

Bu, sadece bizim kanaatimiz değil, gündemin merkezine oturan durumun ta kendisi. Bize düşen de bu durumu okumaktı. Lakin "Al birini vur öbürüne" diyecek değiliz.Ya da kimseye "sen zamanında şunları, bunları da yapmıştın, öyleyse şimdi gör bakalım gününü" diyecek de değiliz. Evet, geçmiş geleceğe, suyun suya benzediği gibi benzer. Evet, dünya etme bulma dünyası ama biz şimdi bu sayfayı da açacak değiliz. İstediğimiz şu ki; hukuk yürüsün, yürütülsün ve hak yerini bulsun. Varsa çeteler, varsa gizli yapılanmalar onlar da ortaya çıksın. Ancak şayiası arşa yükselen, epey zamandır dumanı tütmekte olan yolsuzluk ateşinin, rüşvet belasının, ihale takipçiliğinin, komisyonculuğun da önüne geçilmelidir. İktidar, eğer siyasi iradenin üzerine bir takım planlar kurgulandığını hissedip de "boyun eğmeyiz" demesi gerektiği gibi "biz yolsuzluk yapmayız, yapmadık" da diyebilmelidir. Bu cümleler 'berrak' bir şekilde kurulamıyorsa duman yersiz yere çıkmamıştır! Bu ateşin söndürülmesi gerekir. Hatırlatalım: İlahi adalet en büyük hakikattir...

"Beraber yürünen yolun, onca senenin" sonunda bugün karşılıklı ithamlar varsa eğer; ortada yanlışlar üzerine yürünmüş bir yol var demektir. Hangi 'yol'da olduğumuz mühimdir. Kiminle yola çıktığınız, kiminle yürüdüğünüz de çok önemli!En az kimi bırakıp kime koştuğunuz kadar!

"Yeni Türkiye" deniyor. Öyleyse bu millete düşen görev bu manzarayı iyi analiz etmektir. "Yeni Türkiye"nin Millî Görüş'süz olmayacağı bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Tarafınızı seçin diyorlar... Biz tarafımızı tam 41 yıl önce seçtik... Bugün de; ne yolsuzluk ve rüşvetin tarafında, ne de tehdit ve şantajın tarafındayız. Biliyoruz ki, Hak'tan taraf olmayan, bertaraf olur" dedi.

20 Aralık 2013 - Siyaset --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.950.117 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.