Cuma yazıları...Kimin kalbi temiz?

Cuma yazılarında bu hafta kalp temizliği ve ihlasla yapılan ibadet anlatılıyor...

Nişabur'da yaşayan "İbni Nüceyd" hazretleri, sevdiği bir gence sordu: - İbadetlerinden zevk alabiliyor musun evladım?
Delikanlı büktü boynunu.
- Maalesef efendim. Hiç zevk alamıyorum.
- Sebebini merak ediyor musun peki?
- Hem de çok.
- Bunun sebebi, günah işlemektir, buyurdu. Çünkü günahlar kalbi karartır. Kalb kararınca da ibadet zevkini duymaz.
Genç sordu:
- Tavsiyeniz nedir hocam?
- İslâm âlimlerinin, Evliyâ zatların kitaplarını çok oku evladım. O kitapları okuyanın kalbine feyiz akar.
Anlayamadı.
- Feyiz nedir ki hocam?
- Feyiz, nur demektir oğlum. Yâni kalbin temizlenir, nurlanır, parlar. Kalbi temiz olan da günah işleyemez.
- Neden?
- Çünkü kalbi temiz olanlara, günahlar çirkin ve iğrenç gelir.
Sordu yine:
- Hangi kitapları okuyayım efendim?
- Önce Peygamber Efendimizin hayatını oku, buyurdu. O iyi bilinmedikçe, İslâmiyet tam anlaşılamaz çünkü.

İlim, hayattır;
- Ey insanlar, din bilgileri hayat gibi, cahillikse ölüm gibidir, buyurdu.
Ve ekledi:
- Ancak kuru bilgi, vebaldir insana.
Anlamadılar.
- Nasıl yâni efendim?
- Yâni amelsiz bilgi, insanı kurtarmaz âhirette. Çünkü bilmek, yapmak içindir. Yapılmazsa, büyük vebal olur. Ancak amel de, yalnız başına kurtarmaz insanı.
- Başka ne lâzım? dediler.
- İhlâs, buyurdu. İhlâssız amel, hiçbir işe yaramaz.
Ve izah etti:
- İhlâs, niyetin hâlis, temiz olmasıdır ki, her yaptığını "Allah emrettiği için" yapmak demektir. Allahü teâlâ, böyle amelleri kabul eder ancak.
- Ya ihlâssız olursa? dediler.
Buyurdu ki:
- İhlâssız yapılan ameller, sahibinin suratına bir "paçavra" gibi çarpılacaktır âhirette.

Hayat acele etmeye gelmez

Yıllar önce, çok uzaklarda bir adam varmış. Bu adam çalışmak amacı ile çok uzaklara gitmiş ve yıllarca çalışmış. Sonunda memleketine dönme zamanı gelmiş. Bu çalışma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmiş ve evinin yolunu tutmuş. Evine doğru giderken yolu büyük bir şehirden geçmiş. Yolda yürürken köşe başında birisi "Bir nasihat bin akçe, bir nasihat bin akçe" diye bağırıyormuş. Adam düşünmüş: 'Nasıl olur, bir nasihati bin akçeye satarlar, ben yıllarca çalıştım ve sadece 3000 akçe biriktirdim' Bu ise pek akli ermemiş ama merak iste. Duramamış ve adama bin akçe vererek o nasihati satın almış. Nasihat " KADERDE NE VAR İSE O ÇIKAR" ve yoluna devam etmiş...
İlerde yine köse başında başka bir adam bağırıyormuş "bir nasihat bin akçe" diye. Adam yine dayanamamış bin akçe de o adama vermiş ve ikinci nasihatı da satın almış. İkinci nasihat da: GÖNÜL KIMI SEVERSE GÜZEL ODUR" Son kalan bin akçesi ile de yoluna devam etmiş. Tam şehrin çıkışında yine köşe başında bir adam bir nasihati bin akçeye satıyor. Adam bir parasına bakmış, bir de nasihati satan şahsa, dayanamamış ve kalan son akçesiyle de o nasihatı satın almış. Son nasihatte: "HİÇ BİR İŞ ACELEYE GELMEZ".
Parasız yoluna devam etmiş. Şehrin çıkışında büyük bir topluluk ile karsılaşmış. Topluluk telaş içindeymiş. Yaklaşmış ve oradakilerden birine neler olduğunu sormuş. Oradan birisi açıklamış, demiş ki : Burada şehrin tüm su ihtiyacını karşılayan bir kuyu var, ama kuyunun içinde de canavar var. Canavar suyu tutmuş, göndermiyor. Aşağıya kim indiyse bir türlü çıkamadı. Şimdi herkes korkuyor aşağı inmeye" Adam düşünmüş ve ilk satın aldığı nasihat aklına gelmiş. "Kaderde ne var ise o çıkar" aşağı inmeye karar vermiş. Aslında bu nasihatleri herkes bilir ama uygulayabilmemiz için belli bir bedel ödememiz gerekiyor.
İnince canavar hemen yakalamış ve yerine götürmüş. Demiş ki: "Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve bilemediler. Eğer sen bilirsen seni serbest bırakırım." Bir dizine sarışın ve dünya güzeli bir kadın, diğer dizine de kurbağa koymuş ve "söyle bakalım hangisi güzel?" demiş. Adam düşünürken aklına ikinci aldığı nasihat gelmiş ve "gönül kimi severse güzel odur" demiş. Bu cevap canavarın çok hoşuna gitmiş. Zira canavar,kurbağanın gözlerine aşıkmış. Adamı salmış ve suyu bırakmış. Almışlar krala götürmüşler ve ağırlığınca altın vermişler.
Adamımız yoluna devam etmiş ve nihayet evine varmış. Evinin camından içeri bakmış. Bir de ne görsün; karisi genç biri ile diz dize oturuyor. Hemen kılıcını çekmiş ve tam içeri girerken üçüncü nasihat aklına gelmiş "Hiçbir iş aceleye gelmez". Kılıcını kınına koymuş ve içeri girmiş. Hoş beşten sonra karısına o genci sormuş. Kadın da: "bey sen gittiğinde ben hamileydim ve bir oğlumuz oldu. Bu genç senin oğlun" demiş.

KADERİNİZ ve YOLUNUZ AÇIK ;
RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN...

16 Mar 2012 - 09:19 - Yaşam --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.766.200 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket İlerleyen hayatınızda memleketinize (köyünüze) yerleşmek gibi bir planınız var mı?