Sahaflar çarşı istiyor çünkü...

Sakarya'da bulunan sahaflar, şehirde bir kültür ortamı oluşturabilmek adına, sahaf çarşısı ya da sokağı olması gerektiğini söylediler.

Haber Resmi
Haber Resmi
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Mert Atalay'ın haberi

Ramazan dolasıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından Bulvar'da kurulan fuarda, işlerinin önceki yıllara nazaran giderek düştüğünü belirten sahaflar, Sakarya'da kültür ve etkileşim ortamı oluşturmak, insanları kitap okumaya teşvik etmek amacıyla, sahaf ve kitapçıların şehrin merkezinde göz önünde olması gerektiğini belirttiler.

Şehirde bulunan sahafların çok ayrık ve birbirinden kopuk olduğunu, bu sebeple kitap kaynağı bulmak isteyenlerin aramalarının sonuçsuz kaldığını belirten sahaf sahipleri, şehirde bu şekilde bir kültür ortamının oluşturulmasının şehrin geleceğine yüksek katkı sağlayacağını söylediler.

Sakarya'daki sahafların ilklerinden olan, ilk sahaf isimli dükkan sahibi Resül Akdağ; " Bu sene, diğer yıllara göre fuara ilgi umduğumuzdan çok az. Yüzde elli- altmış civarında düşüş var. Bu da teravih namazının 23.00'da bitmesi, insanların çıkmaması ya da eğlenceye gitmeleri. Meraklı olanlar bir saat kadar geziyorlar. Zaman dilimi kısıtlı olduğundan buradaki sektörün dönmesine yetmiyor. Standımıza bir akşamda yaklaşık 500 kişi geliyor, 30- 40 kişi alış veriş yapıyor.

Sakarya'daki sahafların genel durumuyla ilgili konuşan Akdağ," Bu konuyu geçen yıl valimiz de sordu isteğimizi arzumuzu, bunu dile getirdik. Fakat valimiz bunu dikkate almadı. Bu sene de yine valimiz geldi, aynı konuyu dile getirdim: ' Sayın valim, bizlere bir yer gösterin ki biz burada kaybolan sahafçılığı tekrar canlandıralım, şehrimize kazandıralım.' dedim.
Tabii bunu bizler değil de, yetkililer gerçekten sesimizi duysunlar, bize bir el versinler. En azından sahaflar çarşısı gibi şehrin umumi bir yerinde bir yeri tahsis etsinler, biz buna razıyız. Biz demiyoruz ki bize şurası burası, özel bir isteğimiz yok.

Sakarya'daki sahafların çok ayrı yerlerde bulunduğunun altını çizen Akdağ," Bizler sahafçılar olarak hep ayrıldık. Birimiz yerin altında, birimiz pasajın altında, diğerlerimiz başka yerlerde ikamet ediyoruz. Bu, müşteri açısından hem bizi bölüyor hem de bir arada olmamamız bizim çok büyük kaygımız oluyor. Müşterinin kafasında bir yer oluyor, sadece oraya gidiyor. Ben pasajın içindeyim, en eskilerden olduğum halde benim varlığım yokluğum belli değil. Burada ciddi bir sorun var aslında ama bu konuyu ne kadar dile getirsem de lafta kaldı, olmadı. Bir şeyler yapabilirsek en azından bize bir yer tahsis ederlerse, bizi bir araya toplarlarsa bu toplum için de bizim için de velinimet olur.
Bizler bir arada olup topluma daha iyi sunum yapar, çeşidimizi daha iyi yayarız. Sahaf görüntüsü daha iyi bir görüntü olur. Bizler şu anda toplumun kafasında bir sahaf olayı tam oturmuş değil. Bu da beraber olmamızın büyük kaybıdır. Eğer beraber olmuş olsak 60 bin üniversite öğrencisi var. Bir sahaf sokağı olabilir ya da bir yer verilip biz orayı zaten kendimiz de güzelleştirebiliriz. Bu 60 bin öğrenci, burada sahafın nerede olduğunu tek kelimeyle hemen bulur ve şehrimizi canlandırmış oluruz. Kitapla ilgisi olmayan insan bile orada bir sahafın olduğunu bilmiş olur. " dedi.

Fuar alanında stand açmış, yine şehrin eski Sahaflarından Osman Öztopaloğlu, fuar alanında halkın ilgisiyle ilgili olarak," Geçmişi aratıyor, eskisi gibi kitaba ilgi, merak yok. Eskiden kitap kurtları fuarları beklerlerdi. Şimdi pek göremiyoruz ama yine de şükrediyoruz, olana bereket diyoruz ve hizmetimizi vermeye devam ediyoruz.

Sahaf çarşısıyla ilgili düşüncelerini aktaran Öztopaloğlu," Planlar var, zannediyorum yetkililer de düşünmüş. Ben de destekliyorum, böyle bir proje olursa, toplu bir sahaflar ortamı, bir sahaflar çarşısı ya da sahaflar panayırı destekleriz, katılırız güzel olur."

Xir kitapevi sahibi Kadrican Mendi;" Adapazarı halkı genel olarak kitap okuyan bir halk değil. Daha doğrusu Adapazarı'na özgü bir şey de değil, Türkiye'de insanlar kitap okumuyorlar büyük oranda. Bu tabii 12 Eylül sonrası bir devlet politikası olarak ben bunu görüyorum, insanların sağa- sola bulaşmaktan, tabiri caizse engellendiği, kitabın zararlı gösterildiği bir atmosferde kuşak yetişti. İnsanların önceliği değilkitap. Buna rağmen, yanlış hatırlamıyorum 93 yılından beri kitap fuarları Ramazan ayında düzenleniyor Adapazarı'nda. 90'lı yıllarda da büyük oranla Adapazarı'ndaki İslami yapıların, dernek, cemaat, dergilerin baskısıyla, belediyeden talepleriyle bu oldu. Ondan önce Erkal Etçioğlu zamanında, seksenlerin sonunda oldu ama onun arkası gelmemişti. O zamandan beri devam ediyor, özellikle o süreç içerisinde 28 Şubat'dan sonra İslami camianın da soluğu büyük oranda kesildi. Daha doğrusu iddiası kalmadı, kimsenin söyleyecek bir sözü kalmadı AKP iktidarıyla beraber. Bunun verdiği bir yavaşlama var. Artık 90'lı yıllarda, kitap fuarları daha renkli, daha çeşitli olurdu. Farklı meşrepten farklı görüşten, farklı siyasetten, islami yapılar, cemaatler, herkes kendi kitabını, söyleyeceği bir sözü varsa onu ilan eden dergisini falan koyardı. Deprem sonrasında daha ticari bir ortama döndü Ramazan kitap fuarları. Ağırlıklı olarak Ramazan'ın bizde çağrıştırdığı bir takım aksesuarlar, tespih, takke, koku, misvak satışıyla beraber büyük oranda da mushaf üzerinden bir fuar derlemesi oldu. Ben 95 yılından bu yana takip ettiğim için yayınevlerinin, kitapevlerinin sayısı giderek azaldı. Son 3-4 senedir de son derece cılız çıkıyor, çok fazla renkli yönü yok. Daha çok ticari olarak katılım var. Ama maalesef ticari olarak da fiyaskoyla sonuçlanan süreci var.

Sakarya'da sahafları bir araya toplamak, kültür ortamı oluşturmakla ilgili konuşan Mendi;" Sahaflık, ortadan kalkmakta olan meslekler diye bir laf vardır ya, sahaflık öyle bir halde maalesef. Türkiye genelinde de bugün, İstanbul- Beyazıt'da sahaflar çarşısına gidin orada sahaflık yapan kimse yok, sınav kitabı satıyor herkes. Bunun mazur görülebilecek tarafı da var, insanlar ayakta kalmak için para kazanması lazım. Ne satıyorsa onu bulunduruyorlar. Sahaflığın böyle bir sıkıntısı var. Sahaflık dediğimiz şey, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e intikal eden sahaflık geleneği üzerinden düşünürsek birer kültür merkezidir aynı zamanda. Bulunduğu şehrin kültür merkezidir. Beyazıt'daki sahaflar çarşısını Ağrı'daki adam da biliyorsa, Hakkari'deki adama da sorsanız gitmese bile söyler. Çünkü orada bir kültür havzası olma özelliği var. İstanbul'da da bu işi sahaf olarak yapanların kitabiyata vukufiyeti yok büyük oranda. Osmanlıca'ya vukuffiyeti yok, Farsça- Arapça gibi doğu dillerine vukufiyeti yok. Vefat edenlerin yerine de yeni insanlar gelmiyor, gelen arkadaşlar da daha çok ikinci el üzerinden, sahaftan ziyade. Böyle genel bir sıkıntı var.

Adapazarı'nda da biz, bu durumun farkında olmakla beraber kitapevini ticari bir müessese olmasının paralelinde böyle bir havzaya, farklı görüşte insanların kaynak bulabileceği, tanışabileceği, bir fikir atmosferi, eskilerin dediği gibi "müsademe i efkârdan barika i hakikat doğar" diye bir laf var, belki bu çatışan fikirlerden yeni açılımlar yeni ufuklar elde edilebilecek kültürel alan, mekan, atmosfer oluşturulsun diye düşünüyoruz. Adapazarı'nda bu ne kadar olursa, işte biraz olabiliyor. Bizim dükkanımızın müdavimleri varsa bunlar genel geçer kitap okurundan ziyade genellikle farklı siyasetlerden ülkücü camiadan, solcu camiadan, sosyal demokrattan, islamcısından, irancısından ve saire farklı jenarasyondan insanlardır. Buraya bir canlılık katılıyorsa bu bir kazanım. Adapazarı açısından da bir kazanım. Bunun üniversite ayağı zayıf. Son yıllarda bu gittikçe de azalıyor. Bundan 10 sene önce üniversite hocalarından daha fazla gelen giden, aşinalığımız olan insanlar vardı. Şu anda bu sayı bir veya ikidir. Sakarya Üniversitesi'nde hocalık yapıp da ne var ne yok diye en azından bizim dükkanımıza bakmaya gelen insan sayısı çok az. Bu genel eğilimi gösteriyor. Kitaplarla üniversitenin ya da akademisyenlerin mesafesini, üniversite öğrencileriyle kitabın mesafesini de gösteriyor. Bunun dışında, politik kimliği olmayan, siyasal kimliği olmayanların dışında genel Sakarya halkının kitaba, dolasıyla kitapevlerine, sahaflara ilgisi çok düşük. Bunu hiç kıvırmadan söylemek lazım. "

Haberin Videosu

11 Ağu 2012 - 11:53 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.809.838 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket İlerleyen hayatınızda memleketinize (köyünüze) yerleşmek gibi bir planınız var mı?