Kış akşamlarının vazgeçilmezi...

Zengin vitamin ve mineral deposu ile enerji veren boza sağlığa sağlık katıyor. Uzmanlar hem tadı güzel hem de faydalı bu besinin bol bol tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.

Kış aylarında düşen vücut direncinizi artıran bozanın aynı zamanda probiyotik etkisi olduğunu belirten uzmanlar "Nitrozamin gibi kanserojen maddelerin vücuttaki oluşumunun önlenmesine yardımcı olur" diyor.

Şifa deposu bozanın diğer yararları şöyle:
- Boza, içerdiği laktik asit ile bağırsak florasını düzenler, sinirleri yatıştırır.
- Bozanın mayalanması sırasında oluşan laktik asit, hazmı kolaylaştırmaya yardımcıdır.
- Mide bezlerinin faaliyetlerini olumlu etkiler. Mide yanması gibi şikayetlerin oluşmasına engel olur.
- Bozada bulunan nikotinik asit, kolesterolü dengeler.
- Kalp-damar sağlığını korur.
- İçerdiği aktif mayalar sayesinde anne sütünü artırır.
- Öksürüğü keser.

[url=http://www.alikoka.com.tr/]SAKARYA'NIN MARKASI ASIRLIK BOZA.ALİ KOKA[/url]

Kış akşamlarının vazgeçilmesi olan boza Zengin vitamin ve mineral deposu ile enerji veren boza sağlığa sağlık katıyor. Uzmanlar hem tadı güzel hem de faydalı bu besinin bol bol tüketilmesi gerektiğini belirtiyor.Kış aylarında düşen vücut direncinizi artıran bozanın aynı zamanda probiyotik etkisi olduğunu belirten uzmanlar "Nitrozamin gibi kanserojen maddelerin vücuttaki oluşumunun önlenmesine yardımcı olur" diyor.

BOZANIN TARİHÇESİ

Üzerine tarçın atılmış bir boza, Türkiyede genellikle darıdan yapılan boza, başka ülkelerde yapıldığı yerin başlıca ürününe göre mısır, arpa, çavdar, yulaf, buğday, kara buğday, arnavutdarısı, gernik gibi tahılların unu, bazen da pirinç ve ekmek, nadir olarak da kenevir unu ve karamuk mayalandırılarak yapılır.

Boza, Mısır ve Kuzey Afrika sahilleriyle Akdenizli tüccar gemiciler aracılığıyla batıya, Hazar Denizi güneyinden doğuya, Asya içlerine ve Çine; İran ve Afganistana, Kafkaslardan kuzeye, Volga havzasına doğru geniş bir coğrafyaya yayılır.

İbn Battuta isimli Arap gezgini, 14. yüzyıl başlarında yazdığı seyahatnamesinde Türklerin bulunduğu Deşt-i Kıpçak bölgesini anlatırken Türklerin içtiği bir şıra olan bozayı anlatmaktadır.

'Tattığında ekşilik hissettiğim için hemen bıraktım. Yemekten çıktığım zaman bunun ne olduğunu araştırdım, anlattılar;

Duki (düğ = ince bulgur) tanelerinden yapılan bir nebizdir bu. Onlar Hanefi mezhebindendir ve nebiz onlar nezdinde helaldir. Buralılar dukiden yapılmış bu nebize buza (boza) adını veriyorlar.Evliya Çelebi 17. yüzyıl ortalarında İstanbulda 300′den fazla bozacı dükkânının bulunduğunu, bu dükkânlarda 1100 kadar bozacının çalıştığını aktarmıştır.

Osmanlıda fazla mayalandırılarak, içine afyon katılan bozahanelerin, 19.yüzyıla doğru ortadan kalktığı biliniyor.Türkiyede Boza KültürüBoza özellikle kış aylarında tüketimi tercih edilen bir içecektir.

Özellikle kışa denk gelen Ramazan aylarında tüketimi oldukça yüksektir.Boza, sokakta ve dükkânlarda bozacılar tarafından satılır.

Eski yıllarda akşamları yeni hazırlanmış sıcak bozalar, sokaklarda bozacılar tarafından bağırılarak da satılırdı.

2000′li yılların başından itibaren ambalaj sanayiindeki gelişme ve hızlı tüketim alışkanlıklarına paralel olarak +8 Cde 25 gün dayanan bozalar marketlerde satışa sunulmuştur.

Kaynak:alikoka.com.tr

30 Kas 2014 - 14:46 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.781.623 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket İlerleyen hayatınızda memleketinize (köyünüze) yerleşmek gibi bir planınız var mı?