Platform Musul'daki olaylar için çağrı yaptı!

457. hafta adalet ve özgürlükler eyleminde 'Ortadoğu'da barışın dilini hakim kılalım' çağrısı yapıldı.

Sakarya'da her cumartesi yapılan adalet ve özgürlükler eyleminde 457. hafta basın açıklamasını Diriliş Saati Dergisi adına Muhammed Emin Duman okudu. Duman Lice'de bayrağın indirilmesiyle yaşanan krize, IŞİD'in Irak'taki saldırılarına ve Suriye iç savaşının geldiği trajik duruma değindiği açıklamada 'Başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkelerinin Ortadoğu öncelikli olmak üzere tüm İslam dünyasına dönük politikalarını gözden geçirme zamanıdır.' ifadelerini kullandı.

Suriye'de yaşanan iç savaş için "İki yüz bine yakın ölü, milyonlarca mülteci, IŞİD, Nusra Cephesi gibi savaş ve ölüm makinası örgütlerin bölge insanının başına bela olduğu bir süreç?" ifadelerini kullanan Duman "İslam dünyasında mezhebive etnik ayrışmaya dönük çatışmalar durdurulmalı, emperyalizmin ve siyonizmin bölgedeki tezgahları bozulmalı, barışın dili hakim kılınmalıdır." dedi.

Açıklamada bölgede barış dilinin egemen kılınamaması durumunda ülkemizi de kasıp kavurabilecek bir şiddet sarmalının Müslüman halkları kuşatacağını söyleyen Duman,Allah( c.c)'tan böyle bir musibetten bizleri muhafaza etmesini niyaz ediyoruz." ifadelerini kullandı.

457.Hafta basın çıklaması şu şekilde:

"Emperyalizmin Ortadoğu'daki tezgahı bozularak barışın dili hakim kılınmalıdır!

Türkiye sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Bayrak krizi ve Musul Konsolosluğu baskınıgündeme oturdu.

Türk ve Kürt halkının barış için yegane umudu olan çözüm sürecinin başarısızlığı için adeta birileri tekrar düğmeye bastı. Geçmişte de defalarca seyrettiğimiz bir filmin tekrar vizyona sokulmaya çalışıldığı kokusunu alıyoruz.

Tüm halkımızı bu sürecin kesintiye uğramaması için çaba sarf etmeye, provokatif eylemlere karşı uyanık olmaya ve kardeşlik bilincini kuşanmaya davet ediyoruz.

Musul Konsolosluğumuz IŞİD militanlarınca basılarak 80 vatandaşımız rehin alındı. Rehinelerle ilgili pazarlık devam ediyor.

"IŞİD kimdir ve bu noktaya nasıl gelmiştir" sorusuna doğru cevap verebilirsek, olup biteni doğru anlayabiliriz.

IŞİD, El-Kaide örgütünün önce Irak türevi olarak ortaya çıkmış, sonra da Suriye'ye sirayet etmiş bir gerilla örgütüdür. İdeolojik olarak selefi ekolden beslenen bu örgütün en dikkat çekici tarafı insanları mümin-kafir olarak ayrıştırıp kendince kafir olanları cezalandırmada Allah adına kendisini yetkili görmesidir.

Bu örgüte göre tüm Aleviler ve Şiiler kafirdirler ve öldürülmeleri caizdir. Bu bakış açısına göre ülkemizin yaklaşık %15'ini oluşturan tüm Alevilerin katledilmesi caizdir. Böylesine acımasız ve cahil bir muhakeme ile karşı karşıyayız. İşgal ettikleri bölgelerde bazı Şiileri katlettiklerine dair haberler geliyor.

IŞİD örgütünün siyasi olarak da doğru değerlendirilmesi gerekir. Genellikle ezilmiş, mahrum bırakılmış ya da dünyanın dört bir tarafında Müslümanlara uygulanan zulme karşı bilenmiş gençlerin dinamizminin yanlış yönlendirilmesiyle oluşan potansiyelden beslenen bu örgütün yakın zamana kadarki ana destekçileri Suud ve Körfez ülkeleridir. Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri hem devlet bazında hem de ülkelerinde yaşayan kimi zenginler üzerinden örgüte uzun yıllar para ve silah akıtmıştır. Örgüte mensup militanlar İslam coğrafyasının en zalim rejimleri olan Suud ve Körfez rejimlerini görmezden gelme aymazlığını da halen sürdürmektedir. Bu durum El-Kaide için de aynen geçerlidir.

Son bir yıldır Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri kısmen IŞİD'e karşı tavır almışlar, buna mukabil Suriye'nin petrol bölgesini eline geçiren örgüt mali anlamda oluşan eksikliğini petrol gelirleri üzerinden gidermeyi başarmıştır.

Irak'ta Maliki yönetiminden rahatsız olan bazı Sünni aşiretlerin ve eski Baas yönetici ve komutanlarının desteğini arkasına alan bu örgüt son olarak Musul ve çevresindeki bazı illeri işgal etmeyi başarmıştır.

Dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta da IŞİD ve benzeri örgütlerinAfganistan, Irak, Suriye, Libya gibi zayıflamış merkezin yönetimlerin olduğu ülkelerde çok daha rahat manevra alanı bulabilmeleridir.

Bunun en son örneğini Suriye'de gördük. Özgürlük, insan hakları, demokrasi gibi kavramların arkasına sığınarak Suriye'de iç savaş başlatan Amerika ve batılı müttefiklerinin asıl niyetinin bu ülkedeki rejimi kendilerine ram etmek olduğu artık çok açık bir gerçek?

Şayet Esad kıblesini Amerika'ya çevirse idi bu iç savaşın başlamayacağını artık tüm siyasi uzmanlar kabul ediyor.

Türkiye'nin de lojistik ve askeri eğitim desteği verdiği Suriye iç savaşının geldiği trajik durum ortada? İki yüz bine yakın ölü, milyonlarca mülteci, IŞİD, Nusra Cephesi gibi savaş ve ölüm makinası örgütlerin bölge insanının başına bela olduğu bir süreç?

Başta Türkiye olmak üzere tüm bölge ülkelerinin Ortadoğu öncelikli olmak üzere tüm İslam dünyasına dönük politikalarını gözden geçirme zamanıdır. Artık İslam dünyasında mezhebive etnik ayrışmaya dönük çatışmalar durdurulmalı, emperyalizmin ve siyonizmin bölgedeki tezgahları bozulmalı, barışın dili hakim kılınmalıdır.

Aksi takdirde çok yakın bir zamanda ülkemizi de kasıp kavurabilecek bir şiddet sarmalının tüm Müslüman halkları kuşatması kaçınılmazdır. Allah( c.c)'tan böyle bir musibetten bizleri muhafaza etmesini niyaz ediyoruz.

Adalet ve zgürlükler Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi"

14 Haziran 2014 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 5.134.482 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Sakaryalılar alışverişlerinizi nerede yapıyor sunuz?
403 Erisim Engellendi

Error 403 Erisim Engellendi

Erisim Engellendi

Guru Meditation:

XID: 38352506


Varnish cache server