Türkiye'de 400 bin kişi Alzheimer'la yaşıyor

Yaşlanan nüfusun artmasıyla birlikte nedeni hala tam olarak bilinmeyen Alzheimer’ın görülme sıklığı da artıyor

Yaşlanan nüfusun artmasıyla birlikte nedeni hala tam olarak bilinmeyen Alzheimer?ın görülme sıklığı da artıyor. Halen dünyada 35 milyon, Amerika?da 5 milyon, Türkiye?de ise 400 bin Alzheimer hastası bulunuyor. Yapılan tahminlere göre bu rakamların 2030?da iki, 2050?de ise üç katına çıkması bekleniyor

Bellek ve diğer zihinsel işlevlerle ilgili beyin hücrelerinin ilerleyici şekilde kaybıyla kendini gösteren Alzheimer?ın nüfusun yaşlanması ile birlikte önemli ölçüde artması bekleniyor. Dünya Sağlık Örgütü?nün öngörülerine göre hasta sayısının 2030?da iki, 2050?de üç katına çıkması bekleniyor.

Türk Nöroloji Derneği Üyesi, Türkiye Alzheimer Derneği Ankara Şubesi Başkanı Prof. Dr. Esen Saka Topçuoğlu,Alzheimer hastalığının sık görülmesi ve ağır özürlülük oluşturması nedeniyle yalnız sağlık sorunu değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik bir sorun olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Topçuoğlu, ?Tahmini olarak dünyada 35 milyon, Amerika?da 5 milyon, Türkiye?de 400 bin Alzheimer hastası var. Nüfusun yaşlanması ile birlikte bu rakamların 2030?da iki, 2050?de üç katına çıkması bekleniyor. Hastalığın görülme sıklığı yaşa göre değişiyor. Kabaca 65 yaşında yüzde 1 olduğu, her 5 yılda bir ikiye katlandığı, 85 yaş üzeri yüzde 38 - 50?ye varan rakamlara ulaştığı söylenebilir. 65 yaş üzerinde sıklık yüzde 10?dur. Bu sayıda hastaya ne sağlık sisteminin ne de ekonominin hazır olmadığı söylenebilir? dedi.

En önemli risk faktörü yaş ve eğitim düzeyi

Alzheimer?ın tam olarak nedeninin bilinmediğini ancak hem genetik hem de çevresel etkenlerle beyin hücrelerinin önce birbirleri ile bağlantıları ve fonksiyonlarının bozulduğunu, ardından da bu hücrelerin hasarlanarak öldüğünü anlatanProf. Dr. Topçuoğlu, şu bilgileri verdi:

?Alzheimer?da en önemli risk faktörü yaştır. Bu nedenle toplumlar yaşlandıkça, hastalığın görülme oranı artıyor. Düşük eğitim ve kültürel seviyede hastalık daha fazla görülüyor. Eğitim ve kültürel seviyenin yüksek olmasının, daha fazla ve daha sağlam hücreler arası bağlantının gelişmesi yani kognitif rezervin artmasına neden olarak hastalığın gelişmesini önlediği ya da geciktirdiği düşünülmektedir.

Alzheimer hastalığında ailesel yatkınlık vardır. Ailede (anne, baba, kardeş gibi) bir yakınında Alzheimer hastalığı olan bir kişide risk, ailesinde Alzheimer hastalığı olmayandan daha fazladır. Diğer yandan Alzheimer hastalarının yüzde 10?undan daha az bir kısmında hastalık tamamen kalıtsaldır. Bu hastalarda hastalık, çok daha erken yaşta başlayabilmektedir.

Korunmak için alınması gereken önlemler

Alzheimer riskini azaltacak davranışların başında genç yaşlardan itibaren kalp ve damar sağlığını korumanın geldiğini ifade eden Prof. Dr. Topçuoğlu, şu uyarılarda bulundu:

?Orta yaşlardaki yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, şişmanlık, iyi tedavi edilmemiş şeker hastalığı, sigara ve aşırı alkol kullanımı hastalık için önemli bir risk faktörüdür ve bu risk faktörlerin kontrolü ile yani kan basıncının normal değerlere indirilmesi, kolesterol,ve şeker değerlerinin kontrolü, sigara ve aşırı alkol kullanımından kaçınılarak hastalık gelişme riskinin azaldığı gösterilmiştir. Ayrıca eğitim ve kültür seviyesi artan toplumlarda da hastalık riski azalmaktadır.

Sosyalleşmek, farklı hobilere sahip olmak, egzersiz yapmak, hastalıkta koruyucu hayat tarzıdır. Beslenmeyle ilgili olarak Akdeniz diyetinin (deniz mahsülleri, zeytinyağ, tam tahıllı, sebze ağırlıklı beslenmek, doymuş yağ ve kırmızı eti azaltmak) hastalık riskini azaltabileceği gösterilmiştir.?

Kafa travmaları riski 2 ? 4 kez artırıyor

Tekrarlayan orta ya da ağır dercede kafa travmalarının (bilinç kaybı ya da hafıza kaybına neden olan) hastalık riskini 2 - 4kez artırdığına işaret eden Prof. Dr. Esen Saka Topçuoğlu, çoğu trafik kazalarıyla gerçekleşen bu kafa travmalarından korunmanın, emniyet kemeri, kask takmak gibi yöntemlerle sağlanabileceğini bildirdi.

Bu bulgulara karşı dikkatli olun

Hastalığın erken ve en önemli bulgusunun bellek bozukluğu olduğunu anlatan Prof. Dr. Topçuoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;

?Yakın bellek bozukluğu, bir başka deyişle yeni bilgilerin elde edilmesinde zorluk nedeniyle hastalar yakın geçmişe ait olayları unuturlar. Söylediklerini tekrar tekrar söylerler. Aynı soruları tekrar sorabilirler, çünkü sizin cevabınızı öğrenememişlerdir. Randevularını karıştırabilirler. İsimlerde sorun olur. Konuşurken takılmalar, sohbeti yakalayamama, daha önceleri çok ilgili olduğu güncel olayları takip edememe görülebilir. Eşyalarını koydukları yerleri bulamayabilirler. Her zaman gittikleri, bildikleri yerlere giderken kaybolabilirler. İş ve sosyal yaşamlarında ya da evle ilgili işlevlerde beceriksizlikler görülür. Kimi zaman aşırı şüphecilik, aşırı takıntılı davranışlar hastalığın erken bulguları olabilir. Tabi ki bu bulgulara neden olabilecek Alzheimer hastalığı dışında başka hastalık ya da durumlar da vardır.?

19 Eyl 2014 - 15:39 - Kadın --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 3.297.334 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sakaryaspor'un yüzde 49 hissesinin satılmasını destekliyor musunuz?