Bozdağ: ' Böyle laiklik olur mu? '

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Yurtdışı Hizmetleri Konferansı'nda laiklik ile ilgili konuşan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 'Anayasada 24. maddeye baktığımızda dini ayin ve ibadetlere izin veriliyor. Ancak, dini ibadet ve ayinleri yasaklama yetkisini meclise veriyor. Böyle laiklik olur mu? Bunu meclisin elinden almak gerek' dedi.

Haber Resmi
Haber Resmi
+2
Haber albümü için resme tıklayın

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Yurtdışı Hizmetleri Konferansı, Sapanca ilçesinde başladı. Konferansın açılış gününe onur konuğu olarak Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ katıldı. Sapanca Güral Otel'de gerçekleştirilen konferansta konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 1965 yılına kadar hiçbir Diyanet İşleri Başkanının yurt dışına çıkmadığını ancak bugün 100'den fazla ülkede hizmet verdiklerini ifade etti. Görmez, yurt dışında görev yapan mesai arkadaşları ile bu vesilelerle yaptıkları istişare toplantılarının son derece önemli olduğunu belirterek, Türkiye'nin başka coğrafyalarda yeni hafızalar oluşturan bir ülke olduğunu dile getirdi.

KİMLİK EROZYONUNA UĞRAMIŞ KARDEŞLERİMİZE DESTEK
Görmez, 11 Eylül'den sonra değişen siyasi ortamlarda Diyanet İşleri Başkanlığının farklı projelerini ortaya koyduğunu ifade ederek şöyle konuştu: "Soğuk Savaş sonrası dünya gönül coğrafyamıza ilişkin ihtiyaçları artırmıştır. Ortadoğu ve Kafkasya'da bulunan kardeşlerimize sahip çıkmak bizim Müslümanlık görevimizdir. Kimlik erozyonuna uğramış kardeşlerimize bir destek çabası içerisindeyiz. Biz dini varlığımız açısından Balkan ve Kafkas kapılarını ihmal etmemeliyiz. Bu coğrafyada yeni bir durumla karşı karşıyayız."

Halen din özgürlüğü konusunda can yakıcı sonuçlar yaşandığını anlatan Görmez, şunları söyledi: "Aynı şekilde orada yaşayan Müslümanlar kendi imkanları ile kendi kimliklerini inşa etme konusunda ciddi zorluklar yaşıyor. Misyonerlik benzeri akımlarında hedefindeler. Tarihi ve kültürel dokusu ile uyuşmayan bir takım hareketlerde; bu kardeşlerimizi zor duruma sokmuştur. Ciddi manada güvenlik problemleri var. Son 8 ayda Kafkasya'da 60 alim ve din adamının öldürülmesi ne kadar ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kaldığımızı gösterir."

SOMALİLİ ÇOCUKLARI TÜRKİYE'YE GETİRİYORUZ
Bundan 60 yıl önce bir Müslüman azınlıktan söz edilemeyeceğini ancak şimdi her ülkede Müslüman azınlıkların bulunduğunu belirten Görmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Son yüzyılın sürgün milletlerinden olan Kırım Tatarları, Boşnaklar, Ahıska Türkleri bulundukları yerlerdeki acılardan kaçarak göçtükleri yerde azınlık statüsünde yaşamaktadır. Bu kardeşlerimiz bizden yardım talep etmektedir. Bunun gibi dünyanın dört bir yanında bulunan Müslüman azınlıklar ile temas halindeyiz. Birçok ülkede Müslümanlar açlık ve sefalet içindedir. Bizim yürüttüğümüz mücadelelerle bunları bir nebze aşabiliriz. Ancak, buralarda kalıcı çözümler sunmalıyız. Bu açıdan Somali'de bir çalışma başlattık. Kademeli olarak Somalili çocukları Türkiye'ye getiriyoruz. Bu açıdan 500 Somalili çocuk ve eğitim için Türkiye gelen din adamları mevcuttur " .

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, konuşmasına Afganistan'da şehit olan 12 askere Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dileyerek başladı. Bu toplantının son derece önemli ve tarihi bir toplantı olduğunu dile getiren Bozdağ, şöyle konuştu: "Böyle hassas bir konuda Diyanet İşleri Başkanlığının ilk kez yaptığı bir toplantı. Başkanımızın geçmişe dönük verdiği örnekler hepimizi etkiledi. Gelinen noktada bizim oturup yeniden değerlendirme yapmamız gerekir. Geçmişte yaşanan hadiseleri iyi tahlil etmeliyiz.
Biz zamanında yurt dışına çıkacak insanları döviz getirecek insanlar sandık. Bir şeyi unuttuk ki; o insanlarımız oraya dinlerini, kültürlerini ve dillerini götürdüler. Kısacası her şeylerini götürdüler. Biz zaman içinde bu insanlarımızın ihtiyaçlarını maalesef görmedik. 80'lerde ise tehdit algısı ile bunları görmeye başladık. 80'lerde vatandaşlarımızın yurt dışında kendi kurdukları dernekleri tehdit görerek bu insanlarımızın ihtiyaçlarını gördük. Gelinen noktada Diyanet İşleri Başkanlığının bu açıdan faaliyetleri son derece önemlidir."

İSLAM'A DÖNÜK HASTALIKLI BİR ANLAYIŞ OLUŞTU
Bozdağ, soğuk savaşın sona erdiğini ifade ederek şunları söyledi: "Arkasından yeni dünya kuruldu. 11 Eylül olaylarından sonra bambaşka bir anlayış hakim oldu. Soğuk savaşın ayrı bir bakışı, ondan sonraki dönemlerin ve 11 Eylül'den sonraki dönemin ayrı bir bakışı var. Bizim, yönetimlere yansıyan bu bakışları görmemiz lazım. Bizim 155 ülkede 6.5 milyon insanımız var. Avrupa ölçeğinde baktığımız zaman 11 Eylül'den sonra İslam'a dönük hastalıklı bir anlayış oluştu. İslam'ı terör ve şiddetle özdeşleştirmek isteyen bir medya ve siyaset anlayışını dünyanın pek çok ülkesinde görüyoruz. Bizim İslam'ın gerçek yüzünü ortaya koyarak ve çağın ihtiyaçlarını dikkate alarak tüm dünyaya İslam'ın gerçek yüzünü anlatmamızda büyük fayda var. Pek çok ülke kendi İslam Dinini ortaya çıkarmak isteyen yaklaşımlar ortaya koyuyor. Bu son derece yanlış. Türkiye'nin kendine has bir Hıristiyanlık oluşturma gayretine girmesi ne kadar saçma olursa, onların yaptıkları aynıdır. Bu toplumların birbirine ön yargı ile bakmalarını tetiklemekten daha öteye götüremez. Dinlere dönük her müdahalenin yanlış sonuçlar doğurduğunu tarih içinde görüp anladık. Ben yurt dışında görev yapan arkadaşlarımızın Kur'an ve Sünnet ışığında görev yapmalarını önemsiyorum. Mühendislikler dini başkalaştıran ve değiştirenlerin işidir ve sizin göreviniz bunların karşısında durmaktır."

ENTEGRASYON ASİMİLASYONUN KİBAR HALİ
Müslüman Türklerin Avrupa'da asimilasyon sorununa değinen Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Entegrasyon ve asimilasyon çok konuşulmaya başlandı. Entegrasyon asimilasyonun kibar halidir. Entegrasyondan, asimilasyon sonucu ortaya çıkıyor ki bu yanlış durumdur. Asimilasyon insan hakları suçudur. Biz Türkiye olarak hiçbir etnik yapıyı asimile eden yapıyı hayata geçirmedik. Bütün etnik yapıların özgürce yaşandığı bir ülke olmak için uğraştık. Bizim geçmişimiz çok kültürlülüğü barış içinde yaşatmıştır. Bu açıdan geçmişimiz ve bugünümüz ile övünebiliriz. Asimilasyonu önleyecek iki şey var. Dil ve din. Dil ve dini birlikte götüremezsek bugün 6,5 milyon vatandaşımız için ileride varmış deriz. Müthiş değişim yaşanıyor. İmamımız namaz kıldırdığı cemaate ulaşamazsa sorun vardır. Sizin hitap ettiğiniz cemaat ayrı bir dünyada ve ayrı bir kültürde yetişmiş bir cemaat. Bu yapı çok daha farklı. Güçlü bir bağlantı kurmamız gerek."

TÜRKÇE'Yİ İYİ ÖĞRETECEK MEKANİZMAYI HAYATA GEÇİRMELİYİZ
Bozdağ, Türkçe'yi iyi öğretecek mekanizmayı hayata geçirmek istediklerini ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: "Avrupa'da pek çok dostumuz bize Türklerin dil bilmedikleri için başarılı olamadıklarını söylüyor. Ancak, Avrupa'da yeni kuşağın dil derdi yok; fakat Türkiye derdi var. Türkçe bilmiyorlar. Çok başarılı olan Türklerle konuşuyoruz ve sanki yabancı biri de Türkçe'yi sonradan öğrenmiş gibi. Türkler yaşadıkları yerlerde iki dili de ana dili gibi konuşur. İşte burada bize önemli görev düşüyor. Biz Türkçe'yi iyi öğretecek mekanizmayı hayata geçirmeliyiz. Dil bilmeden çalışmış bir neslin çocukları çok daha farklı bir nesil olabilir. Bu açıdan biz önemli görevler düşüyor. O farklı bir dünyada yaşıyorsa, ben dinimi orası üzerinden anlatmak zorundayım. Dinin doğru öğretilmesi konusunda din adamlarımızın yaşadıkları ülkenin dinini bilmeliler. Kur'an-ı aracısız okuyamayan ilahiyatçılar olduğu sürece bizim başkalarına ulaşmakta sıkıntılarımız olur. Türkiye'de Arapça bilen ve sorunları bizzat kaynaklardan okuyabilen bir din adamı altyapısı oluşturmalıyız. İlahiyat Fakültesi mezunu Arapça okuyor ancak Arapça tercüme et dediğimiz zaman tercüme edemiyor. Dinimizin kaynaklarını mütercimlerin kaynaklarından değil, kendi gözünden okuyan bir ilahiyatçı yetiştirmeliyiz"

AVRUPA'DA TÜRK AİLELERİN ELİNDEN ALINAN ÇOCUKLAR VAR
Yurt dışında bulunan Gençlik Dairelerinin Müslüman Türk ailelerinin çocuklarını alarak Hristiyan ailelerine vermesini de değerlendiren Bozdağ, şunları söyledi: "Yurt dışında gençlik daireleri var. Ailelerimizin elinden alınmış çocuklar var. Bu çocuklar Hristiyan ailelere veriliyor. Elimizi vicdanımıza koyalım. Türklerde bu çocukları alabiliyor. Ama almayınca başkalarına veriyorlar. Neden almıyorlar diye baktığımızda sıkıntılar var. Bu çocuklar etnik yönden asimile oluyor. Bizim yavrularımıza sahip çıkmamız gerek. Başka ülkelerde idari yapılarla bizim çocuklarımızın elimizden alındığında Türk ailelerinin bunu alması, o ülke vatandaşlardan önce sahip çıkması gerek. 4 bin çocuk bugün Almanya'da Gençlik Dairelerinin elinde. Biz çocuklarımız kimliklerine sahip çıksın diye uğraşırken, bu yolla çocuklarımızın el değiştirmesine göz yumarsak vebalinden kurtulamayız. Bu açıdan aileleri bilinçlendirmeliyiz."

LAİKLİK DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ANA SİGORTASIDIR
Bozdağ, son olarak ise laiklik konusunda şunları söyledi: "Laiklik din ve vicdan özgürlüğünün ana sigortasıdır. Bunu doğru kullanmalıyız. Dini düzgün kullanmak isteyenin sigortası laikliktir. Türkiye'de laikliği yanlış yorumlayanlar da laikliği dini baskıcı gibi algılamışlar. Laiklik, dini gerçek manada baskılar olmadan yaşamanın teminatıdır. Anayasada 24. maddeye baktığımızda 14. maddeye aykırı olmamak kaydı ile dini ayin ve ibadetlere izin veriliyor. Ancak, dini ibadet ve ayinleri yasaklama yetkisini meclise veriyor. Böyle laiklik olur mu? Bunu meclisin elinden almak gerek. Anayasada kimse dini inançlarından dolayı kınanamaz ve suçlanamaz ancak yaşamak istediği zaman kınanabilir gibi bir şey ortaya çıkıyor. Bunların yeniden düzenlenmesi gerek."

19 Mar 2012 - 14:54 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.794.968 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket İlerleyen hayatınızda memleketinize (köyünüze) yerleşmek gibi bir planınız var mı?