361. kez aynı yerde toplandılar

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu, her Cumartesi günü gerçekleştirdiği eylemlerde 361. haftayı geride bıraktı.

Yapılan açıklamada;

" Ramazan ayının yarısını geride bıraktık. Bu mübarek ayın manevi atmosferi altında nefislerimizi tekrar gözden geçirme imkanı bulduk. Allah (c.c.) bizlere nefislerimizi ve toplumlarımızı arındırmayı nasip etsin.
Başörtüsü zulmü değişik boyutlarda sürüyor. İstanbul barosu başörtülü avukatlar için yeni bir uygulamayı yürürlülüğe soktu. Daha önce mahkemelerde söz konusu olan başörtüsü yasağı adliyelerde, hatta gittikleri haciz ve keşiflerde dahi uygulamaya koyuldu. Geçtiğimiz günlerde bir işi nedeniyle icra dairesine giren avukat bir bayan, başörtülü girmemesi konusunda uyarıldı. Uyarıya mesnet teşkil eden yazıda "Kamu alanı olduğu tartışmasız olan adliye binalarında, icra müdürlüklerinde, mahkeme kalemleri ile cumhuriyet savcılıklarında, keşif ve haciz mahallerinde başörtü takılmasının suç olduğu" ifade edildi.
İstanbul barosu başkanı Ümit Kocasakal ve ekibinin baro seçimleri öncesindeki bu şovunu şiddetle kınıyoruz.
En son bir kargo firmasında patlak veren başörtüsü ve namaz yasağı uygulamasının TÜSİAD bünyesindeki birçok işyerinde senelerdir kanayan bir yara olduğunu vurgulamak istiyoruz.
Kendilerini üstün sınıf olarak vasıflayarak Türk halkını maddi ve manevi olarak sömüren Kemalist sermaye sınıfı, sivil/askeri bürokrasi ve medya gruplarının, halkımıza dönük aşağılama ve dayatmalar dönemi etkisini yitirmiştir. Müslüman halkımız her şeyin farkındadır ve gasp edilen tüm haklarını direnerek geriye alacaktır.
Başörtüsü Müslüman kadının şiarıdır ve kamusal alan ve tüm okullar dahil herhangi bir zeminde kimsenin onu yasaklamaya gücü yetmeyecektir. Direnenler mutlaka kazanacaktır.
Suriye'de kan ve gözyaşı akmaya devam ediyor. İki ateş arasında kalan binlerce masum insan hayatını kaybetti.
Suriye'de devam eden kirli iç savaşın nedenlerini ve sonuçlarını doğru yorumlamadan yapılan tüm açıklamalar Amerikan emperyalizminin ekmeğine yağ sürüyor.
Amerikan emperyalizmi, Ortadoğu'yu gerek petrol ve diğer kaynakları yönünden, gerekse güvenlik açısından tam olarak kontrol edilebilir hale getirmeyi hedefliyor. Bu amaca matuf olarak senelerce diktatoryal rejimleri destekleyen Amerika, son dönemde kısmi bir strateji değişikliği ile Mısır, Tunus gibi ülkelerde kendi kuklası olan diktatörleri harcarken; Arabistan, Bahreyn, Yemen gibi ülkelerde de mevcut diktatörlerle devam kararı aldı. Bu yeni taktiğin ideolojik motoru da ?Ilımlı İslam' oldu.
Amerika yeni plan doğrultusunda değişime direnen Libya, Suriye gibi ülkelerde de; iç savaş çıkartmak ve buna bağlı olarak dış müdahale koşulları oluşturmak şeklinde özetlenebilecek bir stratejiyi yürürlülüğe soktu.
Amerika'nın Suriye konusundaki taşeronluğunu da Türkiye üstlendi. 1,5 sene öncesine kadar ?komşularla sıfır sorun' hedefi üzerinden kurgulanan Türk dış politikası, taşeronluk süreci ile "tüm komşuları ile sorunlu bir Türkiye" noktasına geldi.
Suriye'de bundan sonra ne olacağını kestirmek zor değil? İşte Irak, İşte Afganistan?
Irak'ı hatırlayalım... Irak'a müdahale sonrası demokrasi, barış, adalet, kalkınma gelecekti. Sonuç; bir milyonu aşkın can kaybı, binlerce bacımızın iffetine tecavüz, milyonlarca mülteci, dinmeyen mezhep savaşları, her gün patlayan bombalarla ölen yüzlerce insan, petrol ve diğer kaynakları Amerika ve İngiltere tarafından paylaşılmış, harap olmuş ve fiilen bölünmüş bir ülke?
Buradan halkımıza seslenmek istiyoruz. Bir ülkedeki diktatoryal düzen o ülkenin kendi dinamikleri ile yıkılırsa bunun adı devrim olur. Emperyal güçlerin desteği ile gerçekleşen düzen değişikliklerinin adı devrim değildir ve bu tip düzen değişiklikleri tıpkı Irak'ta olduğu gibi halkı daha da köleleştirir, ülkeyi kaos ortamına sürükler.
Ak Parti hükümeti Suriye konusunda ateşle oynuyor. Suriye'de barışın tesisi yerine iç savaşın tahrikçisi ve organizatörü pozisyonunu tercih eden Türk hükümeti bunun bedelini Suriye ve Türkiye halklarına ödetiyor. Suriye'nin kuzeyindeki Kürt realitesini ve güneydoğudaki son gelişmeleri bu çerçevede okumak gerektiği kanaatindeyiz.
Güneydoğu Asya'da eski adıyla Burma, yeni adıyla Myanmar'da Müslümanların çilesi sürüyor. Son yıllarda Amerika ile flört etmeye başlayan Burma rejimi; vatandaşlık hakkı dahi vermediği Müslümanları baskı altında tutmaya, karşı çıkanları hunharca öldürmeye devam ediyor. Ülkedeki Budist çoğunlukla Müslüman azınlık arasında eskiden beri var olan etnik ve dini gerilim, Amerika'nın bölgeye küresel kuruluşları ve istihbarat örgütleriyle gelmesi sonucu ekilen fesat tohumları sayesinde zirveye ulaştı. Çıkan çatışmalarda yüzlerce Müslüman katledildi. Son derece fakir olan bölge Müslümanları ile çok yönlü dayanışmayı hedefleyen girişim ve eylemler için tüm zeminler değerlendirilmelidir. Mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Burma Müslümanları ile kardeşlik bağlarımızı güçlendirelim. Bu bölgedeki küresel zalimler ve işbirlikçilerine karşı onurlu mücadelelerinde Allah Burma Müslümanlarının yardımcısı olsun. "
Sakarya Adalet Girişimi adına Diriliş Saati Dergisi

04 Ağu 2012 - 14:29 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.773.520 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket İlerleyen hayatınızda memleketinize (köyünüze) yerleşmek gibi bir planınız var mı?