Temel'den ağır sözler!

Fatih Mehmet Temel; Kızılay Serdivan Şube Başkanlığı görevinden alınmasından sonra Kızılay Yönetim Kurulu üyesi Sefa Saygılı ve Sakarya Valisi'ne eleştirilerini sürdürdü

Kızılay Serdivan Şube Başkanlığı görevinden alınmasından sonra yaptığı suçlamalarını sürdüren Fatih Mehmet Temel; "Kızılay Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sefa Saygılı'nın sahte rapor tanzim ettiği bayan doktorun annesi Şu an Kızılay Genel Başkanı olan Ahmet Lütfü Akar'ın eşidir. Bu durum Kızılay ilkeleri ile ne kadar bağdaşmaktadır? " diye sordu
Kızılay Serdivan Şube Başkanlığı görevinden alınmasından sonra yaptığı suçlamalarını sürdüren Fatih Mehmet Temel, geçtiğimiz yıl görevden alınan Adapazarı Şube Başkanı Şaban Koludra hakkında görülen davanın 14.02.2012 tarihinde Koludra'nın beraati ile sonuçlandığını açıkladı. Temel, Vali'nin Kızılay şubesini genel merkeze şikayet etmesiyle ilgili eleştirilerini de "bugün halen daha birçok işyerinde mühürsüz, izinsiz ve kime ait olduğu belli olmayan birçok kumbara bulunmakta, o kumbaraları açanlar dürüst, namuslu insan da biz mi sahtekardık, halen daha bunu anlayabilmiş değiliz " diyerek sürdüdü.
İşte Temel'in açıklamaları,
" Kızılay Baharı'nı başlatmak adına 10.02.2012 tarihinde yaptığımız basın toplantımız sonrasında sizlerle yine birlikteyiz. Kızılay'ın işgüzar kişilerden kurtulmaya, öncelikle Sakarya'daki işgüzardan kurtularak başlayacak olması beni oldukça memnun etmiştir. Malumunuz üzere geçtiğimiz yıl görevinden alınan Adapazarı Şube Başkanı arkadaşımız Sayın Şaban Koludra hakkında görülen dava 14.02.2012 tarihinde Sayın Koludra'nın beraati ile sonuçlanmış olup, bu süreçten sonra kendisinin görevine iade süreci hayata geçmek zorundadır. Bundan dolayı Sayın Koludra'ya ve ekip arkadaşlarına geçmiş olsun der, ivedilikle görevlerine başlamalarını temenni ederim.
Malumunuz üzere geçen hafta birçok konuda açıklamalarda bulunmuştuk. Bu açıklamalar sonrasında bazı kesimler Sayın Vali'yi eleştirmeme tepki göstererek yaptığımızın yanlış olduğunu belirttiler. Şunu herkes bilmelidir ki yaptığımız açıklamalar ''Bölünmez bütünlüğüne inandığımız ve birliği için gerekirse canımızı seve seve vereceğimiz vatanımızın'' ilimizde ki en büyük idari makamı olan Valilik makamını hedef alıcı açıklamalar olmayıp, makamda bulunan ve görevde olduğu süre içinde milleti oluşturan bütün bireylere eşit mesafede durması gereken Sayın Vali'ye yönelik hak arama mücadelemizdir. Bizler için makamlar hiçbir zaman hedef değildir ve olamazda, ama hiçbir makam sahibi de eleştirilemez değildir bu böyle bilinmeli. Aynı şey milletimize atalarından miras olan ülkemizin ulu çınarı Kızılay'ımız için de geçerlidir. Yaptığımız açıklamalar Kızılay'ımızı zarar verici, rencide edici hadiseler olmayıp, tamamen makam sahiplerinin usulsüz ve hatalı davranışlarını milletimiz ile paylaşmamızdan ibarettir.
Yine bu süreçte bir kısım vatandaşımız niçin görevde iken bu açıklamaları yapmadığımı sorgulamışlardır. Herkes şunu bilmelidir ki şahsım bu açıklamalarla ilgili fikirlerini görevde iken beyan etmemiş olsaydı bugün halen daha Kızılay Serdivan Şube Başkanı olarak çalışmalarına devam ediyor olurdu. Görevde iken iç mekanizmalarda yaptığımız hatalara karşı eleştirilerimizi, artık iç mekanizmalarda dile getiremeyeceğimizden ve değiştirilmesine katkı sağlayamayacağımızdan dolayı milletimiz ile paylaşılmaktadır. Bu açıklamalarımızda art niyet aranması, o kişilerin art niyetli olduklarını gösterir. Şu hiçbir zaman unutulmamalıdır ki Türk Kızılayı Türk milletinin öz varlığıdır ve öylede kalmaya devam edecektir. Bizlere atalarımızdan miras kalan bu değerli kuruma her zaman sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Bu süreçte saygıdeğer Kızılay dostlarından ve bağışçılarından da desteklerini sürdürmelerini ve Kızılay'a sahip çıkmaya devam etmelerini talep ediyorum fakat bağışları ile ilgili denetim mekanizmalarını da çalıştırmalılar.
Diğer taraftan gerek mail yolu ile gerekse sosyal paylaşım sitelerinde yaşanan süreçten dolayı kan bağışı yapmama eğilimine giren bağışçılarımıza da şunu belirmek isterim; sizler asla ve asla kan bağışı yapmaktan geri kalmayınız, unutmayınız ki bağışladığınız her bir ünite kan bir vatandaşımızın belki de hayatını kurtarmaktadır. Hiçbir olay bir vatandaşın tekrar hayata dönmesinden daha önemli değildir. Bizler küserek kenara çekilerek Kızılay'ı yönetenleri değil, ihtiyacı olan insanlarımızı cezalandırmış oluruz. Bundan dolayı kan bağışlarımızı aksatmamalıyız, bunu yaparken de Kızılay da ki yönetim eksikliğini ortadan kaldırmak içinde toplumsal olarak birlik ve beraberlik içinde hareket etmeliyiz.

Malumunuz üzere geçen hafta Sayın Vali'ye birkaç sual yöneltmiştim. Aradan geçen zaman içinde bu suallerimize yönelik bir cevap alamadık. Bu nedenle Devletimizi oluşturan Milletin bir ferdi olarak hem kendi adıma hem de diğer bireyler adına şunları tekrar sormak istiyorum;
Sayın vali;
Kızılay Serdivan Şube Başkanı iken bizi makbuzsuz para topluyorlar şeklindeki asılsız ve mesnetsiz habere istinaden Kızılay Genel Merkezine şikayet etmiştiniz.
- Peki sayın vali bugün halen daha birçok işyerinde mühürsüz, izinsiz ve kime ait olduğu belli olmayan birçok kumbara bulunmakta, bu kumbaralar acaba açılırken bir komisyon marifeti ile mi açılmaktadırlar, bu kumbaralar açıldığında tutanak tanzim edilmekte midir, bu kumbaralar için gelir makbuzu kesilmekte midir?
- Yok, eğer siz de bir kısım vatandaşımız gibi onlar hayır amaçlı kumbara, oralarda yanlış olmaz, Allah rızası için yapılan faaliyetler onlar diyorsanız,o zaman biz ne yapıyorduk, o kumbaraları açanlar dürüst, namuslu insan da biz mi sahtekardık, halen daha bunu anlayabilmiş değiliz.
- Her Cuma cami önerinde bisküvi kutusuna toplanan ve orada ki cemaattarafından sayılan yardımların sayımında görev yapanların hepsi sorunsuz bir şekilde görevlerini yapıyor da, sadece Kızılay Serdivan Şubesindeki gönüllü ve yöneticiler mi yanlış iş yapıyordu?
Şunu herkes bilmelidir ki amacımız toplumumuzun yardımlaşma duygusunu köreltmek, baltalamak değildir. Amacımız millete hizmet etme noktasında olan her bir görevlinin vazifesini en iyi şekilde yapmasını sağlamaktır. Amacımız tarafımıza atılmış olan çamuru gerçek sahiplerine iade etmektir. Dün olduğu gibi bugünde yarında ben ve diğer arkadaşlarımda yardımlaşma duygusu ile Cuma namazı çıkışında içimizde hiçbir kuşku ve endişe olmadan yardımlarımızı bugün eleştirdiğimiz bisküvi kutusuna atmaktan gocunmuyoruz. Biliyoruz ki biz o yardımları iyi niyetle bir amaç için veriyoruz ve bu amacımız dışında bir suistimal varsa onun sorumlusunun suistimali yapan kişi veya kişiler olacağını bilmekteyiz. Bizle yine aynı şekilde bir markette alışveriş yaptığımızda bize verilen bozuk paraları dönem dönem orada bulunan yardım veya sadaka kutusuna atmaktan gocunmuyoruz aksine bundan haz duyuyoruz.
Bu nedenle yaptığımız açıklamaların mecrasından çıkarılarak anlamsız noktalara taşınması milletimize yapılacak en büyük kötülüktür. Bu süreçte bizler üzerimize düşen sorumluluğu en iyi şekilde yapmaya devam edeceğiz. Ve hiçbir zaman Milletimizin en büyük özelliği olan bizi biz yapan, Türk Milletini diğer milletlerden ayıran en belirgin özellik olan yardımlaşma ve dayanışma duygusuna zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz.
Bugün ayrıca Kızılay Genel Merkez Yönetim Kurulu üyelerine şunu sormak istiyorum;
Kızılay genel merkezine halen görev yapmakta olan bir şube başkanı ile ilgili '' bu kişiyi Kızılay şube başkanlığı görevinden alın'' şeklinde bir yazı geldi mi?
Geldi ise niçin herhangi bir işlem yapılmadı?
Savcılığın görevden alınmasını istediği halde sizin himayenizde görevini sürdüren kişi suçsuz da, Kızılay Serdivan Şube Başkanlığı yönetimi mi suçlu idi?
Bu çifte standardın sebebi nedir? Nerede sizin eşitlik ilkeniz? Devletin savcıları tarafından talep edilen hususlar yerine getirilmiyor, ama Kızılay'ın ücretli personelinin talebi uygun görülüyor. Bu konuda da kamuoyunu aydınlatmanızı beklemekteyim.
10.02.2012 tarihinde yaptığım basın açıklamasının son kısmında Kızılay Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sefa Saygılı'ya bir sual yönelterek;
Sayın Saygılı Kızılay Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi iken bir bayan doktorun şark görevini İstanbul'da evine yakın bir hastanede yapmasını sağlamak için bu bayan doktorun annesine rapor verip vermediğinizi sormuş idim ve eğer vermiş iseniz Kızılay Yönetim kurulu Üyeliği görevinden istifa etmenizi toplumumuz adına sizden talep etmiştim. Fakat aradan geçen süreçte bu konu ile ilgili hiçbir açıklamanız veya uygulamanız olmadı.
Bu durumda milletimiz önünde size tanıdığım süre tamamlandığından, milletimizin bazı gerçekleri bilmesi için bugün ben burada bu konuyu açıklayacağım.
Geçen hafta sözünü ettiğimiz hadise, şahsımın görevden alınması sonrasında İstanbul Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bahse konu bayan doktor ile birlikte staj görevini yapan ve daha sonra şark görevi için tayini çıkan bir hekim arkadaşımızın yazdığı mektup ile tarafıma bildirilmiştir. Bu olayda en önemli hadise birazdan açıklayacağım gibi raporu veren kişinin ve alan kişinin halen daha ülkemizin ulu çınarı Türk Kızılay'ında yönetici olmalarıdır.
Geçen hafta sorduğumuz aslında varlığından şüphe etmediğimiz hadiseyi açıklıyorum;
Kızılay Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sefa Saygılı'nın staj sonrasında doktorluk görevinin şark hizmeti kısmını İstanbul'da evine yakın hastanede, Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, yani staj görevini yaptığı hastanede yapabilmesi için Annesine uygunsuz rapor verilen, halk dili ile sahte rapor verilen hekimin adı 'Gökçen AKAR'dır
Gökçen AKAR kimdir diye soracak olursanız, Gökçen AKAR, Şu anda Kızılay Genel Başkanlığı görevini yürüten Sayın Ahmet Lütfü AKAR'ın tek evladıdır.
Yanlış duymadınız , Kızılay Genel merkez Yönetim Kurulu Prof. Dr. Sefa Saygılı'nın sahte rapor tanzim ettiği bayan doktorun annesi Şu an Kızılay Genel Başkanı olan Ahmet Lütfü AKAR'ın eşidir.
Şimdi şunu sormak isterim;
- Sayın Sefa Saygılı, Sayın Ahmet Lütfü Akar bu yapılan adil bir şey midir?
- Bu durum Kızılay ilkeleri ile ne kadar bağdaşmaktadır?
- Böyle bir olayın içinde olmak ne kadar insancıldır?
- Böylesine bir duruma tevessül eden kişilerin Kızılay gibi bir kurumu yönetiyor olmaları sizce ahlaki midir?
- Bu olay sonrasında Milletin özvarlığı olan Kızılayı ne kadar daha yönetmeye devam edeceksiniz?
Bu soruları daha da çoğaltmak başka konuları da dahile etmek mümkündür, fakat ben bu kadarı ile yetineceğim, bundan sonra ki kısmı için yüce Türk Milleti gerekli değerlendirmeleri yapabilecek kabiliyettedir, ben o kısımlarına girmeyeceğim.
Bu açıklamam sonrası bir çok kesim beni düşman belleyebilir, farklı söylemlerde bulunabilir veya aklıma gelmeyecek durumlar ile karşılaşabilirim, bunların benim açımdan hiçbir önemi yoktur.
Ama buradan Sayın Sağlık Bakanımıza sesleniyorum, lütfen bu konuda gerekli müfettiş araştırmasını yaparak ilgililer hakkında yasal işlem yaptırınız.
Kasımpaşalı Sayın Başbakanımıza sesleniyorum, Sayın Başbakanım Kasımpaşalılığınız ile övünüyor, biz yiğit adamız diyorsunuz, ben de Oflu bir kardeşinizim ve bizler de yiğitliğimiz ile övünürüz, gurur duyarız. Bundan dolayı Oflu kardeşiniz olarak sizden bir talep de bulunuyorum. Lütfen basit işler peşinde koşan kişilerle ilgili gerekli işlemleri başlatın ve milletin öz malı olan Türk Kızılayı'nı millet adına hizmet edecek kişilere teslim ediniz. Bu millet adına sizden talebim ve beklentimdir.
Bundan sonraki süreçte de doğruluğuna inandığım konuları milletimiz ile paylaşmaya devam edeceğim. Bu süreçte bir yanlışım bir hatam olursa bunun bedeli her ne olursa olsun ödemeye de hazırım, inandığım doğrular adına dik durmaya ve bu doğruların peşinden koşmaya hiç durmadan koşmaya devam edeceğim.
Milletimizin yaşan süreçte Kızılay'a sırt çevirmemesini, aksine daha fazla sahip çıkmasını talep etmekteyim. Unutmayalım ki Kızılay atalarımızın bizlere bıraktığı en büyük ve en değerli miraslardan birisidir ve o mirası en iyi şekilde gelecek nesillere aktarmak boynumuzun borcudur. "

18 Şubat 2012 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.931.399 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Büyükşehir Belediyesi tren garını Kent Park içine taşımak istiyor. Peki sizin düşünceniz nedir?