Sapanca'da bir tepki yazısı!

Yazılarımdan rahatsızlık duyanlar, hak etmediğim bir cezayı eleştirel yazdığım bu yazılardan dolayı haksızca yazılan bir cezaya maruz kaldım. BAHATTİN TIKNAZ YAZIYOR.

Börtüler, böcekler, çiçekler...

Bir süredir bu sütunlarda doğup büyüdüğüm topraklar olan Sapanca'nın sorunlarını anlatmaya çalıştım...
Bununla ilgili yazılarımda da Sakarya ilinde hizmet alamayan veya üretemeyen
ilçeler arasında Sapanca'nın ilk sırada olduğunu yazdım...

Sapanca ve Sapanca halkının mağdur edildiğini, diğer ilçelere göre haksızlık
yapıldığını, Sapanca Gölü'nü Tem Otoyolu, NATO Boru Hattı, D–100 Karayolu ve
Güney Kolektör Hattı'nın kirlettiğini fakat cezalandırılanın Sapanca ve
Sapanca halkı olduğunu gündeme getirmeye çalıştım...

Yine bir köşe yazımda Sapanca'ya hizmet edenin, taş üstüne taş koyanın
düşmanım da olsa hizmet edenin hizmetkârı olacağımı, yapılan hizmetleri
kamuoyuyla paylaşacağımı belirtmiştim...

Buna rağmen yazdığım yazılardan rahatsızlık duyanlar, hiç hak etmediğim bir cezayı eleştirel yazdığım bu yazılardan dolayı haksızca yazılan bir cezaya maruz kaldım.

Sapanca'da bolca bulunan börtü böcek ve çiçeklerini sizlere anlatmaya çalışacağım...

İlk böceklerden başlayayım sonra çiçeklere nasıl olsa geliriz.
Sapanca'da yaz ayında çok meşhurdur Ağustos böceği. Bir de herkesin bildiği meşhur hikâye vardır:

Ağustos böceği ile karınca hikâyesi. Bu hikâyeyi anımsadığım kadarıyla
aktarmaya çalışayım sizlere.

İki tane Ağustos böceği yaz boyunca almış sazı eline vururmuş sazın teline...

Cır cır cır...

Ötürürmüş sazı ağacın dalında...

Aşağıda karıncalar ise yaz bitecek önümüz kış diye harıl harıl kışlık
erzaklarını taşıyorlarmış. Bir orduya yetecek kadar erzaklarını, sırtına o
küçücük cüsselerine rağmen gelecekleri için, çalışarak tüm ardiyelerini tıka
basa doldururlarmış...

İki Ağustos böceği sırtlarını ağaca yaslamış sazın tellerine cır cır diye
vururlarken hiç düşünmezlermiş karıncalar gibi kendilerinin de yaşamak için
çalışmalarının gerektiğini...

Çalışmak, üretmek lazım. Engelleri aşmak için projeler üretememişler.

Çünkü keyifleri o kadar iyiymiş ki bu rahatı bir daha nasıl buluruz diye
düşünüp bir tarafta güneş bir tarafta ağacın gölgesi kim takar karıncayı
dermişler...

Günler su gibi akıp geçmiş..

Kış kapıya dayanınca iki Ağustos böceği karıncanın kapısına dayanmış vurmuş
kapıya. Karınca karşısında Ağustos böceğini görünce buyur etmiş.

İçeriye girdiğinde karınca, Ağustos böceğini şöyle bir gezdirmiş evini...

Her taraf pırıl pırıl tertemizmiş.

İki Ağustos böceğinin karnı aç olduğu için kafası hep kilerdeymiş.
Karınca da kilerin kapısını açınca bir orduya yetecek kadar yiyeceği görünce, iki Ağustos böceği oldukları yere yığılmışlar.

Karıncalar hemen kolonya ile ayıtlıkları Ağustos böceklerine'' Siz güneşin
altında ağacın gölgesinde saz çalarken cır cır diye, bir aşağıya bakma
zahmetinde bile bulunmadınız. Kendinizden başkasını düşünmediniz. Kış gelir
üşürüz, aç kalırmıyız acaba diye düşünmediniz demiş..

Boynu bükük bir şekilde karıncanın evinden ayrılan Ağustos böceği, karıncanın
söylediklerini kulağıma küpe yapacağım dese de yaz gelince yine aynı şarkıyı
söyleyip durmuş: Saçlarını dağıtırsın rüzgârlara bırakırsın cırrrrrrrr
cırrrrrrrrrr....

Bu börtü böcek ve çiçek hikâyesi kısadan hisse olur mu bilemem
Ama şunu da yazarak noktayı koymak istiyorum...

Zaman her şeyin ilacıdır...

20 Mar 2011 - 19:21 - Medya --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.794.968 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket İlerleyen hayatınızda memleketinize (köyünüze) yerleşmek gibi bir planınız var mı?