Cumalı'nın başına gelenleri nasıl okumalı?

Sakarya Halk Gazetesi Yayın Müdürü Hüseyin Cumalı, Cumhuriyet Bayramı törenlerinde, protokol araçlarının tören geçişi güzergâhına park edilmesini haberleştirdiği için polis eşliğinde Basın Savcılığı’na götürülmüş ve ifadesi alınmış. Ardından serbest bırakılmış.

Cumalı’nın manşetinde anlattıkları doğru. Ancak haberin üslubu tartışılır. 

Sonraki gelişmeler ise her zaman tartışma konusu olacaktır ve olan da budur. 

İfade alınacaksa Cumalı savcılığa davet edilir, o da arabasına atlar ve gidip ifadesini verirdi.

35 yıllık gazetecinin adliye yolunu bilmemesi mümkün değil.

Sonrasında yasalar ne diyorsa gereken yapılırdı. Yani dava açılacaksa açılır, gerekmiyorsa takipsizlik verilirdi.  

Benim eleştirim bir gazetecinin polis eşliğinde ifade vermeye götürülmesine.  Asıl eleştirdiğim isi yaşanan olayda ve sonrasında meslek içi dayanışmanın durumudur.  

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne alternatif olarak, dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Toçoğlu tarafından desteklenip, il gazetelerinden birinin sahibi tarafından kurdurulan, ‘iktidar desteği aleni’ Gazeteciler Birliği tarafından yapılan açıklama bana biraz ‘adet yerini bulsun’ makamındaymış gibi geliyor!  

 Birlik Başkanı, Cumalı’ya yapılanlar için ‘hoş olmadı’ demekle yetinmiş.

Ardından da gelişmeleri izleyeceklerini beyan etmiş.

Olan olmuş, daha neyi izleyecekmiş Birlik Başkanı?  

Cumali’nin alındığı yere polisçe bırakılıp bırakılmadığına mı bakacakmış!  

Adliye önünde birlik üyesi Cumalı’yı yalndız bırakmayan meslektaşlarına bakıyorsunuz, Yanlış görmediysem Sakarya Gazeteciler Cemiyeti üyeleri Murat Uygun ve Zafer Tokuş var.

Birlikten kimse yok!

Birlik Başkanı ‘Cumalı’nın polis marifetiyle adliyeye götürüldüğünü duyduk’ diyor

açıklamasında… 

Sonrası?;

“Hiç de hoş olmadı, takip edeceğiz vs!” hepsi o kadar!  

Eee, bu işler böyledir. 

Özel davetlerde ildeki tepe yöneticilerin sağ veya sol yamacındaki koltuğu kapmak için tetikte beklersen...  

Hizmet vaadiyle halktan oy alanların yaptıklarını cilalayıp, yapılması gerekip de yapılmayanların üzerine şal örtüp gizleme çabasına girersen… 

İsrafa çeneni, yolsuzluklara gözlerini, pis kokulara burnunu, haksızlığa uğrayanların feryatlarına kulaklarını kapatırsan… 

Birlik üyelerini beleşinden ev sahibi yapmak için Büyükşehir Başkanı’na  arsa bağışlaması için yalvar yakar olursan… 

Arsa işi kılıfına uydurulamayınca, Romanlar için yaptırılan ancak ‘biz orada oturmayız’ diye reddettikleri konutlara fit olmay kabul edersen, kayıtlı üyene yapılan muameleyi ‘hoş olmadı’ diye geçiştirmekten başka şansın olmaz.  

Bu meslek ne çekiyorsa içinde beslediği ‘muktedir dalkavukları’ yüzünden çekiyor.

Hüseyin Cumalı da bunu bal gibi biliyor.

Son olayla tecrübelerine bir yenisini daha ekledi.  Ne diyeyim, geçmiş olsun!  

Not: Bu yazıyı Cumalı’nın polis eşliğinde ifadeye götürüldüğü günün akşamında o anın öfkesiyle kaleme almıştım. Cumalı’ya zarar gelmesin düşüncesiyle kendimi frenledim ve Karasu Haber sitesine koymadım. 6 Kasım günü Cumalı’nın Sakarya Halk Gazetesi’ndeki görevinden uzaklaştırıldığını öğrendim. Cumalı işine neden son verildi? Ama sesleri çıkmıyor. En cesuru Birlik Başkanı'ymış. Onun da ne şiş ne kebap makamındaki tepkisini gördük.   Cümlemize yazıklar olsun!

Cihan Ersöz Karasu haber

06 Kasım 2019 Sakarya/ Adapazari- Medya --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.925.359 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.