17 Ağustos Depremi'nin şiddeti meğer 7,4 değilmiş!

Jeofizik Mühendisi Dr. Savaş Karabulut, oda tv'de yayınlanan yazısında 17 Ağustosta yaşanan büyük felaketin aslında açıklanandan çok daha fazla şiddetli olduğunu söyledi. Jeofizik Mühendisi Dr. Savaş Karabulut "BDTIM sayfasından incelendiğinde Kocaeli depreminin büyüklüğünün güncellendiğini görebilirsiniz" dedi.

Aralarında Sakaryanında bulunduğu bir öok ili adeta yerle bir eden ve üzerinden geçen 21 yıla rağmen halen daha dün olmuş gibi hafızalardaki yerini koruyan o büyük felaket hakkında açıklanan bazı gerçekler hem okuyanları hemde bulgulara ulaşanları hayrete düşürmeye devam ediyor.

İşte o gerçeklerden birini de Jeofizik Mühendisi Dr. Savaş Karabulut, açıkladı. İşte Karabulut'un o yazısı ve 17 Ağustos Depreminin gerçek şiddeti...

Ülkemizde 1999 depremleri sonrası deprem kayıt istasyon ağları yoğun olarak kurulmuş olup, depremler konusunda kamuoyunu bilgilendiren iki farklı kurum bulunmaktadır. Bunlardan ilki ve tarihsel olarak en eski veri seti ve gözlemevine sahip olanı; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Merkezi (KRDAE) ve bu merkez bünyesinde bulunan Bölgesel Deprem-Tsunami Izleme ve Değerlendirme Merkezi (BDTIM)’dir. Diğer kurum ise T.C. İçişleri Bakanlığı tarafından yönetilen Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) bağlı Deprem Dairesi Başkanlığı (DDB)’dır. Her iki kurumda da farklı özelliklere sahip deprem kayıt cihazları bulunmaktadır.

AFAD’DA BAZI SISMOMETRELER NEDEN ÇALIŞMIYOR

BDTIM tarafından işletilen istasyon sayısı DDB’ye göre oldukça az sayıdadır. Deprem Dairesi Başkanlığı tarafından kurulan istasyonların asıl amacı kuvvetli yer hareketi (ivme ölçer) dediğimiz, bir deprem sırasından oluşan ivmenin kestirilmesine yöneliktir. Ancak günümüzde oldukça fazla sayıda hız ölçer (zayıf hareket) olarak isimlendirdiğimiz istasyonları da kurum bünyesinde mevcuttur. BDTIM tarafından kurulan sismik ağ içinde hız ölçer, ivme ölçer ve kısa periyot deprem kayıtçaları bulunmaktadır. Deprem Dairesi tarafından işletilen deprem kayıt cihazlarında ise oldukça fazla sayıda hız ve ivme ölçer cihazları bulunmaktadır. Ancak bu istayonların bazılarının neden pasif olduğu sorusunun cevabı: “İstasyonlarda bir sorun mu var ya da pasif olan deprem kayıt cihazları ihtiyaç fazlası mı” diye düşünülmektedir. Bu durum AFAD web sayfası incelendiğinde görülecektir (Şekil-1).  Üniversitelerin neredeyse hiçbirinde olmayan deprem kayıtçıları, kıt kanaat verilen projelerle alınmaya çalışılırken, AFAD’ın istasyonları neden bir kenarda (bozulmamış ve çalışıyorsa) bekletildiğini anlamak için bu soruları sormak gerekiyor.

DEPREMLERE AİT BİLGİLER NASIL DOĞRU VERİLEBİLİR


Tüm bu teknik detaylara girmemin sebebi ise olası bir depremde kurumların neden farklı deprem büyüklüğü, episantrı (depremin olduğu noktanın yeryüzeyindeki izdüşümü) ve derinlik bilgisi verdiklerine dair bilimsel bir açıklama getirme uğraşı içine girmek istemem. Yani hep bizlerin kendi kendimize sorduğu “Hangi kurum daha güvenilir” veya “Neden depremlerin derinliklerini, büyüklüklerini kurumlar farklı veriyor” sorularına yanıt aramak. Bu soruların cevabı genel olarak bu teknik detaylarda saklı. Her iki kurumunda genel olarak (özellilkle AFAD’ın) yeterli istasyonları (hatta belki de fazlası) olduğundan, bir deprem hakkında bilgi verildiğinde en doğru sonuçların da uyumlu olması beklenir. Ayrıca kullanılan deprem kayıtçılarının özellikleri de burada önemli. Ancak en önemli konu; depremlere ait seismogram (deprem kaydı) okumaları, yorumlamaları ve değerlendirmelerini yapan sismologlar (deprem bilimcilerin) konuya hakim olması konusudur. Son husus ise kurumların “otomatik” olarak yaptıkları sonuçların ne kadar güvenilir olduğudur. Genel olarak özellikle büyük bir deprem olduğunda ilk verilen deprem büyüklerinin uzman sismologlar tarafından tekrar ve detaylı incelendiğinde büyüklük ve derinlik bilgisi de bu nedenle değişmektedir. Bu nedenle tüm depremler için uzman sismologlar tarafından tüm depremlerin tekrar incelenmesi (Kandilli Rasarhanesi tarafından bu işlemin yapıldığını biliyorum) gerekmektedir.

Tüm bu nedenlerle bir depremin büyüklüğünü, yerini ve derinliğini; diğer ulusal ve uluslarası gözlemevlerinin sonuçlarından oldukça farklı bir şekilde vermek, “ortada olmaması gereken bir hatanın olduğunu” da gösterir nitelikte olduğunu düşünüyorum. Yani düşünsenize; bir depremin büyüklüğünü USGS, EMSC ve Kandilli 6.8 veririken, Orfeus gidip 5.2 büyüklüğünde verdiğini. Ya da bir depremin derinliğini AFAD 66 km olarak verirken, diğer tüm kurumlar 15 km civarı verdiğini. Ortada bir terslik olmalı, elbette. Ama nedeni nedir? Ya da “depremler ve patlama kayıtlarının kurumlar tarafından nasıl değerlendirildiği” ve “bir patlatmanın derinliğinin 3-5 km derinliğinde” olup olamayacağı konusunun da doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle depremin/patlamanın olduğu yerlerin koordinatlarını (episantr/hiposantr) doğru olarak verilmek zorundadır.

SİLİVRI DEPREMİNDE AFAD’DAKI SİSMOMETRELERE BİR ŞEYLER MI OLDU

Örneğin, 24 Eylül’de başlayan Silivri depremlerinin koordinatlarının karada ve “Trakya- Eskişehir fay zonu üzerinde vermek”, bilim insanlarını farklı bir yoruma götürecek ve bu yorumda günümüzde aktif olmayan  Trakya-Eskişehir fay zonu’nun aktif olduğunu sonucuna varmalarına neden olacaktır (Şekil-2 ve Şekil-3).

Hatırlanacağı üzere 17 Ağustos depremi sürecinde ilk olarak hızlı çözüm yapılarak (ki o zamanın kayıtçısı sayısı ve özellikleri şimdikilerle kıyaslanmayacak kadar yetersizdi) depremin büyüklüğü M:6.8 olarak verilmişti. Daha sonra depremin büyüklüğü Mw: 7.4 olarak belirtildi. Ancak günümüzde BDTIM sayfasından incelendiğinde Kocaeli depreminin büyüklüğü M:7.8 olarak güncellendiğini görebilirsiniz.

AFAD tarafından yapılan ilksel (otomatik) deprem çözümlerinde depremlerin lokasyonları, denizde değil, doğrudan karada ve Trakya-Eskişehir fay zonu olarak isimlendirilen fay zonu üzerinde verildiği (Şekil-2) incelendiğinde görülecektir. Ancak, benzer bir durum Boğaziçi Üniversitesi tarafından yapılan episantr tayini haritasında mevcut değildir (Şekil-3). Yani iki kurumdan birinde verilen bilgilerde bir terslik olduğunu ilk elden düşünmek, gerekmektedir. Ortada yanlış bir durum olmasının nedeni episantr yani depremlerin olduğu noktaların karada ve Trakya Esişehir fayı olarak isimlendirdiğimiz zon üzerinde gösterilmesiydi. Bu nedenle yukarıda yapılan yorum oldukça önemlidir.

2013 yılında güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası bilinen ve mostra veren (yüzeyde gözlenen) faylara göre (çok az kısmında belki de Jeofizik Çalışmalar –“sismik, elektrik, elektromanyetik veya gravite ölçümler” yapılmıştır) haritalanmıştır. Ancak yakın zamanda başlayan Manisa depremlerinin olduğu alanine tıpkı 2011 Van depremindeki gibi, diri fay haritasında olmaması, Türkiye Diri Fay Haritasının tekrar güncellenmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca yer yüzeyinde görülmeyen tüm fayların Jeofizik mühendislerince yapılacak Jeofizik ölçümlerle belirlenmesi gerekmektedir. Ancak günümüzde Jeofizik bölümleri “işsiz kalacağız kaygısıyla” öğrencilerin tercihleri arasında olmamaktadır. Burada bu ülkeyi yönetenlere de bu ülkenin Jeofizik Mühendislerini tüm kurumlarda istihdam etmeleri ve uzman sismologların yetiştirilmesinin sürekli bir ihtiyaç olduğunu da söylemeden edemeyeceğim.

AFAD NEDEN DEPREMLERİ KARADA VE 60 KM DERİNLİĞİNDE VEREBİLİYOR

Yukarıda ifade edilen Silivri depremlerine ait derinlik bilgisi de oldukça tartışma yaratan bir konu olduğunu hatırlayalım. Genel olarak depremlerin sığ (0-30 km arasında) olduğu her iki kurum tarafından doğru olarak verilse de, ortada depremlerin konumları gibi, derinliklerinin de doğru hesaplanmadığı durumunu araştırmak ve her iki kurumun sonuçlarını karşılaştırma ihtiyacı duydum. AFAD ve KOERİ tarafından verilen depremlerin derinlikleri de benzer tarih aralığı (24 Eylül 2009-10 Şubat 2020) için incelendiğinde; AFAD’ın 20-80 km derinlikleri arasında meydana gelen depremler verdiği görülmektedir (Şekil-4). Tablo-1’de ise bu depremlere ait büyüklük, derinlik ve lokasyon bilgileri verilmiştir. Derinlik bilgileri incelendiğinde yaklaşık 26-66 km derinlikleri arasında depremlerin olduğu bilgisi AFAD tarafından verilmiştir. Bu bilgiler bölgenin tektonik yapısıyla uyumlu olmadığını, veriler tekrar incelendiğinde görülecektir. AFAD bir yerlerde depremleri değerlendirirken hata yapmaktadır. AFAD bazı depremleri hem karada (Çatalca civarında, bu depremler AFAD kayıtlarında patlamalara ait olduğu da görünüyor) hem de oldukça derinde (sığ olmayan) verdiği görülmektedir.  Benzer bir durum Kandilli Rasathanesi verilerinde görülmemektedir. Yani AFAD tarafından verilen bu bilgiler bölgenin tektonik yapısıylada uyumlu değildir.

DEPREM VE PATLATMA KAYITLARINDAKİ FARKLILIKLARIN NEDENİ NEDİR

Her iki kurum tarafından verilen deprem kayıtlarındaki bu farklılık “patlatma kayıtlarında da görülmekte mi”  sorusuna yanıt vermek için “Şekil-5”de verilen harita incelenmelidir. Şekil-5 incelendiğinde Çatalca civarında bir patlama kaydının olduğu bu nedenle 1.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği ancak depremin derinliğinin 3.78 km olarak verildiği görülmektedir. Bu derinlikte bir patlama kaydının doğru olup/olmadığının irdelenmesi gerektiği düşünülmelidir. Yani ya bu bir patlama kaydına ait değil, depremdir, ya da bu patlama kaydının derinliği doğru değildir. Aynı tarih aralığı için Kandilli Rasathanesi Bölgesel Deprem Tsunami İzleme Merkezi’ne ait katalog tarandığında 29/09/ 2019 tarihinde (AFAD, 09/12/2019 tarihindeki patlatma kaydı mevcuttur) bir patlatma kaydı gözlenmektedir (Şekil-6). Bu noktanın ise AFAD tarafından verilen noktayla uyumlu olmadığı ve derinliğinin ise 0 (sıfır) km olarak verildiği görülmektedir. Bir patlama yapılmışsa derinliğinin de yüzey yakın ve hatta sıfır metreler civarında olduğu düşünülmelidir. Bu durumdan dolayı Şekil 5’de verilen derinlik bilgisinin doğru olmadığını düşündürtmektedir. Yani bazı depremlere ait bilgiler (episantr ve derinlik ve belki de büyüklük) gibi patlatma için AFAD tarafından verilen bazı derinlik bilgilerinin de doğru olamayacağı sonucuna varılabilir.

BU YANLIŞLIKLAR NASIL DÜZELTİLİR

Eğitime, bilime yeterince yatırım yapmak, bütçe ayırmak, ülkede yetişmiş Jeofizik Mühendisleri ve Sismoloji uzmanlarını bu tür kurumlarda istihdam etmek ve deprem kayıt cihazlarını da bu noktada daha verimli kullanmak gerekmektedir. Kurumlar tarafından yapılan otomatik deprem/patlatma kayıtlarının çözümleri sismoloji uzmanları tarafından istisnasız her deprem için kontrol edilmeli ve Türkiye Diri Fay haritası Jeofizik Mühendisleri’nce yapılacak projelerle yüzeyden tespit edilmelidir. Son Elazığ depreminde de bir yüzey kırığı görülmemiştir. Yüzeyde görülmeyen bir fay Jeofizik ölçümlerle (aktif olup olmadığı da belirlenebilir) belirlenbilir.  AFAD kurumu da yaptıkları bu yanlış değerlendirmeleri ülkedeki tüm depremler için tekrar değerlendirilmelidir.

Ekli Dosyalar

11 Şubat 2020 Sakarya- Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 5.134.482 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Adalı - 17 Ağustos depreminin şiddetide depremdeki can kayıplarının sayısıda o zaman düşük gösterildi.neymiş efendim Adapazarı halkı zenginmiş diyerek afet bölgesi ilan edilmedi.deprem Adapazarı depremi olmasına rağmen gölcük depremi diye adlandırıldı gelen yardımların çoğu gizlendi başka yerlere kaydırıldı .şimdi sular durulunca depremin şiddeti şu kadar bu kadar diye yayın yapılıyor.Allah korusun bugün bir deprem olsun o hasarlı binalarda daha çok kayıp verilecek.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 12 Şubat 11:24
02

Serdivanlıakt - Depremin "şiddeti" ile "büyüklüğü" arasındaki farkı halen anlayamadınız sayın gazeteciler. Sizler halka haber verirken daha dikkatli olmalısınız. Ölçüm yapılan büyüklüktür. Şiddet ise gözlemlere ve geçmiş depremlerin oluşturduğu etkilere bakılarak verilen bilimsel olmayan bir ifadedir. Depremin şiddetinin depremin büyüklüğünden fazla olması o yerleşim yerinin depreme hazır olmadığını gösterir, gelişmişlik düzeyinin zayıf olduğunu gösterir. Mesela 6.5 büyüklüğünde bir depremde çok az yapı zarar görüyor ve insanlara zarar gelmiyorsa o depremin şiddetinin çok daha küçük olduğu söylenebilir.

Tabi en önemli önlem deprem olmadan önce alınan tedbirlerdir. Bir de deprem sırasında yapılması gereken doğru davranışlar nelerdir bunları bilmekte fayda var.

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 12 Şubat 01:26
01

Seki - Çok mu önemli 7 si 8 i kaç olması. En ufak depremde şehir yerle bir şiddeti boşverin de önlemlerinizi alın boş haberlere laf kalabalıklığına gerek yok.

Yanıtla . 12Beğen . 3Beğenme 11 Şubat 18:32


Anket Sakaryalılar alışverişlerinizi nerede yapıyor sunuz?