Ölüm üçgeninde Behçet Cantürk nasıl öldürüldü

Gazeteci Soner Yalçın Sapanca-Hendek-Düzce arasındaki bölgede 1993-1996 yıllarında işlenen faili meçhul cinayetlerle Ölüm üçgeni olarak bilinen bölgede yer alan Sapanca'da öldürülen Behcet Cantürk Cinayetini yazdı..

Kırmızı Kedi Yayınevi, 90’lı yılların faili meçhul cinayetlerine ışık tutan, artık klasikleşen bir kitabı, Soner Yalçın’ın “Behçet Cantürk’ün Anıları”nı yeniden yayımladı. Bu kitabın ilk baskısı Su Yayınları tarafından 1996 yılında yapılmıştı.

Yeraltı dünyasının ünlü ismi Behçet Cantürk’ün adı, "PKK'ya yardım eden iş adamları" listesinin en başındaydı. “Liceli Beco” 14 Ocak 1994'te kaçırılıp öldürüldü.

Cantürk’ün yolu zırhlı, kurşungeçirmez otomobiliyle evine giderken, İstanbul'un en işlek caddelerinden Bağdat Caddesi'nde, üzerinde polis sinyal lambası bulunan sivil iki otomobil ile kesilmişti. "Polis" yazan yelekleri, ellerinde otomatik kısa namlulu silahlar ve telsizler bulunan sivil kişiler, Cantürk ve şoförünü otomobilleriyle birlikte alıp bir bilinmeze götürdüler. İki ceset bir gün sonra Sapanca Kırkpınar yakınlarındaki henüz hizmete açılmamış bir dinlenme tesisinin arka bahçesinde bulundu.

İstanbul Aksaray'daki bir oto galerisi polis yelekli, otomatik silahlı, telsizli “sivil” kişilerce basıldığında tarihler 28 Mart 1994’ü gösteriyordu.

Liceli Fevzi Aslan ve yeğeni Salih Aslan'ın cesetleri, Kınalı Sakarya TEM otoyolunda Hendek gişelerinin bir kilometre uzağında tarla içinde bulundu.

3 Haziran 1994 günü Yüksekovalı Savaş Buldan, Hacı Karay ve Liceli Adnan Yıldırım, İstanbul Çınar Oteli'nin gazinosundan çıkarken kaçırıldılar. Kaçıranlar, daha önceki her iki olayda olduğu gibi, polis yelekli, otomatik silahlı ve telsizli “sivil” kişilerdi. Buldan, Karay ve Yıldırım Bolu, Yığılca, Hacılar Köyü yakınlarında öldürüldüler.

 “ÖLÜM ÜÇGENİ”

Katiller cinayetleri işledikten sonra cesetleri hep aynı bölgeye bırakıyorlardı ve burası polis değil fakat jandarma bölgesiydi. Kaçırılıp öldürülenlerin cesetlerinin bırakıldığı yere medyada "ölüm üçgeni" ya da “şeytan üçgeni” adı verildi.

"Ölüm üçgeni", Ergenekon soruşturmasıyla birlikte, özellikle emekli general Veli Küçük’ün tutuklanmasından sonra yeniden gündeme getirildi. FETÖ’nün kara propagandası suçluyu saptamıştı bile. “Ölüm üçgeni” demek, Veli Küçük demekti!

Oysa bu üçgenin, Veli Küçük’ün il jandarma alay komutanlığını yaptığı Kocaeli ile hiç ama hiç ilgisi yoktu. Ama FETÖ’nün denetimindeki medya, ne zaman ölüm üçgeni konu edilse lafı hemen o dönemde Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanı olan Veli Küçük'e getiriyordu. Yandaş kanallarda bu haber verilirken görüntü olarak hep Veli Küçük'ü gösteriliyordu. Psikolojik savaşın kuralıdır, yalanı ne kadar çok tekrar edersen o kadar gerçek olur!

Kontrgerilla cinayetleri devam ediyordu.

11 Kasım 1994: Behçet Cantürk'ün avukatı Medet Serhat ve şoförü İsmail Karaalioğlu öldürüldü.

14 Aralık 1994: Avukat Faik Candan Ankara'da kaçırılıp öldürüldü.

(Oda tv)

12 Şub 2020 - 14:08 - Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 3.708.708 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket Hendek İlçesinin havaya uçan 7 kişinin can verdiği 114 kişinin yaralandığı havai fişek fabrikası kaldırılsın mı?