Küçük yaşlarda ilgisini çeken grafiti sanatı yaşam biçimi oldu

Küçük yaşlarda ilgi duyduğu grafiti sanatı hakkında kendisini geliştiren ve öncesinde hobi amaçlı yaptığı çalışmalar ile yaşam biçimine dönüştüğünü aktaran 18 yaşındaki lise öğrencisi Yağız Turan, grafitinin önü açılması gereken özgür bir sanat olduğunu belirtti.

+1
Haber albümü için resme tıklayın

Günümüzde çağdaş kent sanatı olarak da adlandırılan grafiti sanatı birçok insanın yaşam felsefesi durumuna gelmiş durumda. Çeşitli şekillerde ortaya çıkarak Dünya genelinde özellikle gençler tarafından sevilerek yapılan grafiti sanatı çoğu ülkede ise suç olarak kabul ediliyor. Gün geçtikçe ise sokaklarda amatör ve profesyonelce yapılmış grafitilerin sayısı artıyor. Sakarya Özel Altınküre Anadolu Lisesi öğrencisi Yağız Turan’da küçük yaşlarda ailesiyle sokakta gezerken gördüğü bir grafiti eserinin etkisinde kalarak, grafitiyi araştırmaya başladı. Araştırmalarının ardından öncesinde hobi olarak kağıt üzerinde çizimler yapmaya başlayan genç, daha sonrasında yaptığı sanatın kendisini özgür hissettirdiğini ve bir yaşam biçimi haline geldiğini belirtti.

Grafiti sanatının il ve ülke genelinde önünün açılması gerektiğini savunan genç Turan, illegal olarak hafızalara kaydolan grafiti sanatının aksine çok güzel ve özgür bir sanat olduğunu ifade etti. Kaçak bir şekilde tren ve duvarların boyanmadığı takdirde bu sanatın okullarda ders olarak verilmesi hatta belediyelerin de bu konuda atölyeler açması gerektiğini söyleyen Yağız Turan, bu sanatı icra edebilmesi için kendisine verdiği destekten dolayı öğretim gördüğü Sakarya Özel Altınküre Anadolu Lisesi’ne teşekkür etti.

Grafitiye nasıl ilgi duyduğunu ve daha sonrasında ise yaptığı araştırmalar sonucunda çizimler yapmaya başladığını aktaran 10’uncu sınıf öğrencisi Yağız Turan, “Grafiti ile sanırım 4 ya da 5 yaşlarında tanıştım. Ailem sanata karşı sürekli beni yönlendirmeye çalışıyordu ve bende bir şeyler çiziyordum. Sokakta gezerken ailemle birlikte duvarda bir yazı gördüm ve bu yazı benim çok dikkatimi çekti. Bunu öğrenmeye ve ne olduğunu bulmak için araştırmaya başladım. Tam olarak grafitinin ne olduğunu öğrendiğimde 8-9 yaşlarındaydım. Bunun üzerine bende belki bunu yapabilir, çizebilirim adına kağıtlar üzerinde bir şeyler yapıp, denemeye başladım. Önce gerek yerli sanatçıların yaptığı içerikleri taklit olmak olsun gerek yurt dışında ki sanatçıların içeriklerini taklit etmek olsun o şekilde başladım. Ama bunun üzerine grafitinin daha özgür bir sanat olduğunu ve daha herkesin kendisinden bir şey katabileceği bir sanat olduğunu öğrenip bunu anladıktan sonra artık kendi çizim ve skeçlerimi yapmaya başladım. Yani tamamen kendi ruhumu yansıtmaya başladım. Aşağı yukarı 15-16 yaşıma kadar sürekli kağıtlar üzerinde çalıştım skeç olarak çizmeye çalıştım. Kendimi bu yönde artık fazlasıyla geliştirdim yani en azından yaşım gereği geliştirdiğimi fark ettikten sonra duvara geçme kararı aldım” dedi.

Bir sevda, yaşam biçimine dönüştü

Öncesinde hobi amaçlı yaptığı grafitilerin kendisinde bir sevdaya hatta yaşam biçimine dönüştüğünü belirten Turan, bu sanatı yapması için kendisine destek olan okul ve öğretmenlerine de teşekkür ederek, “Artık kendi özgürlüğümü kazanmam ve kendi özgürlüğümü yansıtmam gerektiğini fark ettim. Bunun üzerine birkaç renk boya alıp sokakta gezerken bir duvar gördüm ve bunu boyama kararı aldım. Çantamda var olan skeçlerimden bir tanesini çizmek istedim. Kulaklığımı takarak müziğimi açtım ve boyayı elime aldığımda duvarı boyamaya başladım. Bu durum o kadar beni özgür hissettirdi ki, sanki o anda sadece kulağımdaki müzik, önümdeki duvar ve elimdeki sprey vardı, sanki başka hiçbir şey yokmuş gibi hissediyordum ve hala daha öyle hissediyorum. Öncesinde hobi amaçlıydı bu durum benim için ama sürekli içerisinde olmaya o zevk ve hazzı almaya başladıktan sonra hobiden çok bir sevdaya, yaşam biçimine dönüştü. Çünkü fazlasıyla özgür olabiliyordum bunu yaptığım zaman. Aynı zamanda kendi okulum olan Altınküre’ye de teşekkür ediyorum çünkü grafiti sanatıyla ilgili bana çok fazla yardımcı oluyor. Gerek boyalar, gerek duvarlar konusunda yardımlarından dolayı teşekkürlerimi iletiyorum” diye konuştu.

Çok geniş ve çok özgür bir sanat

İllegal olarak hafızalarda yer alan grafiti sanatının tam aksine önü açılması gereken çok güzel ve özgür bir sanat olduğunu savunan Yağız Turan, “Grafiti sanatının kesinlikle ilimizde ve ülke çapında çok fazla önünün açılması gerektiğini düşünüyorum. Bakıldığı zaman illegal yapan çok fazla insan var, kaçak yollardan duvar, tren boyuyorlar ve çok büyükte cezaları var. Grafiti dediğimiz sanat aslında böyle illegal bir şey değil, önü açılması gereken çok güzel ve özgür bir sanattır. Bu konuda ülkemizde bizlere kim yardım edebiliyorsa yardım etmesi lazım. Dediğim gibi çok özgür bir sanat ve herkes çok güzel içerikler çıkarabiliyor. Tren boyanmadığı ve kaçak bir şekilde duvarlar boyanmadığı sürece kesinlikle okullarda bunun dersi verilmeli ve hatta daha da ileriye gidecek olursak belediyelerin bu konuda atölyeler bile açmaları çok güzel olur. Çok geniş ve çok özgür bir sanat” şeklinde konuştu.

13 Mar 2020 - 11:57 Sakarya- Yaşam --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.821.606 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket Sakarya'da en çok hangi basın organına güveniyorsunuz?