Kitapsız kütüphanede Mevlana konuşuldu

Anadolu Gençlik Derneği Sakarya Şubesi’nin sosyal medya üzerinden her hafta Perşembe günü canlı yayınladığı Kitapsız Kütüphane programına ilgi büyüyor.

Her hafta doğu veya batı medeniyetinden bir mütefekkirin bir kitabın ve bir kavramın tanıtıldığı programda bu haftanın öne çıkan ismi  Mevlana oldu.

Mevlana’nın eserlerinin kaynağı başta Kur'an kıssaları olmak üzere tasavvufî menkıbeler ve geniş bir rivayet kültürü olduğunu ifade eden Ömer Bektaş, “Fîhî Mâ Fîh, Hazreti Mevlânâ’nın sohbet meclislerinde yaptığı konuşmaların orada bulunan müridleri tarafından kayda geçirilmesinden oluşmuş bir eser. Sohbet sırasında sorulan suallere verdiği cevaplar, orada bulunanların hâl ve hareketleri veya sözleriyle ilgili ara yere soktuğu cümleler, bunların hepsi kayda alındığı için okuyucuya adeta kendisi de o meclislerde bulunmuş gibi bir yakınlık hissettiriyor. Hazreti Mevlânâ bu sohbetlerde konuların daha iyi anlaşılması ve kalbe nüfuz edebilmesi için yer yer ayetlerden, hadislerden, atasözlerinden, bilgelerin öğütlerinden, içinde derin anlamlar barındıran şiirlerden örnekler veriyor. Mesnevi, ayetler, hadisler, telmihler, hikâyeler, fıkralar, özdeyişlerle dolu bir eserdir. Mesnevî’ de akla gelebilecek her konu işlenmiştir. Eserde bilgiler ve hikâyeler Âyet ve Hadislerle delil getirerek kuvvetlendirilir.  Mevlâna hikmetli sözleri ve gizli sırları hikâyeler yoluyla aktarmış ve anlaşılır olmasını sağlamaya çalışmıştır. Mesnevi Varlıkta birlik anlayışını hayali veya gerçekçi hikâyelerle anlatmaya çalışan bir eserdir. Hazreti Mevlânâ rubailerinin birinde Hâkikat yolunda yüreği sancılı olanlara şöyle öğüt veriyor, “Vadide hiçbir ayak izi yok, ama umutsuzlukta çok umutlar var. A gönül, sakın umut kesme, yarın can bahçesinde bir söğüt ağacı, sana dalından hurma verir”. Aslında biz Hazreti Mevlânâ’nın kurtuluşa çağıran bu sesini bütün eserlerinde duyuyoruz. Çünkü Hakk dostlarının her sözü, kirleri arındıran su ferahlığındadır. Onların ağzından yüreğimizi daraltan, zihnimizi bunaltan, bize sıkıntı veren ne bir söz ne bir kinayenin dile gelmesi mümkün değildir. Aksine insanın ta derinlerine nüfuz eden sözlerinin hakikatini ilâhî aşkın sırlarında aramak gerekir. Hazreti Mevlâna “Buluttan denize yüz damla düşer, ama aşk harekete gelmedikçe hiçbiri sedefte inci olmaz” diyor ve devam ediyor: “Sende bir inci var ki, denizleri doldurur. Hatta öyle bir inci ki, binlerce denizi incilerle doldur”.

SORU İŞARETLERİNİ ORTADAN KALDIRIYOR

Kitabın en önemli özelliklerinden biri de tasavvufun soru işaretli meselelerine açıklık getirmesidir. Hazreti Mevlânâ verdiği misâller ve öze inen anlatımı ile en zor meseleleri sade ve anlaşılır duruma dönüştürebilmektedir. Bu sadelik içimizde, nefsimizdeki sıkıntılarla yüzleşme ve Allah yolundan alıkoyacak hâl ve davranışlarımızdan vazgeçme arzusu uyandırır ve bakışlarımızı çer ve çöpten ibaret olan dünya süsünden ebedi olan güzelliğe yönlendirir.

"BİR HEYECAN VE HAREKET KİTABIDIR MESNEVİ"

Ömer Bektaş, Hazreti Mevlana'nın yüzyıllar öncesinde kaleme aldığı Mesnevi'nin günümüze gelmesi ve hala büyük ilgi görmesinin asıl sebebinin insanlara ümit, heyecan ve aşkı hissettirmesi olduğunun altını çizerek, "Bir heyecan bir hareket kitabıdır Mesnevi" dedi.

ALTERNATİFLER ÜRETMELİYİZ
Toplum olarak zor günlerden geçtiğimizi ifade eden Bektaş, “Hz. İbrahim’in ateşine su taşıyan karınca misali bizde elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz. Toplum olarak sağduyulu olmaya ve alternatifler üretmeye ihtiyacımız var. Kitapsız Kütüphane bu minvalde vücut bulmuş bir program. Allah nasip ederse her hafta farklı bir mütefekkir ve kitapla dinleyenlerimizin karşısında olacağız.” diyerek programı nihayete erdirdi.

07 Nisan 2020 Sakarya- Yaşam --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 3.031.053 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.




Anket Koronavirüse karşı sizce ne gibi tedbirler alınmalıdır?