HAVAİ FİŞEK DAVASI(9 Davanın ilk gününü yaşananlar

Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamaya ilişkin aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 5'i tutuklu 7 sanık, yeniden hakim karşısına çıktı. İşte duruşmanın ilk gününde yaşananlar

Sakarya'nın Hendek ilçesindeki havai fişek fabrikasında meydana gelen patlamaya ilişkin aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 5'i tutuklu 7 sanık, yeniden hakim karşısına çıktı.

Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince Ferizli ilçesinde yeni inşa edilen cezaevi kampüsündeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklarla müştekiler ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşma salonu binası içi ve çevresinde kolluk kuvvetlerince geniş güvenlik önlemi alındı.

Duruşmaya müştekiler, patlamada hayatını kaybedenlerin yakınları ve diğer izleyiciler yeni tip koronavirüs ( Kovid-19) tedbirleri uygulanarak alındı. CHP Grup Başkanvekili ve Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da duruşmayı izledi.

Duruşma başlamadan önce bazı müşteki ve hayatını kaybedenlerin yakınları sanıklara tepki gösterdi. Bu sırada mahkeme başkanı duruşma disiplininin bozulmaması konusunda uyarıda bulundu.

Yoklama yapılmasıyla başlayan duruşmada, müşteki avukatlarının tüm sanıklar hakkında olası kast hükümlerinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmesi talebini içeren dilekçe ile diğer belgeler zapta geçirildi.

- Fabrika sahibi Yaşar C: "Kaza olduğunda fabrikadaydım"

Söz verilen fabrika sahibi tutuklu sanık Yaşar C. olayda vefat eden çalışma arkadaşlarına Allah'tan rahmet dileyerek, haklarında yalan haberlerin yapıldığını ve savunma haklarının gasbedildiğini öne sürdü.

Avrupa standartlarına sahip olduklarını ve merdiven altı kaçak üretim yapan bir yer olmadıklarını anlatan sanık Yaşar C. "Patlayıcı fabrikası yapmak Türkiye'de kolay değildir. İçişleri Bakanlığının mevzuatlarına uygun olarak işletilmektedir." dedi.

Yaşar C, basında çıkan haberlere göre sanki işletmelerinde devamlı kaza yaşandığı ve her defasında isim değiştirerek üretime devam ettikleri yönünde yalan haberler üretildiğini iddia ederek, "Bu süreçte bize teröristmiş muamelesi yapıldı ancak ben binlerce kişiye istihdam sağlayan, dünyada bu iş kolunda tanınan önemli bir firmanın ortağıyım. Kaza olduğunda fabrikadaydım." şeklinde konuştu.

Fabrikaya yönelik sabotaj iddialarını dile getiren sanık, şöyle devam etti:

"Patlamanın ardından bölgeye gelen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Bey'e geldiğinde de bu olayın sabotaj olabileceğini belirttim. Fabrikamız standartlara uygun şekilde yapılmıştır. İlk patlama ile ikinci arasında 500-600 metre mesafe vardır. Bu yüzden ilk günlerden bu yana bu olayın sabotaj olabileceğini söyledim. Ben olaydan sonra gözaltına alınana kadar oradan hiç ayrılmadım. Yetkililere ve bomba imha uzmanlarına da bunu belirttim. Fabrikamız 2009 yıllarında sabotaj ihbarı almış ve askerler güvenlik gerekçesiyle nöbet tutmuştu. Bu nedenlerle sabotaj olabilir. Hem mesafe hem yüksekteki ve alçaktaki üretim yerlerine sıçraması mümkün değildir. Buralardaki ürünler de korumalıdır."

Hazırlanan bilirkişi raporlarına itirazlarda bulunan, Türkiye'de havai fişek alanında uzman bilirkişi olmadığını bu nedenle fabrikadaki bölümlerin kurallarına uygun yapılmadığını neye göre söylendiğini anlayamadığını belirten sanık Yaşar C, işletmenin 3 yılda bir ruhsat yenilendiği için mevzuata aykırı olmasının mümkün olmadığını, mevzuata aykırı bir fabrikanın 15 yıl çalışamayacağını ifade etti.

- "Ortaya atılan iddialar abartılıdır"

Yaşar C, fabrikalarının, Türkiye'de bir savaş çıksa ordunun gelip cephane üretilebileceği kadar önemli bir pozisyona sahip olduğunu savunarak, "Kaçak yapı inşa edildiği konusunda 3 kaçak yer yapıldığı doğrudur. 30 ya da 40 metrekaredir, bizim fabrikanın alanı ise 16 bin metrekaredir. Fabrika kaçak değildir, sadece buralar ruhsatı alınmamış yerlerdir." dedi.

Bilirkişi raporlarına değinen sanık, "Ortaya atılan iddialar abartılıdır. Raporlar işi bilmeyen kişiler tarafından hazırlanmıştır. Fabrika sürekli denetlenmektedir. İşletmemiz ayda 800 bin lira işçilere ödeme yapmaktadır. Bu nedenle 12 bin 500 lira gibi çok daha düşük bedelle gerekli sistemlerin yapılmadığı, bundan kaçınıldığı bilgisi gerçeği yansıtmamaktadır." ifadelerini kullandı.

Sanık Yaşar C, toplanma alanında sığınma bölgesinin bulunduğunu ve kazadan sonra herkesin burada toplandığını, sığınak ruhsatının alındığını ancak zorunlu olmadığı için inşa etmediklerini aktararak, şunları kaydetti:

"Fabrikada her şey standarttır. Olağan dışı bir gelişme olmadığı takdirde değişme olmaz. İşçilere yanmaz kıyafet verilmediği iddiasına gelince her bölümün kendi kıyafetleri vardır. Herkese yanmaz kıyafet verilmez. Aşçıya ya da muhasebe bölümüne yanmaz kıyafet verilmez. İş güvenliği eğitiminin yeteri kadar ve ehil kişilerce verilmediğine ilişkin 3 kimyagerimiz vardır ve bunların üçü de iş güvenliği uzmanıdır. Belli periyotlarla eğitim veririz ve devamlı denetlemeye tabi tutuluruz. Daha önce de çıkan eksikliklere düzeltmelerde bulunduk."

Yaşar C, kalan malları imha etmeye kalktıklarında bunların damperli kamyonlarla taşınmayacağı uyarısında bulunduğunu ileri sürerek, "Bize hiç sormadan taşıdılar ve herkes mağdur oldu. 8,5 aydır tutukluyum. Benim tutukluluğumun kimseye faydası yok. Ben senelerce yatayım ama kimseye faydası yok. Dışarı da olmam lazım ki işçilerin de mağduriyetini gidereyim." şeklinde konuştu.

Sanığın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi.

- "Kosova ve Sırbistan'a sipariş vardı. Cuma günü kaza oldu, pazartesi günü mallar yüklenecekti"

Mahkeme başkanının haddinden fazla üretim iddiasına ilişkin soruya sanık Yaşar C, "Fabrika zaten Kovid-19 nedeniyle 60-70 kişi eksikle çalışıyordu. Üzerlerine fazla malzeme verilenlerin söylediği yerde patlama olmadı. O söylenenlerin hiçbirinin patlamayla ilgisi yoktur." dedi.

Sanık Yaşar C, mahkeme başkanının depoda hangi malzemelerin olduğuna ilişkin sorusuna, "Torpil, mantar vardı. Yılbaşında listemizi bir önceki yıla göre çıkartır, programlama yaparız. Kosova ve Sırbistan'a sipariş vardı onları da yapmaya başlamıştık. Cuma günü kaza oldu, pazartesi günü mallar yüklenecekti." cevabını verdi.

Müşteki avukatının "Sabotaj ihbarlarına yönelik bulunması gereken tedbir planları bu fabrikada var mıdır?" sorusuna, sanık Yaşar C, "Bunlara ilişkin planlar var." dedi.

Sanık Yaşar C, bir müşteki avukatının "Bazı dokümanların savcılıkça alındıktan sonra kaybedildiğini söylediniz, bu konuda bir suç duyurusunda bulundunuz mu?" sorusuna da "Belgeler kayboldu demedim. Savcılık dosyaları aldı, ben o belgelerin olduğunu biliyorum ancak alınmadı da kayboldu mu eksik mi alındı onu bilmiyorum." yanıtını verdi.

Bir müşteki avukatının "Mağdurum dediniz, dikkatli olsunlar dediniz. Kimi kastettiniz ve hangi konuda dikkatli olmasını istediniz? sorusuna Yaşar C, "Çoğu beni tanır, çoğu eski işçiler. Ellerini vicdanlarına koysunlar, konuşurken doğru konuşsunlar." dedi.

Sanık Yaşar C, müşteki avukatının "Saygın bir işveren olduğunuzu beyan ettiniz, deneyimlisiniz. İş yerinize herhangi bir idari bir para cezasıyla karşılaştınız mı?" sorusuna sanık Yaşar C, "2011'deki kazada müfettişler vardı. Onlar gittikten sonra kaza meydana geldi, 2 kişi rahmetli oldu. İdari para ve 15 gün süreyle kapatma cezası aldık." yanıtını verdi.

Kendi avukatının "Fabrikada barut üretimi yapılıyor muydu? Barut üretimi için hangi tür makineler gerekir?" sorusu üzerine Yaşar C, "Barutu yurt dışından getiriyoruz, biri toz, biri de tane barut. İki tane ufak makinemiz var. Kalın gelenleri inceltiyoruz, bizim yaptığımız o. Barut üretmek için bizim fabrikadan daha büyük fabrikaya ihtiyaç var. Barut üretmek öyle iki makineyle yapılacak basit bir iş değil. Barut üretim fabrikası gezilirse görülür." diye konuştu.

- "Bu makinelerle barut üretimi mümkün değil"

Söz verilen fabrika sahibi tutuklu sanık Ali Rıza Ergenç C, savunmasında vefat edenlere Allah'tan rahmet dilediğini kaydetti.

Savcılıkta verdiği ifadesinin geçerli olduğunu belirten Ali Rıza Ergenç C, "Yaşar Bey'in ifadelerine aynen katılıyorum. Zaten her şeyi oğlum biliyordu, fazla diyecek bir şeyim yok. İlk fabrikamızı 1971 senesinde kurduk. Şehir içinde olduğu için şehir dışına taşımamızı söylendi. 2007’de buraya taşındık." dedi.

Mahkeme başkanının barut üretimi iddialarına ilişkin sorusuna, sanık Ali Rıza Ergenç C, "Keşke yapabilseydik barut. Devlet bile yapamıyor. Barut yapabilsem ne işim var havai fişek fabrikasında. İki makine var, eleme ve kırma. Bu makinelerle barut üretimi mümkün değil, 10 makine lazım barut üretimi için, avukatlarımız gerekli belgeleri sundu." dedi.

Sanık Ali Rıza Ergenç C, mahkeme başkanının ruhsatsız binaların bulunduğu iddiasına ilişkin sorusuna, "Çin Mahallesi'nde ruhsatsız yapılan 2-3 bina var. O binalar misketin depolamasını azaltmak ve kolaylaştırmak için yapıldı. Eksiklik olamaz bütün hepsi resimlenmiş şekilde dosyada var." karşılığını verdi.

- "Barut üretimi yapılmıyordu, böyle bir üretime hiç başlanmadı"

Duruşmada, tutuklu sanık Hasan Ali V'nin savunmasına geçilmeden önce söz alan bir müşteki avukatı, sanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe ettiklerini belirterek, sanıklar fabrika sahipleri Yaşar C. ve Ali Rıza Ergenç C'nin duruşma salonundan çıkarılmasını talep etti.

Bu konuya ilişkin görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, talebin somut bir delile dayanmamasından dolayı reddine karar verilmesini istedi.

Sanıkların duruşma salonundan çıkarılması talebinin reddine karar veren heyet, tutuklu sanık Hasan Ali V'nin savunmasını dinlemeye başladı.

Sanık Hasan Ali V, savunmasında, fabrikada pazarlama, alım-satım işlerine baktığını söyledi.

Çin Mahallesi'nde işinin olmadığını belirten Hasan Ali V, "Çin Mahallesi'ne hiç karışmıyordum. Üretim yerlerini geziyordum, kaytaranları uyarıyordum. Barut üretimi yapılmıyordu, böyle bir üretime hiç başlanmadı. Fabrikada yetkim yoktu, çalışandım. Patlama sırasında idari binadaydım, camlar üzerime geldi, yaralandım. Birinci patlamayı duymadım, ikinciyi duyunca dışarıya çıktım. İşçilere fazla üretim konusunda baskı yapmıyordum." dedi.

- "Patlama yerinde bir sorumluluğum yok"

Tutuklu sanık Erşan Ö. de fabrikada 13 yıldır çalıştığını söyledi.

Usta başı olduğunu aktaran Erşan Ö, "Çin Mahallesi'nde bir sorumluluğum yok. Olay meydana geldiği sırada idari binanın orada çim biçiyordum. Patlama sesi geldi. İkinci patlama oldu. Toplanma alanına doğru gittim. Kendimi fındık bahçesine attım. Patlama yerinde bir sorumluluğum yok. Suçsuzum, 8,5 aydır tutukluyum. Ailem ve çocuklarım perişan. Hasta çocuğum var. Eğer suçum varsa cezamı çekeyim." diye konuştu.

Mahkeme başkanının görev içeriği ve Çin Mahallesi'ne ilişkin sorusuna Erşan Ö, şöyle yanıt verdi:

"Ben sadece işçileri ve üretim miktarlarını kontrol ediyorum. Kıyafetler, üretim ekipmanları. Çin Mahallesi benim görev yerim değil, bazen iş dışında öylesine gidiyordum. Orada misket üretimi vardı. Barut üretimi yapıldığına dair bir bilgim yok. İşçilere haddinden fazla üretim yapılmasına dair bir baskıya şahit olmadım."

- "Odalarda sıfırdan barut üretildiğini gördüm"

Fabrikada sorumlu müdür sanık Asiye A, daha önce öğretmenlik yaptığını ve işe kimyager olarak başladığını anlattı.

Fabrikada ilgili bütün üretimlerin yapıldığını aktaran Asiye A, "Biz kimyagerler olarak herhangi bir kimyasal üretime karışmadık. Ürünlerin üretilmesindeki formüller bilindiği için biz hiç karışmadık. Hasan Ali Bey, üretim, çeşit, miktar ve sair bütün kalemlerle ilgileniyordu." savunmasını yaptı.

Her zaman kendi sorumluluk alanlarında gezerek, işçileri önlerinde fazla malzeme bulundurmamaları, makinelerin altına veya üstüne dökülen kimyasallar varsa hemen temizlemeleri konularında uyardığını belirten sanık Asiye A, "Torpil bölümünde yerler kuru ise ıslatılması için ikaz ederim. Parlama ve yanma tehlikesi nedeniyle her ne suretle olursa olsun çalışanları terlik giymemeleri yönünde uyarırım. Önlük, tulum, eldiven giymeyenleri uyarır, havai fişek bölümünde araçların uygun yerlerde tutulmasını denetlerim. Laboratuvarlarda da eksiklikleri görürsek uyarılarda bulunuruz." ifadelerini kullandı.

Asiye A, üretim yerlerinde fazla malzeme bulunması ve Çin Mahallesi'nde tüzüğe aykırı üretim iddialarına ilişkin, bu yerlerde depo sorumlularının bulunduğunu ve kendilerinin o bölümlerle ilgilerinin olmadığını dile getirdi.

Üretilen malzemelerin salgın sürecinde yurt dışına ve içine satılmadığı için depolarda durduğunu ancak ne kadar olduklarına dair bilgisinin bulunmadığını değinen Asiye A, şunları kaydetti:

"Odalarda sıfırdan barut üretildiğini gördüm. Üretim için ön işlemlerin başladığı 1-1,5 yıl olmuştur. Öncesinde yapılmasına dair herhangi bir bilgim yoktur. Ne kadar olduğunu da bilmiyorum, bu konuda bize de herhangi bir şey sorulmamıştır. Üretilen barutlar yeşil depoya konulmaktadır."

Sanık Asiye A, üretimden sorumlu olmadığı için iş yerinde çalışanlara fazla mal çıkarma yönünde talimatının olamayacağını vurgulayarak, "Daha önceden bize denetim olacağını bildiriyorlardı. Çin Mahallesi bilinmesi istenmediği için orası gezilmiyordu." iddiasında bulundu.

Bu arada sanığın çapraz sorgusu sırasında taraf avukatları arasında tartışma çıkması ve müştekilerin savunma avukatlarına sözlü müdahale yapması üzerine mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi.

- "Üretime öncelik verildiği için güvenlik önlemleri bertaraf edildi"

Aranın ardından savunma yapan iş güvenliği uzmanı tutuklu sanık Aslı B, Çin Mahallesi denilen bölgenin devlet denetim raporlarında ve uzmanların hazırladığı belgelerde bulunmadığını söyledi.

Salgın sonrası bakanlıktan yapılan genel talimat dolayısıyla saha turuna çıkamadığını, mayıs ayında da kurumdan istifa ettiğini aktaran Aslı B, fabrika yönetiminin uyarılarını dikkate almama yönünde tutum takındığını ileri sürdü.

Aslı B, mesleki geçmişinde eksik evraklar nedeniyle uyarı ya da ihtar almadığına dikkati çekerek, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Patlamanın ardından darmadağın olmuş ofisimden ilgili evrakları bulup savcılığa teslim ettim. Söz konusu fabrika patlayıcı-parlayıcı maddelerle üretim yapan bir yerdir. Böyle bir yeri patlama riski var diye şikayet edemezsiniz. Buradaki tehlike çalışanların yanlarına mevzuatın öngördüğünden fazla malzeme almalarıydı. Ben ve Asiye Hanım bu konularda defalarca uyarılarda bulunduk. 2019 yılında kontrol yapan müfettişler eksiklerin giderilmesi için 1 ay süre vermiştir. Firma bu sürenin ardından çalışmalarına devam etmiştir. Müfettişlerin çalışmasını durduramadığı iş yerinde iş güvenliği uzmanı olarak bunu benim yapabilmem nasıl beklenir."

Ali Rıza C'ye yaptığı uyarıların çoğu kez tepkiyle karşılandığını, periyodik kontrollerin, tatbikatların ve diğer hususlarda öneren pozisyonunda bulunduğunu iddia eden Aslı B, "Uzman olarak tüm sorumluluklarımı yerine getirdiğimi, önceliği iş sağlığı ve güvenliği değil, üretim olan fabrikadan olaydan 1 ay önce istifa ettiğimi ve bu olayda hiçbir kusur ve sorumluluğum olmadığını beyan ederim." diye konuştu.

Avukatların sorularını cevaplandıran Aslı B, Çin Mahallesi'nin işvereni tarafından gösterilen sorumluluk alanında yer almadığını ve izin olmadan söz konusu yere tek başına girmeye yetkisinin bulunmadığını belirtti.

"İş güvenliğinin öncelik olmadığı ve üretime öncelik verildiği için iş yeri güvenlik önlemleri bir şekilde bertaraf edildi." diyen sanık Aslı B, "Hasan Ali V. eksiklere dair tespitlerden hiç hoşlanmazdı. Zaman zaman gelip deftere yazdıklarıma bakardı. Bakanlıktan gelen müfettişler bizim yazdığım raporlar doğrultusunda iş durdurma kararı verebilirler. Bizim bu konuda yetki ve sorumluluğumuz yoktur." dedi.

- "7-8 ayda 3-4 ton barut yapmışızdır"

Fabrikada 2013 yılında kimyager olarak işe başladığını söyleyen sanık Ahmet Ç, "Yaşar C. ve Ali Rıza Ergenç C, 2014'teki kazadan sonra sorumlu müdür olmam konusunda teklif ettiler, ilk başta kabul etmedim. Sonra kabul ettim. Sorumlu müdür olarak yaptığım tek iş imza atmaktı. Diğer sorumluluklarımı yerine getiremedim çünkü Hasan Ali V, sürekli karışıyordu." ifadelerine yer verdi.

İşçilerin, pis ve tozlu bir yer olmasına rağmen rahatlığından dolayı Çin Mahallesi'nde çalıştığını anlatan Ahmet Ç, mahallenin sorumlusunun Çinli Yang olduğunu, kendisinin asistanlık yaptığını bildirdi.

Ahmet Ç, barut yaptırıldığını aktararak, "(Çinli usta) Yang, Ali Rıza Ergenç C'nin barut yapılmasını istediğini söyledi. Çok tehlikeli olduğunu ve yapmamamız gerektiğini söyledim. 'Deneme amaçlı yapalım, kalitesiz olacağı için istemeyecekler' diye düşündü. Misket barutu yaptık. Çinli usta, misket yerinde yapılmaması gerektiğini hem karışımı etkilediğini hem de misket üretimini aksatacağını söyledi. Bunun üzerine 3 ayrı bina yapıldı, barut üretim, eleme yeri gibi." diye konuştu.

Barutum kömür, kükürt ve potasyumdan oluştuğunu, fabrikada kükürt yerine su kullanıldığını dile getiren Ahmet Ç, "Çinli usta kükürt kullanılırsa ateşleme hassasiyetinin yüksek olduğunu, su kullanıldığında ise daha az tehlikeli olduğunu söyledi. Bu süreçte bir hafta barut bir hafta misket yapılıyordu. 7-8 ayda 3-4 ton barut yapmışızdır. Barut havai fişekte kullanılıyordu." savunmasını yaptı.

Kosova'dan müşterinin isteği üzerine ilk defa muska üretimi yapıldığını bildiren Ahmet Ç, "Bu konuda bize herhangi bir bilgi verilmediği gibi fikrimiz de sorulmadı. Muska yapımında neler kullanıldığına dair bir bilgimiz yok." dedi.

Patlamada gözünü ve kolunu kaybettiğini belirten Ahmet Ç, sanıklar Yaşar C, Ali Rıza Ergenç C. ve Hasan Ali V'den şikayetçi olduğunu ifade etti.

Sanığa yönelik çapraz sorgu devam ettiği sırada müştekilerin sanıklar tarafına sözlü müdahalede bulunması ve tartışma çıkması üzerine mahkeme heyeti duruşmaya yarına kadar ara verdi.

- Süreç

Sakarya'nın Hendek ilçesi Yukarıçalıca mevkisinde yaklaşık 15 dönüm üzerine kurulu havai fişek fabrikasında 3 Temmuz 2020'de saat 11.15'te meydana gelen ve olay yerine 50 kilometre mesafedeki kentin birçok noktasından duyulan patlamalarda 7 kişi hayatını kaybetmiş, 127 kişi yaralanmıştı.

Patlamaya ilişkin gözaltına alınan aralarında fabrika sahibinin de bulunduğu 5 şüpheli tutuklanmış, bir zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Kontrollü imha amacıyla Adapazarı ilçesi Taşkısığı mevkisine getirilen fabrikadaki patlayıcıların 9 Temmuz'da saat 11.35'te kamyondan indirildiği sırada meydana gelen patlamada da 3 asker şehit olmuş, 8 jandarma personeliyle kamyon şoförü yaralanmıştı.

İlk patlamaya ilişkin soruşturmayı yürüten Hendek Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezleke, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmişti. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 7 şüpheli hakkında hazırlanan 27 sayfalık iddianame, 1. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuştu.

Mahkemece kabul edilen iddianamede, 5'i tutuklu 7 kişinin "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıl 8'er aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

# HAVAİ FİŞEK FABRİKASI DAVASI İLE İLİŞKİLİ:

15 Mar 2021 - 22:33 Sakarya- Güncel --- Okunma

medyabar.com son bir ayda 2.943.952 kez ziyaret edildi.


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Medyabar Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Medyabar hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Medyabar editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Medyabar değil haberi geçen ajanstır.




Anket Covid-19 vakalarının arttığı Sakarya'da sizce ne yapılmalı!